• galatasaray tarihinde bireysel pr’ını en iyi yapmış yönetici. aynı transfer döneminde sevilen oyuncuları (keita, elano) kendi getirip, sevilmeyen (leo franco) adamın günahını adnan sezgin’e yıkabilmeyi başarmış imaj dehası (bu cümleden adnan sezgin’i beğendiğim çıkarımını yapmıyorsunuz umarım). bu arada kendisinin futbol şubesi sorumlusu olduğu 2 senenin birini 5., diğerini 3. bitirmiştik. dünya durdukça dursun ama kulübe uzak dursun.
  • ne kadar doğru bilemem ama rijkaard transferini de haldun üstünel'in bağladığı söyleniyor. büyük adamsın haldun abi. tranfer bütçesini beğenmeyen ramos'a, eşşek yüküyle para isteyen schuster'e selamlarımı yolluyorum. yardımcısı neeskens bile başa gelse büyük olaydı bana göre. ikisi birden getirdi haldun üstünel. messi ve c. ronaldo'yla haldun üstünel'i 15 gün aynı odaya kapatalım. çıkarken messi sarı, ronaldo'da kırmızı diye bağıra bağıra türkiye'ye gelmezse adam değilim.
  • kendisini severim. öyle abartıldıgı kadar büyük bir sihirbaz değildir ama, kesinlikle eleştirildiği kadar kötü bir transfer karnesi de yoktur. eleştirildiği transferle bakalım..

    tobias linderoth bize gelirken avrupanın en iyi 2-3 ön liberosundan biriydi. hayatında mr makinesi görmemis adamın kariyerinin bitmesi onun suçu değil sonuçta.

    shabani nonda fenerliler hala ürperiyor kendisini düşününce. 1.3m euroya alınmıştı. hakkını fazlasıyla verdi.

    cassio lincoln 5 milyon euroya alındı 2.1e satıldı. türkiyeye gelmiş en yetenekli adamlardan biriydi. oynadığı dönemde 42 maçta 13 gol 20 asist yaptı ligde.

    fernando meira 4.5 milyon euroya alındı. kısa zamanda 6 milyona satıldı. galatasaraya gelmiş ender kaliteli stoperlerden biriydi. takımda kalsaydı avrupa macerası daha değişik olabilirdi.

    milan baros 5.5m euroya alındı. performansı hakkında çok konuşmaya gerek yok. hepimizin sevgilisi oldu. ah bir de o direkten dönen topu olmasa, kulübün efsaneleri arasında yerini büyük ihtimal alacaktı.

    harry kewell bedavaya geldiği galatasarayda kalitesi ve profesyonelliği ile adını hepimizin kalbine kazıdı. 3 sezon boyunca bizde oynaması bile mutluluk veren bir adamdı.

    de sanctis 500k usd'ye kiralamıştık. vasat bir performans göstermişti. ama kötü bir kaleci değildi. zaten bizden sonra kariyerini sevilla napoli roma gibi takımlarda oynayarak bitirdi.

    rijkaard bu ülkede olmayacağı belliydi. ah servet ah rijkard dedikçe aklıma geliyorsun.

    elano 7milyon usdye alıp 3 e satmıştık elanoyu. man. cityden gelmişti. aslında şu an fernandonun verdiği efekti verebilirdi (oyun tarzı anlamında değil takımı seviye atlatması olarak) hep merak etmişimdir ilk maçındaki enfes performansından sonra ne oldu da bu adam tutmadı diye.

    keita eleştirilen oyuncular başlığı olduğu için yazasım yok sana kara oğlan. senin yerin çok ayrı bizde.

    leo franco bedavaya geldi. traş olduğu zaman iyi maçlar çıkarıyordu. enterasan bir adamdı vesselam. vasat bir kaleciydi.

    neill750k euro civarı bir paraya almıştık. fiyat performans olarak gayet yeterli bir adamdı. yanılmıyorsam 1.5 sezon oynadı bizde.

    jo fiyasko diyebileceğim tek transfer bu ibne. alemlere akmaktan top oynamadı. yattı parasını aldı gitti. kötü bir oyuncu değildi jo ama burada 6 ay kiralık olarak yatmaya gelmişti.

