• 1974 kıbrıs harekatı olmasa şimdi futbolcusu olduğum aps panthrakikos'un başındaydım. nereden nereye? 1970 de gümülcine'li bir evliya'nın ben doğarken bizim evin bacasından yukarı doğru uçtuğu rivayet edilirdi de inanmazdım. savaş sonrası üzerimize gelen baskı artınca aile sandalla meriç nehri üzerinden türkiye'ye kaçarken, o günkü kötü kaderimizin, dünya'nın dört bir yanına dağılmış, milyonlarca galatasaraylının bugün ki kötü kaderi olacağını kim bilebilirdi ki?

    galatasaray tarihi çok kötü hocalar gördü, sigi held der kimileri, kimileri saftig. kafa yormayın bunlar dahil en kötüsü benim. bir illüzyon projesiyim. nasıl ki ustama bir kader çizilmiş, hiç hak etmediği halde ülkenin gelmiş geçmiş en iyi hocası diye kakalanmış, aynı yollardan geçiyorum. inanmayan 13-15 yaşında çocukların bir halı saha maçında anket yapsın. 2002 dünya kupasında 3. olan milli takımın hocası kimdi diye sorsun.%90 fatih terim çıkmazsa ben hamza'nın oğlu hamza değilim.

    3 kupa aldı yazdılar bana. keşanlı ali destanını bilirmisiniz? hani bir kabadayı öldürülür de cinayeti gariban peçeteci ali'ye yıkarlar, ali ben yapmadım dese de kimse inanmaz, hapisteki itibar hoşuna gider cinayeti üstlenir ağa olur ya, ben de aynı. ustam nasıl hagi'nin, popescu'nun, taffarel'in işlediği cinayetin üstüne yatıp kahraman ilen edildi. ben de daha düne kadar muslera'nın, sneijder'in melo'nun leşine kondum. ama hem benim hem ustamın ihmal ettiği bir şey vardı. cinayetlerin asıl sahibi biz hapisten çıkınca ortaya çıktı, daha doğrusu bizim foyamız. muslera. her zaman tutacak, sneijder her zaman atacak, yasin her zaman coşacak değildi ya.

    küçük takım hocalığını herkes beceremez çocuklar. adı üstünde küçük takım, çoğu maç yenilecek. yenildiğinde de kovulacak. misal ülkenin en büyük küçük takımı kayserispor'dur. son 40 yılda en çok kayserispor hocası kovulmuştur. biz daha küçüğünü tercih ettik, akhisar'ı. hocalıktan önce, futbolcuyken, futbolun dışında olmamız gereken, safımızı belirledik. başta anlattım, bizi yurdumuzdan eden ecevit'i sevecek değildik ya, demirel'ci olduk, bu yolun yolcularının trenine bindik. şebekeye daha, vasat altı galatasaray topçusuyken yazıldık.ne mutlu ki tercihimizin isabeti bizi galatasaraylı 4 yıldızlı hamza yaptı. teşekkürler gümilcileli evliyalar.

    küçük beyinli hocaların mottosudur. 1 gol atmaya bakacaksın., hiç gol yememeye oynayacaksın. golü bulduğunda kanije kalesi savunmasına geçersin. hiç kimse galip gelinen bir maçı 5 sene sonra deşip, o maçta balla kısmetle, kötü oynayarak kazanmıştın demez. geçen yıl kan kusturarak kazandığım maçlarda bana, futbolcularıma, duygun başkana küfür etmekten çenesi felç olanlar, kupaları, yıldızları görünce niye kötü oynadın diye gırtlağıma mı yapıştı.

    benden avrupa şampiyonluğu bekleyin, ama iyi futbol beklemeyin. bilmem, bilsem de oynatmam. bizim gittiğimiz futbol dışı rota, bizim iyi futbol oynamamıza izin vermez, boşuna sinirlenmeyin. muslera keşke bir kaç maç daha böyle gol yese de ben 1 fazlasını burak'a umut'a attırabilsem. hayırlısıyla bu beklentimiz de olacak, olacak. şampiyonlar ligi maçlarına kadar sabri'yi taraftarın gazabından koruyabilirsek, ilk maçlarda muslera follaş olur, brekisefal kafataslı eray'ı kaleye geçirme şansım doğar.

