• 11126
    muslera- semih- chedjou arasında yapılan gereksiz pasları engellemesi gereken takım. golü böyle yedik. maç 0-0 defansta pas yapıyoruz. mağlubuz yine pas yapıyoruz. galibiz yine pas yapıyoruz. dün akşam maçı ikinci yarıda kazanma sebeplerimiz umut but ile çift forvet oynamak ve kaleden uzun top ile çıkmak. 45 ile 70 arası muslera hep uzun oynadı. sonra yine defansta yan toplar. gs defansta yan pas hastalığından kurtulmalı. gs ya karşı 3-4 kişi ile pres yapıyor. biz de defansta pas yapmaya çalışıyoruz. bazen bu yapılmalı. ama bazen de uzun top atıp, dönen topla oynamalıyız. hatta köşe direğine doğru uzun oynayıp biz pres yapmalıyız. top bizde dursun demek güzel ama başına da bela oluyor.
  • 11127
    ruhunu kaybetmiş futbolculardan oluşmaktadır ve ne işse bu bombok haline rağmen maç fazlasıyla lig lideridir ilk 8 hafta sonunda. boyle hıncal uluc tarzı konusmalardan tespitlerden asla haz almam ama 2. fatih terim donemi 6 kasımdaki fener maçına kadar da aynı bu şekilde performans sergiliyoduk (hatta şu an daha kotuyuz) sonra şanssızlık ve takımın kötü futbolu birleşmişti ve patlamıştık. neyse. benim asıl soylemek istediğim şu; 29 yaşındayım. galatasarayımın iyi kötü her anına tanıklık ettim hep yanında oldum. en kötü anda günde bile içimde bi şekilde bi umut bi çare bi kurtuluş yolu var oldu hep. yani düzelmemiz için şu şu şu gerekli diyemesem de içimden bilinç altımdan ya da üstümden biliyordum ki bi şekilde galatasarayım düzelir iyi top oynar umut verir heyecan verir. dediğim gibi. 29 yaşındayım. ömrümde ilk defa galatasaray futbol takımından ve ruh halinden hiç olmadığım kadar umutsuzum. yani dusunuyorum dusunuyorum çıkamıyorum işin içinden. umarım yanılıyorumdur.
  • 11128
    kaç kere yazdık söyledim. bu takımın anayasasına çift forvet oynar yazılmalıdır. takımda messi bile olsa messi'yi kanatta oynatırsın ama çift forvet çıkarsın sahaya. bizim ligde bu takım böyle oynar. bu net. tartışılması veya alternatif sunmak bile yasaklanmalıdır. buna girişen kim varsa takımdan derhal uzaklaştırılmalıdır. avrupa'da ise farklı oynanabilir. burada itirazım yok.

    millet tek forvetli sistemi bırakmış artık 2 değil 3 forvetle sahaya çıkıyor. barcelona'da messi-neymar yetmiyormuş gibi pedro'yu saf dışı bırakıp yerine luis suares'i aldı. her biri farklı takımlarda tek forvet oynayabilecek tipte oyuncu ama barça takımı hepsini sahaya sürüyor. çünkü amaç daha fazla gol daha fazla tehdit.
    real madrid benzama'nın yanına ronaldo'yu koyuyor yetmiyor bale'yi koyuyor. üç futbolcu da tek forvet oynayabilecek tipte oyuncular. sezonda 20'nin altında gol atmıyorlar.
    arsenal takımı welbeck'in yanına alexis'i koyuyor. yetmiyor çünkü tek forvet.
    bayern münih muller-robben ikilisinin yanına lewa'yı koyuyor. üç forvet oynuyor.
    manu falcao'nun yanına robin'i koyuyor yetmiyor arkalarına rooney'i koyuyor. daha 2 gün öncesine kadar rooney tek forvet oynuyordu.

    yani artık trend rakip ceza sahasında daha fazla golcü futbolcu oynatmak. orta sahada ise daha az topla oynama ve daha dinamik bir yapı. biz ne yapıyoruz. orta sahada daha fazla topla oynama ve ağır bir yapı ileride ise daha az adam. üstelik ileride burak'ı tek oynatıyoruz. hani drogba olur tek oynarsın kotarır ama burak?

