• 1
    gün geçtikçe çoğalan sözlük kulüplerinin bir diğer üyesi, tarih konulu olanı. kulübümüz an itibariyle benim tarafımdan kurulmuş olup kuru pasta, çay ikramı içeride yapılacaktır. tarih ile ilgili ilginç bilgiler, yazılar, fotoğraflar, yazılar paylaşmak buradan mümkün olabilir.

    http://www.wimp.com/ceausescuvisit

    romanya'nın sosyalist devlet başkanı çavuşesku'nun 1971'de kuzey kore'ye yaptığı ziyarette karşılanma görüntüleri.
  • 3
    http://www.youtube.com/watch?v=MOEQZzPxmLo

    national geographic'in hazırladığı ikinci dünya savaşının konu alındığı generaller ve muharebeler belgeselinin stalingrad savaşı ile ilgili olan kısmı. hitler'in nazi almanya'sının önderliğindeki mihver kuvvetler ile sovyet kızıl ordu arasında vuku bulan, 2. dünya savaşının doğu cephesinde gerçekleşen stalingrad savaşı dünya tarihinin en kanlı savaşı olarak biliniyor. izleyeli çok olmadı. tavsiye ederim. bu arada bu belgeselin diğer bölümleri de iyidir. bir ara ikinci dünya savaşına sarmıştım, oturup deli gibi bunları izliyordum.

    edit: yanlış link vermişiz, düzelttim.
  • 4
    ikinci dunya savasiyla ilgilenen arkadaslarin "apocalypse - the second world war" isimli muhtesem belgeseli izlemesini siddetle tavsiye ediyorum.
    savasin her cephesiyle ilgili en ince ayrintilari, savastan nadir goruntuleri, savasla ilgili doyurucu bilgiyi bulabilirsiniz.
    gercekten belgeselin en guzel yani kamera cekimlerinin "unique" diye tabir edebilecegimiz nitelikte olmasi. benim savaslara karsi ozel bir ilgim vardir, bilmeyi severim boyle seyleri, hal boyle olunca da her iki dunya savasiyla ilgili de sayisiz belgesel izledim ve bu belgeseldeki goruntu zenginligiyle ve kalitesiyle hicbirinde karsilasmadim.
  • 7
    osmanlı tarihini yer yer tarafsız yer yerse olumsuz bakış açısıyla ele alan bir belgesel izlemek isteyenler için ottomans: europe's muslim emperors şahanedir. karşıt fikirleri anlamak gerekir diye düşünüyorum. ayrıca belgesel bbc yapımıdır.

    ayrıca eylülden itibaren üniversite sebebiyle istanbul'da olacağım için tarih okumayı ve konuşmayı seven herkesle neresi olursa olsun buluşup muhabbet edebilirim. hiç sıkılmayız valla.*
  • 9
    arkadaşlar, niccolo machiavelli'nin il principe (prens) adlı eserini duymuşsunuzdur. kabaca özetlersek, kitapta o ana kadar uygulanmış yönetim şekilleri çeşitli tarihsel örneklerle verilmiş, kitabın sunulduğu lorenzo de medici'ye hükümdarlık tavsiyeleri verilmiştir. günümüzde de çokça adı geçen "makyavelcilik" de esasen bu kitaptaki görüşlere dayanır. bu görüşler insanoğlunun yapıca bencil olduğu, dolayısıyla buna uygun olarak çeşitli koşullara göre kitapta açıklanan yöntemlerle yönetilmesi gerektiği olarak özetlenebilir.