    melo başıma bela oldu. aydın'ı kovdunuz, yekta'yı yolda gören dövecek noktaya gelince mecbur toprak sahaya attık. karavanayı kestik artık evden azık getiriyor. sercan'a güvenmiştik ne güzel. ustam ona cebi çok büyük bir pantolon diktirmişti. dolarları dolduruyordu, burak'ı kızdırmayacak, tehdit etmeyecek taraftarın midesini bulandırmayacak, benim arkamdaki kombineden galatasaray maçlarını izleyecekti. ben yoktum, maçı da seyretmemiştim bana ne? balıkesir maçında galatasaray'a attığı golden sonra yaptığı şebeklik büyük galatasaray taraftarı tarafından cezalandırıldı. yanlış yaptınız, galatasaray'a gol atan herkesin yaptığını yapmıştı çocuk oysa. efendi olsaydınız benim gibi eşek olmasaydınız.( burada virgülü nereye koyacağınızı biliyorsunuz).

    sabri kötü futbolcu olduğu için icraatı boyunca 15 sağ bek alınmış, 14 ü kovulmuş. tarık her ne kadar türk olsa da, şerefsiz almanya'da doğduğu için alman gibi. uyuz oluyorum türk olmayanlara. elbette ki evladımız sabri'yi tercih ediyorum ben de bir türksever olarak.sağ bekte bir ekmek var, o ekmeği de kendi evladımız dururken, yabancıya kaptıracak değilim. dünkü maçı sıfır olumlu hareketle tamamlamayı başarabilen, ama 3 lüyü güzel çektiren sabri bizim kırmızı çizgimizdir o oynayacak. maçı 0-2 den 2-2 ye nasıl getirdim. bir kaza golü yeseydik de yenilsemiydik? son saniyede kazanılan kornerde neden topun başında sabri varmış? ne anlarsınız? selçuk'a attırsaydım da kontra yeseydik, o riski alırmıyım? şimdi arena'ya gelecek taraftar düşünsün. biz boşuna passolig'çi olmadık, küfür edenleri toplatacağız. tüm stad mı küfür edecek, eyvah yarın ola hayır ola. ustaya danışırım onu geçelim.

    burak yerine olcan'ı oynatarak, bilinen kötü, vizyonsuz hoca imajımı kafadan yıkmak istedim, galip takımı değiştirdim. ama aslında bir şey denedim. burak'a küfür edenleri cezalandırdım. yerine oynattığım olcan'ı görün de aklınız başınıza gelsin, burak'ı bırakmayın. neymiş, faul yapıyormuş, ofsayttı bilmiyormuş. nankörsünüz, morinho olsa aklına gelmez benim geldi. ilk yarıda olcan'ın attığı golün ofsayt olmadığını söylediler devrede. yardımcı hocaya da söylemişler.bize bir ofsayt borcu olduğunu hesaplayıp, burak'ı oyuna soktum. burak'ın attığı ofsayt golü vermeyerek ödeşti. ama siz, futbolu bilen taraftar, gol ofsayt diye sevinmediniz bile.

    sneijder çıkmak isteyince içimin yağları eriyor. anlatamam sneijder ile umut'u değiştirip topa tecavüz etmenin dayanılmaz zevkini. mağlup durumdayız, takım zaten klasik kötü oyunlarından birini oynuyor. sneijder'de bir delik bulamıyor. geldi kenara bacağım ağrıyor dedi. içimi tarifsiz bir sevinç kapladı.devlet bahçeli benim yerime hoca olsa bu kadar sevinmez.gavurun birini çıkarıp, türk ve müslüman alıyorsun oyuna. şuur, huzur ne ararsan var. yenilsen bile idare eder.

    bilal'i dikkatli galatasaraylılardan saklayamadık. mustafa sarp bile 2 sezon idare etti, maskesini siz düşürene kadar. it gibi koşturdum, tabelaya soktum. en çok koşanların başında daha ne istiyorsunuz. nedir bu melo sevdanız. çocuk benim gibi efendi, penaltı yaparken bile rakibi sakatlamadan yaptı. melo gibi çift mi daldı? sarı kart almaz, sinirlenmez, sinirlendirmez, hakemle dalaşmaz, neymiş, küçük takım futbolcusuymuş. dert ettiğiniz şeye bak, madem ki biz küçük takım değiliz, o zaman dengeyi sağlamak da bizim işimiz, küçük futbol oynatırız geçer gider, elimize mi yapışacak?.

    geçen sezon muslera yılın futbolcusu seçilerek bizi gururlandırdı. bu sezonda kendisinden yılın futbolcusu seçilmesini rica ettim. o olmazsa shedju olur gibime geliyor. benim gözümden kaçtı ama siz onu muhtemelen çok beğendiniz. takımın en iyi oyuncusuydu. burak olacak değil ya en iyi futbolcumuz. siz de çok şey istiyorsunuz benden. takım iyi futbol oynayarak şampiyon olursa en iyi futbolu burak oynamış, sneijder oynamış demektir.gelenek bozulmaz, biz statükocuyuz, bu sene de yılın en iyi futbolcusu savunmamızdan çıkacak bizi tekrar onurlandıracak.