    bu yüzden de galatasaray takımı mevcut kadrosuna baktığımızda hemen burak-umut ikilisi ileriye yazılmalı. sonra sol tarafına sneijder konmalı. sağ tarafa ise dinamik, pres yapan, top kapan, biraz teknik olan ve pis işleri yapabilecek tipte bir oyuncu. bu olcan olur emre olur, yekta olur. hatta sabri olur ya da tarık. bu oyuncunun gol atması asist yapması pek gerekli değil. takıma dinamizm katsın, ileride pres yapsın yeter. bunun dışında yapacağı ekstra katkılar takıma çok fayda sağlar. hatta bunu bruma yaparsa işte o zaman çok iyi bir takım oluruz.
    orta sahada ise melo önce yazılmalı. yanına selçuk da olur. bu düzende selçuk eskisi gibi olur. olmazsa onun yerine oynayacak oyuncu var. dzemaili olur veysel bile olur.

    kısacası sahaya burak-umut ve sneijder üçlüsüyle çıkmak lazım. sneijder sola yazılır ama ona serbestlik verilir. sola mahkum edilmez. zaten kaptırdığı topun peşinden koşan bir oyuncu. defansif zaafiyet göstermez ya da göstersin. hücumda yapacağı işlerle bunu kapatır. sneijder bu olsun o kadar.

    bu takımın teşhisi bu kadar kolay değil tabiki ama buradan geçiyor. önce takım bir rehabilite edilmeli ve sonra bu düzen kurulmalı. hem takıma hem de prandelli'ye iyi gelecek. bizim göremediğimiz ve olmadığına inandığımız prandelli farkı belki ortaya çıkar.
  • 11130
    daha önce, takımın içine düştüğü durumu, şark zihniyeti söylemine atıfta bulunarak yazmıştım: #1476778
    31 ekim 2014 galatasaray kasımpaşa maçıyla bu artık somut hale geldi.
    2 yıldır selçuk ve arkadaşları rezil oyunuyla tepki çekiyor, tabi bazı einstein'lar da sneijder onu bozdu kafasında takılıyor. dün de bu fikrin baskılarıyla bir skandal yaşandı...

    takım hiçbir şey oynamıyor, 10 kişi kalmış ezeli rakip karşısında olgun 2 atak haricinde kaleye yaklaşamıyorduk. derken sneijder sazı eline alır, 2 tane tamamen kendi çabasıyla golü atar; hem haftayı, hem hocayı, hem de demokles'in kılıcı kafasının üzerinde sallanan selçuk-burak ikilisini kurtarır.
    devam etmeden önce size falih rıfkı'nın çankaya'sından bir parça aktarayım:

    büyük taarruz başarılmış, 3 yıldır kavga gürültü içinde yürütülmeye çalışılan mücadele, askeri yönden sona ermişti.
    --- alıntı ---

    fakat sonradan ilk meclis'ten kalma dostum muhiddin baha, bana bir ankara hikayesi anlattı. onlar da sevinçten ne yapacaklarını bilmiyorlarmış. meclis'te bir aralık ellerini yıkamaya gitmiş. asık suratlı bir milletvekili görmüş. mustafa kemal'in muhaliflerinden biri:

    -yahu nedir bu halin? diye sormuş. öteki dudaklarını ısırarak:
    - ne var sanki? nasıl olsa izmir'i bize vereceklerdi. nesini büyütüp duruyorsunuz? diye çıkışmış.

    sonra da:
    - yunanlılardan kurtulduk. bakalım mustafa kemal'den nasıl kurtulacağız? demiş.