    dos santos bu adamın bonservisini almamız için çok dua ettim ama olmadı. çok iyi oyuncuydu. hatta bayadır amerikada takılıyor ve 28 29 yaşında şu an. kolundan tutup getirsek ya :(

    gördüğünüz üzere, sayın üstünelin transfer karnesini başarısız bulmak oldukça zor. umarım bu listeye yeni keitalar, yeni baroslar ekler de bizi gururlandırmaya devam eder.
  • oyuncunun ve kulubünün transfer için talebi ne ise onu verip alan eski yöneticimiz. yöneticilerin çoğu aynı şeyi söyler : istenen parayı verirsen transfer dünyanın en kolay şeyi.

    asla bir sihirbaz değildir. elano, baros, kewell vb gayet yüksek meblağlarla alınmıştır. tek başarılı yönü transferler basına sızmıyordu.

    kendisinin bir başka örneği için

    (bkz: cenk ergün)

    ki en azından cenk ergün'ün kurduğu takım öyle ya da böyle şampiyon oldu.
  • şu anda yönetimde kendisi ya da bu tarz bir adamımız olmalıdır. yabancı dili kuvvetli, ikna kabiliyeti yüksek, prezentabl bir abiye ihtiyacımız vardır. kendisinin zamanında yaptığı transferler isim olarak hem çok başarılı hem de çok zor transferlerdir. aynı zamanda o isimleri hiçbir şekilde kanka gazetecilerine, medya tiplerine söylemediğinden transferi ancak bitince öğrenirdiniz. aldığı adamları çok yüksek fiyata aldı eleştirisi var. kesinlikle katılmıyorum. zaten adam elinde galatasaray'ın kasası ile gitmiyor. ona bir bütçe verirsin, bu limitler dahilinde hallet dersin. o da o fiyatlara ikna edebilirse eder. kafasına göre para saçmadı ya da saçamaz zaten. diğer eleştiri de "aldığı oyuncular bir işe yaramadı, başarı gelmedi." bu da o adamın değil teknik direktörün sorunudur. kadro mühendisliğini yapanın sorunudur. bizim takıma birilerini al yeaa demezsin. scout ekibin var, teknik ekibin var. bu görevdeki adam sadece gider görüşür, kontrat detaylarını konuşur, adamı ikna eder ve alır ya da alamaz. o yüzden haldun üstünel gayet başarılı olduğu gibi onu başarısız olduğu için eleştirirken yaptığınız argümanlar sadece sıfır. çünkü adamın görevi o oyuncuları iyi oynatmak değil, alıp getirmek. kendisi zamanında imkansıza yakın transferler sessizce halledilmiş ve ülkeye getirilmiştir. şu anda da kendisi olmasa da o profilden bir profesyonele ihtiyaç çok yüksektir.
  • tarih: 20 eylül 2009
    yer: çeşme

    süpervizorlık yaptığım bir iş için çeşmede çalışmaktaydım.deli gibi koşuştururken bir anda karşımda uzun boylu bir adam çıkıverdi karşıma.karşımda ki haldun üstünel idi.bu zamana kadar bir çok ünlü şarkıcı,dizi oyuncusu,futbolcu vs insanla aynı ortamda bulundum ama hiç bir resim çekilebilirmiyiz demişliğim beğendiğimi dile getirmişliğim yoktur.lakin bu adamın yanına yaklaştım ve baya bildiğiniz ''abi hastayız sana hele bir resim çekilelim'' dedim.o kadar samimi yaklaştı ki hemen resim çekildik.hatta bir kaç kere ''abi kötü çıkmışım bir kere daha çekilsek olur mu? seni de rahatsız ettik ama'' dedim. karşılığı ''ayıp ediyorsun tabii ki'' oldu.resim faslından sonra kendisinden beni bir antrenmana sokup sokamayacağını formamı baros'a imzalatmak istediğimi söyledim.ve işte burada film koptu.aldığım cevap ''ne gerek var oraya kadar yorulmana ben yollarım sana imzalatıp'' dedi. bir de üstüne önünde durduğumuz dondurmacının önünde ''sana da ısmarlayayım mı bir tane?'' dedi. neyse hoş sohbetten sonra vedalaştık.ertesi gün kasımpaşa maçını izlemek için oturduğumda televizyonun karşısında ekranda onu gördüm ve sebepsiz yere güldüm.ne yalan söyleyeyim içimden ''beni geçiştirdi'' dedim. yanımdaki arkadaşlarım ise bunu düşünüyor olmamla bile dalga geçiyorlardı.1 hafta sonra aynı arkadaşlarımla izmir'de otururken telefonum çaldı arayan çeşmedeki dondurmacıydı.beni arayan adam ''erinç bey iyi günler haldun bey size bir kargo yollamış isterseniz gelip alabilirsiniz'' diyordu. ben havalara zıpladım ertesi günü bile beklemeden o anda bastım çeşme'ye.dükkana gittim paketi aldım.heyecanla açtım ve içinden parçalı arkasında 15 numara baros yazan ve göğsünde de kocaman bir baros imzasının olduğu formayı görünce belki de hayatımın en mutlu anlarından birini yaşadım.bu sene o güzel adamla karşılaşamadık hiç çeşme'de.

