resim
Igor Tudor
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:48
Uyruk:Hırvatistan
  • 3453
    takıma saha içi aktif dinlemeler yaptırması gerenken t.d.
    gerçekten çok yüksek tempo ile başlayoruz ama, 60. dakikadan sonra oyundan düşüyoruz.
    eğer ki bu tempoda gol bulamazsak işimiz çok zorlaşır, geri düştüğümüz maçları çevirecek enerjimiz kalmaz.
    iki şey yapmamız lazım;
    birincisi; kenarda bu enerjinin devamını sağlayacak yedeklerimiz olmalı (o isimler selçuk, sinan, yasin kesinlikle değil, rodriquez, tolga olabilir belki)
    ikinciside, ilk 25 dk yüksek tempo, sonra devre arasına kadar aktif dinlenme yapıp ikinci yarıya enerji ayırmamız gerekir.
    özellikle golü bulduktan sonra sahada tempoyu ayarlayıp mesafeleri düşürüp aktif dinlenmeler ile 90 dk'a yaymak lazım tempoyu.
  • 3454
    artık rahat bırakılması gereken ve gelecek vaat eden birçok da hata yapabilme potansiyeline sahip ( her teknik direktör gibi..) teknik direktörümüz. yapmaya çalıştığı şey çok açık. oyunu domine eden bir galatasaray. bundan sonra en azından bize şuanki oynattığı futbol itibari ile kendisini eleştirmek ve kendisi üzerinden galatasaray'ı yıpratmayı kafasına koymuş ancak hevesi kursağında kalmış "yorumculara" yedirmememiz gereken hocamız.

    not : kendisini eleştirmekten kastım art niyetli dayanaksız eleştirilerdir. ayrıca her insan yapıcı şekilde eleştirilmelidir.
  • 3455
    igor tudor hakkındaki düşüncelerimde hiçbir farklılık oluşmadı. taktik, teknik ve oyunu okuma, isabetli değişiklikler konusunda yetersiz.

    daha önceki eleştirilerim de aynen geçerli. galatasaray'ı istediğimiz seviyeye taşıyabilecek vizyona sahip değil. yönetim de igor tudor da galatasaray için stajyer mesabesinde.

    tarihimizin en yüksek bedelini ödeyerek (bonservisler ve bir yıllık ücretleri baz alındığında 100 m €) yaptığımız transferlerle takım tabi ki değişecek. transferlerin tamamının ahmet bulut kaynaklı olduğunu düşünüyorum. üstelik marione hariç diğerlerinin tamamı tudor'dan önce de zaten gündemimizdeydi. tudor'un istediği dört isim vardı dördü de olmadı. (biri hırvat stoper ve sol bek, acerbi ve asamoah ha bir de josue)

    takım kendi kalitesiylei bir süre iyi gidecektir. ancak tansiyon'un yükseldiği, baskının arttığı dönemlerde tudor'un defoları ortaya çıkacaktır. tudor'un kendini geliştirmesini, takıntılarından kurtulmasını, oyun okuma ve diğer konularda kendini aşmasını isterim. sonuç olarak kazanan da kaybeden de biz olacağız ama hiç ümidim yok.

    bunları yazıp okurların moralini bozmak istemezdim ama bilinsin istedim. fikrimi değiştirinceye kadar da bir daha yazmamayı düşünüyorum bu konuda.
  • 3461
    hakkında "arda turan'ı istemedi!" "arda turan'ı" veto etti!" haberlerinin şurada burada dolaştığı teknik direktör.

    http://gamaspor.com/tudor-ardayi-veto-etti-22269

    eğer igor tudor sevdirilmeye çalışılıyor ve bu yönde ısmarlama haberler yaptırılıyorsa, başarılı bir hamle. az kalsın östersunds'u unutacaktım!

    ama eğer igor tudor gerçekten sevip bağrımıza basmamız isteniyorsa, şunu bir düşünsünler:

    "igor tudor, dursun aydın özbek'i istemiyor!" "igor tudor, dursun aydın özbek'i veto etti!"