    evet, muhalifleri ve rakipleri sapsarı idiler. ah! bir kurşun, son yunan kurşunu mustafa kemal'in göğsüne saplanamaz mıydı?
    doğu böyledir dostlarım. doğu'da kin, kolayca hıyanete kadar götürür. o gün sapsarı kesilenler veya onların kinini güdenler, şimdi bile o günün hatırasını söndürmeye uğraşmakta değil midirler? doğu kini, vicdanları saran bu kanser... kanserlerin en habis soyu..."
    --- alıntı ---

    sneijder derbiyi kazandırmıştır, bakalım selçuk ve tayfası nasıl kurtulacaktır kendisinden?
    dortmund kepazeliğini zaten geçiyorum. başakşehir'den yediğimiz gollerde inatla dikkat edilmeyen iki ayrıntıyı göstereceğim.
    1-) ilk gole dikkat, visca sağ kanattan içeri giriyor ve topu dışa çeviriyor.
    http://www.ligtv.com.tr/...marcio-mossoro-14604
    mossoro bomboş koşu yapıyor, arkasından aheste aheste gelip daha şutu çekmeden koşuyu bırakan kim? selçuk.
    asıl yeri neresi olmalı? rakiple kale arasında.
    koşmayı bırakmasının anlamı ne? hadi top döndü, ikinci ve hatta üçüncü vuruş şansını vermek mi?
    2-) üçüncü gole gidiyoruz. soldan bu sefer doka, dışarı çeviriyor.
    http://www.ligtv.com.tr/...marcio-mossoro-14607
    ne tesadüf, yine mossoro, yine selçuk rakibin arkasında, yine daha şut çekilmeden bırakıyor koşmayı.

    evet ama kinin ateşi harlanarak artıyordu, sneijder hala oynuyor zira ve eleştirilmeyen tek isim olmaya devam ediyor.
    ama ne oldu? duygun bey başkan seçildi, abdurrahim de florya'ya indi.
    falih rıfkı'nın deyişiyle, doğu böyledir dostlarım. doğu'da kin, kolayca hıyanete kadar götürür. doğu kini, vicdanları saran bu kanser... kanserlerin en habis soyu...
    tertip tamdır. sneijder oynamak istemedi haberleri çıkarılmaya çalışıldı. neyse ki maç sonunda sneijder, 11'de başlamak isterdim minvalinde konuştu.
    ama sahaya muslera'dan bile önce yazılacak sneijder yedek kalmıştır. sistemi onun bozduğuna dair düşünceleri kanıtlamak isterken iyice kepaze olur bu arkadaşlar.

    bu hamleyi, mustafa kemal'den kurtulmaya çalışanların, seçim yönetmeliğine "türkiye sınırları içinde doğmuş ya da seçim bölgesinde 5 sene ikamet etmiş olmak" şartını koymalarına benzettim dün. tribünde yıkılmış bir halde, gün boyu arazide yağmuru yedikten sonra üzerimi değiştirmeye fırsat bulamadan geldiğim maçta, bu tertibi görünce; bu futbolcular için oraya koştuğuma acıdım. metrosuz, çamurlu, soğuk yollara hasta bir halde kendimi vurma nedenim, selçuk paşa'nın hesaplaşması mıydı? yoksa galatasaray mıydı?
    peki galatasaray, takımın tek işleyen çarkına çomak sokmak mıydı?
    takım kimlere emanet, görün arkadaşlar!
  • 11131
    devre arasında ve sezon sonunda mutlaka şu isimlerle yollarını ayırması gereken takımdır; veysel sarı, gökhan zan, emmanuel eboue, yekta kurtuluş, aydın yılmaz, yasin öztekin, engin baytar, yiğit gökoğlan, eray işcan. bunlara eklenecek başka isimler de olabilir ama bu futbolcular şuanda galatasarayda asla oynayamayacak seviyede olan ve elden çıkarabileceğimiz oyuncular.
  • 11132
    http://this11.com/play/abHUH5rahS.png

    sabri gibi gökhan zan'ın da hakan balta'nın oynamaması adına affedilmesi gereken, şu kadroyu çıkarabilirsek dengeli bir oyun oynayabileceğimizi düşünüyorum. iki azman, top kapan defansif orta saha ile defansın üzerine binen yük hafifleyecek, sneijder'a daha çok özgürlük sağlanacak, burak istediği gibi ofsaytlarda takılsa bile sorun olmayacaktır.
  • 11133
    --- alıntı ---