    şimdi bunu anlatmamın 2 sebebi var:

    1.bu büyük yürekli adama gerçekte edemediğim teşekkürü burdan etmek. çok sağol haldun abi forma odamın başucunda asılı.

    2.bir insan var taraftarına protestocu provakatör diyen, biri var böyle fedakarlıklarda bulunan ama garip değil mi hala görevde olan o '' birisi''.
  • geçtiğimiz günlerde parayı basıp transfer yapıyordu diye eleştiriliyordu buralarda. gelinen noktada parayı basmasına rağmen transfer yapamayan bir yönetim var. bu arada parayı basıp transfer yapma olayını eleştirmek de ayrı bir mevzu. ne yapsaydı üstünel mesela hisse senedi falan mı teklif etseydi? adamın aldığı keitaları, kewelları ağzınız açık izlediniz. hala daha özlemle anıyorsunuz. bu seviyede kaliteli adamlar da parayla geliyor ne yazık ki.
  • galatasaray eski yöneticisi.

    galatasaray'ın 2000 başarısının ekmeğini yedikten sonra artık elinde ekmek kalmadığı için transferlerde zorlanıyordu. kimse kusura bakmasın da 2000-2001, 2001-2002, 2003-2004, 2006-2007, 2008-2009 yıllarında katılmışız. sonra 2012-2013.

    kaldı ki 2003-2004 yılında ara vermeden önceki son katılışımızda şampiyonlar ligi tarihinin porto, manchester vs ile en çok katılan 4-5 takımından biriydik. hatta sanırım manchester bizden bir azdı.

    uzun bir süre katılamadık, sonra yine katılamadık ve derken ünal aysal dönemi.

    haldun üstünel çok acayip işler çıkarıyordu. o zaman lincoln şimdi herkesin ağzının suyu aktığı adamlardan biri gibiydi, elano keza öyle.

    birini schalke'den diğerini manchester city den alıyorsunuz kolay iş değil bunlar. cidden sihirbaz gibiydi. kimse adama demedi ki al kulübün paralarını çatır çatır harca. sanarsın bana tarık çamdal'ı getirmiş, dursun özbek gibi otellerinde adamlar yatırıp kulüpten parasını almış.

    verilen parayı en iyi şekilde kullanıyordu.

    meira'a 4.5milyona transfer olmuş o sene kadıköy'de uefa finali diye koşturuyorduk, adnan polat sağ olsun 6'ya devre arasında satmıştı.

    linderoth'a adam ne yapsın hayatında sakatlanmayan adam bizde top oynayamadı. ben ondan çok stada gitmiştim o sene. dursun özbek'in sigdorsun transferi gibi değil en azından.

    milan baros ? konuşmuyorum bile.

    keita ? ulan bugün çek 100 galatasaraylıyı. ver listeyi, en çok kimi bir sene daha izlemek isterdin diye sor. %75'i keita der. sağ olsun polat sattı hemen.

    elano ? yorum yok. çok iyiydi, büyük potansiyeldi olmadı. adam shakthar'dan city'e oradan bize geldi. kim reddedebilirdi ?

    harry kewell ? bi zahmet susuyorum.

    shabani nonda ? 30 santimlik yürek vardı hani ?

    lucas neill ? yıllar sonra topla çıkan defans görmüştük sağ olsun hala unutamam sonra ujfalusi gelmişti işte.

    jo ve dos santos ayrı. kiralıklardı. dos santos hala içimde kanayan yaradır ah 5 mio verip alamadık özel topçuydu.

