• bu ruh aktardan alınmamıştır. kurucumuz ali sami yen beyfendi'nin tarihimize kazıdığı ve temelleri o zaman atılarak bu günlere gelmiştir.

    galatasaraylı'lık başarı ve asalet'tir. galatasaray'ın temel amacı milli lig'de şampiyonluk değildir. bu sezon hariç hiç bir sezon da olmamıştır.

    captano'nun bir entryisinde dediği gibi "takım tutmak, bir dünya görüşü belirtmez türkiye’de". doğru ama eksik kalmış, tamamlayalım. galatasaray yukarıda yazdığımız kurucuları sayesinde bu ülkenin insanına "onur ve gurur" kazandırmaya, onu en sıkıntılı dönemlerinde bile hayata mukim kılmaya and içmiş insanların birleşerek ortaya çıkardığı, ülke gençlerine henüz kendileri için herşeyin bitmediğini hatırlatan ve onlara renkli rüyalar sunan bir ruhtur.

    galatasaray bugüne kadar ulaştığı başarılar esnasında, yenilenmek ve çağa ayak uydurmak için arasına eser miktarda yabancı kattıysa bile, bu başarıları çoğunluğunu bu ülke çocuklarının oluşturduğu takımlara işte bu ruhu aşılayarak kazanmıştır.

    sınırlı başarılar için, ne pahasına olursa olsun diye yola çıkıp, profesyonellik adı altında öyle götü başı ayrı oynayan, ne idüğü belirsiz yabancı çoğunluğu ile ulaşmayı istemek bu ülkede bizim işimiz değil fenerbahçe'nin işidir. o sınırlı başarı elde edilse bile bizlerin damağında kekre bir tad bırakır.

    2000 uefa kupası ile aramıza katılan ve bugün taraftar çoğunluğumuz haline gelmiş play station futbolseveri kardeşlerimizi uyarmak isterim, taraftarlık ta bu felsefe üzerine inşa edilmiş ve o ruh algılanmış ise "galatasaray taraftarlığı"dır. fenerbahçe'ye benzetilmiş bir takımla fenerbahçe taraftarı'nın ruh haline bürünerek taraftar olmaya çalışmak en başta kurucumuz ali sami yen bey'in ve arkadaşlarının ebedi varlığına ihanettir.

    kendimce edit: bu ruh hali önce takımın başına getirilecek teknik direktöre aşılanmaya çalışılmalı ve beyni yıkanmalıdır. önüne demetle parayı atıp (kimsenin kazandığı parada gözüm yok. bizi bu ruh halinden uzaklaştırmadan şampiyon yapsın, isterse yüz milyon euro alsın. umrumda bile değil) "takımı yıldız futbolcularla donatalım, hadi bizi şampiyon yap" demekle olmaz bu işler. olsa da bize yakışan bir lezzeti olmaz.
  • 17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçı nda bülent korkmaz'ın omuzu bandajlanırken suratındaki ifade ile 26 şubat 2009 galatasaray bordeaux maçında harry kewell o harika golünü* attıktan sonra emre aşık ile birbirlerinin gözlerinin içine bakıp hırsla gol diye bağırmaları ne kadar tanıdık değil mi ? ne dünya'nın en güzel kızı ile geçirebilecek harika bir gece ne de dünya'nın en zengin adamı olmak galatasaray ruhu'nu hissedebilmek allah'ın bana verdiği en büyük nimetlerden biri.
  • malesef, bu ruh zedelenmesi, sırası ile:

    metin oktay efsanesini yaratan kulübün;
    1 - taraftarlarının, karınca ezmez'i tribünlerden atıp kolunun kırılmasına neden olmaları ve onu senelerce tribünlere almamaları ile başlamış;
    2 - ardından metin oktay'dan sonra heykeli dikilecek tek adam olan büyük mehmet'in (bkz: mehmet oguz) oniki yıl bu takımda galatasaray top oynayıp sekiz yıl kaptanlığını yaptıktan sonra, galatasaray yönetimi tarafından jübile dayatmasına maruz kalıp, kırgınlık ve öfke ile fenerbahçe'ye gitmesi ve jübilesini orada yapması sonucunda biraz daha aşınmış;
    3 - büyük mehmet (bkz: mehmet oguz) harcandıktan sonra ahlakımızı ve taraftarlık kültürümüzü geliştirebilecek en önemli efsanemiz hagi, yönetim ve taraftarın (bkz: ultraslan) ele ele vermesi sonucunda, eşine ve çocuklarına küfredilerek takımdan kovulunca resmen delik deşik olmuş,
    4 - geri kalan son parça da bülent korkmaz'ın sırtında parçalanarak yok edilmeye çalışılmaktadır..