    ülke futbolu ve ekol

    türkiye’yi avrupa’da temsil eden galatasaray ve fenerbahçe’nin başarılarını irdeleyip, bu doğrultuda alman futbolunun son yıllardaki çıkışına baktığımızda dikkat çekici noktalar göze çarpıyor.

    galatasaray’ın, belirli bir oyun anlayışı, diziliş ve sistemde istikrarı söz konusu...
    fenerbahçe’nin de ısrarla uygulamak istediği bir pas oyunu, aykut kocaman’ın sık ifade ettiği ‘antrenör takımı’ ortaya çıkarma çabası var. bu konuları son günlerde öne çıkan iki alman takımı borussia dortmund ve bayern münih ile kıyaslamak mümkün... dortmund ve bayern de, ilk başlarda böyle kendilerine özgü bir planlama ve yatırım yaparak fark yaratma çabasındaydı.

    öncülük etmek gerekiyor

    yaratilan farkın, ilerleyen zamanda ekol olmuş alman futboluna milli takımlar düzeyinde, yani uluslararası alanda katkı sağlayacağı kesin... bizim de başta galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş ve trabzonspor gibi bayrak takımlarımızın iyi bir planlama ve futbol anlayışı ile genç ve türk oyuncu destekli kadro anlayışına yönelmesi gerekir. böyle bir hareket, hem ülke futboluna, hem de kulüplerin geleceği adına çok önemli bir katkı sağlar.

    her zaman istikrar şart

    türkiye’de futbol, zaman zaman elde edilen başarılara rağmen gerç ekten başarılı diye tanımlanabilecek bir düzeyde midir? konuya realist bakmak gerekirse, değildir. çünkü uluslararası ölç ekte başarı kriterlerinden birisi istikrar, yani devamlılıktır. başarıda devamlılık, oynanan futbolun belli bir kalitede sürdürülme halidir. oynanan futbol kalitesi ise, uluslararası arenada varlığınızı kabul ettirebilecek kriterlerde bir futbol anlayışı demektir.

    ekol olmak farklidir

    uluslararası platformda kendinizi kabul ettirebilecek standartta bir futbol ile bu anlayışı sürdürebilme koşullarınız, ‘başarılı ülke futbolu’ hakkında konuşmanızı sağlayabilir.
    sözü edilenlerin dışında kalan başarılar ise ‘başarılı futbol maçları’ anlamına gelir ki bu, bir ülkenin futboldaki başarısını gösteren önemli kriterlerden birisi değildir. ekol olmak ise, herhangi bir alanda kendini kabul ettirmek, yani kaliteli olmaktır.

    günlük başari yetmez

    türkiye’de futbola ekol aç ısından bakıldığında ekol olmak iç in gereken koşulları yerine getirmekten çok uzakta olduğumuz açıkça ortada... uluslararası kriterlerde, gerek kulüp, gerekse mili takımlar düzeyinde kendimizi kabul ettirecek kalitede ve bu kaliteyi sürdürebilir bir futbola ulaşamadığımız görülüyor.
    günlük ya da süreli olan başarılar ya tesadüftür, ya da karşı tarafın o günkü şartlarda sizden iyi olmaması ile ilgilidir. sizi ekol yapmaya asla yetmez.

    milli takimla olmaz

    ülke futbolunun ekolünün olması adına, kulüpler düzeyinden başlayarak, milli takıma yansıyan bir futbol ekolü oluşturmak kolaydır. futbol ekolü milli takımlarda yaratılacak bir düzey değil, milli takımlara yansıyacak bir düzeydir.
    futbol ekolü tabanın uygunluğu ve katılımına bağlı olarak, üst yönetimin hedefe yönelik kararlılığı ve desteği ile yaratılabilecek bir üründür, ancak emek ister, bir de uzunca bir süreç ... ve elbette uzak hedefleri olan bir yönetim anlayışı ve organizasyon gerektirir.

