resim
Gheorghe Hagi
Görev:Teknik Direktör
Takım:FCV Farul
Yaş:59
Uyruk:Romanya
  • 6376
    aslında kendini iyi ifade ettiğini düşündüğüm, ancak etrafındaki insanlar (yönetim, teknik adamlar, futbolcular vs) tarafından düşünceleri anlaşılmayan ya da işlerine gelmeyen, bu nedenle çok mutsuz olmuş (özellikle futbolu bıraktıktan sonra) olduğunu gözlemlediğim galatasaray ve romanya efsanesi. örneğin kayseri’de yaptığı ‘hırsız’ çıkışının (ve varsa benzer anlam verilemeyen davranışlarının) bu mutsuzluğunun dışa vurumu olduğu izlenimini taşıyorum.

    türkiye’de ve diğer ülkelerde yaşadığı olumsuz teknik direktörlük kariyerinden sonra ‘s.kerim yapacağınız işi’ diyip kendi takımını kurmuş olduğu aşikâr. açıkçası futbol sahnesinden uzak kaldığını ve çok daha iyisini hak ettiğini düşünüyorum.

    ayrıca bence kendisine yapılan en büyük hakaret futbolcu olarak alex de souza ile karşılaştırılmasıdır. belki maradona. yok lan hagi çok başka.
  • 6377
    kendisinin galatasaray'daki etkisi, dünya futbol tarihi içinde bile nadir rastlanan bir hikayedir. hagi sadece goller ve asistler yapan bir oyuncu değildi. takımın iq ortalamasını arşa çıkarmıştı çünkü takım arkadaşlarına zorla iq yüklemesi yapmıştı. maestro lakabı hiçkimseye ona yakıştığı kadar yakışmadı çünkü hagi ciddi ciddi bütün takıma nerede nasıl oynamaları, nereye nasıl koşmaları, nereye nasıl pas atmaları gerektiğini öğretmişti.

    maradona napoli'yi kişisel yeteneğiyle şampiyon yaptı mesela. messi barca'dayken ilk yıllarında futbol aklı çok yüksek olan bir ekibin süper starıydı, sonrasında o da maradona gibi kişisel yeteneğiyle fark yarattı. arjantin milli takımı'nda hagi'nin yaptığı liderliğin benzerini - çok daha küçük ölçekte de olsa - sadece bir kere yapabildi, onda da dünya şampiyonu oldular zaten.

    sözün özü hagi'nin "oha abi onu nasıl yaptın" dediğimiz inanılmaz paslar, şutlar, çalımlar içeren çok geniş bir repertuarı vardı ama onu hagi yapan bunların hiçbiri değildi. sneijder de aynı sete sahipti mesela. çok iyi işler yapmış çok iyi bir futbolcu olarak iz bıraktı galatasaray'da. hagi olamadı. çünkü hagi'yi hagi yapan şey karakteriydi, etrafına futbolu öğretmesi, kendisi olmasa en fazla türk futbol tarihinde iz bırakacak takım arkadaşlarının dünya çapında isimlere dönüşmesine sağladığı katkıydı.

    tek bir pozisyonla anlatmak gerekirse şuydu hagi:

    https://www.youtube.com/watch?v=JFwHJS-Duzc

    edit: doyamadım, eklediğim pozisyonla ilgili biraz daha öveceğim hagi'yi. bu seti lucescu'nun yazdığını hiç sanmıyorum. çünkü hagi gibi bir yeteneğe sahip olmayan kimse bu seti akıl edemez. hagi'nin duran top kullanılmadan önce topla alakasızmış gibi arkalarda dolanıp milanlı oyuncuları uyutması, topa doğru koşarken tam zamanında hasan şaş'a eliyle "koşmaya başla" komutu vermesi ve topu depar halindeki hasan'ın alnına kusursuz bir şekilde denk getirmesi. inanılmaz, tek kelimeyle inanılmaz.
  • 6378
    benim için galatasaray tarihinin en büyük yabancı figürüdür. bunun yanına kimsenin yaklaşabileceğini sanmam. üstelik oynadığı dönemi de tam anlamıyla izleyememe rağmen. hagi efsanesiyle büyüdük biz. üzerimizdeki etkisi bambaşkaydı.

    yıllar sonra bir arjantinli geldi o da yeni nesli etkiliyor. bu bir el verme durumu. galatasaraylı olmak gerçekten ayrıcalık.
  • 6379
    icardi ile karşılaştırılmaması gereken figürdür.

    hagi galatasaray’ın avrupa’da tepeye oynamasında başrol olmuştur, 30undan sonra kariyerinin en istikrarlı ve disiplinli dönemini yaşamıştır.

    dünya’nın en iyi oyuncularından biri idi kendi döneminde zira rumen olmasa belki ismi daha üst sıralarda geçerdi.

