resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:63
Uyruk:Hollanda
  • 821
    ön edit: bu entry'yi ekşisözlük'te görüp, oradan alıntı yapmadan kopyaladığım düşünülmesin diye: orada entry'yi paylaşan hesap da benim. aslında başta 3-5 satırlık kısa bir olde riekerink yorumu olarak başlamıştım, fakat yazdıkça diğer teknik direktörlerimizi de kapsayan uzun bir yazı halini alınca burada da mutlaka bulunmalı diye düşündüm. eğer iki tarafta da paylaşmam sıkıntı yaratıyorsa moderasyonun mesajla uyarması yeterli, oradakini veya bunu silebilirim.

    ***

    arkadaş bir yandan biliyorum burası türkiye ve türk futbolu, yarın üst üste iki mağlubiyet alınca bu adamı da kovacaklar, o yüzden çok da umutlanmak istemiyorum; ama bir yandan da ben yıllardır ilk defa taraftarın bu kadar sevdiği ve sahiplendiği, futbolcularla iyi ilişkiler kuran ama kimsenin de gözünün yaşına bakmayan, bir yandan da yönetim ne derse desin kendi bildiğinden şaşmayan ve gerçekten futbolun doğruları ne gerekiyorsa onu yapan bir teknik direktör görüyorum takımımda.

    skibbe ilk zamanlarda şiir gibi top oynatıyordu, ama takıma yeterince fizik gücü verememiş, yönetime karşı da güçlü duramamıştı. rijkaard gerçekten futbolun doğrularını, nasıl oynatması gerektiğini biliyordu ama türkiye gibi profesyonellikten nasibini almamış insanların sporculuk yaptığı bir ülke için fazla avrupai idi, takım üzerinde yeterince disiplin kuramamıştı. bülent korkmaz'a değinmiyorum, o teknik direktör bile sayılmaz. fatih terim tartışmasız bu takımın tarihindeki en başarılı hocadır ama gelin kabul edelim (üçüncü dönemindeki) ikinci şampiyonluğunda futbol namına hiçbir şey oynamamış tamamen bireysel yetenekler ve motivasyonla bir yerlere gelmiştik (2011-2012 şampiyonluğu başkaydı, o kadroyu avrupa'da izleyememek en büyük uktelerden biridir içimde), ayrıca bir futbolcuya taktı mı takardı kendisi, o oyuncu gözdesiyse ne kadar kötü oynarsa oynasın kesmezdi. forma adaleti yoktu yani hocanın. mancini zamanında uzun süre sonra sahada ne yapmak istediğini bilen bir takım izlemiştim ama maalesef o da motivasyon anlamında zayıftı, avrupa'dan elendikten ve cl için 2.liğin yeteceğinin kesinleşmesinden sonra takım maalesef kendini maçlara verememeye başladı. aynı zamanda belki şartlar öyle gerektirdi belki de yönetimden baskı vardı bilmiyorum ama takımı gençleştirme adına önemli transferler yaparken onları kadroya yerleştirme anlamında radikal hamleleri bir türlü atamadı.(örneğin formsuz selçuk'u birkaç maç kenara çekebilse işler çok başka ilerleyebilirdi ve taraftar da o dönem bunu istiyordu) halbuki 2.liğin de yettiği gayet uygun bir ortam vardı. prandelli'nin hala kötü bir hoca olduğunu düşünmüyorum ama bence kan uyuşmadı, gitmesi doğruydu, fakat bıraktığı takım da (en azından fizik güç olarak) anıldığı kadar da kötü değildi. hamzaoğlu ise ilk senesinde bu takımı moral olarak toparlayarak başarıya ulaştı ama ikinci senesinde yine takımın ruhunu koruyayım derken medya ve taraftar ile ilişkiler anlamında sınıfta kaldığını gördük.