    önce karar verilmeli

    ülke olarak bu süreye sabır gösterebilir miyiz? ya da gücümüzü sadece maç veya maçlar kazanmak üzere harcayarak ülke futbolunun geleceği adına katkı sağlayabilir miyiz? türk futbol yönetimi öncelikle bir futbol anlayışı ve modeli üzerine karar vermelidir.
    futbolun uluslararası standartlarına uygun, ancak ulusal koşullara göre sentezlenmiş bir ‘futbol oynama’ kültürü oluşturmak zorundayız. bunun iç in öncelikle insan tipimize, kültürel durumumuza ve özelliklerimize bakmak bir ön koşuldur. tipilojimiz bu iş iç in iyi analiz edilmelidir. aksi taktirde kendi futbol ekolünü oluşturamayan ülkelerin bugün olmasa da, yarın hurdaya çıkarılmaları mutlaktır.

    --- alıntı ---

    yukarıdaki metin, reha kapsal'ın 7 mayıs 2013 tarihinde hürriyet gazetesinde yer alan bir yazısıdır. yazı, malum prandelli ile kazanırız ama geleceğimizi kaybederiz tartışmalarının olduğu bugünlerde üzerinde çalışmaya karar verdiğim yeni bir araştırma konusuna ön hazırlık yaparken karşıma çıktı ve sözlük ahalisiyle paylaşmak istedim. evet günü birlik galibiyetler bize çok şey kaybettirir, biliyorum ki buradaki herkes benim gibi , bir sabah "galatasaray ekolü" olgusuna uyanmayı istiyor. bu sebeple bugün kulüpleri yöneten yöneticiler, yarın kulüpleri yönetebilme ihtimali olan taraftarlar, takımın aldığı sonuçlara ve oynadığı oyuna sabır göstermesi gereken camiaların dikkatle incelemesi gereken bir yazıdır kanımca.
  • 11134
    dibin dibini görmüş futbol takımıdır. ne teknik ekibi ne yaptığını biliyor ne sahadaki futbolcular. ne de yönetim. 3 sene önce ciddi anlamda lig tüm kapılarını kitleyen kulüp şimdi mucizelerle iş yapmaya çalışıyor.
    prandelli'den başlayalım. hoca öncelikle kulübün sana verebilecek tazminatı ve harcayacak zamanı olsaydı uçak paranı da ben verip italya'ya daimi makarna yemeğe yollardım seni. temmuz'da geldin. takım geriye gitti geriye. ya takım geriye gitti be hoca. sen sahada hucüme çıkarken ne yaptığını bilen bir takım mı görüyorsun ben anlamıyorum. bitirdin hocam takımı. ne sistemimiz var ne set oyunumuz. gittin sana söylenen buyruklarla sabri'yi eboue'yi falan kadro dışı bıraktın. sonra yönetim istedi diye "affettin" üstüne üstlük baskıyla sabri'yi ilk 11'e yazdın. e senin hocalığın nerde, adamlığın nerde. madem oynayabilecek sabri, neden harcadın ulan adamı bunca aydır. sen adam mısın?
    gelelim futbolculara. bakın açık söylüyorum %70inizin bu kadroda yeri yok. sizde değil ama suç, sizi bu takıma alan başta mancini olmak üzere çok çok sevdiğim ama işleri batıran ünal aysal'da hata.
    ve bence bu takımın en büyük sıkıntısı beyin yoksunu forvetleri. evet, burak yılmaz ve umut bulut. burak yılmaz'ı rakip futbolcu olsam futbol hayatımın bitmesini göze alıp tekme tokat döverim. ya sen bir kafa topuna faul yapmadan çıkamıyor musun? ellerini yana açmadan koşamıyor musun? offside'a düşmeden pozisyon alamıyor musun? hayır anlamadığım sen eskiden böyle değildin. 2012-2013 deki burak değilsin, ya da 2011-2012'deki trabzonlu burak değilsin. bitiksin şuan. yeteneğini kaybetmiş beynini maça giderken evinde bırakmış bir bitiksin. keza umut bulut'da öyle. arada bir oyuna giriyor koşuyor ediyor diye gözümüze hoş geliyor. koşmakla futbol oynansa herkes futbolcu forvet olur.
    gelelim selçuk inan'a. e artık defol git. senin kadro dışı kalman lazım asıl. sen belini çevirene kadar mevsimler geçiyor selçuk. noldu sana? büyü mü yaptılar size? bel sakatlığı geçiren hamit altıntop bile daha sağlam basıyor ayakları.

