• henry onyekuru için;

    6 kasım 2018 schalke 04 galatasaray maçından sonra "gerçek seviyesi belli oldu" yorumu yapılmışken 4 gün sonra kayserispor deplasmanından (10 kasım 2018 kayserispor galatasaray maçı) övülmüş... araya giren milli aranın ardından yine ve yeniden 23 kasım 2018 galatasaray konyaspor maçının ardından güzelce puan kaybının sorumlusu olduğu iddia edilmiş, hatta ve hatta yunus'un ne eksiği var bundan? diye sorulmuş...

    yetmemiş, 2 aralık 2018 beşiktaş galatasaray maçından önce "yap şovunu aslanım" diye başlanıp "büyük hayal kırıklığı" olarak bitirmiş onyekuru'cuğum... lige ayak bastığında savunmanın "s"inden haberi yoktu. hoca ile kendini buldu, takım savunmasına yardımcı oldu ve sol kanata geçtikten sonra çılgın attı. kanat oyuncularının 10+ gol atması gerektiği teorisine inanan biri olarak elinden geleni yaptı...

    şimdi sekidika başlığında neden onyekuru diyorum ona geleyim.
    1 ay içinde 4 farklı maçta 4 farklı yorum yapılan bir oyuncu onyekuru. iki maç övüp 3 maç gömülüyor çünkü lanet olası bitmek bilmeyen galatasaray seviyesi salaklığı devam ediyor.

    ufak bir hatırlatma yapayım. bu takımın alabileceği oyuncular bunlar.. kendinizi kaf dağında görmeyin. siz juventus, bayern filan değilsiniz. 100 milyon dolar bile etmeyecek bir ligin en iyi takımısınız o kadar. gelecek sezonda şampiyonlar ligine direkt gidip ondan sonra yüzde 99 ön eleme oynamaya başlayacaksınız. şampiyonlar ligi var 25 milyon euro gelir bedavacılığın sonuna geleceğiz inşallah.

    hal böyleyken sizin mane, firmino, salah almanız mümkün değil ama mane, firmino, salah'larınızı çıkarmanız mümkün. işte bu yüzden sekidika gibi oyunculara ihtiyacınız var. potansiyeli olan ama iyi bir eğitim almadığı için o potansiyeli belli bir noktaya çıkarmayı başaramamış isimlere ihtiyacınız var. henry onyekuru 4 maçla "bunu alacağımıza yunus oynasın" moduna giren taraftarın kafa yapısı ile geleceğin temellerine atmanız imkansız çünkü bunun adı salaklık... bunun adı gerzeklik...

    galatasaray seviyesi diye bir şey yok.
    bunu aklınızdan çıkarın. bugün milan'ın bile durumu ortada. galatasaray geçmişinde çok başarılı olmuş ama geleceğe henüz ayak uyduramamış bir kulüp daha fazlası değil...
  • gerçekten bu oyuncunun galatasaray'da aldığı süre ne ki hakkında kesin yargılara varılıyor? geçen sezon taylan'ı galatasaray seviyesinde görmeyenler, ömer bayram'a burun kıvıranlar, rodriguez'i, onyekuru'yu ilk alındığında beğenmeyenler, denayer'e galatasaray seviyesinde değil diyenler hala akıllanmıyorlar.

    sekidika olmayabilir. yani bir futbolcu illa olacak diye bir kaide yok. fakat henüz yaşı 24. bu yaşlarda ve hatta daha sonra patlama yapan çok futbolcu var. mesela biri ozan tufan. salın abi galatasaray futbolcularını. verebileceklerinin en iyisini versinler. yollarına taş koymayalm.
  • bu sezon* galatasaray formasıyla sadece 174 dakika oyunda kalmıştır. 6 dakika daha forma giyseydi ortalaması 2 maç olacaktı. yani bize imza attığından bu yana geçen 2 aylık sürede sadece 2 maçta forma giymiştir. bu da ayda 1 maça tekabül ediyor.

    ligde 3 maçta sırasıyla 4,4,6 dakika forma giymiş. sahildeki çimlerde bile daha fazla duruyordur o derece.

    bu koşullarda nasıl hemencecik hüküm veriliyor anlamış değilim. hele bir üst üste 90 dakika sahada kaldığı maçlar oynasın işte o zaman takım oyununa verdiği katkıyı, süratini, gol becerisini, cimriliğini konuşuruz.
  • şu başlığa dünden beri yazılanları görünce küçük dilimi yutuyorum.

    68 dakika süre almış. bir maç dakikasına bile ulaşamamış...
    neyse konu o değil zaten konu şu.. galatasaray taraftarı küçük hayal dünyasında yaşıyor ve bu hayal dünyasında salah, mane, sane filan var ellerinde... veya onları transfer edecek paraları var. fm çok güzel gelsene...

    bu illüzyonun sebebi 2012 ocak ayında yapılan transferler. sneijder gibi bir adama 7,5 milyon verip bugün alamazsınız.

