• 1
    fenerbahçe uşağı basının başı çektiği; branş farketmeksizin siyasi iktidarın güdümündeki federasyonlarla ve içimizdeki irlandalıların faaliyetleriyle bir süredir devam eden hareket.

    son iki yıla sığan skandalların haddi hesabı yok. şikeciler için özel koruma yasası çıkarılmadığı kaldı, hem de her branşta!

    futbol federasyonunun her nedense tam da şikeci fenerbahçe'nin avrupa'dan men yediği sezonlarda yabancı sayısını azaltası geldi.

    basketbol federasyonu fenerbahçe ülker'in şampiyon olması için hakemlerle bir olup işi çığrından çıkardı. hatta artık öyle abarttılar ki, fenerbahçe lehine ve galatasaray aleyhine özel yönerge hazırlar oldular.

    kürek federasyonu galatasaray'ın başarılı olduğu oyunları yarışlardan çıkarırken, fenerbahçe için tam tersini yaptı.

    fenerbahçe güdümünde olmasıyla meşhur passatçı basın hiç görülmedik biçimde kuduz köpekler gibi galatasaray'a saldırıyor uzun süredir. şikecilere karşı sus pus olanlar, türk futbolunun temizlenmesi için gıkını çıkaramayanlar, galatasaray'ın federasyonlarla olan kavgasındaki haklılığını vurgulamak yerine "galatasaray'a yakışıyor mu böyle şeyler"i dillendirip sinsice yönetimin altını oymaya çalışıyor. taraftarı galeyana getirmek için en ufak fırsatı kaçırmıyorlar. bir menajer bozuntusunun ünal aysal'a hakaretlerini sansürleyecekken keyifle yayınlayabiliyorlar mesela... *

    prandelli'ye hikmet karaman muamelesi yapan, daha ilk tercihinden * "prandelli büyük hataydı, mustafa denizli gelmeliydi" saçmalıklarına başlayan, sneijder'e devletin kanalında "galatasaray'da böyle oynamıyor, yabancı oyuncular hep böyle zaten" diyeni baş tacı eden iğrenç bir ortam, her gün çıkan yalan ve yanlış haberler, itibarsızlaştırma çabaları... üstelik spk dolayısıyla devletin baskısı da cabası.

    galatasaray taraftarının tek yürek olması gereken zamanlardan geçiyoruz. bu sezon, tek bir yumruk olup şikecilerin ve uşaklarının beynine darbeyi indirmemiz gerekiyor.
  • 2
    evet tam olarak böyle bir durumdur. bunun için son 1 yıla bakmak yeterlidir.

    geçen sene* tüm kulüpler en az 8-9 tane yabancıyla oynarken kimse ses çıkarmazdı. ne zaman galatasaray 8-9 tane yabancı oynatsa ve fark atsa hemen "yabancı sınırlaması" gündeme getirilir, yolumuza taş koyulmaya çalışılırdı. üstelik bunu alenen tff yöneticileri ve tff'ye bağlı bunaklar yapıyordu. devlet bahçeli denen adam bile takımımızın ismini kullanarak adeta bir karalama kampanyası yapmıştı. nitekim geçen sene şampiyon olduk. hem de ağlata ağlata!

    bu sene ise medya denen tarafsız oluşum, ali koç'un fb başkanı seçilmesinden sonra ceplerine giren paranın karşılığını fazlasıyla veriyor. en basitinden fenerbahçe, küme düşme hattının 1 puan üzerinde olmasına rağmen kimse en ufak bir haber bile yapmıyor. üstüne üstlük hakem yardımıyla aldıkları 1 galibiyeti gerekçe göstererek "kenetlenmiş bir fenerbahçe" haberi yapacak kadar alçalabiliyorlar. aynı durumda galatasaray olsa varın gerisini siz düşünün. ligde 3. sırada olmamıza rağmen sanki biz küme düşme hattındaymışız gibi davranıyorlar. nitekim çok güzel bir algı operasyonlarıyla türkiye'yi; türk futbol'unu adeta bir kukla gibi kullanıyorlar.