    velhasıl, hepsinin artılarının yanı sıra bazı eksikleri de vardı. gelgelelim bu adama bakıyorum: gelir gelmez teşhisi koydu ve teşhisi koymakla da yetinmeyerek atması gereken radikal adımları attı (olcan ve -özellikle takımda forvet olmamasına rağmen daha kötü olamaz diyerek- umut'u kesmesi), takımın tekrar kenetlenmesini sağladı ve oyuncuların sevdiği bir teknik direktör oldu, diğer taraftan bunu oyuncuları rahat bırakarak değil de aynı zamanda onları sıkı bir şekilde çalıştırırken başardı, uzun zaman sonra herkesin mevkisinde oynadığı ve oyuncuların görevlerinin belli olduğu bir galatasaray izlememizi sağladı, ilk günden taraftarın güvenini kazandı ve taraftarı arkasına aldı, ve son olarak gerektiğinde yönetimle karşı karşıya gelmek pahasına da olsa gerçek fikirlerini ve transfer isteğini açık açık belirtmekten, kadronun yetersiz olduğunu söylemekten çekinmedi, hamza hamzaoğlu gibi kadronun yetersiz olduğunun farkında olmasına rağmen yönetime ve oyunculara şirin gözükmek için "yeterliyiz" demedi. üstelik bunu hiç tanınmadığı bir ülkede, medya baskısının yüksek olduğu bir takımda ve daha önce doğru düzgün a takım hocalığı tecrübesi bulunmadan başardı.

    şu saatten sonra başarısız olsa bile sırf yapılması gerekenleri yapabilen tek hoca olduğu için sabredilmeyi hak ediyor. zaten bu şekilde devam ederse bu sene olmasa seneye başarı gelir ondan da şüphem yok. böyle olunca da ister istemez umutlanıyorum, ama bir yandan da biliyorum üst üste 2 mağlubiyet alsa sosyal medyada (en başta şu an en çok destek verenler tarafından) asılmaya başlanacak, sene sonunda kupa alamadığı takdirde de eldeki kadronun yetersizliğine rağmen neler başardığına bakılmadan yollanacak. sonra yine aynı teraneler, 75 yaşındaki lucescu mu gelsin, 70 yaşındaki terim mi?..

    yine de taraftarız işte, umutlanmadan edemiyoruz. ne olur bizi bir kere şaşırtsa şu ülkenin futbolu ve galatasaray'ımız?
  • 2038
    lig uzun bir maraton ve ciddi fikstür avantajımız var.

    mükemmel oynamıyoruz evet ancak defansif zaaflar dışında yerin dibine sokulacak bir futbol oynadığımız da söylenemez.

    eldeki oyuncularla bir sistem kurulmaya çalışıyor. eksiklikler olacaktır.

    başarısızlık olsa dahi sabredilmesi taraftarıyım ancak bizim taraftarımızın bunu yapamayacağını biliyorum.

    inşallah jor hocam kadıköy'den galibiyetle döner ve kredisini arttırır. yoksa homurdanmalar başlayacaktır.
  • 2502
    sene sonuna kadar kalması gereken hocamız. eksiği vardır, eleştiririz eyvallah ama geçen seneden biraz ders alalım yalvarıyorum. hamzaoğlu dedik, atik dedik, denizli dedik, en sonunda kimsenin bilmediği bu adam geldi topladı bizi. bir de sözlükte kendisine beden eğitimi hocası diyerek, kendilerince aşağıladığını düşünen arkadaşlar var. şimdi biz passat medyası ve beyaz tv gibi sırtlan sürülerine karşı hocamızı savunuyoruz, biz böyle hitap edersek nerde kalır o mücadele? seversin, sevmezsin ama rica ediyorum aşağılayıcı hitaplar kullanmayın riekerink'e karşı. bunun derinlerinde başka şeyler olduğunu düşünsem de şimdilik söylemek istemiyorum.
  • 1453
    jor hocanın rakiplerin ve bazı kalemlerin dillerinden düşmemeye başlaması aslında ne oynadığımız futbolla, ne de şu ana kadar iki kupa almasıyla ilgili... adam bizde bulunan çöpleri temizleme ve kaliteli transfer yapmayı tasarruf etti. geçen yıl ki kadroyu değiştirmeden gitse, hatta umutu 75. dk oyuncusu olarak kullanacağım ama kendini gösterirse ilk 11 için önemli bir alternatif olur gibi açıklamalar yapsa göklere çıkarırlardı. biz bu sene 2007-2008, 2011-2012 sezonları önce gerçekleştirdiğimiz gibi sesli değil sessiz ama derinden bir devrim gerçekleştirdik. tutup tutmayacağını ilerleyen günlerde hep birlikte izleyeceğiz. jor hocamızın eksiklerini zaten eleştireceğiz, ki şu an oyunu okuma ve müdahale konusunda hem malum kesimlerden hem de içimizden eleştiriliyor. yalnız ben; kulübe deneyimi zayıf, a takım geçmişi olarak galatasaraya bir kaç gömlek düşük gibi eleştirileri yöneltmeden önce hamle oyuncularıyla birlikte en az 14 tam hazır oyuncusunun sahada ve kulübede onunla olmasını bekliyorum. bir şanssızlık olmazsa milli maç arası geçtikten sonra kendisinin bu konudaki durumu hakkında daha net bir fikir sahibi olabiliriz.
  • 2250
    ilk haftadaki karabükspor maçında linnes'i yanına çağırıp "adam gibi oyna kırarım kafanı" diye tartakladığı zaman "işte bu adam kötü oyuna ve disiplinsizliğe müsaade etmez" deyip umutlanmıştım. fakat şimdi yanıldığımı hissediyorum.