    şimdi burada şakayı bir kenara bırakıyorum. istemediği oyuncular üzerinden dönen bir haber sirkülasyonu oluşmaya başladı. samir nasri, hatem ben arfa, mario balotelli, arda turan vesaire gibi isimleri veto ettiği konuşuluyor. bunun türlü nedenleri de haberlerin detaylarında verilmiş. sanırım hepimiz igor tudor'un bu isimlere karşı çıkma gerekçelerini (ihtimallerini) biliyoruzdur. kesinlikle yetenekten kaynaklanmaz.

    neyse, burada sıkıntı şu: bu tarz haberler biraz alengirli. yarına yol yapmanın bir sonucu olabilir. işler biraz tökezlese, "vay efendim, arda turan'ı veto etti!" "olmaz böyle şey, samir nasri bak nasıl oynuyor!" "hatem ben arfa istenmez mi?" "işte bakın büyük oyuncularla çalışmasını bilmediğinden yaptı!" falan filan gibi söylemler hem tribünden hem de medyadan duyulmaya başlanabilir. yönetim de bir bakıma elinde bir koz bulunduruyor. "biz ona şu oyuncuları alalım, takımı bir çilekle süsleyelim istedik ama o istemedi!" gibi...

    takım 1-2 haftadır iyi futbol oynayıp, iyi bir takım olma yolunda ilerliyor ya, güya igor tudor övülmeye çalışılıyor. bugün överiz, yarın belli olmaz. bugün takım için yıldızlardan vazgeçeriz, yarın yıldız oyuncu olmadan büyük maçlar kazanılmıyor olur. taraftarın büyük çoğunluğu bir süre sonra sonuca ve isme bakar. bu oyuncuların ismi de büyüktür.

    şimdi yanlış anlaşılmayayım: yukarıda bahsi geçen isimleri ve muadilleri futbolcuları ben de istemiyordum. bu dört isimden birini illaki alalım deseler hatem ben arfa'nın yeteneğinin yüzü suyu hürmetine onu isterim. yoksa şu anki takımıma hiçbirini istemem. dün isterdim belki -düşündüm de istemiyormuşum- ama ağzıma bir parmak bal çalındı, bugün istemiyorum, yarın da istemeyeceğim, net.

    dediğim gibi bunlar yol çalışması. hafriyatlar kamyonlarda bekletiliyor.

    not: yukarıdaki "östersunds'u az kalsın unutacaktım!" söylemimi biraz açıp şunun adını koyayım. bana göre: bir takım, takım halinde iyi veya kötü oynuyorsa bu teknik direktörü bağlar; bir oyuncu bireysel olarak iyi veya kötü oynuyorsa bu oyuncuyu bağlar. elbette birbirinin alanlarına girdikleri zamanlar da olur. mesela, şenol güneş forvet oyuncularını çok güzel parlatır. ya da bir oyuncu sürekli kötü oynamasına rağmen sürekli ilk 11 yazılıyorsa, takım da ona uymaya başlayabilir. ama genel hatlarıyla bu şekildedir.

    gelelim östersunds maçlarına... ihanet içindeki futbolculara söyleyecek sözüm yok ama onların haricinde de ortada takım yok. ki bu ihanet halindeki futbolcuları kenara almayan teknik direktöre de faturayı keserim. daha birçok neden var! bunlar konuşuldu.

    benim diyeceğim, bu iki östersunds maçında, nazarımda, igor tudor'un mağlubiyetten paçayı tam olarak olmasa da sıyırabileceği iki kritik nokta vardı. ilk maçta, üç oyuncu değişikliğine rağmen, sahada hâlâ takımına, taraftarına, kulübüne ve yeteneğine ihanet eden oyuncular varsa -ki vardı- eksik kalacağını bilmesine rağmen bu oyuncuları kenara alabilirdi. durum bundan kötü olmazdı. ama en azından raconu keserdi! ikinci maçta ise, hâlâ bu oyunculara güvenmesiydi. eğer ki, "bu futbolculardan bir halt olmaz! gördünüz!" deyip sahaya altyapıdan oyuncularla çıksaydı, yine bundan daha kötü olmazdı ama yine raconu kesmiş olurdu.

    ben bunları söylediğimde, bazı arkadaşlarım bana iki noktada karşı çıkıyor. birinci nokta, "futbolcularını taraftarın ve medyanın önüne yem olarak atmak istememiştir," denmesi. ihanet içindeki birine arka çıkılır mı? ikincisi ise, "bak ben bu oyuncularla oynuyorum ve bu oyuncularla ancak bu kadar olur," mesajı. yani sahaya bu oyuncularla çıkması aslında sahaya altyapıdan oyuncularla çıkmayla aynı mesajı veriyormuş. dünde olanı bugünde yorumluyormuşum gibi oluyor ama aslında değil. bu maçlar sırasında ve öncesinde, pek çok galatasaraylı'dan bu önerileri duydum. ve bizatihi katıldım. gelgelelim, "öyle veya böyle şu var" yorumcuları adamı yerler. "öyle veya böyle" takımda olan futbolcuların avrupa maçı'nda kalitelerini ve tectübelerini (!) "öyle veya böyle" ortaya koyacağına ve turu "öyle veya böyle" geçeceğine inananlar yenilginin hesabını derhal igor tudor'a keserlerdi.

