resim
Gheorghe Hagi
Görev:Hissedar
Takım:FCV Farul
Yaş:61
Uyruk:Romanya
  • 4816
    ekşisözükte denyonun birinin çıkardığı tartışmayla eski günleri yeniden hatırlamama vesile olan efsane. gitti denen ne maçları çevirmişti... bir arapası, bir aşırtma , bir çalım... maçın gidişatını değiştirirdi. gazozuna maçta bile hırsla top oynayan adamdı, maçların ertesi günü hangi takımın taraftarı olduğu farketmeksizin mahallede top oynayan herkes tarafından çalımları ve hareketleri yapılmaya çalışılırdı. bir nesli futbolcu yaptı hagi. şimdi hakkında ne yazsak yeterli gelmiyor gerçekten anlatamıyorum. o günleri bana yaşattığı için tanrıya şükürler olsun.
  • 4285
    bugün 38 numara ayakkabı giydiğini öğrenince şaşırdığım efsane. o füzeler o ayaktan mı çıkıyor. düşünsene 43 numara olsa heralde kaleciyi de kaleye sokacak...

    edit: uyarılardan sonra anladım ki küçük ayaklar daha sert vurmasını sağlıyormuş. maşallah benim ayakta 44 numara deve tabanı gibi... :(

    (bkz: kaç para lan 38 numara ayak kaç para...)
  • 4838
    hagi...
    gheorghe hagi...

    köstenceli bir kır gezgini... hayvan derisinden yapılmış futbol topuyla hayallerini kovalayan bir süper kahraman.
    süper kahraman mı?
    öyle tabii ki...

    hagi'yi hagi yapan şey, diğer futbolcuları nitelemek için kullanılan istatistiklerden ibaret değildi asla... hagi, "olmayanı oldurmak" gibi bir özelliğe sahipti. bazı futbolcuları sadece "futbolcu" olarak nitelemek - futbolun "sanat" olarak kabul edilen yanına hakaret olarak kabul edilmeli. bu isimler için "büyücü" - "sihirbaz" terimleri kullanılıyor, ancak kullanılması gerekenden daha az kullanılıyor.

    örneğin; bir metin oktay için sadece "büyük futbolcu" demek yeterli olabilir miydi? "taçsız kral" derken kendisiyle ilgili sinematik yönünü mü değerlendirdik? derdimiz başkaydı. metin oktay bir figür, bir karakterdi. bazı adamların sadece sahada oluşu bile geriye kalan 10 takım arkadaşının psikolojisini değiştirecek niteliktedir. maradona, pele, van basten, ronaldinho, ronaldo el fenomeno, zinadine zidane... bu isimleri sadece futbollarıyla değerlendiremezsiniz. onların 165-180 boy ve 60-85 kilo arası değişen bedenlerinin yanında sahada bir de büyüklüğü tezahür edilemeyecek "ruhları" mevcuttur. karakterleri, sahanın her noktasındadır. 12-15 km koşmazlar, ancak sahanın ısı haritasının aura kısmında her noktada onlara dair birer parça bulursunuz.

    işte hagi, bu yukarıda bahsettiğimiz futbolcu karakterinin en uç noktalarından birisidir. romanya'nın fakirliklerle dolu dobruca bölgesinde başlayan bir hayatın, dünya futbol tarihinde ilk 25'e girecek bir futbol resitaline dönüşeceğini kim bilebilirdi ki?

    gittiği her yerde iz bırakan, kendisinden önce kendi memleketinde futbol namına büyük değerler çıkmasına rağmen bir "futbol fenomeni" yetiştirememiş olan romanya'nın makus talihini değiştiriyordu hagi. değiştirmeye bu noktadan başlamıştı işin aslı...

    sonra değişime devam etti...