    "prens"ten yaklaşık 200 yıl sonra ünlü prusya kralı büyük friedrich, ünlü düşünür voltaire'ye machiavelli'nin kitabının bölüm bölüm incelenip reddedildiği bir kitap yazdırır. bu reddediş machiavelli'nin "insanın bencilliği" ve buna uygun olarak gerektiğinde baskıyla yönetilmesi gerektiği fikri merkez alınarak yapılır. kitapta kral ve halk arasında "karşılıklı yarar", sorumluluk paylaşımı fikri hakimdir. bu eserin adı da "anti machiavel" olacaktır.

    il principe'yi ingilizce olarak şuradan okuyabilirsiniz: http://www.oocities.org/...an/prince.html#chap1
    anti-machiavel'i ingilizce olarak şuradan okuyabilirsiniz: http://www.oocities.org/...macryan/antimac.html
  • 10
    2. dünya savaşı dönemine özel ilgisi olan yazarlara önerim apocalypse the second world war belgeselini izlemeleridir. yayın yasağından kaynaklı yayınlanmamış gerçek fotoğrafların da renklendirilmesiyle efsane ötesi 6 bölümlük bir belgesel koymuşlar ortaya. 3 defa falan seyrettim, 4.'ye seyretmeyi düşünüyorum o derece mükemmel.

    http://www.imdb.com/title/tt1508238/?ref_=nv_sr_1
  • 15
    malum ülkemizde nükleer enerji santralleri açılıyor ve tanıtımlarında çocukların koşup oynadığı rengarenk reklam afişleri caddeleri süslüyor.

    nükleer enerji tehlikesi veya gerekliliği etrafında dönen tartışmalar bir yana, kömür madeni işletecek ciddiyete bile sahip olmadığımız çok yakın zamanda üst üste yaşadığımız trajik olaylarla yeniden kanıtlanmıştı. ülkemizde insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu hepimiz biliyoruz, bunu yaşayarak öğrendik.

    işin mali yönünü ele alacak olursak, durum biraz daha garip bir hal alıyor.

    --- alıntı ---
    * mersin’deki santral türkiye’nin enerji ihtiyacının yalnızca yüzde 5’ini karşılayacak. ancak türkiye’de üretilen enerjinin yüzde 15 ila 20 arasındaki kısmı dağıtım şebekesi içinde zayi oluyor ya da ulaştığı yerde çalınıyor. sadece kayıp kaçağı ve sistem kayıplarını önlesek, iki tane mersin santrali ediyor. elektrik enerjisini daha verimli kullanmak yerine 25 milyar dolarlık bir nükleer enerjiye gerek var mıydı?

    * nükleerin maliyetleri için ayrı kalemler var, kuruluş ile işletme maliyeti, tüketiciye kaça satılacak, sökülme ve atıkların depolanma maliyetleri var. 2008 yılındaki demeçlere bakarsanız 5 megavatlık (mw) ünite güya 2 milyar dolara mal olacaktı. en son enerji bakanı’nın görüşüne göre 20 milyar dolara mal olacak. rus başkonsolos 25 milyar dolara çıkabileceğini söyledi. 2 milyar dolarlık şey 25 milyar dolara çıktı. kuruluş maliyeti çok pahalı.

    * rekabet kurulu’nun görüşüne göre türkiye’de adil elektrik fiyat kilovat saat için 12 kuruş. fakat tedaş, rus rosatom’dan elektriği 23 kuruşa alacak ve bunun üzerine sekiz kalem ilave edilecek. buna ucuz demeye insanın dili varmıyor. eklendikten sonra bu miktar 33–35 kuruş olacak.

    * nükleer elektrik santralinin ortalama ömrü 30 yıl. 30 yıl faaliyet gösterdikten sonra kapanması lazım. bir santral 30 yıl faaliyet gösteriyor, kapatılması 45–50 yıl kadar sürebiliyor. mersin dünyanın en büyük santrallerinden biri olacak.

    * nükleer santral söküldükten sonra atıkların gömülmesi lazım. bunun için nükleer mezarların yapılması lazım. sökülmesi, artıkların depolanması ve bu işin maliyetini kimse konuşmuyor. en önemli çevre konusu bu işin sökülüp atılması ve artıkların depolanması iki cümleyle geçiştiriliyor, “zamanı gelince halledilir” deniliyor. 2023’te başladı, 30 yıl faaliyet gösterse, 2070-80’lerde sökülme olacak. kim öle kim kala zihniyeti var.

