• 6126
    galatasaray'ın bu durumda olması galatasaray taraftarına bağlanamaz. ama oyuncuları veya hocaları çok fazla abartan, romantizme bulanmış bir taraftar profili ne yazık ki var. gerçekçilikten, kıyaslamadan uzak bir görüntü sergiliyoruz çoğu zaman. istediklerimiz, beklentilerimiz gerçekleşmeyince de nefret boyutuna geçip herkese hakaret etme, düşmanlık besleme hakkını kendimizde görüyoruz. bunu yaptığımız kişiler de kendi oyuncularımız veya hocalarımız.

    taraftarlık kimliği, taraftar olarak kendimizi ifade ediş şeklimiz, sosyal medyanın yaygınlığıyla da histerik kişilik bozukluğuna yakın bir olgu olmaya başladı. devamlı bir düşman arayışı, kendi içimize dönük ortamlarda gruplaşmalara, enerjimizi birbirimize sataşarak harcamamıza sebep oluyor.
  • 6127
    bazı yazarlarımız tarafından büyük bir kısmı memnuniyetsizlikle, sürekli kelle istemesiyle suçlanan taraftar kitlesi. aslında kızılan kişiler son derece haklılar kusura bakmayın. eğer örneğin coca cola gibi bir firmanın ceosu, yüksek düzey profesyonellerini yanlış seçerse ve yanlışlarında ısrar ederlerse, şirketin share ve stake holderları illa ki başarı için başarısız profesyonellerin kellesini ister. sen de adamlara “ohooo habire kelle istiyorsunuz, her dakika proje yöneticisi mi değişir?” diye soramazsın. eğer yeni getirdiğin profesyonel son derece başarısızsa, bir önceki başarısız proje yöneticisini kovman, yeni gelen başarısız profesyonelin kurtuluşu olamaz. bu örneklemede en son kızılacak kişi bu yanlışları eleştiren ve başarısızların kellesini isteyenlerdir. suç az da olsa yetersiz proje müdüründe ve özellikle ceo’dadır. gidin ceo’ya kızın, ceo’nun getirdiği yetrsiz profesyoneli eleştirenlere değil..
  • 6129
    bişey rica edeceğim... tudor gidiyor, terim geliyor tartışmalarını artık bir kenara bıraksak? ilk yarının bitmesine 3 hafta var ve 9 puan alıp, 38 puan ile lider bitirme ihtimalimiz çok çok yüksek. 9 aralık 2017 galatasaray akhisar belediyespor maçına odaklansak artık? şu an bu tartışmaları yapmak bize hiç bişey kazandırmayacak. cumartesi günü tribüne gelebilecek olan herkes gelsin. gelemeyen renkdaşlar tv başında desteklesin ve 3 puanı alalım. sadece 3 hafta sabredelim. he diyeceksiniz ki ya kötü sonuçlar olursa? hayat kötüyü düşünerek geçmez... biz hep iyisini düşünelim. en azından ben öyle yapıyorum.
  • 6130
    takımına sahip çıkması gereken taraftar.

    her şeyi kendisinin bildiğini düşünen, süreçleri okumaktan yoksun, sebep sonuç ilişkisi kurmayan, başarının kolay bir denklemden geçtiğini zanneden bir çoğunluğa sahiptir. bu çoğunluk, taraftarlığın gerektirdiği takımını destekleme görevini bir kenara bırakıp, kulübü yönetebileceğini zannederek büyük bir hata yapıyor. yolların uzun, dikenli ve taşlı olabileceğini unutup, birilerine küsüp o yollara taş koyuyor.

    galatasaray taraftarı, galatasaray futbol takımının, desteğine ihtiyacı olan taraftardır. yangına benzin dökmesine değil.
  • 6134
    kıskançlık hissetmeleri, özellikle avrupa'da rakiplerinin başarılarına karşı hissetmeleri doğaldır. çünkü bilir ki eğer avrupa'da birşey kazanılacaksa bunu galatasaray kazanır, diğerleri kazanırsa kıskanır.

    neden biz değilde beşiktaş şampiyonlar liginde ilk defa grubu namağlup lider tamamladı da biz tamamlayamadık diye düşünmelidir. eylem planları hazırlamalı, bunu uygulamaya geçirmelidir.