    - steau bükreş'e rejim baskısı ve çavuşesku etkisiyle bağlanıp kaldığı yıllarda romen futbolunun en parlak tarihinin en parlak futbolcusu oluyordu. o dönem şampiyon kulüpler kupası olarak adlandırılan kupayı daha önce steau 1 kez kazanmayı başarmıştı... 1986 yılında... ancak 1989'da oynanan final 1986 şampiyonluğundan daha değerliydi romenler için. zira futbol tarihinin en güçlü kadrolarından birisine kaybedilmesine (efsane milan kadrosu) rağmen hagi gibi bir futbol dehasını izleme şansı bulmuştu futbolseverler. 1988 şampiyon kulüpler kupası gol kralı hagi'ydi...

    - aynı hagi, futbol yaşantısının devamında da alışılagelmişin dışına çıkınca real madrid ve barcelona gibi futbol devlerinde forma giymeyi başarıyordu. bu takımlarda oynadığı futbol olağanüstüydü. ancak real madrid'deki anlamsız "tasfiye" operasyonu sebebiyle formasından uzaklaşıp kendisinin yetişmesinde büyük etkisi bulunan lucescu için italya'ya, hatta serie b'de oynayacak tavizlerle brescia'ya gidiyor ve burada da mucizeler yaratmaya devam ediyordu küçük dev... buradaki performansı onu barcelona'ya kadar taşıyordu.

    - barça'da da tatminkar bir futbol oynamasına ve mucizevi goller - asistler yapmasına rağmen gica'nın yıldızı barça'da hegamonya kuran johann cruyff ile barışmayınca barça macerası da sonlanıyordu. barcelona'da kimse hagi için kötü konuşamaz, onun kötü oynadığını söyleyemez, ayrılmayı hakettiğine inanmaz. zira hagi, kariyerinin en verimli zamanlarını yaşadığı dönemde kişisel çatışma ve güçler çarpışması nedeniyle katalan kulübüne veda etmek zorunda kalmıştır.

    - derken romen dehanın yolu, avrupa'nın dışlanmış yarı asyalı ülkesi türkiye'ye düşer. meksika'ya transfer olmak üzereyken son anda ergun gürsoy tarafından ikna edilen ve istanbul uçağına bindirilen fenomen, daha ilk başta kontratına "avrupa kupası kazandırırsam" maddesini eklettiğinde kim olduğunu kanıtlamıştır aslında. türkiye... 3'üncü dünya ülkesi kabul edilen, futbolda avrupa'da münferit başarıların tesadüfi ülkesi, vizyonu kupa kazanmaktan çok "gruptan çıkmalara" - "rakip elemelere" dayalı olan, başarıyı uzak ufuklarda gören, kupayı ise sadece hayallerinde tezahür edebilen bir ülke...

    türkiye'de futbol vizyonunun gelişme dönemi galatasaray'ın bir dönem başında bulunan jupp derwall ile başlamıştır. ancak onunla başlayan ateşin sadece bir kıvılcım olduğunu kabul etmek gerekiyor. hagi ise küçücük bir kıvılcımdan alevler yaratabileceğinin bilincinde olan bir karakterdir. yoksa türkiye gibi bir ülkeye gelirken "avrupa kupası alırsam" maddesini kontratına ekletmek ve bunun için sembolik bir ücret olan "250 bin dolar" karşılık koymak nasıl açıklanabilir?

    hagi, daha sonra yaptığı açıklamalarda kontratına bu maddeyi ekletirken amacının para kazanmak değil, galatasaray yönetimine "vizyonunun büyüklüğünü göstermek" olduğunu belirtmiştir. "galatasaray avrupa'da kupa kazanacak potansiyeldeydi, sadece bunun farkında değildi" diyor büyük usta...

    gel gelelim 4 yıl boyunca avrupa'da zorlukları tırmalayan galatasaray yerel liglerde ortalığı silip süpürür haldeydi. günümüzde formatında ilk 2 takımın gruptan çıktığı şampiyonlar liginde o dönem gruplardan sadece 1 takım çıkabilmekteydi. galatasaray defalarca bu ikinciliği yakalayıp birinci olamadığı için gruptan çıkamadığı dönemler yaşadı.

    formatın değiştiği sene galatasaray aslında çok da parlak bir sezon geçirmiyordu. ancak takıma bir diriliş geldi, efsanevi bir milan maçı sonrası dev oyunculardan kurulu milan turnuva dışında kalırken galatasaray uefa kupasında yoluna devam edebiliyordu. bir teselli olarak görülen bu durum sonrasında hagi'nin vizyonunu kendisinde bütünleştirmiş yönetim adına faruk süren çıkıp şu cümleyi kuruyordu "biz uefa kupasında bu sene final oynayacağız"

    oynadılar...
    oynadık...
    hagi oynattı...
    ve o finali kazandık...