    * şu andaki durumda nükleer enerji pahalı görünmeye başladı. japonya’da yaşanan fukuşima felaketinin ardından, güvenlik maliyetleri arttı ve temel inşaat maliyetleri bile yükseldi.
    --- alıntı ---

    neyse asıl konumuza gelelim. çernobil kurulurken, sovyet yetkililer de muhtemelen aynı şeyler söyleniyordu: "son teknolojiyle donatılmış, ucuz ve güvenli. artan enerji ihtiyacımızı ancak böyle karşılayabiliriz".

    peki sonra ne oldu? "tarihteki en büyük nükleer felaket; çernobil ve hayalet şehir pripyat" http://bugraderci.blogspot.com.tr/...t-sehir-pripyat.html
  • 17
    masum çocuklar, ırkçı bir katil olması için nasıl yetiştirildi?

    nazi almanyası'nda eğitimin ana işlevi; gençlerin "üstün" alman ırkının refahı için her şeyi yapabilecek, führer'e yürekten bağlı birer nazi destekçisi olarak yetişmesini sağlamaktı.
    http://3.bp.blogspot.com/...r%2C_Schulklasse.jpg

    bu doğrultuda, anaokulu müfredatından üniversiteye kadar derslerin içeriği nazi ideolojisine göre şekillendirildi.

    ilkokul okuma kitaplarının ilk sayfası “heil hitler” sözcükleriyle başlıyordu. çocukların okuma yazmayı öğrendiği kitaplar nazi sembolleriyle süslenir, kullanılan resimlerde gamalı haç eksik olmazdı.
    http://3.bp.blogspot.com/...7_web.jpg317x498.jpg

    tarih derslerinde ari alman ırkının zaferlerinden övgüyle bahsedilirken, mağlubiyetlerin sorumlusu yahudi ve marksistlerin ihaneti olarak gösterilmişti. özellikle 1923'teki hiperenflasyon, yahudi tüccarların açgözlü olması ve ekonomiyi sabote etmelerinden dolayı çıkmıştı.

    biyoloji derslerinde ırklar arası farklılıklar öğretilirken alman ırkının en üstün olduğu anlatılıyor, yahudiler ve benzeri "aşağı halklar" parazit olarak tanımlanıyordu. irk eğitimi dersleri 6 yaşından itibaren başlıyordu. hitler, saf kanın önemini tam olarak idrak etmeden hiçbir erkek yada kız öğrencinin mezun edilmemesini istemişti.
    http://4.bp.blogspot.com/...s1600/Udr5xI_web.jpg

    matematik dersinde çözülen sorular bile nazi ideolojisine hizmet ediyordu. 300.000 akıl hastasının kişi başı 4 mark'tan ekonomiye ne kadar yük getirdiği veya savaş uçaklarının kaç kilo bomba taşıyıp kaç lt benzin harcadığı gibi ders kitabında geçen sorular durumun vahametini iyice gözler önüne seriyor.

    nazi yaşken eğilir: nazi almanyası'nda eğitim politikaları; http://bugraderci.blogspot.com.tr/...azi-almanyasnda.html
  • 18
    ikinci dünya savaşı topyekün bir savaştır. bu topyekün savaşta, düşman devletler birbirlerini mağlup edebilmek için bütün kaynaklarını seferber ettiler; askeri, ekonomik, siyasi ve hatta kültürel bir savaştan söz edebiliriz böyle bir durumda.

    işte bu yazı ve biraz sonra izleyeceğiniz videolar, bu savaşta kullanılmaktan çekinilmemiş kültürel bir silahla ilgili; çizgi filmler!

    dünyadaki en tehlikeli şey olabilir bir çizgi film. çocuklar, çizgi filmleri izlerken kendilerini izledikleri şeyin parçası haline getirir. burada yaşanan olayları çok daha kolay bir biçimde benimseyip içselleştirebilirler.

    ama muhakeme yetenekleri daha bir çok şeyi anlama ve yargılama düzeyine erişmemiş olan çocuklar, savunmasız birer hedeftir. beyni propaganda çizgi filmleriyle yıkanan nesiller, büyüdüklerinde işte bugün yaşadığımız gibi kan ve barut kokusunun eksik olmadığı bir dünya yarattı bizlere.