    ha, geçmiş başarılarımız bizim ne denli büyük bir takım olduğumuzun göstergesi ama durarak olmuyor. harekete geçmek lazım. takımı her ne olursa olsun destekleyip arkasında durmamız lazım, eksiklikler yok mu var, lider oyuncumuz yok ama taraftar bu eksikliği tribünden kapatmalıdır. tribün boş ve/veya etkisiz olursa sıradan bir anadolu kulubü oluruz.
  • 6136
    uefa kupası ön elemesinde österzorta elendikleri sezon, şampiyonlar liginde grubunu lider bitirip son maçını yedekleriyle alan beşiktaş'a bakıp imrenmesi doğaldır.

    aga bırakın bu geçmişle övünmeyi artık. 20 sene önce kupa almışız, 5 sene önce çeyrek final oynamışız. o günlerden bugünlere nasıl geldik, nasıl çıkarız, beşiktaş neyi doğru yapıyor da biz neyi yanlış yapıyoruz ona bakalım. yakında övünecek bir unvan da kalmayacak bu gidişle elimizde. böyle herşeye hakim işi bilen bir başkanımız muhtemelen uzunca bir süre olmayacağına göre, biz kendimize gelmediğimiz sürece, gereksiz konulara tepki gösterip gereken doğru tepkileri göstermediğimiz sürece bu kulüp doğru düzgün yönetilmeyecek.
  • 6137
    beşiktaş'ın başarısını değil de sahip olduğu kura şansını kıskanabilecek taraftardır.

    "porto - monaco - leipzig" diye grup olursa bu gruptan lider de çıkarsın gol yemeden de çıkarsın. porto'nun elinde bir alex telles var. belki biraz da aboubakar. monaco'nun zaten monacoymuşlar transfer döneminde. leipzig de ya lige asılıyor ya da bu almanya liginde bayern'den başka bunlara kafa tutabilecek takım yok.

    yoksa ben 2 hediye şampiyonlukla 3. yıldızını takabilmiş ülkenin 3. büyük takımının neyini kıskanayım? abartmayı çok seviyorsunuz.
  • 6138
    7.12.2017, perşembe.

    beşiktaş'ın 6 aralık 2017 günü rb liepzig deplasmanından da 3 puan çıkartarak namağlup, en çok gol atarak ve puan toplayarak gruptan çıktığı ve bu ünvanlarla adını türk futbol tarihine yazdırdığı günün ardından sözlükte beşiktaş'a imrendiği ve hatta kıskandığı için eleştirilen topluluk.

    picasso'nun çok önemli bir sözü var. hatta bu söz benim hayat felsefem. "good artist copy, great artist steal." ya da türkçe'ye çevirecek olursak;

    iyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar

    bu sözü ilk 1998 yapımı bir filmde duydum. aynı zamanda dünya tarihinin en büyük overratedı steve jobs'un da felsefesi imiş. overrated deme sebebim kendisini küçük görmekten değil, dünya'da sadece steve jobs varmışçasına yaşayan insanlara bir tepki. neyse, ne demek bu söz?

    mesela şu an isterseniz bir ayçiçek tablosu yapabilirsiniz. bu sizi ayçiçek tablosu yapmış kişi yapar. ama dünya'da ilk ayçiçek tablosu van gogh'a ait. yani van gogh sizden "ilk ayçiçek tablosu yapan ressam" ünvanını çalmış olur. siz ancak kopyalamış olursunuz. ya da şu an kişisel bilgisayar üretirseniz steve jobs'ı kopyalamış olursunuz çünkü ilk olma ünvanını sizden çaldı. bu sözü bu şekilde yorumladığınız zaman asıl anlatılmak isteneni daha iyi görüyorsunuz.

    galatasaray müthiş işler yaptı, büyük bir sanatçı gibi türk futbol tarihinde ilk kez avrupa kupaları kazanmaktan tutun da ilk kez şampiyonlar ligi gruplarından çıkmaya kadar birçok ünvanı çaldı. beşiktaş şu an kopyalıyor, tıpkı daha önce fenerbahçe'nin yaptığı gibi. aynı galatasaray şampiyonlar ligi'nde ilk kez çeyrek final oynayan takımdı, tıpkı fenerbahçe'nin daha sonra kopyaladığı gibi. belki de beşiktaş'ın yapacağı gibi. kopyaladı derken küçümsemiyorum, büyük başarılar bunlar ama tarih sadece galatasaray'ı yazacak.