    çıkın bu hayal dünyasından.
    sneijder'ler, drogba'lar, melo'lar, muslera'lar piyangoydu. piyango...

    jesse'leri alıp mane seviyesine getirmek artık bu takımın işi. bugün küçümsenen brugge'ü yenemeyen, avrupa kupalarında 30 küsür maçta 3 galibiyeti olan takımsınız. yok bizim seviyemizde değil, yok bilmem ne... geliştirmeyip hazır yemeye devam edelim derseniz scout ekibini de gönderin gitsin ne gerek var...

    girersiniz transfermarkt'a. kim var kim yok bakarsınız olur biter. ne gerek var yönetime, futbol şube sorumlusuna.

    uyanmanız gerek romalılar.
    dünya artık sizin hayallerinize uygun bir yer değil. jesse gibi 6'lık ama potansiyelli oyuncuları alıp onlardan bir mane, bir sane çıkartmaktır işiniz... ozan kabak'lar, emin bayram'lar çıkartıp satmaktır. ülkenin bayern'i gibi takılmayı bırakmak lazım. öyle bir ekonominiz olmadığı gibi dominantlığınızda sadece fatih terim başınızdaki iken yaşanıyor.

    uyanın!!!
  • adı geçen tüm transfer adayları arasından gelme ihtimali beni en fazla heyecanlandıran, bende en fazla beklenti oluşturan oyuncu.

    kendisinin nzonzi gibi bir dünya kupası, babel gibi garantili euro 2020 bileti, onyekuru ve saracchi gibi " işler boka sararsa, 6 ay sonra zaten kendi kulübüme dönerim." deme şansı yok. eğer milli takımda oynamak, üst seviyede kalıcı olmak, daha ileriye gitmek gibi bir hayali varsa bunun için varını yoğunu verecektir. ha herşeyini vermiş halinin de hayallerini gerçekleştirmeye yetmemesi gibi yüksek oranlı bir olasılık söz konusu. ama bu kendini ispatlamak için verilen büyük şansı sonuna kadar zorlamayacağı anlamına gelmiyor. potansiyelinin tamamını ortaya koyma ihtimali %100.

    dahası feghouli ve belhanda gibi artık hedeflerinin olmayışından kaynaklı isteksiz, amaçsız bir oyun sergilemek gibi bir durumu da yok. tahmin ediyorum ilk iç saha maçından çıkarken ciğerlerini arkasından toplayıp getirecekler.

    son aylarda o kadar sıkıldım ki sahada isteksiz, hedefsiz, takımı sahiplenmeyen galatasaraylı oyuncu görmekten; açıkçası transferi bana ilaç gibi gelecek.

    1. ligden gelmesine de zerre kadar takılmıyorum. yarın sabah "hoffenheim sekidika'ya 3m euro önderdi" gibi bir haber düşse; "nasıl kaçırırız, burnumuzun dibindeki adamı almanya'ya kaptırdık" diye kendimizi yerlere atarız. isveç, norveç liginin orta sıra takımlarından geliyor olsa zaten halaylar çekilir, pilavlar dökülürdü şimdiye.

    sözün kısası, bizim liderlik yapacak fazlasıyla oyuncumuz var. bize artık çalışkan, kendini ispatlamak isteyen, genç, potansiyel vadeden, takımı sahiplenecek oyunculara ihtiyacımız var. kendisi de yukarıda saydığım beş şartın en az dördünü sağlıyor. umarım ali koç 4m euro bonservis + sonraki satıştan %30 + 4 oyuncu (2 bonservisli+ 2 kiralık) + yazısız 500bin euro sponsorluk sözü gibi yine şımarık zengin bebesi teklifi yapmadan takımımıza bonservissiz kazandırabiliriz.
  • eskişehirin 1. ligin dahi son sırasında olup 17 maçta yalnızca 6 puanı olmasından mütevellit hiçbir takımın eskişehir karşısında kapanmadığı olabildiğince açık oynadığı tahmin edilebilir ;

    keza bu arkadaşın skill videolarına bakarsanız heidi misali kırlarda koşup oynarcasına bomboş alanlarda şen şakrak bir futbol oynadığını görürsünüz. yabancı kontenjanında 1 kişilik yeri doldurmasından başka elle tutulur bir handikapı yok arkadaşın, risksiz ve doğru bir yatırım.

    ama umuyorum ki buradaki herkes yukarıda yazdığım realitenin farkındadır ve bu arkadaş 90 dakika kapanan bir anadolu takımına karşı deplasmanda maçı çalım atamadan tamamladıktan sonra sözlüğün hedefi olmaz. 23 yaşındaki ilk defa bu seviyeleri görecek.
  • atilla türker'in saçma bir haberine konu olmuş genç sağ kanat. araştırmacı gazeteci olarak meydanlarda fink atan adamlardan yüz-kat daha iyi okuryazarlık yapıyoruz sanırım. nedenini açıklayalım;