    17 mayıs 2000'den önce türkiye, futbolda avrupa'nın averaj takımı - elenebilir takım - geçilebilir takım - geçiş takımı olarak gördüğü kulüpleri bünyesinde barındıran, futbolda başarı kıstasını günübirlik kurmuş, vizyonsuz takımların ülkesiydi.

    17 mayıs 2000 ise bir milat oldu.
    bırakın bir türk takımını, avrupa'nın 5 büyük ligi olan ingiltere, ispanya, almanya, italya ve fransa dışında hiçbir takımın kupa hayali kuramadığı bir dönemde bir yarı asyalı ülke takımı kupa şampiyonu oluyordu.

    hatta ve hatta, yıldızlar topluluğu los galacticos real madrid'i süper kupa'da mağlup ederek "ben avrupa'nın bu sene en büyüğüyüm" diyordu aslan. ağustos 2000 futbol istatistikleri açıklandığında "dünyanın en iyi futbol kulübü" unvanı tarihte ilk defa, ve belki son defa bir "türk" takımına gidiyordu. galatasaray o dönem dünyanın en iyi takımıydı ve bunu hak ederek kazanmıştı.

    bir peri masalı hikayesiydi bu...

    hani masallarda fakir, gururlu, onurlu bir genç kız ve onun aşık olduğu zengin prens vardır.
    ya da yine fakir, gururlu, onurlu bir genç adam ve onun hiç kavuşamayacağını düşündüğü güzeller güzeli masal prensesi...

    işte galatasaray'ın 2000 yılındaki hikayesi buydu aslında. galatasaray fakir, gururlu, onurlu bir 3. dünya ülkesi takımıyken ve avrupa'da kupa kazanmak bir "hayal" iken, galatasaray o masalın baş kahramanı oluyor ve bunda en büyük emeği hagi'ye biçiyordu.

    hagi, masalı güzelleştiren yazarın kalemiydi aslında. "olmayanı oldurmak" onun işiydi. hani birilerinin "tesadüf" dediği kupa zaferi vardı ya? o tesadüfçülerden önce görmüştü galatasaray'ın yıllar önce manchester united'ı eleyen kadrosunda bulunan 20-22 yaş bandındaki 6-7 kişinin hala bu takım için emek verdiklerini ve ne kadar yetenekli olduklarını... hakan şükür, bülent korkmaz, suat kaya, okan buruk, arif erdem...

    hagi mucize yaratmakla görevlendirmişti kendisini...
    ve mucizeler yaratarak bıraktı futbolu...
    hayatının her anında mucizeyi yaşadı...

    köstenceli bir çocuğa romanya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu olma masalını ve mucizesini yaşattı.
    steau bükreş'e avrupa'da korkulacak bir romanya takımı hüviyetini kazandırma mucizesini yaşattı.
    real madrid'de ispanyollara ve avrupa'ya "futbolu sadece siz bilmiyorsunuz" mucizesini yaşattı.
    brescia'ya "büyük futbolcu nerede olursa olsun büyüktür" mucizesini yaşattı.
    barcelona'ya "büyük futbolcu her zaman büyüktür" mucizesini yaşattı.
    galatasaray'a ve türk futboluna "istedikten sonra siz de kazanabilirsiniz" mucizesini yaşattı.

    bugün türk futbolu, avrupa ve dünya futbolunda bir kimlik sahibiyse, hayaller kurabiliyorsa, planlar yapabiliyorsa, avrupa'da final oynamaktan ve kupa kazanmaktan bahsediyorsa bunun aslan payı gheorghe hagi'nindir.

    hagi "türk futbolunu baştan aşağı değiştiren" isimdir.
  • 5342
    --- alıntı ---

    gheorghe hagi, medya ve taraftarların baskısı nedeniyle viitorul constanta'dan ayrılacağını açıkladı: "utancımdan eve gidemedim. ilk kez ülkemi terk etmeyi düşünüyorum. nereye gideceğimi bilmiyorum ama en kısa zamanda bu projeyi bırakacağım. bu iş artık bitti."