    yönetim-futbolcu-teknik ekip. bitmiş. düzelir mi? 2011-2012 gibi kadro değiştirirsek düzelir.
  • 11136
    son yıllarda ciddi şekilde üstüste hatalar yapılan yer. sneijder drogba transferi ile başlayan mancini dönemi ile zirve yapan saçma sapan bir yabancı oyuncu transferi hastalığına tutulmuş bir yer.

    konuya mancini dönemi ile girersek çok sayıda yabancı ve yine çok sayıda vasıfsız yerliler için 18 milyon euro devre arasında transfer olur mu? bunun zararlarını kulüp maddi anlamda çok ciddi şekilde yaşamaya başladı ve bence sertleşecek artacak bu zorluklar. çünkü 41 tane sözleşmeli futbolcu var. her birinin maaşı 1.5 milyon euro olsa 60 milyon euro eder ki rakam aşağı yukarı bu civarda zaten. prim, vergi ve menejer komisyonları hariç 60 milyon euro maaş bütçesi ile ne takımlar kurulur ama işte o kadar kötü yönetiliyor ki futbol takımı bu bütçe ile hala anderlecht'ten iyi takımız diyemiyoruz.

    yapılması gereken ise çok basit direk çok ciddi bir sadeleştirmeye gidilmesi gerekiyor. şu an geçti tabi ki bu ocakta satabileceğini satacaksın ancak sezon sonu eğer ki yabancı sınırı da kalkarsa üçe beşe bakmadan çok ciddi elden çıkarmalar ile kadroda çok ciddi bir sadeleştirme şart.
  • 11137
    aşırı durağan ve yaratıcılıktan uzak bir şekilde oynayan futbol takımımız. bunu ingiltere, almanya ya da ispanya liginde herhangi maçı izlediğinizde daha iyi anlayabiliyorsunuz. çoğu kişinin bahsettiği belli başlı sorunlar var ve bunlar da hücum yapmamızı engelliyor. savunma performansımız son 3 maçta 9 gol yememizden anlaşılacağı üzere iyi değil. bir de takım hemen çözülüyor, gol yedikten sonra toparlanıp kendine gelemiyor. zaten böyle olmasa biz başakşehirden 4 tane yiyecek takım değiliz. ama o ruhsuzluk, isteksizlik hakikaten başımızın belası. 2 sene önce önde pres yapar o topu alıncaya kadar durmazdık, rakibi çok iyi baskı altına alabiliyorduk. şimdi yeniden daha düzenli daha istikrarlı olabiliriz. tabi bunun için öncelikle yüksek düzeyde istek ve doğru taktiksel kurgu lazım. bunu söylerken bahsettiğim 4-2-3-1 gibi rakamlar değil bir plan bir varyasyon ortaya koymamız gerekiyor. en başta söylemem gerekeni en sonda da olsa söyleyeyim; bu takımın formayı hakeden oyunculardan kurulu olması gerek.
  • 11138
    2014-2015 sezonunda 12 tane resmi maça çıkmış takım. bu 12 maçta 20(evet yirmi) gol yemiş ve sadece 12 tane gol atabilmiş. maç başına gol ortalamamız görüldüğü sadece 1.

    gelin oynadığımız 12 maçta attığımız golleri bir daha hatırlayalım.``

    (bkz: 25 ağustos 2014 galatasaray fenerbahçe maçı)

    sonuç: 0-0

    penaltılarda kaybettik. gol atamadık. rezalet bir futbol.

    (bkz: 30 ağustos 2014 bursaspor galatasaray maçı)

    sonuç: 0-2.

    belki eli yüzü düzgün oynadığımız tek maç. bu maçta attığımız 2 gol de sezonun açık ara en güzel golleri.