    ali koç'tan bahsetmişken fikret orman'dan bahsetmemek olmaz. gerçi o şu an "sıyın cımhırbıskınım" demekle meşguldür. kim bilir gene kimlere yaranmaya çalışıyordur. üstelik bunu yaparken de hiç utanmaz. söz gelimi, aldıkları 2 haksız şampiyonlukların hesabını "efendi" damgasıyla göstermeye çalışan bir yav, neyse heriften ne bekliyorsunuz ki?

    gelelim tff ve mhk denen taraflı oluşumlara.

    sezon başından beri adeta bizi doğramakla meşguller. aleyhimize penaltı vermek hobileri olmuş durumda. karşımızdaki takımı evladı gibi görüp bağrına basan bir tff ve mhk var. sırf galatasaray ve fatih terim korkusundan dolayı takımımızdaki futbolcuların yarısına ceza kestiler. hatta bu korku o kadar ileri gitti ki, fatih terim'e adeta sezonu kapatacak şekilde ceza verdiler. bunları yaparken de zaten sürekli kendi yanlarında olan, kısacası satın aldıkları medya'yı da arkalarına aldılar. ne de olsa sahipleri...

    yetti mi? tabi ki hayır! sırada diğer kulüpler var.

    hakemlerden en çok şikayet bu anadolu kulüpleri, şimdilerde hakemlerin yanında olmuş durumda. peki hakemlerin yanında olmalarının asıl nedeni ne? ben cevap vereyim: üstlerinden aldıkları talimatla galatasaray'a düşman kesilmeleri. başka bir açıklaması yok çünkü. tek merak ettiğim şey acaba kaç para aldılar? gerçi para almalarına gerek de yok. ne de olsa yalakalık bedava...

    evet, açık açık türkiye'ye karşı mücadele ediyoruz. kıskançlık, kibir, utanmazlık, pişkinlik had safhada. ve tüm bunların yanında hala onurlu bir şekilde ayakta duruyorsak asaletimiz ve büyüklüğümüzdendir. armamız ve büyüklüğümüz karşısında ezileceklerini öğrenecekler! son olarak da;

    "utanacağınızı bilsem yüzünüze tükürmek isterdim ama ondan da anlamazsınız ki..."
  • 4
    18/19 sezonu itibarıyla galatasaray taraftarının esas gündemi olması gereken hadise.

    evet şampiyonlar ligi'nde kolay bir grupta kötü bir performans sergiledik. ancak müthiş maddi bir sıkıntı içerisindeyiz. diğer türk kulüplerinin de bizden aşağı kalır yanı yok. bu noktada götü kurtarmayalım diye topyekün bir saldırı var.

    futbol kulüpleri başarılı sezonlar geçirir, başarısız sezonlar geçirir. bu işin doğasında var. barcelona da yaşıyor, real madrid de. fatih terim'in görebildiğim kadarıyla hataları var, mustafa cengiz kimi hatalar yapıyor. abdürrahim albayrak kötü transfer yapmış...

    bana göre tüm bunlar önemini yitirdi. an kenetlenme anı. şampiyonluk bile gözümde önemli değil. zaten yolumuzu çok güzel kestiler. ancak bu sezon gerek digitürk'leri iptal ederek, gerek sandıkta hesap sorarak ve hatta gerekirse takımı ligden çekerek öyle bir hesap sormalıyız ki herkes haddini bilmeli. 30 milyon taraftarı olan galatasaray'ı kimse mağdur edemez.
  • 5
    bu savasin sporla, kocla, cimhirbiskinim fikretle, basaksehir'i katarlilara satmakla falan alakasi yok. galatasaray, eski turkiye'nin alternatif geleceginin kurumuydu. daha acik ifadesiyle turk batililasma hareketinin merkezi, simgesiydi. fikri hur, irfani hur nesiller pesindeki turk devriminin, muasir medeniyeti yakalamak, ozgur, gelismis, mureffeh, batili bir toplum yaratmak idealinin odagiydi.