    "yeni bir yol çizmem gerekiyor çünkü bana burada yer yok. bugünü asla unutmayacağım. beni temelli olarak kaybettiniz. dünya çapında yaptığımız yatırımlar romanya'da dağıldı gitti. sonra da 'neden polonya ve hollanda bize 3 atıyor' diye şikayet ediyoruz.2021 yılında milli takımda benim yetiştirdiğim 11 oyuncu oynayacak. burada futbolun içine çok fazla siyaset giriyor ve çok fazla tuzak kuruluyor. burada futbol yok. yaptığım en güzel şey çocuklara yatırım yapmak oldu. bütün emeklerimi bu çocuklar için harcadım."

    --- alıntı ---

    https://twitter.com/...s/959818890078498817
  • 5921
    20 yıl önce bugün bırakmış futbolu.

    https://twitter.com/.../1397451585396125698

    vay be, 20 koca yıl geçmiş hagi'yi sırtında 10 numaralı forması ile izleyeli...

    anlatayım da, nesini anlatayım ya. nasıl anlatayım? ne söyleyeyim? hangisinden başlayayım?

    rapid maçındaki savunmacının durdurma "umudu" ile salladığı tekmeyle mi? bilbao'ya attığı o efsane golüyle mi? süper kupa finalinde carlos'a attığı çalımla mı? uefa finalinde adams'a attığı yumrukla ya da o maçtaki o efsane çalımı ve pasıyla mı?

    adını duyunca insanın yüzünde "sevdiği kızdan mesaj almış liseli ergen" tipi anlamsız bir gülümseme oluşturan, anılara daldırıp sigara yaktıran *, özlenendir...

    çok sevildin be hagi. çok sevildin çocukluğumun süper kahramanı. hani batman'den spider man'dan kahraman seçen günümüz çocukları var ya, bizim kahramanımız sendin hagi. şimdiki çocuklar onların logolarının olduğu t-shirt'leri falan giyerdi ya, biz kırmızı t-shirt aldırıp ağlama zırlamayla anasına babasına zorla sırtına 10 hagi yazdıran çocuklardandık.

    zaman nasıl çabuk geçiyor...
  • 5817
    spor bakanlığının anketine konu olmuş efsane. anket laf ola beri gele, onu geç ama galatasaray taraftarı da şu ülkede bir anket kaybediyorsa bu sadece organizasyon eksikliğinden olur, başka bir şeyden değil.

    bir youtube yarışı başladı, fenerbahçe youtube'da 1 milyon üyeye ulaşan ilk kulüp olacağız dedi, oldu da ve en çok üyesi olan biziz dedi. 3 4 gün sonra 100 bin fark yediler galatasaray'dan. sessiz kalsalar, galatasaray taraftarı youtube ile falan uğraşmazdı, fener gaza getirdi durduk yere. bu anket olayı da sosyal medyada duyulup patlarsa, fener taraftarları gaza gelirse galatasaray ezer geçer ama işte süre sınırı olduğundan muhtemelen alex çıkacaktır anket sonucu. galatasaray taraftarı uğraşmıyor çünkü böyle şeylerle pek.
  • 5416
    gece yatmadan önce son son sözlüğe girip öyle yatayım dedim. şimdi anladığım kadarıyla kendisiyle ilgili bazı tereddütler hasıl olmuş. o zaman şöyle açıklayayım:

    96'da üniversiteye başladığımda izmirde bizim grubun 1 kişi hariç hepsi galatasaraylıydı. ama hepimiz çok sağlamdık. 96-2001 arası kaçırdığım galatasaray maç sayısı bir elin parmaklarını geçmez. doğal olarak hagi beynime kazınmıştır.