    ruh dediğiniz şey fincan kıçı oynatmakla kazanılmaz. bizler 104 yıl da metin oktay'ın heykelinin yanına üç veya dört kişinin, hatta diğer spor branşlarını düşünürsek daha onlarca kişinin heykelini dikebilseydik o zaman bir "ruh" tan ve karakterden bahsetmeye hakkımız olurdu..
    haa.. muhteşem başarılarımız var mı? evet. var. ama ne yazık ki o kazandığımız muhteşem başarıları kurucularımıza layık olacak bir şekilde ne maddi ne manevi olarak kazanca çeviremedik.. bence önce şu geçmiş süreci etraflıca bir tartışıp özeleştri vermeli ve kulübümüzün geleceği için bu küfür ve kavga ortamının dışına çıkıp yapabileceklerimizi tartışmalıyız..
  • 24 mayıs 2009 beşiktaş galatasaray maçının ertesi günü, bir takım kuşbeyinlilerin * laf atacaklarını bile bile takım elbisemin altına taktım sarı-kırmızı "lucescu kravatımı" ve işe öyle geldim.

    elbette soranlar oldu, elbette alay edenler, küçük düşürmeye, laf sokmaya çalışanlar oldu. sordular;

    -hala mı galatasaray? dayanamıyoruz seni böyle hüzünlü görmeye, yazık sana, neyiniz kaldı ki hala mı galatasaraylısın?

    -asıl şimdi galatasaraylıyım!

    (bkz: sevinmek için sevmedik)

    tanım: gece mavisinden daha koyu zemin üzerine asimetrik sarı ve kırmızı şerit kombinasyonu ile şanlı galatasaray armasının da üzerinde çok şık yer aldığı asil kravat.
  • buradan gelmektedir.

    --- alinti ---

    galatasaray fenerbahçe maçındayız. maçın başlarında ergun oyundan atılınca, galatasaray sahada 10 kişi kalmıştı. bu arada kafaya çıktığı bir ikili mücadelede mustafa'nın kaşı gözü yarılıyor; burnundan kan gelmekte. saha kenarına geliyor ahlar, oflar; içinde yere yığılıyor: o dönemde oyuncu değişimi diye bir şey yok. gündüz yanına geliyor.
    -nasılsın evladım?
    mustafa: galiba oynayamayacağım, bitkinim, çok kan kaybettim; diyor.
    gündüz, vücudunda biraz daha kan var mı? diye soruyor.
    mustafa, evet deyince, gündüz, öyleyse çık sahaya, onu da akıt öyle gel diyor.

    bu laf mustafa'da doping etkisi gösteriyor; dönüyor sahaya ve o gün maç bitene kadar da hayatının oyununu oynuyor! sonuca gelince; 10 kişilik galatasaray, metin'in 4 gol attığı maçta fener'i adeta sahadan silerek 5-0 galip geliyor.

    --- alinti ---

    ayrıca;

    (bkz: mustafa yürür)
  • en katı galatasaraylıları bile gözlerinden tomar tomar yaşlar getiren olgudur..daha önce çok büyük acılar yaşamasına rağmen ağlamamayı becermiş olan bendenizin bile, 17 mayıs tarihinde taffarel in o tanrıvari kurtarışından sonraki gençlik marşına müteakip çocuklar gibi ağlamasına sebep olmuştur..her ne kadar ''tekil'' bir mana içersede,galatasaray ruhu forması gibi parçalıdır ve bu parçaların birleşmesiyle ortaya çıkar...şöyle ki;

    metin oktay : bu olgu akla geldiğinde buraya ilk yazılacak insandır..oynadığı zamanı göremedim ama öyle şeyler anlatır ki büyüklerim,hayatımın en büyük pişmanlığı oldu onu görememek..asaleti yeter...gururumuzsun...

    hakan şükür : kral..şuan bolca eleştirilip küçük ile aynı kefeye konsada,biz,yani 80 lerin ortalarında doğmuş insanlar için eşi bulunmaz idollerden biriydi..saha içindeki varlığı yeterdi..sadece kendi takımında oynayanlar değil diğer takım oyuncularının da büyük saygı duyduğu adamdı...özlüyoruz..

    cevad prekazi : imkansızı olur kılan insan..en sevdiği tezahurat seni sevmeyen ölsün tezahuratıdır..bu bile herşeyi anlatıyor...hala bile galatasaray sevgisinden bahseder...hiçbirşey kaybetmediğini söyler...milyon avrolara imza atıp bu ülkeye hiçbirşey vermediği gibi gittikten sonra arkasından saydıran futbolcuları da biliriz biz..

    gheorghe hagi : gözümde dünyanın en büyük futbolcusudur...o'nun gibisi bir daha gelmez...dünyanın en büyük takımlarına attığı tonca gollerle denizlispor a,karabükspor a,adanaspor a attığı goller aynıydı onun içinn..aynı gol sevinci,aynı hırs,aynı coşku..işbu onu en büyük yapandır zaten...
    (bkz: comandante)

    (bkz: ergün penbe) : onun hakkında ezeli rakip taraftarlarının bile övgü dolu sözleri mevcuttur...buz adamdır..herşeyden öte adamdır..en zor olan da budur...seviyoruz..

    hasan şaş : galatasaray ın delisi...mağlubiyeti kabul etmeyen yapısı onu hep zirvelerde tuttu..şuan kaabiliyetini inkar edenler,onun 2001-2002 ve 2005-2006 yıllarındaki şampiyonlukları tek başına alıp getirdiğini görmeyebilirler yahut inkar edebilirler..lakin gerçek olan da buydu...gol attıktan sonra reklam panolarını tekmeyelen adam sapına kadar galatasaraylıdır arkadaş...unutmadık...