    ve bitmedi.

    bugün barcelona'yı barcelona yapan rijkaard. bugün guardiola'yı getirmek gibiydi.

    yersen sihirbaz değil parasıyla falan tamam.

    verin bana barcelona'yı abiniz şampiyonluk yapacak, verin city'i. guardiola kim ya o kadroyu ben de yaparım abi.

    tmm.
  • cenk ergün özellikle maaş anlamında tüm oyuncuları çok yüksek bedeller ödeyerek getirdi. standart olarak oyuncular ederinin 1.5 ile 2 katı arası bedele patladılar kulübe.
    aysal döneminde ise menajerlere yüksek paralar verildi ve öyle transfer oldu bir çok oyuncu.
    haldun üstünel çok başka idi. transfer edeceği adamın adı sabah saat beşte resmi siteden duyulurdu ilk. aldığı hiçbir oyuncuya dönemine göre fahiş fiyatlar verilmedi. sonra getirdiği oyuncuların tutmaması çok eleştirildi. ama üstünel scouting çıkışlı bir takım mühendisi değildi. ona al denilen oyuncuları ve kulüpleri ikna eden bu konuda çok yetenekli, ağzı sıkı bir arkadaştı. albayrak florya'dan çıkmasa, üstünel transfer işlerine geri dönse bu konularda inanılmaz bir ilerleme kaydetmiş olurduk.
  • abdurrahim albayrak'ın eksik parçasıdır. edirne ötesi transferde haldun üstünel, belirlenen isimleri alıp gelsin. onların florya'daki uyumları, rahatları ve ihtiyaçlarıyla da albayrak ilgilensin. bu uyumu mükemmel yakalayacaklarına eminim. taraftarda kredisi her daim olan birisi üstünel. eğer teklif giderse fatih hoca'yla beraber çalışmayı eminim o da çok ister.
  • başıma bir iş gelmeyecekse bu transfer bütçesi ile albayrak'tan fazlasını yapamayacak eski yöneticimizdir.

    10 sene evvel bolluk vardı, uefa tepemizde değildi, cezalar bu denli ağır değildi. adam elini kolunu sallaya sallaya paraları basıp futbolcuları getirdi. tıpkı cenk ergün gibi.

    şimdi 100 bin euro yüzünden masadan kalkma aşamasına geliyoruz. hayal görmeye gerek yok. bize scout ekibi lazım, parayı basıp herkes futbolcu getirir. en başta şu emre utkucan denilen fm oyuncusunun kellesi alınmalı!
  • --- alıntı ---

    "g.saray aleyhinde açıklama yapan başkanlar kervanına antalya ve kayseri'den sonra f.bahçe kulübü başkanı'nın da katılması ve o'na eşlik eden medyadaki yandaşları hezeyanla yüklü yazı ve konuşmaları aslında g.saray'ın ne kadar doğru yolda olduğunun göstergesidir. g.saray olarak rakiplerimizin icraatlarına hep saygılı olduk... açıkcası biz bu duruşu sergilerken, rakiplerimizden de aynı saygıyı bekliyoruz. transferde kimin yanlış yapıp yapmadığı sezon sonunda belli olacak. biz şampiyonluk kupasını 18. kez havaya kaldıracağımıza inanıyoruz. kendisini dünya kulübü olarak görüp, transfer yapmadıklarını söyleyenler ara transferde 4 milyon euro harcadıklarını nasıl açıklayabilirler? gerçek bir dünya markası olan g.saray'ın ezeli rakibinin başkanı, marka değerini yükseltmek isteyen kulüpler birliğini temsil ederken, bizim icraatlarımızla ilgili yorum yapması hiç de şık durmamaktadır. kulüpler birliği başkanı sayın aziz yıldırım'dan bizim transferlerimizle ilgili yorum yapmasını değil, sahada iki sezondur kasti tekmelerle sakatlanan oyuncularımız için çözüm bulmasını bekliyoruz."

    --- alıntı ---
    haldun üstünel
    kaynak: dha
  • - eşimi istemeye kendisiyle gitmiştim, 2 yıldır mutlu bir evliliğimiz var, çocuğumun adını haldun koymayı düşünüyorum, büyüksün başgan...