    1 kasım 2019 tarihinde yürürlüğe giren yasa ile birlikte 2019-2020 sezonunun ara transfer döneminden itibaren futbolcular için var olan gelir vergisi yüzde 15'ten yüzde 40'a yükseldi. yani vergi oranı yüzde 166,6 artmış oldu.

    yeni yasanın içeriğine biraz daha baktığımızda, futbolcuların maaşları üzerinden kulüpler yüzde 20 stopaj yaparak ödemek zorunda. bir başka deyiş ile vergi kesintisi yapmak zorunda. geliri 500 bin tl'yi aşan futbolcular da aldığı ücretin yüzde 20'sini vergi olarak ödemek zorunda. toplam da yüzde 40'a ulaşmış oluyoruz. gel gelelim ki futbolcular net rakam üzerinden anlaşmak istiyorlar. adam kesintisini, cartını curtunu istemediği için kemiksiz kaç para vereceksin bana diyor doğal olarak. mesela saracchi'nin 700 bin €'luk maaşının yanı sıra sanırım bir 400 bin € kadar da ek maliyeti olmuş oluyor.

    ayrıca alınan paranın üzerine yüzde 40 ekleyerek değil de, net maaşa gitmek için toplam para üzerinden yüzde 40'lık kesinti yapmak gerekiyor. bunu türkiye'deki birçok gazetecinin de idrak edebileceğini sanmıyorum. yani 100tl maaş alan adamın maliyeti 140tl değil, 167*0.6=100 tl denkleminden gelmektedir.

    bahsi geçen haberde sekidika'ya ödenen ücretin yüzde 40'ını kestiğiniz zaman, kap'ta yer alan 250 bin €'luk sabit ücretine denk gelindiği görülecektir. borsada işlem yapan bir şirket hakkında böyle spekülatif haber yapmanın da ne kadar haysiyetsizce olduğu pek bir açıktır. utanmadan belgelerle diye de açıklama yapmış. galatasaray'ın haline üzülmemiz yetmiyormuş gibi bir de üçüncü sınıf adamların haberlerini okumak zorunda kalıyoruz.

    ek olarak ilgili haber: https://ajansspor.com/...-(belgelerle)-378733
    (bkz: atilla türker/#2926370)
  • öncelikle: ne kaybederiz?
    umarım salakça bir maaş önermemişizdir.
    ben bir buçuk yıldır ara ara izledim jesse'yi. ilk geldiğinde sadece topu alıp koşturuyordu ve çalışkandı. son hamleleri bir türlü,yapamiyordu.potansiyelli bir oyuncu ama unutmayalım ki emre mor ilk çıktığında yeni messi düşüncelerine sevk etmişti bizi.
    hızlı ama çok hızlı değil. yani sampiyonlar ligi maçlarında ortalığı dağıtır diyemezsin. devamlılık sorunu var kopuk kopuk oynuyor.
    artıları ise gerçekten sürekli üstüne koydu. sadece gelişime açık değil gelişime istekli de. zor bir ligde istatistik yaptı. bugüne kadar aldığımız hizli kanatlardan en az bencil olanı.garry ve onyekuru'ya göre daha yaratıcı bir kanat.istanbul'a gelince bambaşka bir dünya ile karşılaşacak.
    tüm bu düşüncelerimin varacağı nokta şu: bu adama yeni bir transfer gibi değil altyapıdan çıkmış bir genç gibi davranılmalı. kulüp de taraftar da bu gözle seyretmeli jesse'yi. bir sene yavaş yavaş ısınıp kendini tamamen futbola odaklarsa bambaşka bir noktaya gidebilir.
    bu adamda iyi bir paraya transfer yapacak potansiyel var. ama bizim en büyük hatamız gelişim sürecinde oyuncuyu yalnız bırakmamız. bu adam 1_1,5 yıl içinde ya star olacak ya sıradan bir futbolcu olarak kalacak.o ışık var bu arkadaşta. kiralarsak kaybederiz onu da söyleyeyim.beslenme, fizik gelişimi, hızlanma, kültür gibi konularda profesyonel bir süreç yaşamalı. çünkü bunları yaşayamadığı kulüplerden gelen bir nijeryalı. yani iskandinav değil ki bu konularda eğitimli olarak karşımıza çıksın. bu eksikleri göz ardı edilmezse bir şeyler olur. sekidika olgun bir yetenek değil işlenmesi gereken bir yetenek. yaşı 23 işlenmek için bıraz geç ama bu adam da ilk kez doğru dürüst bir kulübe geldi.
  • anne tarafından eskişehirli birisi olarak söylüyorum ki eğer eskişehirspor zor durumdaysa hiçbir şekilde kendisi için 100.000 euro vs verip cansuyu olmamalıyız. sözleşmesini fesh etsin öyle gelsin bize. zamanında bize attıkları alper, veysel, tarık kazıklarından sonra kendileri için tek temennim kepengi indirmeleri olacaktır.