    bugun icinde bulundugumuz durumda iktidar elbette devrimin bu kurumunu tum unsurlariyla yok etmek isteyecektir. bu yeni bir durum da degildir. once yavas yavas mallarimiza, emlaklarimiza coktuler, sonra basimiza kayyum* atadilar. biraz cirpiniyoruz ama gucumuz ne kadar yeter kestirmek zor.
  • 6
    fenerbahçe'den çok beşiktaş başkanı fikret orman'ın önderliğinde başlatıldığını düşündüğüm hareket. fiko akıllı adam, takımın yaş durumunu ve fatih terim tehlikesini görüyor. ali koç onun için şu an uzak tehlike, hatta bir ihtimal bu işi beceremeyecek biri olarak göründüğü için, kendisinin de ittifakıyla şu an beşiktaş'a en büyük tehlike olarak gördüğü camiaya çevirdi oklarını. hemde iç sahada oynayacağı derbiden hemen önce. dediğim gibi fiko akıllı adam.
  • 7
    kesinlikle asıl gündemimiz olması gereken savaş.

    saha içi bir şekilde çözülecektir. oranın sorumluları var ve bunu yapacak yetenekleri de, zamanları da var.

    bizim cephemiz burası.

    fenerbahçe'nin bitik, beşiktaş'ın kopmak üzere olduğu bir yarışta şampiyon olup direkt şampiyonlar ligi'ne gidecek olan galatasaray'ın maddi kazancı nereden baksanız minumum 30-35 m euro. 200 m tl.den fazla para demek.

    bu da borçların azalması düzlüğe çıkan ve makası açacak olan bir galatasaray demek.

    dertleri bu.

    kendileri kötüyken birlik olup bizi şampiyon yapmayacaklar, ibfk etrafında birleşecekler, kendileri iyi olduğu gün şimdi de sen beni destekle diyecekler.

    uyanık olacağız. asıl düşmanı unutmayacağız.
  • 8
    önce iğneyi kendimize batıralım, iş çuvaldıza gelince konuşulacak çok mevzu var zaten.

    beyler şu gerçeği ortaya atarak başlayacağım:
    kötüyüz. gerçekten ne oynadığımız hakkında çoğu maçta hiç bir fikrim olmuyor. bunu hocaya bağlamıyorum, bunun oyuncu kalitemizle doğrudan alakası var. hocaya bağlanabilecek tek noktası bu işin fizik / kondisyon aşaması olabilir. onun dışında hocanın elinde çoğumuzun artık ezbere bildiği gibi sihirli bir değnek yok.
    uluslar ligi saçmalığı da düşünülerek, olası sakatlıklar - cezalar vs. de düşünülerek daha geniş çapta bir kadro kurulması elzemdi sezonun başında. bu yapılmadı, doğal olarak sakatlıkla ciddi mücadele içindeyiz. yani şu saçma sapan futbol ortamında bulunmamızın en büyük nedeni kesinlikle bana göre sakatlıklar, en büyük rakiplerimizden birisi konusunda.
    sezon içinde kondisyon yüklemesi yapılmaz, doğru. ama önlem alıcı çalışmalar yapmamız da gerekir.
    transfer konusuna hiç değinesim gelmiyor aslında ama, 2 forvet alsak bile bu forvetlere 5'er milyon euro ödesek bile cl'den gelecek gelir ile bunu fazla fazla kapatırdık. yapılmadı konuşmaya çok gerek yok, yapmayanların suçu sonuçta.