    özellikle walt disney'in karakterleri başta olmak üzere amerika bu savaşta en güçlü silahlara sahipti. bu silahını kullanmaktan da hiç çekinmedi. hatta nazi almanyası bu karakterleri anti-amerikan propaganda çizgi filmlerinde de kullandı. bir nevi kendi silahıyla amerika'yı vurdu.

    çizgi film savaşları soğuk savaş döneminde ise doruğa ulaştı ama o da başka bir yazımızın konusu olsun. karşınızda ikinci dünya savaşı'nın en sevimli(!) neferleri; temel reis, süpermen, donald duck ve diğerleri: http://bugraderci.blogspot.com.tr/...i-cizgi-filmler.html
  • 21
    japon intihar saldırısı; kamikaze https://www.youtube.com/watch?v=vEYSdhOKOV0 + ¤

    13. yüzyılda yeryüzünün en büyük imparatorluğu haline gelen moğollar, balkanlardan pasifik okyanusuna kadar olan bölgeyi hakimiyeti altına alır. fetih için sırada japon adaları vardır. 1274 yılında, moğol komutanlarının emri altındaki çinli ve koreli savaşçıları taşıyan 800 savaş gemisi japonya'ya doğru yola çıkar. çıkan bir tayfun, saldırı planlarının suya düşmesine sebep oldu. gemiler japonya'ya varamadan geri dönmek zorunda kalır.

    moğol hükümdarı kubilay han kararlıdır. 1281 yılının yaz aylarında, bu defa geçen seferkinden daha kalabalık bir orduyla taarruz emrini verir. o güne kadar kendi aralarında çatışan samuraylar, ilk defa birlik olup ortak bir düşmana karşı savaşacaktır. iki taraf da hazırlıklarını yapar. haziran ayında işgal ordusunun küçük bir bölümü, japon adalarına ayak basar. kanlı çarpışmaların ardından japonya içlerine kadar ulaşırlar. moğol donanmasının kalanı da kyoto'ya asker çıkaracaktır. japonya yenilginin eşiğine gelir.

    fırtına, bir kez daha japonların kurtarıcısı olacaktır. kyoto'da çıkan kuvvetli fırtına, yüzlerce moğol gemisi alabora olmasına sebep olur. geride kalan az sayıda moğol askeri, samuraylar tarafından doğranmaktan kurtulamaz.

    işte japonları en umutsuz anında kurtaran, ilahi önem verdikleri rüzgara "kamikaze" ismini verirler. kami japonca tanrı, kaze ise rüzgar demektir.

    intihar saldırıları

    1944 yılının ortalarında pasifikteki savaş tüm hızıyla sürmektedir. bazı japon pilotları, spontane gelişen fevri kararlarla amerikan gemilerine intihar dalışı yapar ve önemli hasarlar verir.
    http://4.bp.blogspot.com/...mikaze+SALDIRISI.jpg

    kısıtlı kaynakla umutsuzca savaşmaya çalışan japon ordusu, bu hadiselerden ilham alıp özel bir intihar birliği oluşturulur. bu birliklere, japon tarihindeki moğol donanmasını batıran tanrının rüzgarı “kamikaze” ismi verilir. japonlar, aynı geçmişte olduğu gibi, en zor zamanlarında, gökten gelecek ilahi bir yardıma ihtiyaç duymaktadır.
    kamikaze pilotları: http://4.bp.blogspot.com/.../kamikaze+pilots.jpg

    kamikaze birliğini bizzat komuta edecek donanma hava kuvvetleri komutanı takaşiro onoşi, ortalama yaşları 23 olan askerlerine, kendisinin de takımını izleyeceğine dair ant içer. gönüllülük esasına göre oluşturulan kamikaze birliği, bomba ve patlayıcı yüklü uçaklarıyla, amerikan gemilerine çarparak, alışılmış yöntemlere nazaran çok da fazla zarar verir.
    kamikaze pilotları ölüme uğurlanıyor: http://4.bp.blogspot.com/...%C4%9EURLANIRKEN.jpg

