• 3626
    takımın kalitesinin artmasının yanında bu tarz presi tudor sayesinde yapıyoruz. oyuncular kendi kafalarına göre bu şekilde organize pres yapacak değil herhalde. belli bir çalışma olmadan bunu yapamazsın. kaliteleri uyum sorunlarını azaltır ve süreci kısaltır sadece. tamam hemen acayip süper hoca, uçuyor kaçıyor demeyelim ama hakkını da verelim.
  • 3627
    tolga'nın bu sezon* başı itibarıyla gösterdiği performansı kendisine bağladığım galatasaray futbol takımı teknik direktörü. tolga geçen sene de bu takımdaydı nasıl oynadığını hepimiz hatırlıyoruz. tudor hoca geçen sezon* ikinci yarının ortalarında takımın başına geldi ve geçen sezon takımda olan futbolcuları az çok tanıdı. tolga da bu futbolcuların arasında. bu arada tolga ilk on birde şans bulabilirken selçuk, yasin, sinan gümüş gibi geçen sezon devamlı oynayan isimlerin kesik yediğini belirtmek lazım. tolga'nın, bildiğimiz pozisyonunun ve oyun tarzının dışında, oynayıp diğerlerinin yedek kulübesine takılmaları bence igor tudor'un futbolcuları doğru analiz etmesinin bir neticesidir. eğer transferleri de kendisi istediyse, yönetim tudor'dan onay alıp bu işleri yapmışsa burada tudor'un imzası var demektir.

    ostersund faciasından sonra ben de kendisinin kovulması gerektiğini söylemiştim ama "yiğidi öldür hakkını ver" demişler. tam da tudor için demişler. bu saatten sonra bize desteklemek düşer.
  • 3629
    şu an türkiye'de belli bir sistemde top oynatan ve bu sisteme uyacak şekilde transfer yaptıran/yaptırmak isteyen tek teknik direktördür. hücum ve defansta değişen formasyonlara bakıldığında ve futbolcuların bu sistemdeki disiplinlerine bakılırsa takım geri düştüğünde de illa ki bir planı vardır.

    şu unutulmamalı ki biz henüz takımı çift kanat ile saldıran durumda görmedik. birçok kişi feghouli geldiği zaman feghouli sağda rodrigues solda oynayacak diye düşünüyor ama ben öyle olacağını kesinlikle düşünmüyorum. çünkü rodrigues tudor'un siteminde hücumda gomis'e en yakın oynayan futbolcu. bu tarz futbolcunun daha skorer ve oyuna etkisinin yükse bir futbolcu olmasını beklersiniz. aslında tam podolski'lik ya da yetenek ve fiziğine ihanet etmese tam sinan gümüş'lük pozisyon ama feghouli'nin o bölgede rodri'den çok daha iyi olacağı kesin.

    geriye düştüğümüz ve rakibin kapandığı bir maçta rodri'yi sol kanada alıp çift kanadı işleyen bir takıma döndürebilir. kapanan rakibe karşı gomis ve eren'in olduğu iki kuleli hücumu da deneyebilir ki bu futbolcuların özellikle de gomis'in hava toplarındaki üstünlüğü kapanan takımları açmak için ciddi bir etki yaratacak. geçen seneki forvetimiz kapanan takımlar defansı içinde kaybolan podolski'ydi hatırlıyor musunuz?

    bir de lütfen şu anki takımı geçen seneki takım ile karşılaştırmayalım. yıllardır premier ligte görüp de bizim takımlar neden yapmıyor dediğimiz şeyler olan verkaçlarla ceza sahasına girme, ceza sahası önünde hızlı paslaşma, araya oynama vs gibi çeşitli oyunları bu takım deniyor ve yapıyor da.

    ayrıca da belirtilmesi gereken bir diğer nokta takım full hücüm moduna geçecek olursa belhanda fernando ikilisine bile dönülebilir çünkü belhanda bu şekilde oynayacak fiziki özelliğe de sahip.

