resim
Gheorghe Hagi
Görev:Hissedar
Takım:FCV Farul
Yaş:60
Uyruk:Romanya
  • 5701
    1996-2001 yıllarında futbolcumuz, 2004-2005 ve 2010-2011 yıllarında da teknik direktörümüz olarak görev yapmış rumen futbol adamı, nam-ı diğer "karpatların maradonası."

    gerçi hagi'ye karpatların maradonası demek çok tartışmalı bir konudur. çünkü bazı taraftarlara göre hagi karpatların maradonası değil; maradona andların hagisidir. bu da hagi'nin ne denli büyük bir futbolcu olduğunu, kendisine duyulan hayranlık ve sevginin hangi boyutta olduğunun en temel göstergelerindendir.

    1996 yazında ingiltere'de gerçekleşen avrupa şampiyonası'nın ardından kariyerinde büyük başarılara ulaşacağı galatasaray'a imza attı. gheroge hagi 1996 yılında galatasaray'a katıldığında futbol otoritelerinin olduğu gibi hayranlarının da kafalarında çok sayıda soru işareti vardı. özellikle bugün hala fatih terim'in o günlerde hagi'nin transferine muhalefet mi ettiği yoksa olmazsa olmazım mı dediği spekülatif bir durumdur, sürekli tartışılıp durulur.

    gheorghe hagi, kendisini eleştirenlere karşın, ilk üç maçındaki galibiyet golleriyle galatasaray'da etkisini kısa süre içinde gösterdi. metin oktay, turgay şeren, fatih terim gibi kült oyuncuların ölesiye özlemini çeken taraftar, gheorghe hagi'yi bağrına bastı. çok geçmeden ali sami yen'in yanı sıra dört bir yandaki stadyumlar 'i love you hagi' sloganıyla yankılanmaya başladı.

    bizimle geçirdiği 5 sezonda; 4 sene üst üste şampiyonluk, 2 türkiye kupası, 2 türkiye süper kupası, 1 uefa kupası, 1 uefa süper kupası, 1 şampiyonlar ligi çeyrek finali elde etti, bir çok kritik anda goller attı ya da attırdı. 2001 mayıs'ın da gözyaşlarıyla ve omuzlarda uğurlandı galatasaray'dan. yaşarken efsane oldu. onun gibisi bir daha bu topraklara gelir mi bilemem...

    futbola veda ettikten sonra teknik direktör olmaya karar veren hagi ile yollarımız 2004 nisanında yine kesişir. fatih terim'i kovan canaydın, kulübeye hagi'yi getirerek taraftara şirin gözükme çabalarını sürdürür.

    ne var ki, teknik direktör hagi, futbolcu hagi'den çok farklıdır. adeta "iyi futbolcu iyi teknik direktör olamaz" sözünü doğrulamak istercesine bir teknik yönetim sergileyen hagi, galatasaray'a umduğunu buldurtamaz. 2004-2005 sezonunda, yani 100. yılımızda ligde 76 puan toplasa da şampiyonluğu fenerbahçe'ye kaptırır ve yollar ayrılır. o sezon, türkiye kupası'nı finalde fenerbahçe'yi 5-1 gibi net bir skorla yenerek müzesine götüren hagi kulübüne kupasız veda etmemiş olur.

    yıllar sonra takvimler bu kez ekim 2010'u gösterirken adnan polat gerekirse yıllarca arkasında durup futbol devrimi yapmasını sağlayacağını iddia ettiği sevgili rijkaard'ını fatih terim'i getirmek için aniden kovar. fakat terim, polat'a güvenmez ve teklifi kibarca reddeder. adnan polat, terim'i de takımın başına getiremeyince, taraftara şirin gözükmek için yeni teknik direktörün hagi olduğunu ilan eder. hagi bir kez daha galatasaray'dadır artık.

    galatasaray tarihinin en berbat sezonunda hagi'nin zaten tartışmalı olan teknik direktörlük anlayışı tuz biber olur. ama hagi'yi bu dönemle eleştirmek doğru değildir. takım, taraftar ve yönetim sezonun bitmesi için adeta gün sayıyor, her maç tüm galatasaraylılara zul gelmekteydi. hagi'nin yapabileceği pek de bir şey yoktu yani. işte öyle bir sezondu ve hagi tt arena'da öne geçtiği maçı son 15 dakikada fener'e hediye edince mart 2011'de kovuldu. ve yerine sezon sonu fatih terim gelene gelene kadar 8 maçlığına bülent ünder vekalet etti. ne garip yıllar önce yerini hagi'ye bırakan terim, takımı hagi'den devralacaktı. kaderin cilvesi işte.