    amerikan kaynaklarına göre; 2800 kamikaze saldırısında 34 gemi batırılmış, 368 gemi hasar görmüş, 4900 amerikan denizcisi hayatını kaybederken 4800'ü yaralanmıştır.
    http://3.bp.blogspot.com/...00/Kamikaze+hit+.jpg
    http://2.bp.blogspot.com/...it+two+Kamikazes.jpg

    intihar saldırıları, amerikalıları şok eder. panik ve korkuyu engellemek için basında kamikaze hakkında haber yapma yasağı uygulanır. ilk şoku atlattıktan sonra, kamikaze saldırılarına karşı yeni savunma taktikleri geliştirilir ve intihar saldırılarının başarı oranını %25'e kadar düşürür.

    tüm fedakarlıklarına rağmen, kamikaze birliği de savaşın kaderini değiştiremez. 15 ağustos 1945'te, imparator hirohito radyodan japonya'nın temsil olduğunu açıkladığında, kamikazelerin komutanı takaşiro onoşi, askerlerine verdiği sözü yerine getirir ve harakiri yaparak yaşamına son verir.

    kaynak ve resimler için; http://bugraderci.blogspot.com.tr/...ruzgar-kamikaze.html
  • 24
    biz ankaralılar "ankara'da deniz yok" muhabbetine kızıyoruz ama ironiye bakın ki klasik, helenistik ve bizans döneminde ankara'nın sembolü hep gemi çapası olmuş.

    roma dönemindeki ankara sikkelerine bi bakın, sembol olarak çapa kullanılmış; https://pbs.twimg.com/media/CGseI_8WwAE_Beh.jpg

    ve dahası şehrin adı gemi çapası anlamına gelen ἄγκυρα (anküra)'dan geliyor. frigler, galatlar, romalılar ve türkler bu ismi kullanmış.

    ankara&gemi çapası ne alaka diye sorarsanız kimse tam olarak bilmiyor. bir hikayeye göre frig kralı midas'ın burda bi gemi çapası bulduğu diğer hikayeye göre galatların mısır'dan ganimet olarak çapa getirdiği ve şehrin ismi bu sebeple almış olabileceği anlatılıyor.

    sonuç olarak bozkırın ortasındaki şehrin ismi bile denizle ilintili, sembolü çapaysa... bi denize özlem var abi, bunu inkar etmeyelim *
  • 25
    - kanuni devrinde, alvaryo gritti adında venedik elçisinin taksim tarafında bir sarayı vardı. kendisine yazılan tüm resmi evraklarda beyoğlu diye hitap kullanılırdı. bugünkü beyoğlu ismi ondan gelmekteymiş.

    - osmanlı imparatorluğu, kuruluşundan sonuna kadar, geçen sürede 192 defa savaş yapmıştır. bu savaşların 26’sını kaybetmiş, 11’inde netice alamamış ve 155’ini kazanmış. (hep merak ederdim kaçı kazanılmış kaçı kaybedilmiş diye sonunda biri saymış galiba :( )

    - istanbul’da, sürücü beygirleri bulunurmuş. sürücüler beygirlere binince, sürücüler müşterilerin arkasından koşarak giderlerdi. bunlar toplu halde eminönü’de olurmuş.

    - oxford üniversitesi, azteklerden daha eskiymiş.

    - ilk piramitler inşa edildiğinde mamutlar hala hayattaymış.

    - star wars ilk çıktığında fransızlar hala giyotinle idam yapıyormuş.

    - betty white dilimlenmiş ekmekten daha yaşlıymış. :(

    - warner bros kurulduğunda, osmanlı imparatorluğu henüz yıkılmamışmış.

    - chicago cubs dünya serisi’ni son kazandığında, kadınların oy verme hakkı yokmuş.

    - dünya’nın geçmişi tek bir yıl içerisine sıkıştırılmış olsaydı, modern insanların ortaya çıkışı 31 aralık 23:58 tarihine rast gelirmiş.

    - 3. selim’in tahtan indirilmesine sebep olan aygır imam, bir oturuşta 1 okka pastırmaya 40 yumurta kırmış ve yemiş. yemekten hemen sonra mide fesatından ölmüş.