    ben haftalar ilerledikçe tudor'un çok daha iyi şeyler göstereceğine inanıyorum. rabbim yardımcısı olsun ve bir kere de bizde gözümüzün üstünde yükselen bir yıldız teknik direktör görelim.
  • 3631
    25 ağustos 2017 galatasaray sivasspor maçında bir penaltı oluyor. boduo ben atıcam diye topu eline aldı, sonra selçuk gitti bu takımın penaltıcısı benim vücut diliyle boduo'dan topu aldı, finalde penaltıyı gomis attı. gomis oyundan çıkarken afra tafra yaptı... bunların şimdiden önüne geçmesi gerekiyor. sezon başında bu görüntüler hoş değil.
  • 3632
    alınan sonuçlardan bağımsız olarak, gerçekten başarmak isteyen genç bir adam görüyorum. başarılı olabilir ya da olamaz bilmiyorum ama bu adam bir profesyonel ve saygıyı hakediyor. bu sebebten de başarılı olmasını gerçekten çok istiyorum. inşallah, avrupa'ya galatasaray'ımızın parlattığı bir menajer hediye ederiz.

    kendisine saygı duyduğum teknik direktörümüz.
  • 3635
    --- alıntı ---

    başkan, takımın iyi gitmesi halinde tarihi bile belirledi. ligin 9. haftasında g.saray, ezeli rakibi f.bahçe'yi konuk edecek. derbi sınavı galibiyetle tamamlanırsa bu karşılaşmanın ardından tudor'la masaya oturulacak ve 2 senelik mukavele önerilecek.

    senelik 1 milyon euro civarına bir rakam alan genç hocaya kayda değer bir zam yapması bekleniyor.

    ancak her şey, güzel sonuçların devam etmesine bağlı.

    --- alıntı ---

    http://kralspor.ensonhaber.com/...acak-2017-08-28.html
  • 3638
    geçen sene başında karabük maçında herkesin beğenmesinin nedeni oynattığı tempolu futboldu. bir çok kişinin de aklında o maçla kaldı bence.

    tudor belirli bir ana fikri olan ve diğer şeyleri yan parça olarak gören bir teknik direktör. her şeyden önce takımından istediği en önemli şey koşmaları. takım koşsun istiyor adam. diğer planlarını buna göre kuruyor. savunmada koşacak, pres yapacak, top kendisindeyken koşacak, top kendisinde değilken koşacak. ağır adam, koşmayan adam istemiyor adam. kimileri bu açıdan bakınca ''kondisyoner'' olarak yorumladı tudor'u. ben öyle düşünmüyorum.

    yani tudor'un belirlediği ana unsur koşmak. bu da aslında yanlış veya doğru diyebileceğimiz bir şey değil. her teknik direktörün öncelik verdiği şey farklıdır. kimisi savunma, kimisi hücum, kimisi topa sahip olma, kimisi taktik kimisi de takımın koşmasına öncelik verebilir. ancak sıkıntı şurada çıktı; tudor oyuncu grubu fark etmeksizin bunu istiyor. yani bu adam oyuncu grubuna göre taktik değil taktiğe göre oyuncu isteyen bir adam. östersunds maçlarında bu kadar kötü organize olmamızın sebebi bu diye düşünüyorum. tudor istediği kadar kondisyon yüklese de kendisinin beklediği futbolu oynayamayacak oyuncu grubundan bunları istedi, koşamayan oyuncu grubuna yeterince organizasyon çalışmamış olma da eklenince takım tam anlamıyla ne oynadığını bilmeden oynadı maçlarda. oysa ki tudor gayet basit şeyler isteseydi belki de östersunds'u eleyecektik.

    şöyle de tuhaf bir örnek vermek isterim mesela: sizin canınız tatlı istedi. problem ne? sizin canınızın tatlı istemesi, gayet basit. çözüm ne? şekerli bir şeyler yemek, çünkü aslında o da sizin o an için ihtiyacınızı giderebilir. bu da gayet basit. ancak siz gidip atıyorum çikolata yemek yerine gidip birbirine uyumsuz malzemelerden saçma sapan bir pasta yapmayı düşünüyorsunuz. sonuç ne? fiyasko.