    icardi özellikle saha dışında inanılmaz bir figür oldu, kendini çok sevdirdi ve takımı sahipleniyor ama hagi bir başkaydı, kıyaslamak ikisine de haksızlık.
  • 6380
    şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki metin oktay'ı ayrı tutuyorum o dönemi bilmiyorum modern dönemlerde diyelim gelmiş geçmiş en büyük figürdür türk futbolunda. eğer biri kıyaslanacaksa onunla 4 sene üst üste şampiyon yapması gerekir asgari olarak sonra tartışabiliriz hangisi daha iyiydiyi. ismi geçenlerden icardi ilk önce 95-00 dönemi hakan şükür'ü geride bırakması lazım hemen uçmayalım.
  • 6381
    oynadigi romanya a milli, madrid, barcelona, steuau ve basarilari bir yana, galatasaray'in dort sene ust uste sampiyon olmasinda ve avrupa kupalari kazanmasinda cok buyuk payi olan efsane.

    icardi bunlari yapmadan ayni seviyeye gelemez. gercekler bunlar. isin sanatcilik kisminda da ister istemez geride kalir icardi.

    istanbul'daki milan maci ve deplasmandaki bilbao maclari haric kotu avrupa maci yoktu hagi'nin. kotuyu gectim, adam hep game changer oldu. rapid macindan arsenal macina kadar bizi oyunda tuttu. neden acikliyorum zaten onu da bilmiyorum. icardi de fenomen ama hagi cok baskaydi.

    (bkz: 3 kasım 1999 galatasaray milan maçı)
    (bkz: 9 aralık 1998 athletic bilbao galatasaray maçı)
  • 6382
    kulüp tarihimizin en başarılı yabancı oyuncusudur. transfer olduğunda sadece bize değil, ülkeye çağ atlatandır. müzedeki uefa ve süper kupa'nın kazanılmasındaki aslan payı kendisindedir.

    bunların yanına yaklaşabilecek bir oyuncu henüz yok. icardi'de bu ışık var mı? yok değil ama hagi bambaşkaydı. kıyas kabul etmeyecek bir seviyedeydi. hâlâ öyle.
  • 6385
    yürüyen ve her an psikolojik üstünlüğün kendisinde olduğunu hissettirebilen bir oyuncu. gencecik ve tecrübesiz bir takım uefa kupasında finale doğru giderken rakibine bacak arasıysa bacak arası, uzaktan şutsa şut, dönerek ayak dışı pas ise pas verip takımına ve rakibe ben buradayım mesajını sürekli veren yıldız. olmasaydı tarihimizdeki en büyük zafer olmazdı. bu nedenle çok büyüktür kendisi.
  • 6386
    olaya tarihsel açıdan bakarsak, kendisi aromen olduğu için kökeni vlach'lara yani ulahlara dayanır.

    birçok tarihçi ulahların kökenini, köleleştirilmiş gladyatör olarak düşünürken, romalılaşmaları için de helenlerle evlendirildiklerini düşünür. tabii aslında aromen olarak adlandırılan bu grubu ulah olarak adlandıran genelde yunanlılardır.

    hala daha ulahların tarihsel kaynakçası sorgulanadursun, kendilerinin en farklılaşan özelliği, avrupa'nın sayılı göçebelerinden olmalarıdır. kışın başka yere giderler, yazın başka yere giderler, çadırlarda yaşarlar vs. hani bizim bildiğimiz gibi, türklerin yörükleri nasıl belli bölgelere yerleşmişse, avrupa'nın yörükleri de bu ulah arkadaşlardır.

    her ne kadar bu ulah arkadaşlar avrupa'nın göçebeleri olsalar da, bünyelerinde yüksek hırs içerirler. tarihteki ünlü aromenlere bakar isek bunların balkanların bukalemunları olduğunu, ve değişik bağımsızlık mücadelelerinde önde gelen kişilerin yoğunlukla aromen olduğu görülür. bu yüzden genelde balkan halkları aromenleri 'en iyi gürcü', 'en iyi bulgar', 'en iyi yunan' olarak adlandırıldığını görürüz. bir tek kendi içerilerinde fikir birliğine varamazlar, 'her kim ki çıkar biz aromenleriz, biz ayrı bir devlet kurmalıyız' falan derse birbirlerinin ağzına kürekle vururlar. yani otoriteyi sevmezler ve istemezler, hafif anarşik yapıları da vardır.

    hagi'nin aslında kütüğü selanik olmakla birlikte, 1925'te romanya kralı birinci ferdinand tarafından aromenlere sağlanan ayrıcalık ile hagi'nin büyükbabası ve ailesi dobruca bölgesine göç etmişlerdir. annesinin ailesi de yine modern yunanistan'dan göçen bir aromen aileden gelir. hagi'nin çocukluğunda en sevdiği şey, dedesi ile birlikte koyun gütmek, onunla peynir ve domates yemektir.

    bu yazı kendisini izlememiş oluşan doku uyumunu görmemiş ve anlayamayan bütün galatasaray taraftarı için yazılmıştır. hagi kariyerinin çoğunda yalnız bir kraldır. bu kral kendini takım için oynayan bir 10 numara için tanımlamıştır. aşağıdaki tanım kendisinindir, ancak en nihayetinde yukarıdaki tanıma dönmüştür.