    beşiktaş ise yukarıdaki bu ünvanları* çaldı. ilk oldu. bu saatten sonra ancak biz kopyalayabiliriz. en kötü formu yakaladığı, sadece 7 puanla gruptan çıktığı sezon bile galatasaray bir winner ruhuyla, doğru ve hedef olan iki maçtan 4 puan aldığı için gruptan çıkmıştı. ruhumuzda olan winnerlık ile -ki winnerlık her zaman kupa almak değil, bazen doğru maçı kazanmaktır- bu ünvanları bizim istememiz son derece doğal. dünyanın sonu değil ancak doğal. aralarında çalınamayacak sadece bir ünvan var; namağlup. ne yapalım onu da kopyalarız. ama daha çok gol atabilir, daha az gol yiyebiliriz. veya daha çok puan toplayabiliriz. beşiktaş 14 puan topladı. daha iyi olan 3 farklı puan var; 18, 16 ve 15. bunlardan birisini alabiliriz.

    yani demem odur ki galatasaray taraftarının kıskanması ve imrenmesi doğal. sadece bu duyguları iyi kanalize edip fayda sağlamaktır. oturup evden "kıskandım poff.s.s" demenin de anlamı yok. daha iyi yerlere gelmek için varsa en ufak bir taş onun altına dahi el sokulmalı.

    imrenin dostlar, imrenin. insanoğlu kuşlara imrenmeseydi bugün uçaklar olmazdı. siz de imrenin. daha iyisini yapabilmek için.
  • 6139
    avrupa konusunda aşırı sığ düşüncelere sahip taraftar. beşiktaş'ın başarısının kıskanılmaması gerektiğinden bahsedilmiş. sebebi de daha önce aldığımız kupalar, büyük takımları yenmemiz vs vs. sıkıntı tam da burada başlıyor. sürekli geçmişte takılıp kalıyoruz. kusura bakmayın ama ben galatasaray'ın bu sezon avrupa ligi'nde bile olamamasını düşündükçe çıldırıyorum. beşiktaş'ın namağlup lider olarak şampiyonlar ligi grubundan çıkmasını imrenerek izliyorum. galatasaray'ın yeri avrupa'dır. 2-3 sene git, 2-3 sene gitme olmamalı. her sene avrupa olmalı. en kötü avrupa ligi olmalı. bu kulübün kuruluş mottosu türk olmayan takımları yenmektir. avrupa arenasında olmadığımız her sene galatasaray için tadı tuzu olmayan senedir.
  • 6140
    http://www.uefa.com/...ings/club/index.html

    galatasaray taraftarı olarak yukarıdaki listenin ilk 20 takımına imrenirim. kişiye göre bu ilk 30, ilk 10, ilk 5, ilk 50, ilk 15 olarak değişebilir. bunu belirlerken ekonomik ve duygusal nedenlerimiz olabilir. örneğin ilk 30 derseniz 30'uncu olan beşiktaş'a imrenebilirsiniz ya da ilk 50 derseniz 50'inci olan braga'ya imrenebilirsiniz. maksadım eleştirmek değil sadece örneklendirmek. ben neden ilk 20'ye imrenirim? çünkü her zaman en büyükler buradadır. zaman zaman inerler, çıkarlar ama başarıları süreklilik kazanan, avrupa'da kupalar kaldıran takımlar hep buradadır. galatasaray'ı görmek istediğim seviye budur. diğer yandan geçmişte kısa süreli buralarda olmamız nedeniyle de imrenirim. yani buralarda olmaya duyduğum özlemden.

    tabi buraya hadi deyince çıkılmıyor. hepimizin hemfikir olduğu gibi başarının süreklilik kazanması ile, doğru yönetilmek ile, istikrar ile çıkılıyor. ilk 20'ye bakınca iflasın eşiğinden buralara gelmiş takımlar da görebilirsiniz. atlético de madrid ve borussia dortmund gibi. oralarda olmasına rağmen çok kötü performanslar gösteren takımlar da görebilirsiniz. benfica ve arsenal* gibi. bir çok örneği de barındırır içinde yani. ama şu anki durumları ne olursa olsun yukarıda bahsettiğim üç unsur* her zaman var olmuştur ilk 20 takımda. yani temelde bu üç unsuru barındıran takımlar benim için ve bence bizim için imrenilecek takımlar olmalıdır. bunları beşiktaş önümüzdeki senelerde sağlar, başarılar yakalar, kupalar kaldırır ona da imreniriz. zaten böyle bir durumda da uefa sıralamasında ilk 20'ye girmeleri kaçınılmaz olur.
  • 6141
    kaç yıldır futbol izleyicisiyim hiçbir avrupa maçında real taraftarının barçayı, unitedlıların arsenali, milanlıların interi, bayernlilerin dortmundu, celticlilerin rangersı desteklediğini görmedim.

