genel anlamda ortada çok büyük kapsamlı ve karanlık işlerin döndüğünü düşündüğüm yönetimdir.
görünenden çok daha büyük, genel bir problem var. zira isimler değişiyor, dursunlar, ahmetler, mehmetler gidip geliyor ama gene mevcut rezalet ve kokuşmuşluk devam ediyor. buradan anlıyoruz ki sorun tikel kişilerde ya da isimlerde değil, çok daha derin..
mesela mevcut yönetim olan
mustafa cengiz ismini ele alalım. beceriksizlik, iş bilmezlik ve hatta art niyetli oldukları üzerinde bir takım söylentiler işitiyoruz. bütün bunları var kabul edip ötesine geçmeyi öneriyorum ben. (dünya üzerinde hiç bir yönetim bu kadar beceriksiz olamaz ve olsa bile her gelen yönetimdeki kişiler hepsi birden aynı anda olamaz bu kadar. bu nedenle bu beceriksizlik dediğimiz işi geçelim ve art niyet komplosunu da.. esas olaya gelelim diyorum)
mustafa cengiz'in de dediği gibi "hiç bir şey göründüğü gibi değil" arkadaşlar.. bunu söylerken ki haline dikkat edin ve konuşmalarındaki getirdiği konulara dikkat edin.
mustafa cengiz açıkça konuşamıyor. istemez mi forvetler alsın etsin deli mi bu adam. beceriksizlikten çok daha öte durumlar var onu da geçiniz. olayın perde arkası daha farklı. hata öyle ki bizlere açıklanamayacak kadar ya da haberlere konu olamayacak kadar güçlü kişilerle ilgili bunlar.
peki ne bu buz dağının görünmeyen kısmı? yani bizlere gösterilmeyen ve saklanan esas olay ne? (bizlere gösterilenler ve gerçekte olanlar farklıdır..) gelelelim fikir alıştırmasına başlayıp ihitmalleri gözden geçilerim. ihtimaller;
1) yönetimin içinde bir ajan mı var?
şahsi görüşüm gene bu kadar basit değil ve daha farklı durumlar var. (zaten öyle olsa şimdiye kadarki tüm yönetimlerde bu aynı ajanın olması gerekirdi)
2) yönetimi beceriksiz mi?
şimdiye kadar ki hepsi birden olamaz der geçerim gene.
3) yönetim art niyetli mi? veya fatih terim'den kurtulmaya mı çalışıyor?
cevabım gene hayır ve gene aynı nedenden, her biri böyle mi? sorusunu sorarım. ayrıca hiç bi galatasaraylı nın böyle bi ihanet ya da kendi bacağına sıkma durumunda olacağına da inanmıyorum, geçiniz..
4) değişen devlet yapısı ve iktidar ile birlikte sporla siyasetin iç içe girmesinden dolayı mı yönetimler başarısız oluyor ya da ayağı kaydırılıyor?
cevabım bunların büyük bir etkisinin olduğu ve elbette başakşehir, kasımpaşa gibi klüplerin futbol üzerinde tahakküm kurduğu yönünde. fakat hepsi bu mu dersen gene hayır derim. yoksa bugün kasımpaşanın tavşan atlet gibi koşup, finish çizgisinde birinciliği başakşehire vermek istediği malum.. o nedenle bu soruyu bi kenara bırakıp ilerlemeye devam edelim diyorum.
5)
fenerbahçe camiasının rakibini bozmaya yönelik planlama ve çalışma alışkanlığında olması mı bunda etken?
cevabım bunu gene kabul etmekle beraber gene asıl olayın bununla yeterli olmadığı yönünde, geçelim.
6)
inan kıraç meselesi? derin galatasarayın başındaki görünmez kişi ve büyük servetin başındaki kişi olduğu bilinen koç ailesinin damadı mıdır bizim bu yönetimleri bozup madara eden?
cevabım yukarıdaki soruda saklı.. zira kendisinin hakkında gs logosu için senede bizden 1 milyon dolar haraç kesen ve bu patenti yıllar evvel aldığından dolayı kimsenin laf edemediği birinden söz ediyoruz. sadece bunun parayla sınırlı olmadığını her gelen yönetimin düştüğü durumlara bakıp anlayabiliriz. liseliler dediğimiz bu tayfanın galatasaray bizim, hayır bizim falan gibi bi tartışmanın içine bizleri sürüklediğini görmezden gelip susalım mı biz de? tıpkı herkes gibi?
burada bir münazara edip bunu tartışmayı ve çözmeye çalışmayı öneriyorum..