    şimdi gelelim topyekün savaş mevzusuna.

    cephe 1 - göksel gümüşdağ

    türkiye'nin en büyük metropolündeki büyükşehir belediyesinin parası aktarılarak kurulan bir takım var.
    istanbul büyükşehir belediye spor kulübü.
    kısaca ibb diyorduk biz bu takıma.
    neyse, bu ibb biraz iyi biraz kötü gidiyordu. normal durumdaydı yani.
    2014'te bir şey oldu, takımın adı değişti.
    başakşehir'e bir stadyum yapıldı, adını dönemin futbol direktörü fatih terim'den aldı.
    stadyumun açılış maçında dönemin başbakanı, bir kaç hafta sonra yapılacak seçimle cumhurbaşkanı olacak recep tayyip erdoğan olmak üzere bir çok isim boy gösterdi.
    takımın adı "istanbul başakşehir futbol kulübü" oldu.
    bu yeni kulübün başkanı da göksel gümüşdağ oldu.

    şuraya soner yalçın'ın oda tv web sitesinde yazdığı yazıyı ekleyelim öncelikle:
    https://odatv.com/...i-ne-0808141200.html

    --- alıntı ---

    gök­sel gü­müş­dağ kim­dir kı­sa­ca ba­ka­lım:

    10 ekim 1972 ta­ri­hin­de is­tan­bu­l’­da doğ­du. es­ki­şe­hir açık ana­do­lu üni­ver­si­te­si me­zu­nu.

    fut­bol dün­ya­sı onu is­tan­bul bü­yük­şe­hir be­le­di­ye­si fut­bol ta­kı­mı yö­ne­ti­ci­si iken ta­nı­dı.

    2011 yı­lın­da meh­met ali ay­dın­la­r’­ın tür­ki­ye fut­bol fe­de­ras­yo­nu baş­ka­nı ol­ma­sı­nın ar­dın­dan baş­kan ve­ki­li ol­du. ve…

    ce­ma­at’­in yap­tı­ğı tür­ki­ye­’yi sar­san “şi­ke ope­ras­yo­nun­da­” gö­zal­tı­na alın­dı. yar­gı­lan­dı. 17 ocak 2014’te yar­gı­ta­y’­da be­ra­at et­ti. he­men ar­dın­dan…

    is­tan­bul bü­yük­şe­hir be­le­di­ye­si ani­den fut­bol­la il­gi­len­me­ye­ce­ği­ne ka­rar ver­di; fut­bol ku­lü­bü­nü lağ­vet­ti. al­lah! al­lah! ne ol­du ki?

    5 ha­zi­ran 2014’te çı­ra­ğan sa­ra­yı­’n­da dü­zen­le­nen ba­sın top­lan­tı­sın­da gök­sel gü­müş­dağ şöy­le de­di:

    “is­tan­bul bü­yük­şe­hir be­le­di­yes­por ola­rak anıl­ma­sı son dö­nem­de bi­zim de ka­fa­mız­da otur­ma­dı. is­tan­bul bü­yük­şe­hir be­le­di­ye baş­ka­nı ile yap­tı­ğı­mız is­ti­şa­re­ler doğ­rul­tu­sun­da fut­bo­lun için­de ol­ma­ma ka­ra­rı al­dık. bu­gün iti­ba­riy­le is­tan­bul bü­yük­şe­hir be­le­di­yes­po­r’­un is­tan­bul ba­şak­şe­hir fut­bol ku­lü­bü ol­ma­sı­na ka­rar ver­dik. bun­dan son­ra ku­lü­bün is­mi is­tan­bul ba­şak­şe­hir fut­bol ku­lü­bü ola­cak. a.ş ya­pı­sı için­de yo­lu­na de­vam ede­cek.”