    tudor da bunu yaptı bence. basit olanı zorlaştırdı. zaten o gece de taraftarın bir çoğu tarafından bileti kesildi. bu da yanlış değil, galatasaray futbol takımı östersunds'a elenirse o teknik direktörün gitmesi istenir. ben o gün arada kaldım, gitmesini hem istedim hem istemedim. öyle bir sonuçtan sonra bile niye istemedim? çünkü bu adamın tempolu oynatmayı kafasına koyduğunu biliyordum ve sene başında ''sorun belki kalitedir.'' sözü beni düşündürüyordu. zaten teknik direktör değiştirmekten de, dursun'un daha iyisini getiremeyeceğini bildiğimden bıkmıştım artık.

    yani sözün özü tudor kendi istediği kadroyla başarılı olabilecek bir hoca. harika bir taktisyen değil belki, çok iyi hücum organizasyonları da yaptıramayacak belki ancak adamın zaten böyle şeyleri 1.planda tutmadığı belli. adam diyor ki: bir futbol takımı koşarsa, savunmada koşar topu alır, pres yapar topu alır boş alan bulur, topsuz oyunda koşar pas istasyonu olur takım atağa kalkar, rakip ceza sahasına koşarsa kalabalık oluruz ve belki top bizim önümüze düşer. bu bence küçümsenecek bir düşünce değil. tolga bu kadar ceza sahasına girdiği için gol atıyor, ndiaye her yere koştuğu için rakibi sıkıştırıyoruz. belhanda savunmaya koştuğu için orta sahada eksik olmuyoruz. fernando koştuğu için sürekli kendini boşa çıkarıp pas istasyonu olabiliyor.

    amaaa! bir başka kilit nokta var ki; tudor kaliteli futbolcular da istiyor. yani sadece koşan ve kazma diye tabir ettiğimiz adamları istemiyor. transfer döneminin başından beri ilgilendiğimiz ortalama futbolcu bile yok neredeyse, hepsi kaliteli ve tudor'un istediği tarzda isimler. yani ben sadece koşmaktan bahsettim gibi oldu ama takımın ayağı da gayet düzgün. bugün mariano diye bir adamı aldı tudor, ben hayatımda oyunu bu kadar iyi okuyan, ayağını bu kadar sade ve etkili kullanan, savunmada hep doğru noktada duran bir bek izlemedim bizim ligde. ndiaye her yere koşuyor ama mesela ilk hafta tolga'ya attığı pası hatırlayın, hiç de kazma falan değil. keza gelmesini beklediğimiz asamoah var ya bu ligin teknik açıdan çok üstünde bir oyuncu. fiziksel özelliklerine bakıp ön yargılı yaklaşmayın sakın.

    prandelli döneminde oynadığımız anderlecht maçını hatırlayın. ''ya biz bu adamlara karşı nasıl ezici oynayamıyoruz'' diyorduk. çok basit; o takım senin takımından daha çok koşuyor ve hepsi süper teknik olmasa da oynamayı bilen oyuncular. işte biz de şampiyonlar liginde başarılı olmak istiyorsak, özellikle üst seviye takımlar karşısında umutlu olmak istiyorsak ilk önce koşmamız lazım. senin kadron o kadrodan daha teknik, daha yetenekli olamayacak çünkü, imkansız. ama daha çok mücadele ederse ve fena da olmayan bir tekniğe sahipse kafa tutabilirsin.

    hala daha tabii tudor'u beklemek lazım. kolay maç falan geçsinler bunları 3/3 yapmak 2017 yılında çok çok iyi iş. futbol her yıl gelişiyor ve her yıl anadolu takımları ile olan makas bence daralıyor. ligin ilerleyen haftalarında atletico madrid ile oynamayacağız sonuçta. dolayısıyla benim gözümde bu 3 maçta çok net bir şekilde üstün oynamak ve rahat skorlar almak gayet başarıdır. ancak tabii ki bu böyle gitmeyecek, bakalım kilidi açamadığımız maçlarda oyuna müdahale konusunda neler yapacak, oyuncu değişiklikleri nasıl olacak, takıma yeni isimler eklenince sahaya çıkardığı kadrolar doğru olacak mı gibi sorular var hala.