    bir de, şunu söyleyeyim: sinan gümüş'ün hâlâ neden ıslıklandığını bilmeyenlere gelsin. bu adamı, gitmek istediği için ıslıklamıyoruz. gitmek istemesine lafımız yok. ama takıma ihanet etmesine büyük laflarımız var, ıslık hakkımız da heybemizde. güçmüş, yorgunlukmuş, sakatlıkmış falan filan bunlar hikaye. galatasaray formasını sırtına geçirip mıymıntı mıymıntı sahada dolanamazsın. en azında sinirden, yapmak isteyip de yapamadıklarından, alnındaki damar çatlar.

    bu kadar yazmayacaktım ama yazdım madem, şunu yazayım: strateji ve taktik konularda eksik olduğunu düşünmüyorum. çok belli ki, kendini geliştirmeye ve kanıtlamaya çalışıyor, büyük takımın hocası olmayı öğrenmeye çabalıyor. vizyonu yavaş yavaş genişliyor. büyük ve küçük takımlarda durumlar farklı. küçük takımda, galip ayrıldığın maçlarla ön plana çıkarken, büyük takımda mağlup olduğun maçlarla ön plana çıkarsın. büyük takım ile küçük takım arasındaki baskı, oyun tarzı vesaire konularına girmiyorum. ve geçiyorum... oyuncu seçimleri, ilk on 11 seçimi, oyuna başlangıç stratejisi, oyuncuları hazırlama konusunda bir sıkıntısı olmadığı görülüyor. şimdi oyuncu seçimlerini bir kenara bırakalım, ilk on bir seçimine gelelim. hemen sezonun ilk maçının yayıncı kuruluş yorumcusu reha kapsal'a dönelim. dudaklarından şu minvalde cümleler dökülüyor: "eğer maçın bu dakikasında tolga'yı sol kanada kaydırıyorsanıız, bunu en başından düşünmeli ve yasin veya sinan gibi kanat özellikleri olan biroyuncuyu tercih etmeliydiniz!" evet, biz de şaşırdık, tolga'nın sol kanatta görünmesine. ama yine sonradan anladık ki, bu maç içinde spontane gelişen bir olay değildi. tamamen düşünülmüş, hesabı kitabı yapılmış bir taktikti. bazılarının asimetrik, bazılarınınsa lopsided dediği naneyi oynuyorduk ve sezonun ikinci maçında da bunu oynayacaktık. gelelim, rodrigues meselesine... çok net belli, çalışılmış. rodrigues'in sağ taraftan sıfıra indiği pozisyonlardan bahsediyorum. gomis ön direğe koşu yapıyor, arka direğe bir koşucu koyuyoruz. ceza sahası çevresine ise dönen topları süpürmek için oyuncular sokmaya çalışıyoruz. beklerin duruşu, savunma ve hücumdaki duruşumuz, hücuma çıkışlar, topun toplanacağı oyuncu, hızlı hücuma çıkış, topun paylaşımı, hücumdan başlayan hatların tam olarak ne yapması gerektiği anlatılmış pres, topun en geriden nasıl çıkarılacağı... falan filan... şimdi bunlar hep oyuncuların inisiyatifinden mi kaynaklanıyor? daha birçok şey sayarım da, o başka bir yazının konusu olabilir.

    bence igor tudor'un sıkıntısı, oyunu okuma, doğru hamleyi yapma ve doğru hamle zamanlamasında gibi görülüyor. sahadaki oyun için konuşuyor. saha dışındaki insan ilişkileri konusunda vesaire değil. ingilizler boşuna menecer demiyorlar bu adamlara. neyse... bu görüş, sadece oyuncu değişiklikleri nezdinde de söylenmemiştir, bunu belirteyim. bu konularda, gelişip gelişmeyeceğini veya böyle bir kapasitesinin olup olmadığını ise zaman gösterecek.
  • 3462
    dünya kupası ve avrupa şampiyonalarında çocukluğum ve ilk gençliğimin vazgeçilmez aktivitesi olan panini çıkartmalarını toplayıp kitaplarına yapıştırırken aklımda kalan isimlerden kendisi.

    tabii o zamanlar internet pek yaygın değil. çıkartmasını yapıştırdığım futbolcuların yüzlerine bakarak zaman geçirdiğim çok oluyordu. igor tudor, hem kafiyeli ismi, hem de janti yüz ifadeleriyle hafızama kazınmış. kişisel belleğimde yer etmiş böyle futbol adamlarının yolunun bir gün galatasaray'la kesişmesi hoşuma gidiyor. pozitif ayrımcılık yapıyorum değerlendirirken.