    (bkz: 10 numara 9 numara için oynar)

    bu maharetli gladyatörü hangi takım anlayabilmişse, o takım avrupa'nın en yüksek mevkilerine ulaşmıştır.

    (bkz: steaue bucharest)
    (bkz: romania)
    (bkz: galatasaray)

    takım içerisinde birileriyle sürekli kavga eder. onun için mükemmel oyun tanımı bellidir, ve ne yazık ki bu kafasındaki mükemmel oyun, kendisi için hiçbir zaman mükemmel değildir. 'gel ma', 'git ma' şeklinde homurdanmaları, kavgaları onu lider olarak kabul etmeyen takımlarda sorun teşkil etmiştir.

    o kırmızı burnuyla öfke saçarken, alttan alan galatasaray oyuncuları, oluşan güzel oyun ve güzel sonuçlar sonrası ise doyumsuz sevgi ve saygıyla karşılaşır. bu anların en çok gözlemlenebildiği anlara, gol atan oyuncuları sırtında taşıdığı, fatih terim uefa şampiyonluğu röportajında, 'bravo hoca, mükemmel hoca, süper hoca' şeklindeki nidalar attığı anlar örnek gösterilebilir.

    bakın hala futbolla alakalı çok az şey anlattım. şimdi gelelim futbol kısmına.
    öncelikle icardi'nin hagi ile kıyaslanabilmesi için başka bir hayata ihtiyacı var. takımın merkezi, maestrosu olabileceği bir pozisyona ihtiyacı var. icardi skor yapar, çalım atar, belki asist yapar ama hiçbirini hagi'nin düzenli yaptığı mesafelerden yapamaz. bunun nedeni de sahada bulunduğu pozisyon ile ilgilidir.

    gelelim sneijder'e. ikisini de izlemiş biri olarak, sneijder'in kıyaslanacağı oyuncu olsa olsa alex olur sergen olur. bu arkadaş hagi'nin saha içerisinde dolaştığı alanlarda dolaşabilecek ne nefesi vardır, ne de yeteneği. insanlar şiddetli/patlamalı koşuyu dinamizm sanıyor. bunun için başka bir örnek verelim. badou ndiaye ve torreira... sizce ikisinin de prime'ında hangisi daha dinamik ve daha fazla alan kapatıyor?

    hagi'nin topla katedmesi sürekli dur kalklara dayanır. bu çalım stilinin en benzerleri de kısa mesafelerde arda turan veya uzun mesafelerde yapılanını istiyorsanız yunus akgün'de görülür. bunun sürekli yapılmasının vücuda bıraktığı etkiyi anlamak için yunus'un kariyerine veya arda'nın atletico kariyeri ile birlikte bunun sıkılığını ne kadar azalttığına bakarak anlayabilirsiniz. bu oyuncuların oyundan pat diye düşmesinin*, belli dakikalarda etkili olabilmesinin nedeni budur. bir arabanın sürekli 0'dan 100'e kalkması için gereken beygir gücü * bu hareketin yapılma sayısı eşittir gereken enerji.

    kısacası sneijder, sergen veya alex'in sert ve birebir savunmacılara karşı kendini unutturduğu ana ihtiyacı vardır. ilk büyük fark olarak bunu belirtebiliriz. hagi'nin böyle bir ana ihtiyacı yoktur, istediği anda harika top tekniği/kontrolü ve sıfırdan 100'e çıkacak enerjisi her zaman cebindedir. kendini hatırlatır, o rakibin üzerine gider, veya kendisi ile birlikte bu arkadaşları sahanın bir kale çizgisinden diğer kale çizgisine kadar istediği alana götürür.

    ikincisi ise hagi'nin messivari alan kontrolüdür. messi maçın ilk 15 dakikası nasıl rakibi analiz ediyorsa*, hagi'de de benzer bir özellik vardır. yalnız yine arada fark vardır, messi için bu alan santradan rakip kaleye kadar, kendini konumlandıracağı bir alan ise, hagi'de yine iki kale arasındadır. pasının menzili yoktur, defansta çalım atılmaz diye bir kuralı yoktur.

    kısacası kendisi tepeden tırnağa aromen olup, kendini romanya'ya adamış bir gladyatördür.

    edit: linguistic açıdan bakarsak, aromenlerin dili rumenceye çok benzemektedir. sanırım romanya'ya gelmelerinin nedeni bu olsa gerek. yoksa davranışsal açıdan yörüklere, tarihsel açıdan romalılara, linguistic bakımdan romenlere çok benzemektedirler.
App Store'dan indirin Google Play'den alın