    bu adama neler söylendi, neler yapıldı adam kararlılıkla o koltukta oturdu. o zaman ''ulan ne gurursuz adamsın'' dedik. ama şimdi görüyorum ki gurursuzluk değil bu, kararlılık. bu adamın idealleri var. en azından ben öyle düşünüyorum. dolayısıyla arkasındayım. hala tudor'u sevmiyor olabilirsiniz, güvenmiyor olabilirsiniz, ancak çıkıp da ''tudor'a rağmen'' tarzında konuşursanız en fazla komik olursunuz.

    destekleyelim şu adamı beyler.
  • 3643
    övmek için çok erken.
    gelmesini isteyenlerden biriydim, uefa faciasından sonra bileti kesilse ses çıkarmazdım belki ama şu an memnunum.

    konu ise şu,
    henüz geriye düşmedik,
    henüz açık futbol oynayan bir takımla oynamadık,
    henüz derbi oynamadık,
    henüz zeki oyuncuları olan bir orta saha ile karşılaşmadık.

    bunları başarıyla atlatirsa, 20. haftadan itibaren şampiyonluk şarkıları söylemeye başlarız. aksi takdirde yaratacağı üzüntü, başarıdan daha büyük olur.
  • 3644
    hocam sana başta önyargılıydım. geldiğinde de bizim seviyemizde olmadığını düşünüyordum. lige başladığımız futbol senin hakkındaki düşüncelerimin birçoğunu değiştirdi diyebilirim. kafamda birkaç nokta daha var onları da kazasız belasız atlatırsan; senden binlerce kez özür dilemeye hazırım. arda' yı getirtme, selçuk'u kulübeye göm, antalya deplasmanından galibiyetle dön! işte o zaman olay bitmiştir.
  • 3649
    kendisine saygı duyduğum hocamız. bunun sebebi ise başarılı olması olmadığı gibi, ki henüz başarılı olmadı, 3 haftada iyi futbol oynatması da değil. bir felsefeye sahip olması kendisine büyük saygı duymamı sağlıyor. sırf bu sebepten riekerink'e de saygı duyardım. ama belki o sistem de kalitesizliğe yenik düştü bilemiyoruz. riekerink'in inandığı pas futbolunu çok stabil ve durarak oynuyorduk bunu değiştiremedi kendisi bu yüzden başarılı olamadı.

    tudor ise tempolu, koşununun ilk sırada olduğu, pres ile hayat bulan, geçiş oyunlarında skor almaya bakan bir oyun tercih ediyor. böyle bir felsefeye sahip en azından. tutar-tutmaz beğenilir-beğenilmez bilmiyorum ancak adamın kendi fikri ile sahada bişeyler yaptırmak istediği çok bariz.

    tolga'ya biçtiği rol gerçekten inanılmaz ötesi bir icat. bu kadar beceriksiz görülen, top kullanması ve şutları geçen seneden bu kadar istikrarsız olan bir oyuncuyu birden kaleye yaklaştırıp, ona sistemin dinamosu rolünü biçmek büyük bir riskti. ve bu riskin bu kadar tutması gerçekten inanılmaz.

    baskı oyununda mariano ve linnes'in durdukları bölge, maicon'un sağ bek gibi oynaması, fernando'nun hayati öneme sahip rolü hepsi tudor etkisi. bu açıdan gerçekten kendisini tebrik ediyorum 3 haftada ortaya bir şeyler koydu.

    futbolun tek bir doğrusu yok. taktikler, mentaliteler her takımda, her ligde, her oyuncu grubunda farklılıklar gösterebilir. bu farklılıkların hepsi de başka bir gün başarı getirebiliyor. bu yüzden ben ne aykut kocaman'a ne tudor'a ne de bir başkasına bu sistemle olmaz demeyi 3.haftadan doğru bulmuyorum. olup olmayacağı zamanla görülecektir.

    sözün özü igor tudor evet beyler bugün 4-2-3-1 diziliyoruz, iyi basın, çıkın oynayın diyen bir hoca değil. bir felsefesi, bir sistemi, oynatmak istediği bir oyunu var. bu sebeple kendisi başarısız olsa dahi, kötü hoca diyeceğimi sanmıyorum. başarısız olduğunda şunları şunları kötü yaptı deriz belki ama, sanırım artık hiç bir şey yapmadı diyemeyiz.