    beni bağlamıyor, ben küçük beyinli hocayım.her ne kadar en büyük takımın başındaysam da bu konjonktüreldir. deseleksiyondur, yaptığımız iş futbol ise de futbolla açıklanamaz bir negatif bilimdir. galatasaray bir takımı yenmiş, kupa kazanmış, şampiyon olmuşsa hocanın başarısı yoktur. hoca işini yapmıştır., eğer yenememiş, kupa kazanamamış, şampiyon olamamışsa da hoca'nın hatasıdır diyerek, ucuz delikanlılık yapacak değilim. ben yaptım, ben yendim, ben kazandım.

    traşı bırak da maç kaç kaç bitti? diye mi sordunuz.

    2-2

    5. yıldızın kutlu yoluna kızılırmak boylarından start verdik.adımız galatasaray, soyadımız aslan. bizim sizin gibi taraftarımız olduğu sürece, sizi bu büyük yoldan benim gibi niceleri döndürememiş, ben mi döndüreceğim. bizimkisi, zamanında bulaştığımız bir pislik, bir tercih. istesek de sürüden ayrılamayız. türk futbol lağımının sebebi, pislik taşıyıcısıyız. bereket rögar çok kuvvetli, seçilmiş de her ne kadar kokuya bir şey yapamasa da pisliğin görünmesini şimdilik engelliyor.

    2 puan kaybettiniz, üzüldünüz, ne var ki 3. golü atsak bile aynı şeyleri hissedecektiniz, bari hayra yorun en azından ramiz köfte'yle dertleştiniz
  • raporda gecmesi muhtemel kaliplar.

    -eksiklerimizin farkindayiz, bunlari bizde goruyoruz.
    - icimizden hala cikartabiliriz, guveniyorum.
    -astana'da her takim takilir.
    -podolski'den bekledigim verimi alamiyorum ama umut elinden geleni yapiyor.
    -malesef her maci kazanmayi istiyoruz.
    -ben zaten kotu hocayim. sansa mansa takiliyoruz.
    -takim ici dengeler,dengeler,dengeler.
    -burak kusebilir.
    - hazir yabanci degil bana turk alin turk.
    - sabri gibisi var mi?

    dursun ozbek cevaplari :
    -sen cok yasa hamza hocam, kasitli haberlere prim verme.
    -ben zaten basari odakli bir insanim.
    -yakindan takip ediyoruz.
    - hocam yaptigimiz otelde katlarin dengesine bakarmisin
    - denayer formda, bonservisi 50 milyon euro olmustur.
    - transfere gerek yok.
  • "kaybettiğimiz maçları kötü teknik direktör olduğum için kaybettik, kazandığımız maçlar ise tamamen şans eseri. bildiğiniz gibi ben kötü bir teknik direktörüm ühühühü" yazmasını umduğum rapor.

    şaka bir yana, her ne kadar hamza hamzaoğlu'nu sevmesem de yönetim hamzaoğlu'na ne vermiş ki bir de hesap sorma hakkını görüyor? sen melo'yu transferin son gününde yerine adam almadan sat, grosskeutz gibi bir adam alıp lisans çıkartama, sonra bir de utanmadan "neden başarısız olduk?" diye hesap sor! (bu arada yaz dönemi boyunca hamza hamzaoğlu'nun yaptığı "kadromuz yeterli, forvet alabiliriz de almayabiliriz de, sabri bu takım için yeterli" tarzı açıklamaların yönetim baskısı kaynaklı olduğunu düşünüyorum.)

    şahsen hamza hamzaoğlu'nun formayı adaletli dağıtmayan, bazı oyuncuları kayırarak hak etmediği halde oynatan, takım üstünde otorite problemi bulunan ve gerek teknik bilgi açısından gerek mental anlamda galatasaray seviyesindeki bir takım için yetersiz bir teknik direktör olduğunu düşünüyorum ve yollarımızı ne kadar erken ayırırsak o kadar iyi düşüncesindeyim. gelgelelim, bu yönetimle devam ettiğimiz sürece yeni gelecek hocanın da bir şey değiştirebileceğini düşünmüyorum. öncelikli hedefimiz bu başarısız ve vizyonsuz yönetimin değişmesini sağlamak olmalı, hoca değişikliği ise sonra gelmeli.