• dünyanın belkide en haysiyetli, en şerefli insanlarının yaşadığı ülkedir. sofraya 2 kişi oturuyorsa ve sadece 1 kişi yemek istediyse gelen tabak ortaya konur. bir japon milletin hayrı için bir ev yapacaksa kendisine bir kürek vermeniz yeterlidir. ne döner çimento ister ne de yardım. yoksulluk döneminde pirinci yosuna sarıp içine biraz faydalı olsun diye balık koyan ve bütün dünyaya sushi yi sevdiren ultrazeki bir topluluktur. sokakları tertemizdir, insanları bedenen tertemizdir, kalabalık metrolarına binerken birbirlerinin ciğerine kadar yapışır, kimseyi dışarda bırakmaz ve yol boyunca ne kavga çıkar ne de biri diğerini taciz eder. bir japonla karşılıklı kahve içerken yüzündeki gülümseme acı kahveyi şerbetler. japon sır saklar, çok zorlarlarsa harakiri yapar, elinde silahı yoksa ülkesi için uçağa paraşütle kamikaze yapar, şifa bulmak ve keyif almak için satsuma yapar, artistik yaparsanız karate yapar ama yere düşen adama tekme atmaz. müslüman dünyasında günün ilk ezanı bu ülkede okunur. türklere beyaz kardeşim derler. düğünleri eğlenceli olur, içmeleri keyifli, arabaları dayanıklı, mühendislik ve arkadaşlıkları sağlam olur.

    japonlarla çok anılarım vardır mesela bi keresinde; istanbulun eski gece klübü reinada kapıdaki bodyguard kendilerini geri çevirince hiç itiraz etmeden gülümseyerek kapıdan dönmüş ve ortaköye doğru yürümeye devam etmişlerdir. bi keresinde jakartada tüm masaların ortak olduğu bir lokantada karşıma hiç tanımadığım bir japon oturup çayım bittiğinde bardağımı doldurmuştur.

    bunlar belki basit şeyler olabilir ama hiçmi kötü bir insan çıkmaz kardeşim bir ülkeden. bina tepelerine çanak anten takmak yerine altyapı sistemini geliştirip tüm dünyanın kablolu yayına geçmesinde öncü olan, boş kalan bazı çatılarına hali saha yaptıran, tepelerini hem güneşin zararlı ışınlarında korumak, hemde akşam olunca aydınlanmak için solar paner yerleştiren, döşedikleri drenajlar ile binanın kullanım suyu ihtiyacını karşılayan hayranlık ötesi bir insan ırkıdır japonlar. istese 45 saniyede ingiltereyi havaya uçurarak burkina faso ya komşu ülke haline getirecek savaş gücüne, amerikanın tüm enerji kaynağını kesip uçakların bile kalkamayacağı bir enerji sokunu yaşatacak teknolojiye, rusları ikna yeteneğiyle mikronizya adalarına gitmeye ikna edecek sosyal zekaya, güneşin önünü kapatıp dünyayı 1 günlük cola dolabına çevirecek nükleer silaha, herkes uyurken okyanusyanın poposuna roketler takarak dünyayı karadeliğe itecek güçleri olmasına rağmen o tertemiz kalpleri bunları yapmaya izin vermemektedir.

    unutmadan dünyada o kadar çok japon vardırki küçük bir japon disipliniyle aynı anda osursa, himalayalar deniz seviyesine iner, alplerde gezen inekler sütten kesilir, gastroentologlar işi bırakır.

    işte bu insanlara dünyanın yönetimi verilebilir. 5 dakikada tüm sorunları çözer sonra penguenlere ceket giydirmek için yola çıkarlar.

    ne kadar sevdiğimi japon bir arkadaşımın bana koymuş olduğu takma isimden anlayabilirsiniz.

    japonları sevin.

    japon olun.
  • dünyada o kadar ülke gezdim, japonya'ya gittiğimde artık dünya benim için bitti. hani abarttığımı filan düşüneceksiniz, ama bunu en iyi japonya'ya giden biri anlar. adamlar bir kere temiz bir millet. hele o meşhur tuvaletleri yok mu, cidden beni benden alıyor. insan tuvalette bile konforu düşünür mü? valla düşünüyorlar.

    sokaklarda zerre çöp yok. sanki her gün birileri sokakları bal döküp yalamış. öylesine temiz. hatta ilk gittiğimde buraları deterjanla her gün yıkıyor musunuz diye takılmıştım onlara.

    ortalarda gezen polis bile yok. hırsızlık yok, cinayet yok. başkasının hakkını çalmadığınız sürece her şeyi yapmak serbest. sokakta cüzdanınızı düşürün, ertesi gün aynı yerde muhtemelen cüzdanı bulursunuz. o derece onurlu bir millet. arkadaşım metro'da telefonunu unutmuş ve son durakta gitti telefonunu aldı. ve bana bunları normal bir olay gibi anlatıyordu. sizin ülkenizde yoksa o telefonu bulamaz mıydın demişti. ne diyeceğimi şaşırmıştım.

    hele akşamları o metro yoğunluğu yok mu? bizde öyle yoğunluk olsa kan gövdeyi götürürdü. orada bile saygı ve nizam ölçüsünde sabırla sıralarını bekliyorlar. cidden anlat anlat bitiremem. bu konu anlatacaklarımı saymaya yetmez. bir konuda ama onları yadırgıyorum. intihara çok meyilliler. metrolarda filan baya uyarı var.

    adamlar para harcayacak yer bulamıyorlar. robot yapıyorlar. hele asimo'yu sürekli güncelleye güncelleye en sonunda gerçek insana yakın halini yapacaklar. enflasyonmuş, döviz artışıymış, hayat pahalılığımış bilmiyorlar. unutmadan, japonya fena pahalı bir ülke. gitmeyi düşünen bunu özellikle düşünsün.
  • abd öncesi ve sonrası olarak değerlendirmek gerekir japonya'yı. imparatorluk döneminde dünyanın en acımasız, sömürgeci topluluklarından biriydi. ta ki 2. dünya savaşı'nda aldıkları yenilgiye kadar. yenilgiyle birlikte abd tarafından işgale uğramış, daha sonra rus bloğuna karşı abd eliyle güçlendirilmiştir.

    her ne kadar abd'nin kontrolünde bir ülke olsa da japonlar geçmişi unutmaz ve bunlar son derece manyak insanlardır. nanking ve unit 731 gibi dünya tarihine geçmiş vahşiliklere imza atmışlardır. bir ülkeyle savaşmak zorunda kalsam, savaşmak isteyeceğim son millettir japonlar.

    nagatomo kardeşimi seviyorum orası ayrı. *