    --- alıntı ---

    2011 - 2014 arası yok.
    bir anda 2014'de büyükşehir belediye'nin bugüne kadar yaptığı yatırımı aktardıği bir yer var.
    istanbul başakşehir futbol kulübü.
    yani belediyenin ödeneğinin, istanbul'a hizmet için verilen paranın aktarıldığı spor kulübü kendisini lağvediyor ve ortaya istanbul başakşehir futbol kulübü çıkıyor. kafaya oynamaya başlıyor. adım adım şampiyonluğa götürülüyor.

    neden? hepimizin bildiği gibi bu "proje" takımının hedefi kendisini satın alacak yağlı (yağlı derken arap yani avrupalı bir iş adamına satmazlar, ümmetten olmalı kesin) birisini bulup satmak. ama bunun için en azından bir başarı bir kupa gerekiyor. bunu yapmadan imkansız.
    geçen senelerde denendi, sonlara doğru istenilen yapılamadığı için bu takım şampiyon olamadı. bu sezon erkenden başladılar, var da ekmeklerine bırak yağ sürmeyi, üzerine reçeli balı bile hazır etti.

    bu zat, gümüşdağ, şu anda galatasaray spor kulübü üyesi aynı zamanda. halen, 29 kasım 2018 tarihi itibarı ile halen üye. büyük olasılıkla mart ayında yapılacak genel kurula kadar da üye kalacak. ihracı olur mu? bilmiyorum. bu zamana kadar olan tüm genel kurulları düşündüğümüzde tarihi 23 mart 2019 cumartesi olacak genel kurulun tarihi. o genel kurulda en erken ihraç edilebilir, o zamana kadar da bu savaşta bizi zaten bitirmiş durumda olacakları için umrunda olmaz belki göksel beyin.

    şu andaki siyasi güç ile o kadar yakın ki göksel gümüşdağ, istediği gibi at koşturabiliyor (at koşturmak diyince, şike sezonunda beşiktaş ile final oynamıştı ibb, beşiktaş at ile şike yapmıştı o geldi aklıma *).
    örneğin, 28 kasım 2018'de kulüpler birliğinden yayınlanan metinde kulüpler birliği başkanı fikret orman'ı kullanmış, fikret orman ne yapıldığını anlamamıştır. bunu aynı gün galatasaray spor kulübü başkanı olan mustafa cengiz'in açıklamalarından anlayabiliyoruz.
    ne diyor mustafa cengiz; "kendisi yurt dışında olduğunu, bu konuda bilgi sahibi olmadığını, bu bildiriyi iki başkan vekilinin hazırladığını söyledi. iki başkan vekilini aradım. kendileri bununla ilgili olmadıklarını, anadolu kulüplerinin haksızlığa uğradığını ve böyle bir ibare koyduklarını söylediler."
    devamında da şunu söylüyor; "beni en çok şaşırtan ise, anadolu kulübü yöneten 5-6 başkanla görüştüm, kulüpler birliği'nden yöneticiler tarafından kendilerine baskı yapıldığını söylediler."

    kulüpler birliği başkanı fikret orman'ın beyanatına inanıp da kendisinin dahli olmadığını düşünürsek bu kişilere baskı yapabilecek kim var göksel gümüşdağ'dan başka?

    ya da şöyle sorayım, bu kişilere baskı yapacak kim var göksel gümüşdağ aracılığı ile?
    hepimizin aklına birisi geliyor değil mi? kim olacak başka!
    ülkedeki her şeyi oturduğu bir koltuktan kontrol eden başka kim var?

    cephe 2 - kulüpler birliği

    savaşın başladığı nokta 2 kasım 2018 galatasaray fenerbahçe maçı idi resmi olarak.
    ayrıca yeni başkancıkları koç ailesinin değerli mensubu ali koç'un, bir önceki başkan aziz yıldırım'ın birazcık uzun boylusu ve yakışıklısı yani kısacası makyajlı kasası olduğu hepimizin malumu.
    onların durumu belli zaten. onlar hakemlerden falan canları yandığı anda ortalığı ayağa kaldırıyorlar ve o hakem bir daha onların maçlarına verilemiyor.