    - arabamı haldun abiyle aldık, icra ihalesinden 32.000 tl'lik araba 24.500 tl'ye geldi, herkes arabasına cd, cevşen koyarken dikiz aynamın üstünde haldun başganın resmi var, teşekkürler başgan

    - ev alacağım kısmetse, haldun abinin müteahhit tanıdığı varmış ümraniye'de, dedi "oğlum manyak mısın eve o kadar para verilir mi?" hemen konuştu, peşinatsız girdik allaha şükür, aylık ödemelerim toki kadar, ama evim 135 metrekare net kullanım alanlı, metroya yürüme mesafesinde, güney cepheli, başgan sağolsun...

    - pazara çıktık geçen gün, hanımın canı alakasız biçimde avokado çekti, pazarcı diyor "abla yok olsa canın sağolsun kasayla verelim" yok bizim hanım dinlemiyor, haldun başgan bi telefon açtı, gambia tropik meyveler bölge müdürü rodombo bombadilla abiyle görüştü, avokado'yu e-postayla evimize kadar teslim ettiler, başgan kıyımsız adam, çok ince adam... büyük adam...

    - geçen halısaha yapıyoruz, başgan dışardan izliyor, gel oyna dedik "saçlar dağılıyor yiğen, yoksa biliyosun..." dedi üstelemedim, ana bi baktık kaleci yok, karşı takımın var, maç dengesiz olacak belli, yüzüm asıldı ama belli etmiyorum, haldun başgan anladı tabi, bi ıslık çaldı halısahanın sorumlusuna dedi "yok mu şurda antrenman yapan siyahilerden kalecilik bilen?"... adam bi eğildi büküldü, o maçı farklı kazandık, halısahanın sahibi kaleci bulamayınca şile'ye tatil için gelen bernard lama'yı getirmiş, bernard abi yaşlanmış ama hala aynı lama... 1-2 tane hatrına yedi, haldun başgan da göz kırpıyor bana oradan "iyi iyi ayıp olmasın rakibe" der gibi...

    bunlar da böyle anılarımdır...
  • zamanında fm'nin, barcelona'nın gazıyla transferlerini övdük ama gerçekte son derece dengesiz ve kırılgan bir kadro kurduğu sonradan ortaya çıktı. mesela arda, kewell ve keita'nın olduğu kadroya devre arasında inatla bir kanat daha almıştı. keza bekler sabri ve hakan'a emanet edildi. öbür taraftan orta saha çift yönlü oyuncu diye bas bas bağırıyordu. kötü kadro mühendisiydi anlayacağınız.

    bu arada sabri ve hakan geçen sene bile ilk 11 çıkıyordu. ama melo gibi adama 5. sezonunu bile çok gördüler. ne kadar aptalca yönetildiğimizi siz düşünün.
  • galatasaray'ın bu günlere gelmesinde az emeği olmayan eski yönetici. kendisine verilen yetkileri bana verin ben de yaparım kendisinin yaptığı "sihirbazlık"ları.

    "eskiden para vardı harcadı" mantığı da doğru değil. eskiden de para yoktu, kulübü borçlandırdılar ve sonuç olarak bu günleri yaşıyoruz.
  • takımımıza bir çok yıldız isim kazandırdığı için teşekkür ederim ancak elano transferinde ortaya çıkan gerçeklerden sonra bir daha asla galatasaray yönetiminde olmaması hatta üyeliğinin düşürülmesi gerekir. elano transferiyle ilgili kendi ağzından "manchester city'den ayrılarak galatasaray'a gittiğimde, sözleşmeme turnuvaya hazırlanabilmem için bir ay içinde en fazla üç maçta oynama maddesi ekletmiştim. yani birçok maçta yedek kulübesindeydim. brezilya basını bu durumu öfkeyle karşıladı çünkü anlamamışlardı. ama ben evde hazırlıklarımı yapıyordum. psikolojik ve fiziksel olarak hazırlanıp beslenmeme dikkat ediyordum. dunga da bunu biliyordu. türkiye'ye giderken de ona danışmıştım." diyerek açıklama yaptı.

    bu maddeyi kabul etmek kulübe ihanettir, açıklaması olamaz. üstüne o dönem elano'ya ihtiyaç yoktu; takımda sağ kanat ve on numara pozisyonları belliydi. merkez orta saha veya stoper gerekliydi. elano'da sezon boyunca kendisini maçlarda zorlamadı.