    ilk önce siz hagiyi yaptığı asist veya attığı goller üzerinden kıyaslıyorsanız veya o rakamlara yakın skor yapmış birini hagiyle mukayese ediyorsanız olayı komple yanlış anlamışsınız demektir. elbette şimdi oturup videolardan attığı golleri seyredebilirsiniz. ama bizim gibi 90 dakika maçta hagiyi izleyenler bilir ki hagi demek bir düşünce tarzı, bir ideoloji demektir. bu ideolojiyi bir kelime ile tanımlamak gerekirse o da winner olurdu.

    bir kere hagi sahadayken tafo, küçük hakan, popescu, filipescu, suat, okan, emre, davala, tugay, şaş, arif ve hakan şükür gibi her biri bir takımın yıldızı olabilecek adamlar onun emri ve komutasında hareket etmeyi nefes alıp vermek gibi doğal karşılardı. haginin bakışıyla veya bir el işaretiyle saha içinde her şey olurdu. çünkü o güvenebileceğiniz ve gözü kapalı savaşa girebileceğiniz bir liderdi. attığı goller yaptığı asistler pastanın üzerindeki çilekti. ama asıl lezzetli olan şey pastanın kendisiydi.

    sneijder büyük karakter. onu ne kadar sevdiğimi başlığına bakıp görebilirsiniz. o kadronun içinde sneijder olsa, takım yine 4 sene üstüste şampiyon olup uefayı alabilirdi. bunda hiç bir sorun yok. ama mesela drogba ve sneijder aynı takımdayken takımın lideri kimdi diye bir soru sorabilirsiniz ya; hagi ve drogba aynı takımda olsaydı o soruyu sormazdınız. çünkü drogba haginin işaret ettiği yere doğru koşuyor olurdu.

    herşey için sonsuz teşekkürler hagi. keşke son maçından sonra alt yapı ve scout ekibinin başına geçip bulduğun yetenekli gençleri takıma kazandırsaydın ve vakti gelince de takımın başına geçip hiç bırakmasaydın.

    i love you hagi...
  • 5957
    kendisinin galatasaray'daki ilk teknik direktörlük dönemi hakkında dönemin futbolcusu volkan arslan'ın "hagi sahada onun yaptıklarını yapmamızı istiyor, onun gibi topa vurmamızı bekliyordu fakat belki de bizim bir hagi olmadığımızın farkında değildi" minvalinde yaptığı bir açıklama var atakan kurt ile yaptığı söyleşide. belli ki teknik direktörlük kariyerinin ilerleyen dönemlerinde bunu gerisinde bırakmış.
  • 2089
    ben artık sıkıldım, valla bak. hagi'nin kim olduğunu 18 yaşındaki, 20 yaşındaki adama anlatmaktan sıkıldım. a.k sen 7 yaşındayken bir daha belki hayatında göremeyeceğin uefa kupasını ülkeye getirmiş, sen 8 yaşındayken futbolu bırakmış; ama sen hala hagi kim yeaa diyebiliyorsun? cahil cesareti bu olsa gerek.

    arkadaş biz bu adamla tarihimizin en güzel günlerini geçirdik. bize unutulmaz 5 sene yaşattı. sonra gel takımı çalıştır dediler, geldi. git dediler, gitti. sonra takımın anası sikilmiş, fener deplasmanına gidecek, millet 6'dan sonra saymayı planlıyor; adama gel dediler yine geldi. ulan adamın karakterini bilmiyosun, hatırlamıyosan, şu olaydan da mı pay biçemiyorsun? adam t.d kariyerini resmen ateşe atıyor, o gün fenerden 7 yese (ki o günkü psv-feyenoord maçı 10-0 bitince ne düşündünüz söyleyin) belki pzt'yi göremeyecek, bütün kariyeri bitecek adam yine galatasaray çağırdı diye geliyor. bunu da mı anlamıyorsun? vay efendim para için geliyormuş. a.k adamın 7 sülalemizi alacak parası var, 1 milyon dolar için mi kendini riske atacak?