    anlamadığım, beşikaş'a ne olduğu?
    7 ekim 2018 konyaspor beşiktaş maçından sonraki ilk basın toplantısında var aleyhinde konuşan "golü yesek ne olacaktı" diye kameralar karşısında sitem eden beşiktaş başkanı kendisinin başında bulunduğu kulüpler birliğinin böylesine bir deklerasyon yayınlamasına nasıl onay verebiliyor ki?
    hangi akıl ve mantıkla?
    bakın, fikret orman'ın o konuşması burada: https://twitter.com/.../1050135128767438848
    hatta kendi twitter sayfalarından yayınlamışlar. 7 ekimde maç oynanmış 11 ekimde çıkıp isyan etmişsin. benim gibi isyan edip hakemlere yaptırım uygulatamıyor olabilirsin, benim yaptırdığım uygulamayı neden karalatıyorsun kulüpler birliği gibi ekibi de destek alarak?

    gerçi sen yaptırmıyorsun da.
    peki elalemin oyunlarında sadece ve sadece piyon olabilmek? 1903'te kurulmuş bu ülkenin en büyük 3. camiasının başkanı olarak sen neden 2014'te kurulmuş bir yapıya karşı "hay hay efendim" diyerek hareket ediyorsun fikret bey? anlamadığım nokta burası.
    senin de mi canın yanıyor? bizim de yanıyor. gel ortaklaşa çözelim diyoruz, 24 kasım 2018'de federasyon ile ortaklaşa hakkını yediğiniz ankaragücü ile birlikte ortak bildiriye neden imza atıyorsun abi?

    trabzonspor? 2011'de şike yapıp sizin kupanızı çalmış camia ile atmışsınız o bildiriye imzanızı?
    çaykur rizespor? sivasspor maçında sivaslı oyuncu eli ile topu düzeltip attı golü, var'da görülmesine rağmen hakkınız yendi. o 17 takımın içinde bu sivas da var?
    erzurumspor?
    kayserispor?
    antalyaspor?
    alanyaspor?
    hepiniz abi hepiniz. hepinizin, hepimizin hakkı yeniyor.
    bu sistem, bu hakemler sizin hakkınızı da yemedi mi?
    ne şimdi bunları savunma çabanız?

    cephe 3 - federasyon

    "fenerbahçe'mizi kurtarmak için" diyerek göreve geldiğinden beridir galatasaray'a 11 kupa vermek zorunda kalmış bir adam var orada oturan.
    daha doğrusu "atanan".
    bırakın şimdi canım, tek telefonla aynı hakemlerin daha önce haklarını yediği 17 kulüp bile kaldırıp aynı bildirinin altına imza atacak, ama federasyon başkanı seçiminde "özgürce" seçim yapacak öyle mi?
    ben yemem, yiyene afiyet olsun.
    hadi bu adamın bize kini belli. fatih terim varken durmadan kupa veriyordu, hocayı aldı "vatan millet sakarya" diyerek götürdü yine kupa verdi. hocayı milli takımdan kovdu hoca bize geldi yine kupa verdi. canına tak etmiştir, beşiktaş'ın eski başkanı ama "fenerbahçemiz" diyen birisinin bu kadar galatasaray'a kupa vermek.
    anlaşılabilir en azından.

    servet yardımcı desen zaten fenerbahçe kongre üyesi.
    ben demiyorum, google araştırması sonucu goal.com söylüyor: https://www.goal.com/...o22jmsx1c668wck16n6j
    fenerbahçeli bünyesinde yıllar yılı galatasaray'ın başarılı olmasının verdiği tramvaların izleri alenen görünmekte. bu yüzden hoca federasyonda görevdeyken bile fatih terim düşmanlığı yapmaktan hiç ama hiç geri durmadı bu adam.
    neden dursun ki?