    bir tane kaptanlık pazubandı için sabri ayrı lobi yapmış, selçuk ayrı lobi yapmış, sneijder ayrı kumpas yapmış. "sikerim sizin kavganızı da derdinizi de, kaptanlığı muslera'ya verdim ikinci kaptan da hakan. pazubandı top oynayan adama takarım, önce maç kazanın sonra karşıma gelip kaptanlıktan konuşun. bir daha bu meseleyi açan olursa oymuş buymuş demem yollarım a2'ye, anladınız mı lan" diye haşlayamıyorsan bu takımı yönetemezsin hocam. burası hollanda değil, kusura bakma.

    hep söylediğim bir şey var, bir lider adaletli olmak mecburiyeti taşır. eğer yönettiği kişilere adaletli olduğunu hissettiremezse başarılı olması mümkün olmaz. şu anki oyunlarıyla üç oyuncu da kaptanlığın k'sını telaffuz edecek durumda bile değiller. bunlardan birine kaptanlık vermek iyi oyuncuların da moralini bozabilir, ki birine kaptanlık versen diğer ikisi problem çıkarmaya aynen devam edecek. yapılması gereken şey, üç ismi de kadro dışı bırakmakla tehdit ettikten sonra kaptanlığı en çok hak eden isim olan muslera'ya vermek. sorun çıkarmaya devam eden olursa gözünün yaşına bakmadan kadro dışı bırakmak. ki üç isim de şu an için vazgeçilmez değil.

    ha riekerink'i bu kadar gömüyorum, takımı yönetemiyor diye söyleniyorum ama bu yönetim bu adamdan daha iyi bir hocayı bulup getiremeyecek, bunun da bilincindeyim. eğer getirirse bu entrynin çıktısını alıp erman toroğlu gibi ağzıma atar çiğnerim. zaten yönetim yönetim olsa, bu problemi hocaya bırakmaz kendileri çözerlerdi.
  • 1244
    oldukça geniş bir kadromuz olduğunu düşünürsek uzun vadede takım içinde huzursuzluk çıkmaması için oldukça dikkatli olması gerekiyor. şimdiki takımda pek oynamayan ya da sakatlıktan falan dönecek olan podolski, sigthorsson, de jong, josue, sinan, serdar aziz, linnes, cavanda gibi forma şansı bulmak isteyecek olan birçok oyuncumuz var. oyuncu değişikliği haklarını kullanmamasıyla, kullanınca da çok geç kullanarak oyunculara az süre vermesiyle bu konuda içime kurt düşürmüş hoca.
  • 1297
    timsah misali suyun altında gizlice bekleyenlerin kafasını suyun üzerinden gösteren hoca. şu ana kadar yapmaya çalıştıklarını görmemek için ya kör olmak lazım yada art niyetli olmak lazım.
    beşiktaş maçını kaybetmesi sövmeyi gerektirmediği gibi eleştiri yapılmalıdır.
    beşiktaş maçını kazanması aşırı övgüyü gerektirmediği gibi yine eleştiri yapılmalıdır.
    ama kazanması yada kaybetmesi durumunda her halükarda hakkını verip daha çok çalışacağına inanmak ve bu yönde umut etmek ve yapıcı eleştiriler yapmak galatasaray için daha iyi olacaktır.
  • 2398
    bazen çok komik eleştirilen adam. abicim eleştiri yapmak en doğal hakkınız, ben de memnun değilim takımın halinden ve jor'un fazla kredisinin kalmadığını düşünenlerdenim. ama iyi ki altyapıda kalmamış, geleceğimiz de yanardi denmiş. buna çok güldüm. evet, orhan atik'le geleceğimiz emin ellerde. artik bizim de bir la masia'mız olacak.

    yanlış anlaşılmasın, adamı savunduğum falan yok ama arada çok boş yorumlar olduğu zaman da yazmadan edemiyorum. komik cidden.
  • 2240
    yönetimle birlikte gidecekse gitsin yoksa yönetim orada kaldığı sürece sadece yönetimin boğulmamak için üstüne basıp boğduğu başka bir insan olacak.