    umuyorum ki galatasaray'da güzel hatıralar bırakır, başarılı olur.
  • 3463
    oyun felsefesi olan teknik direktör. bazı arkadaşlar pres konusunda kendisini hafife alıyor. seyis filan diyenler vardı kondüsyon yüklediği için. kenardan basın arkadaşlar diyerek başarılı pres uygulatamazsınız. takım pres yaparken bi izleyin. pas alternatiflerini kapatarak ve savunma çizgisini öne çekerek basıyoruz. ve bunu idmanlarda oyunculara benimsetmiş. ister ofsaytlayın ister beğenin wesley sneijder'i de bu oyun planına uygun olmadığı için göndererek doğru yapmıştır. ilerde elit teknik adamlar arasında yer alacaktır. oyundan ve en önemlisi oyununa uyum sağlayacak oyuncudan anlayan hocadır. neyse ki özbek yönetimi östersunds faciasından dolayı kendisini göndermedi. taraftara kalsak senede 7 hoca değiştiririz zaten.
  • 3464
    kendisi hakkında erken karar verip, infazını erken gerçekleştirdiğimizi düşündüğüm teknik direktörümüz. geçen sene geldiği takımı kendi kurmadı. oynatmak istediği futbolu, elimizde bulunan mevcut oyuncularla yapamazdı ve yapamadı ve bu bağlamda kafasında bulunan futbola uygun olmayan tüm futbolcuların ismine bakmaksızın gönderdi. böyle köklü bir hamle yapmak için yönetim desteğini arkasına almış olması gerekiyordu ve bu desteği sonuna kadar aldı. bakın burda yönetime de bir parantez açmak şart zira başarısız geçen bir sezon arkası, istenmeyen hoca ve yönetim konumundayken böyle köklü değişikliğe onay vermek gerçekten yürek ister. devam ediyorum tudor istediği takımı kurdu. eksiklerimiz halen devam ediyor ancak ana hatlarıyla takım tamam. peki ilk iki haftasını başarıyla geçtiğimiz yeni sezonda "tudorun takımı" herşeyi doğru mu yaptı? bence kesinlikle hayır. ancak şunu gördük ki bu takım, özlediğimiz, arzu ettiğimiz futbolu bizlere vaat ediyor. kulüp tarihinde böylesine bir özgürlüğe ve desteğe sahip hiçbir hoca hatırlamıyorum. umarım tudor bu şansı en iyi şekilde kullanır ve arzu ettiğimiz galatasaray'a şampiyonluklar kazandırır.
  • 3471
    ben gecen sezonki ilk karabuk macindan beri bu adam bir gun bize gelsin istiyordum. oyle olunca sonrasinda hayal kirikligim cok buyuk oldu. acikcasi erken geldigini, daha yeterince hocaligini gelistirmedigini dusunuyordum ama yine de beklentim vardi, basarisizligin hayal kirikligi buyuk oldu. simdi basarili olmasini cok istiyorum, oyle basarili olsun ki bizde, direk juventus'a gitsin buradan. zaten basarili olursa er ya da gec italya ligine gidecektir, nasil karabuk'ten bize zipladiysa bizden italya'ya ziplayacaktir.

    bari genoa'ya falan degil, adam gibi juventus'a ziplayacak kadar basarili olsun bizde.
  • 3473
    anladığım kadarıyla şikeci aykut'un kendine davranışı üzerinden östersunds maçından sonra basına ciddi ciddi "neyi beğenmediniz" dediği basın toplantısı övülüyor. yazar arkadaşlar ilgili maçta neyi beğendiklerini anlatırlarsa daha dolu entry'ler girmiş olurlar sanırım.

    kayseri ve osmanlı'yı yendik çünkü galatasaray'ın kadrosu şu an ligin fersah fersah üstünde. eğer bu kadronun şampiyon olamamasına dair tek bir ihtimal varsa o da tudor hocanızın yarın gomis'i, ndiaye'yi kıskanıp adamlara sarmayacağının garanti olmamasından.
  • 3474
    cok erken konusmak istemiyorum ancak, kendisine 1 ay once deli gibi sovuyordum evde, ozellikle "bu takim 1 ay sonra muhtesem olacak" lafindan sonra cok felaket kufur etmistim. hala da kizginim o mac icin, neyse.

    bu adam, sayginin gosterilmeyecegini, catir catir kazanilacagini gosterecek. kendisine karsi -10 negatiftim ancak cok ciddi bir degisim yasaniyor bunyemde.

    sozum soz, daha once de yazdim. bu adama ettigim tum laflari (entry olarak girmediklerim dahil) yazdirip a4 kagidini yerim bizi sampiyon yaparsa.
App Store'dan indirin Google Play'den alın