    velev ki dünyanın en kötü teknik direktörü. ulan bu adam bize o kadar yaşattıklarından dolayı bir sene sabrı haketmiyor mu? bunu savununca biz hagispor'lu mu oluyoruz? peki her yenilgide girilen "özledim seni lincoln", "taşşağını yiyem misi", "dos santos olaydı böyle miydi" entry'lerini girenler ne oluyor? a.k 6 ay kalıp ne gol atıp ne asist yapan; spurs'te toplasan 200 dakika oynamayıp santander'e gönderilen adama "ya 1 sene daha sabredilse elimizdekilerinden kötü mü olurdu" diyoruz; ama 5 seneden almadığı kupa kalmayan hagi'ye 1 sene sabredilsin dediğimizde hagispor'lu oluyoruz. o futbolcuyken, bu teknik direktörken dimi? ya bi siktirin gidin ya.

    sonra yeri geldiğinde galatasaray dersin, örf adet dersin. galatasaray his takımıdır dersin, baba gündüz'den alıntılar yaparsın. ama aynı baba gündüz'ün hapisten yeni çıkan, gece rakı sofrası kurup çıkışını kutladığı ertesi gün öğlene kadar uyandırmadığı metin oktay'ı; uyandıktan 2-3 saat sonra maça çıkardığını bilmezsin. peki metin oktay "kötü oynarım" dediğinde, baba gündüz'ün "bugün de kaybedeceksek senin yüzünden kaybedelim" dediğini bilir misin? yok ama o sayılmaz dimi? hagi diyorum bak hagi, yaşın yetmiyorsa eskileri ok, yetiyorsa bir hafızanı zorla. hagi bu. önümüzdeki seneyi de, bak önümüzdeki diyorum bu sene de değil, kaybedeceksek de hagi yüzünden kaybederlim. sikerler köşesini de hagispor geyiklerini de.
  • 6040
    kendisini izlemeyen neslin ne kadar iyi futbolcu olduğunu çok zor idrak edebileceği efsanemiz. seviyesi maradona, messi falandır benim gözümde. şöyle örnek vereyim, şu an yeryüzündeki futbolcular hagi’nin herhangi bir maçtaki topuk hareketini veya slalomlarından birini yaptığında dünya klası ilan ediliyor. hagi türündeki bir futbolcu dünyaya bir kez geldi, o da galatasaray’a nasip oldu.
  • 5850
    https://youtu.be/3_S2SHdLuLU

    socrates dergi youtube kanalının belgesel tadında içeriği olan ne topçuydu ama!' nın son bölümünde incelenen efsanesi. programı atahan altınordu ve ercan taner ikilisi sunuyor.

    atahan: ercan abi bu bölüm ben çok az konuşayım, sen
    ercan: yoo baya konuşalım, soru cevap yapalım. yeni kuşak televizyondan seyrediyor, youtubedan bakıyorlar. biraz daha bilgi sahibi yapalım. ne dersin?

    sözlükte kıyaslamaya girildiği bir güne denk gelmesi de sanırım ayrı bir güzel oldu.
  • 4428
    kendisi ile ilgili yakın geleceğe dair zihnimde şöyle bir tablo olan efsane: "önümüzdeki yıllarda, oğlu ianis, genç yaşında galatasaray'a transfer olur. kendisi de teknik direktör olarak olmasa da antrenör olarak teknik heyetteki yerini alır. arena'da oynanan bir lig maçında galatasaray skor avantajını elde eder ve son 15-20 dakika kala sneijder kenara doğru gelirken genç ianis de babasından son talimatları alarak ilk kez arena'nın çimlerine adım atar. oyuna girdikten bir kaç dakika sonra sol ayağıyla şahane bir gole imza atar ve sevincini kulübeye doğru hızla koşup babası, teknik ekip ve diğer oyuncularımızla paylaşır. bu sırada arena i love you hagi tezahüratları ile yıkılır. bu sırada ianis, wes ile şöyle bir "çak!" yapar ve oyun alanına geri döner. muhtemelen bizim de göz yaşlarımız sel olur..."

    ulan şöyle bir şey olsun çok isterim be. keşke olsa ama nerdeee? yazarken bile tüylerim şaha kalktı. *
App Store'dan indirin Google Play'den alın