    biz büyük takım taraftarıyız ve aslolan galatasaraydır. ekşide falan başlık açıp bjk'yi tebrik edenlerin bilakis öğrenmesi gereken gerçektir.
  • 6142
    rakiplerinin başarısını küçük görmemesi gereken ve dersler çıkarması gereken taraftardır. ayrıca rakibinin başarısını da küçümsememelidir. beşiktaş çok büyük bir iş yaptı. bizim onların başarısını yermek yerine, o seviyeye çıkmak için uğraşmamız gerekiyor. bizim zamanında ayağımızı çektiler ve kendi seviyelerine indirdiler. nasıl oldu bu en basitinden? terim-aysal kavgası, milli takım ve tabi ki yabancı sınırı. bizim aşağıdakilerden olarak yukarıdaki beşiktaş'a bunu yapmamamız gerekli. yabancı sınırı mesela. asla desteklenmemeli rakip başarılı oluyor diye. rakip mümkünse o seviyesini korumalı ki biz de o seviyeye ulaşmak için uğraşalım, doğruyu bulmak, korumak için çalışalım. grup kolaydı, rakipler tırttı demekle olmaz, olmamalı.

    eski başarılar hepimiz için bir gurur kaynağı ancak an itibari ile rakiplerimizden biri olan beşiktaş bizi tehdit etti avrupa başarısı olarak. yapılmamışı başardılar. bu hem taraftarlar olarak bizi, hem de çıkarları uğruna kulübü oyuncağı gibi kullanan başkan ve yöneticileri gaza getirmeli. yapıcı olursak eninde sonunda kazanırız. potansiyel olarak çok kuvvetliyiz. sadece biz de değil, beşiktaş ve fenerbahçe'de aynı şekilde.

    son olarak, 2017-18 sezonu özelinde futbol takımına sahip çıkması gereken taraftardır. eleştirmeyi öncelik haline getirmemeliyiz. geleceğimiz adına önemli bir sezon içerisindeyiz ve kaybettiğimiz bir şey yok. aksine zorlu olan fikstürü geride bıraktık. sene başından beri en iyi yaptığımız olan işi yapıp gücü bizden az olan takımlara karşı takılmamalıyız.
  • 6143
    son 2 sezonun birini 6. diğerini 4. bitirmiş, sezonun başında bir selçuk inan değerinde takıma elenerek avrupaya veda etmiş takımını, yine de yalnız bırakmamış, iç sahada oynanan 7 maçta yaklaşık 40 bin ortalama tutturmuş ama yine de yaranamamış güruh.

    puan farkı 9 iken tamamen kapanmış, adam gelmiş bunun sorumlusu galatasaray taraftarıdır diyor. yuh amk...
  • 6144
    maçlara gidemiyorum ama yorumlarda maça giden taraftarın rakip takım ve hakem üzerinde baskı kuramadığı burada yazıldı. o statta maç izlediğinizde maçın içinde olacaksınız. 12. adam olacaksınız. kaybedilen puanların nedeni tabi ki taraftar değil ama artık uyanık olacaksın. maçların sadece saha içinde kazanılmadığını en iyi bilen taraftarız. eskiden fenerbahçeye yapılan ihtimaslar, şimdi beşiktaşa da yapılıyor. yönetimimiz güçlü ve becerikli değil, yeni bir takımız ,ortamı kaldıracak winner oyuncularımız yok. yanlışlarını görmemekle ısrarlı ve tecrübesiz bir teknik direktörümüz var. kurumlar adil değil. basın konusuna hiç girmiyorum. geriye bir biz kalıyoruz. olayları doğru değerlendirmek lazım. birilerine sövmek bizi bir yere getirmiyor. şu gelsin, şu gitsin şu an çözüm değil. o yüzden bir olmalıyız, tek ses olmalıyız, güçlü olmalıyız. bu sene şampiyon olmayız değil, olacağız demeliyiz.
  • 6150
    maç 3-2 olmuş, durum hala bıçak sırtında. hala ışıklı şovlar peşinde stattaki taraftarımız. yemin ediyorum şu şovdan gına geldi. asaletin bize yeter ilahisinden artık gına geldi. 5-2, 6-2 olacak maç taraftarın freni sayesinde son dakika ancak 4-2 olabildi. 2-0 yenikken de taraftarımızın olumlu bir katkısını söylemek zor.

    sosyal medyaya gelirsek; şu taraftarın belhanda ve feghouli hakkındaki önyargısı artık sona ermeli. tamam adamlar arap, anladık arap abi adamlar. iş ırkçılık boyutunda bence de hadi neyse!

    (bkz: 9 aralık 2017 galatasaray akhisar belediyespor maçı)