    işte böyledir büyük hagi'nin hikayesi. o hep bizimle ve kalplerde..
  • 5703
    galatasaray’ın kendisine ihtiyacı varsa bazıları gibi kıvırmaz ve bahane üretmez; gelir.
    galatasaray’ı bazıları gibi onu-bunu bahane edip ortada bırakmaz.
    kendini galatasaray'dan üstün görmez bazıları gibi.
    hocalığı döneminde galatasaray yöneticisi olan bazı şahısların daha ülkesini bilmediği, hakaret edebildiği; buna rağmen galatasaray'a küsmemiş, yarı yolda bırakmamış, yüzünü asla çevirmemiş bir efsane.
    bana sen yetersin. *

    edit: bu entryde kimse yerilmemiş; yalnızca gerçekleşmiş gerçek olaylar aktarılmıştır. gerçek olaylarla ilgili sorunu olan varsa o olayların başrolündeki isimlerle sorunlarını halletmeliler.
  • 5704
    kendisi tanrıdır benim gözümde, o başka.

    ama kendisi üzerinden iki galatasaray efsanesini kıyaslamaya, biri var diye diğerine tu kaka yapmaya çalışanlara itibar etmeyiniz.

    kendisi efsanedir, teknik direktörlüğü başarısızken de çıkıp savunmuşumdur, hatta sanırım destan yazdığım entryler listesinde ilk üçte falan bununla ilgili bir entry var.

    fakat kendisinin efsaneliği başka efsanelerimizin değerini azaltmıyor, azaltmayacak.
  • 5707
    siz hiç maç çıkışı en sevdiğiniz oyuncuya sarıldınız mı? o sarılma anında tüyleriniz diken diken oldu mu? ayrılmak istemediğiniz oldu mu? bir kaç parça eşya imzalatabildiniz mi? ben yaptım. sanki hala o anı yaşıyorum. kendi kuzenlerimin doğum gününü bilmem ama 5 şubat oldu mu onun videolarını izlerim gün boyu.
    çok büyük oyuncu, örnek futbolcuydu. bir gün yeniden yollarımız kesişecek biliyorum ama henüz değil. fatih terim buradayken başka birine yaraşmaz o makam. allah gecinden versin hocam ne zaman cennetsporun başına geçer, hagi o zaman bu takımın başına geçmeli.
  • 5712
    bunca zamandır yazarım, kendisiyle ilgili adam akıllı bir şey yazmamışım. tamamen benim eşekliğim. kafama sıçayım resmen. o yüzden here we go;

    türkiye'ye gelmiş geçmiş en büyük oyuncudur. galatasaray efsanesidir. çocukluk kahramanımdır. bu topraklara gelip bizlere futbolun nasıl oynanması gerektiğini öğretip alkışlarla gitmiştir. naçizane bir anım var kendisiyle ilgili;

    sene 1994, bir pazar gecesi.. sobalı bir ev ve ben çocukluktaki ritüel olan pazar banyosunu yapmış tv başına geçmişim. trt'de avrupa'dan futbolu izliyoruz babamla. babam da o dönem hasta galatasaraylı. şimdilerde sadece maç sonuçlarını ve özetlerini takip eder neyse... tv başında maç özetlerini izliyoruz, barcelona'nın maç özetleri var.. hagi yine kendisi için sıradan, insanlık için inanılmaz bir gol yazıyor uzaklardan. hani taksi tutsan ''abi ben karşının taksisiyim o tarafa gidemem'' dediği bir mesafeden. çocuk aklımla hemen bize yakıştırmışım kendisini. ''baba hagi bize gelse ya'' dedim refleks olarak. babam ki en imkansız olan bir şeye bile bakarız diyen bi adam, ''yok bu adam gelmez buraya'' dedi. yemin ediyorum ilk çıkma teklifi yaptığım kızdan ''ama ben seni arkadaş olarak görüyorum'' tepkisindeki kalp kırıklığımdan daha fazla bir can sıkıntısı yaşadım. çok şükür 2 sene sonra geldi, iyi ki de geldi..

    1998'deki açılış maçında altay maçına götürdü beni babam. çünkü artık kahvehanelerde maç izlemek kesmiyordu, kendisini yakından görmeliydim. çünkü kendisi benim için bir sihirbazdı. topa dokunuşu, oyun görüşü, attığı paslar, meşhur topuk hareketi, yaptığı bacak araları tamamen kusursuz bir oyuncuydu gözümde. maçı izlerken rüyada gibiyim ama 6. dakikada yine 30 metreden attığı gol ile gerçeğe döndüm, golün linkini de koyuyorum buraya: https://www.youtube.com/watch?v=hVL-_VaA13U . dedim oğlum matrix'de falan değilsin gerçeğin ta kendisindesin tadını çıkar. o anla ilgili şunu hatırlıyorum, tribünler gole 3 4 saniye sonra reaksiyon gösterdi. kimse algılayamadı gol olduğunu ama topa vuran hagi ise en imkansız şeyler kolayca yapılan şeylere dönüşüyordu ve biz bunu ülke olarak yavaş yavaş öğreniyorduk..