    baba tarafından da sivaslıyım. bu nasıl bir lanet? nerede fener yalakası camia varsa benimle alakası var.. neyse bir kardelen misali engelleri aşıp asalete kavuşmuşum.*
  • dün* belki de ilk ciddi testinde ligin en iyi defansif bekine karşı oynadı. n'sakala hızla ya da birebir fizik mücadeleyle çok zor geçilebilen bir oyuncu. ikiye bir oynamadan geçmesi zor. jesse oyuna girdiğinde mariano'nun bindirecek mecali kalmadığından ve sonrasında oyundan atıldığından hep birebir kaldı ve etkisiz oldu haliyle.

    donanımlı bir oyuncu. dün karşısında atletik olmayan bir bek oyuncusu olsa bence fark yaratırdı. ama hayatı boyunca çoğunlukla set hücumu yapan bir takımda oynamadığı için şu an repartuarında bu yok. yaşı genç olduğundan kendini geliştirmek için fırsatı fazlasıyla var. önümüzdeki yıl düzenli oynayacağı bir takıma kiraya verilebilir diye düşünüyorum.

    bu vesileyle 5 dakika izledikten sonra başlığına gelip "şutu yok, hızı yok, tekniği yok" yazan user ların bu sözlükte genç ve düşük maliyetli oyuncu istemesi halinde ceza alması gerektiği kanaatinde olduğumu belirteyim.*
  • 2020 ocak ayında onyekuru sıtma olmasaydı erzurumspor'a kiralık yollanacaktı. sekidika olur veya olmaz çok mühim değil ama yapmamız gereken hamle budur.
    düşük ücrete aldın, kiraladın olmadı bonservisiyle verirsin ve hiç zarar etmezsin. bir denersin, iki denersin, üç denersin olmaz ama dördüncü de tutar.
    yıllık 5 milyon euro alan adamın yaptığı ihanet* ortadayken 200 bin euro alan adamda ben kusur aramam.
    jesse'yi istediğin yere yollarsın, mühim olan feghouli'yi elden çıkartabilmek.
  • 23 yaşında ve bonservis ödenmeden takıma katıldığı söylenen futbolcudur. galatasaray sözlük bir boku beğenmeme timi daha antremana çıkmadan gömmeye başladı adamı. makul de bir maaş vereceğimizi öngörürsek iş yapamazsa yollarsın gider.

    şu adamı başakşehir alsa, 2 maç iyi oynasa "bakın bulan buluyor, bizimkiler daha gözünün önündekini göremiyor" diyecek olan adamlar şimdi daha formayla topa değmemiş adamı yeriyor.

    bir salık bırakın yahu şu insanları.
  • aşırı heyecanlandı, eli ayağına dolandı gibi hissettim ben. en azından televizyondan öyle gözüküyordu. ben hala fiyatına göre * iyi bir transfer olduğunu düşünüyorum. o da kendi potansiyelini bir noktada bulacaktır. zamanında onyekuru ve rodrigues'e de neler dendi, birinden yüksek miktarda para kazandık, diğeri de dönsün diye 6 ay bekledik.

    (bkz: 12 şubat 2020 galatasaray alanyaspor maçı)
  • tek ihtiyacı olan şey bir kaç güzel hareket attığı gol ve asist olan futbolcu. şu an ince bir çizgi üstünde yürüyor. ya aşşağı düşecek, ya da karşıya geçecek.
    bence yetenek olarak hiç bir sıkıntısı yok. hızlı ve pas oyununu oynayabilecek yeteneği var. korkuyor ve bu yüzden özgüveni eksik.
    o tedirginliği gözlerinde görebiliyorsunuz. en büyük sebebi de 21 haziran 2020 galatasaray gazientep fk maçında yaptırdığı penaltı.
    halbuki bir pozisyon önce kestiği ortayı onyekuru gol yapsa çok farklı bir ruh hali içinde olurdu.
    ayrıca 2019-2020 sezonunu eskişehirspor takımında tamamlasa muhtemelen ligi 15-20 gol katkısı ile tamamlardı.
    aslında 2020 ocak ayında onyekuru sıtma olmasa erzurumspor'a kiralık verilecek, muhtemelen özgüveni daha da artacaktı.
    he diyelim ki olmadı, hiç bir şey kaybetmeyiz. süper ligden bir takıma kiralar, gelişmesini bekleriz. gelişmese de zarar etmeden elden çıkartırız.
    doğru yol budur...