    ali dürüst (olmayan) beyefendiyi zaten saymıyorum. benim için en büyük düşman odur. sesi kesmek için istifa et, bir gün sonra geri dön ve dönerken (bugüne kadar çok yapmışsın gibi) "galatasaray'ın haklarını daha iyi savunabilmek için istifamı geri çekiyorum" de.
    gülmeyeyim diyorum da, imkansız abi nasıl gülmeyeceksin şuna.
    hakkımızı savunmak için bir basın deklerasyonu yayınlasan ve yapılanları anlatsan yeterdi, sen görevine geri döndün.
    yoksun zaten, ölü.

    cephe 4 - siyaset

    buraya girmek istemiyorum. neyin ne olduğunu hepimiz biliyoruz zaten, yazmaya gerek yok.
    ama sadece şunu söyleyeyim, riva - florya arazilerinin bizim elimizden devlete giderken bir kişinin emlak konut genel müdürüne telefon açıp "sana ciguli'yi (dursun aydın özbek) gönderiyorum galatasaray başkanı fazla incitme" dediğini doğrudan öğrenmiştim.
    düşünün bizimle ilişkileri bu seviyede.
    gereksiz yani.
    ki zaten göksel gümüşdağ cephesinden gelmekte aslında siyaset de ama bazen kendileri de çıkışlar yapmakta, koreografiden soruşturma vs. gibi.

    şimdi 4 tane cephesi var bize karşı açılan savaşın.
    biz sadece futbol federasyonu cephesine odaklanıyoruz.
    tek tek uğraşalım diye düşünürsek kaybederiz.
    yapmamız gereken şey belli.

    biz yardım almadan bu ülke içerisinde bunlara karşı kazanacak güce şu anda sahip değiliz maalesef.
    bunun için önce iğneyi kendimize batırarak girdim konuya.
    eski dönemdeki gibi bir kadromuz olsaydı üzerlerinden silindir gibi geçer hepsinin sezon sonunda "şampiyon galatasaray" yazdırırdık alayına.
    bunu yapamıyoruz. yapamayız yani çok uzak ihtimal.
    peki nasıl kazanacağız?
    tek bir çözümü var bu işin.

    önce kulüpler birliğine gideceksin, diyeceksin ki "kardeşim siz 17'niz bize karşı mısınız? öylesiniz. madem öyle hadi bize eyvallah sizin birliğinize ben tek olmayı yeğlerim" diyip çıkacaksın kulüpler birliğinden.
    sonra oluşturacaksın bir dosya.
    içerisinde şike olacak, cas kararı olacak, şikenin aklanması olacak, var ile yapılan eyyamlar olacak, football leaks belgeleri vs.vs. hepsini toplayacaksın.
    adres belli.

    uefa.
    fifa.

    gideceksin bunlara diyeceksin ki "size bağlı federasyonun yaptıkları bunlar. bunlar adaletin ne olduğunu bilmiyor, biz bunlarla tek başımıza uğraşamıyoruz artık. bir soruşturma açın ve suçlularına cezalarını verin".

    abi belli. yurt içinde bir şekilde bunlar kendilerini koruyor, kolluyor ve her şeyin üzerini kapatıyorlar.
    biz buna izin vermeyeceksek adres sadece bu ikisi var.
    bak bir soruşturma açılsın nasıl hepsinin aklı bir taraflarına kaçıp kapında köpek oluyorlar "çek şikayeti geri" diye.

    haklı olan biziz.
    bunlar bizden korkup çekineceğine biz çekildik kabuğumuza kınıyoruz kınıyoruz kınıyoruz.
    çözüm değil.
    bunlar bu dilden anlamaz.
    bunlar ancak yetkilerin ellerinden gideceğini düşünürlerse korkarlar.

    biat etmeyen, fikri hür vicdanı hür galatasaray camiasına yakışan budur.
    yapamıyorsanız bunu genel kurul toplansın, oradan yetki verilsin size gönül rahatlığı ile öyle yapın.
    ama yapın!

    bu savaşı kazanmanın yolu sadece budur.