    ne riekerinkmiş arkadaş. bu ağzı salyalı taraftara ziya doğan yakışır. çünkü kasımın ortasında bulduğun adamı nisan sonunda yine yollarsın. bize de boğulmamak için üstüne basacağımız kütük lazım kütük.
  • 1377
    kafasındaki onlarca doğruyla gayet iyi bir takım oluşturdu. takım hızlıca yeşerdi meyve vermeye başladı. öyle ki henüz 5. haftada son şampiyon ve ligde bu sezon en büyük rakibimiz olan takımın sahasından 1 puan ile döndük. bu kadar kısa sürede başarıya ulaştı riekerink'in kafasındaki doğrular.

    biz ise oturduk medyanın gazıyla onlarca doğruyu görmezden gelip bir iki yanlışı konuşuyoruz. sadece yanlışlara odaklanıyoruz. rıdvan gibi çakalların işaret ettiği yerlere koşuyoruz.

    attığımız iki gol ve ilk yarı oynanan futbol ortada. bizim attığımız harika iki gole karşılık chedjou'nun yedirdiği iki basit gol ile maç berabere bitmiş olabilir ama riekerink'in bu takıma sunduğu gelecek bu gibi birçok maçı kazanacağımızı gösteriyor.

    haftalardır tolga, eren, bruma, carole, muslera, hakan, yasin taşıyor bizleri.

    daha cavanda, kolbein, de jong, podolski, serdar gibi oyuncular takıma gerçek anlamda katılmadılar.

    üstüne linnes, sinan, josue, sneijder gibi form tutmasını beklediğimiz isimler var.

    takım oyun olarak her maçta üstüne koyarak ilerliyor. mevcut performansın 2-3 katını bile görebiliriz. sabredin ve inanın şu adama. başka bir yol yok!
  • 3172
    ulan bu adama laf söyleyende biraz olsun bile vicdan yoktur.
    biz statta futbolculara neden eskisi gibi oynayamadığını sorduğumuzda, 2 yıl önceki takımla şimdikinin bir olmadığı cevabını alıyoruz, millet riekerink'ten şapkadan tavşan çıkarmasını bekliyor.
    dalga mı geçiyorsunuz lan siz?
    podolski 2 sakatlık dönemi geçirdi, sinan 3. lig takımlarına karşı bile etkisiz hale düşecek kadar kötü durumdaydı ki o da sakatlık geçirdi. tolga aylarca yoktu. de jong maç formunu yakalayana kadar ilk yarının ortası geldi. koray sakatlandı, serdar alındı, iki kez sakatlandı. elde sol bekten devşirme hakan, ujfa'sız semih ve chedjou kalınca gördük ki kimi oynatsa sıkıntı. chedjou inönü'deki galibiyetimizi iki hain hatayla alıyor, suçlu yine riekerink oluyor.

    adamın elinde yapacak çok değişikliği var da yapmıyor mu sanıyorsunuz? çıplak gözle gördüğümü söylüyorum, o "ya şu adamı niye oynatmıyor" dediğiniz yedekler tuzlaspor, elazığspor, erzincan maçlarında bile varlık gösteremiyordu.
    tamam hocalığını beğenmeyin, değişiklikleri beğenmeyin; ama gerizekalı olduğunu da düşünmeyin. sizin haftada 1 90 dakika televizyondan izlediğiniz oyuncularla 7 gün çalışıyor o.

    benim tek eleştirim, linnes yerine ısrarla sabri tercihi. onun haricinde diyecek pek bir şeyim yok, çünkü alternatifi yok.
    3'te 3 yapıp şampiyonluk havasını yakalamamızı sağlasın, gerisi zaten camianın winner'lığıyla gelir.. benim kendisine güvenim tam.
  • 2090
    20 kasım 2016 fenerbahçe galatasaray maçını da kaybedersek, sırasıyla evimizde trabzonspor, başakşehir ve kadıköy'de fenerbahçe maçlarını kaybetmiş oluyoruz. arada ligin zayıf ekibi adana'yı yendik deplasmanda zar zor.

    şartlar böyleyken kaybedersek fener derbisinden sonra gitmez belki (gitmesin de) ama kredisinin malesef azalacağı aşikar.

    bu güzel adama kadıköy galibiyeti de çok yakışacaktır. o galibiyet de bizim şampiyonluk meşalemizi yakacaktır. *
App Store'dan indirin Google Play'den alın