    (bkz: arda turan) : en çok eleştirildiği nokta biz,yani taraftar gibi hareket etmesidir...ama nolursa olsun o sahadaki biz dir..ister gitsin,ister senelerce burda oynasın bu taraftar onu herzaman bağrına basacaktır...kenan imirzalıoglu nun söylediği gibi gönül umduğu yere küser ama sitem de sevgiden doğar...paris hilton yakışır sana...

    bülent korkmaz : 17 mayıs,copenhag parken,maçın uzatma dakikaları,çıkan omuz,mavi bandaj...anlatılmaz yaşanır..nasip olmaz herkese böyle kaptan...
    (bkz: cesur yürek)

    bu oyuncular bahsedilen ruhun ana girdileridir...bunun dışında hala galatasaray a gönülden bağlı olan bi tarik hocic,galatasaray için varını yoğunu ortaya koyan bi suat kaya,bi zoran simovic bi cladio taffarel de bu ruhun dönen çarklarını oluşturur...bugünlerde de sabri dir,baros dur neill dir bu ruhu taşıyacak olan en güçlü adaylardır...

    sözün özü; bence galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır. galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım...
  • inanılan ve bizi içten içe bitiren en saçma olgudur.

    bu acizliğin, güçsüzlüğün, fakirliğin simgesidir. bir ruha inanmak. işte galatasaray ruhu gibi. azmin, inancın, zaferin karşılığı değildir bu yalnız. onun karşılığı mücadele olabilir.

    bir takım düşünün avrupada almadık kupa bırakmamış, mesela real madrid, mesela barcelona, mesela milan vs. bunların oyuncuları ve yöneticileri hatta taraftarlarının yazılarından, ağızlarından hiç real madrid ruhu dendiğini duymadım. duyan varsa aydınlatsın.

    elinizde güç yoksa, bunu futbola yorarsak eğer para, kaliteli futbolcu, derin güçler vs yoksa ruh demeniz çok normaldir. yıllarca da böyle kandırılırız. işte galatasaray ruhu kazandırdı vs diye. hayır kardeşim bu iş şans işi olur, bir birlik işi olur, mücadele işi olur, azim işi olur ama ruhla bi alakası yoktur. eğer ruh dersen orada kendine inancın yoktur.

    mourinho çıkıp manchester ruhu bunu gerektirir der mi ? demez. adam ben en iyisiyim, aldığım adamlar en iyisi diyorsa ruha niye ihtiyaç duysun ki ? bu güçsüzün işidir.

    o yüzden şu galatasaray ruhunu geriye bırakıp terimsporluk yapmayı keselim.

    buradan metin oktayların, baba gündüzlerin, bülent korkmazların yaptıkları işe laf etmiyorum. onlar amatör ruhla bu takımı seviyorlardı ve yaptıkları işi en iyi şekilde yapıyorlardı. yani onlarında yaptıkları benim dediğim yola geliyor.

    90 da kafayla gol atıp takımının kupayı kazanmasına en büyük etken olan sergio ramos, maçtan sonra real ruhu işte bu, maçı bırakmadık demiyorsa acizliği bir kenara bırakıp 21.yy a uygun taktik, mental ve oyuncu anlamında bir bütünü oluşturalım.
  • galatasaray kulübü için olmazsa olmaz değerlerden birisidir.

    şu an için futbol takımımızdaki en büyük eksik budur. bu son 3-4 senedir böyle maalesef. kondüsyon, taktik, hakemler falan işin sonraki kısmı. biz bu ruhu kaybettik asıl önemli olan o.

    şu an serdar aziz ve linnes biraz da nagatomo dışında bu ruhu temsil eden yok ne yazık ki. bunun için bu ruhu yeniden kazanabilecek şekilde bir oluşum planlanmalı. öncelikle altyapıdaki gençlerin ne yapılıp edilip takıma monte edilmesi gerekir. işe çekirdekten başlanmalı. direk as takım oyuncusu olmasalar bile her daim esame listesine girmeli bunlar.

    ruh illa türk futbolcularla olmaz elbette. bakın en büyük örnekleri felipe melo ve johan elmander. yabancı futbolcu transfer edilirken de en önemli kıstas bu olmalı. hırs ve iş ahlakı.

    futbolculara gerekirse sürekli galatasaray belgeselleri eski maçlar izlettirilmeli. söyleşiler düzenlenmeli vs.

    bu bahsettiğim ruh işinin en büyük ustası şu an takımımızın başında. bunu fırsata çevirmeliyiz. geçen seneki şampiyonlukta da bunun etkilerini gördük zaten. ancak yönetimin de bu ruha sahip olması ve hocayı yalnız bırakmaması gerek.

    bu ruh gelip geçici veya bir sezonluk olmamalı. kulüp geleneği olarak herkese yerleştirilmeli. başkanından malzemecisine kadar herkese aşılanmalı. bu değere herkes sahip çıkmalı. işte o zaman gerisi gelir.

    unutmayınız ki galatasaray bir his takımıdır