    çok uzattım biliyorum... 2001'e kadar oynadı. bütün oynadığı maçları takip ettim ama tribünden ama tv başından ve son oynadığı trabzonspor maçına kadar kendisi beni hiç üzmedi, tam tersi başım hep dik yürüttü, diğer takım taraftarların asla anlayamayacağı hisler yaşattı. hala da yaşıyorum. ne zaman hagi ile bir şey görsem direkt kilitleniyorum ekrana. once galatasaray nickli arkadaş sağolsun, hagi'nin bizde attığı tüm golleri paylaşmış, yemin ediyorum oturdum gözlerim dolu dolu izledim. hiç mi bir duygu eksilmesi olmaz yahu? aynı heyecan aynı şaşkınlık aynı hayranlık. yıllar sonra bile değişmiyor. yaşa varol sen hagi, iyi ki geldin bu topraklara, iyi ki yüzümüzü güldürdün, iyi ki varsın, hep var olasın karpatların maradona'sı...
  • 5714
    sneijder, drogba, elmander, falcao vs vs...

    herkes bir yana hagi bir yana...

    sarı kırmızılı renkler altında oynadığı her dakikaya şahit olmuş olmanın mutluluğu paha biçilemez.

    genelde aldığım gs formalarını numarasız ve isimsiz kullanırım, hani çok ısrar etseler isim ve no yazacaksın diye. kimin adı ve nosu olsun derseniz tereddütsüz o numara 10, isim de hagi olur...

    https://twitter.com/...057540439203841?s=20

    (bkz: bir galatasaray efsanesi)
  • 5715
    çocukluğumuzun kahramanı galatasaray'ın büyük topçusu. sokakta mahalle maçlarında onun formasını giyip hagi benim diye rekabete girip hagi olmak gurur kaynağı olurdu. genelde en teknik oyuncu mahallede hagi ismini alırdı. bir çok fenerli arkadaşım bile hagi olmaya çalışırdı öyle bir futbolcuydu. bir tabir vardır ya onun için "sağ ayağı için kitap yazılır son söz olarak sol ayaklıydı ile bitirilir" diye gerçekten de az bile kalır bu tabir. keşke daha önce kavuşup daha uzun izleyebilseydik ama bu bile bizim için unutulmaz bir gurur kaynağı.
  • 5716
    hagi'yi izlemiş bizim nesil izlememişlere nasıl anlatır ki diye düşünürken su aşağıda paylasacagim videoya denk geldim:
    https://youtu.be/dAm8iheL0uI
    bu hagi'nin emeklilik hali düşünün. bu adam bu golü emekliyken atıyor. şimdi hayal edin kaç faal futbolcu oradan o açıdan o topu kaleye atabilir? bir de kendisini emekli olmamışken hayal edin. işte ortaya çıkan o hayalinizdeki adam gerçekti.
  • 5717
    bizim neslin, galatasaray'da izlediği 10 numaranın futbol tanrısı. karpatların maradona'sı deniyor onun için, ama hiçbir galatasaraylı 10 tane maradona'ya değişemez 10'u. uefa kupasını aldıran en önemli futbolcu olması, oynadığı maçlarda keyif veren futbolu, nefis şutları, liderliği, akıl dolu pasları ve kendine has topuk pası ile çocukluğumun süperkahramanı.

    monaco'ya attığı gol bence tüm zamanların en iyi gollerinden birisi. ayrıca roberto carlos'a attığı çalım ile de zamanın en büyüğü denilen real madrid'e karşı keyiflenmemizi sağlamıştır. ayrıca oğlu ianis hagi nin de bir gün galatasaray formasını giyeceğini düşünmekteyim.
  • 5723
    hagi’nin 55 yaşında olduğuna ve bir daha izleyemeyecek olmama mı yanayım, daha dün bir efsane izlerken ölüme 20 yıl daha yaklaştığıma mı yanayım?

    hayat çok çabuk geçiyor, yaş oldu 42, babam 5 şubat 1992’de öldüğünde 42 yaşındaydı.

    anılar kalıyor akılda, bir de hagi’nin penaltıdan vanspor’a attığı gol.

    (bkz: iyi ki doğdun hagi)
    (bkz: keşke bu kadar erken gitmeseydin baba)
App Store'dan indirin Google Play'den alın