    1. gol: bursa'nın kullandığı duran toptan sonra kontra ataktan buluyoruz golü. chedjou tek pasla sneijder'e oynamak istiyor top sekiyor ve burak'ın önünde kalıyor. 2. hamlesinde kafasını kaldırıp, sözlük yazarlarının bir boka yaramadığını düğüşündüğü bruma'ya gönderip koşusuna devam ediyor. bruma da bu koşuyu cevapsız bırakmayıp burak'ın tam ayağına ortalıyor topu. güzel vuruş, güzel gol.

    2. gol: olcan etrafında dönüp yekta'ya oynadıktan koşusuna başlıyor. yekta tek topla umut'a, umut ise yeni tek topla sağ kanatta veysel'e yolluyor topu. veysel'e ise topu içeri göndermek kalıyor ve olcan koşusunun meyvesini alıp topu boş kaleye yolluyor. her ne kadar gol 90. dakikada yani bursa defansının düşmüş olduğu bir zamanda gelse de, çok güzel hazırlanmış keyif veren, organize bir gol.

    (bkz: 13 eylül 2014 galatasaray eskişehirspor maçı)

    sonuç: 0-0.

    çok kötü futbol.

    (bkz: 16 eylül 2014 galatasaray anderlecht maçı)

    sonu.: 1-1.

    çok kötü bir futbol daha.

    3. gol: chedjou'nun sikerim yapacağınız işi deyip içeri yardırması sayesinde gelen gol. burak'a sadece boş kaleye tamamlamak kaldı.

    (bkz: 20 eylül 2014 balıkesirspor galatasaray maçı)

    sonuç: 2-0.

    rezalet oğlu rezalet futbol.

    (bkz: 26 eylül 2014 galatasaray sivasspor maçı)

    sonuç: 2-1.

    yine çok kötü bir futbol. deneme tahtası olan takımımızın 3-5-2 yi deneyip dünya kadar pozisyon verdiği maç. maçtan sonra muslera capsleri tavan yapmıştı.

    4. gol: duran toptan gelen gol. chedjou güzel yükselip vurdu.

    5. gol: penaltıdan gelen gol. burak golü yaptı.

    (bkz: 1 ekim 2014 arsenal galatasaray maçı)

    sonuç: 4-1.

    berbat futbol. deneme tahtası olan takımımızın yine 3-5-2 dizilişiyle çıktığı maç. aslında bütün kamuoyu sivas maçından sonra bu dizilişin işe yaramadığını görmüştü. prandelli ise londra'da ilk yarı 3 tane yedikten sonra gördü işe yaramadığını. unutmadan bu maç sneijder ise ön libero olarak sahaya çıktı. bu durumu eleştirdiğimde ise iki entryim de en ofsat entryler arasına girdi ve "prandelli ne yapacaktı londra'da 10 numara mı oynatacaktı" diye savunuldu. (bkz: #1580699) (bkz: #1580733)

    6. gol: penaltıdan gelen gol. burak golü yaptı.

    (bkz: 4 ekim 2014 kayseri erciyesspor galatasaray maçı)

    sonuç: 1-2.

    bir başka kötü futbol.

    7. gol: yine bir duran top. semih ön direkten arkaya aşırıyor. burak boş kaleye tamamlıyor.

    8. gol: duran toptan gelen bir başka gol. canımız ciğerimiz sneijder'imizin nevşehirden vurup attığı gol.

    (bkz: 18 ekim 2014 galatasaray fenerbahçe maçı)

    sonuç: 2-1.

    ilk yarı tamamen evimizde mahkum oynadığımız maç. alves'in büyük saçmalığı sayesinde kazandığımız maç

    9. gol: dünyanın en iyi 10 numarasının alves atıldıktan sonra sol kanattan çıkıp kendi bölgesine geçerek bizim için yine günü kurtaran gol. ortada yine organizasyon yok. sağ olsun canımız bizimi için bir tavşan daha çıkardı.

    10. gol: bu tavşan yetmez deyip şapkadan bu sefer ufak bir şempanze çıkardı şinomuz. ama yine organize bir atak yok tabi.

    (bkz: 22 ekim 2014 galatasaray borussia dortmund maçı)

    sonuç: 0-4.

    evinde darma duman olan bir takımın dramı. ama maç sonunda unutulmasın ki asıl hedefimizin başakşehir maçı olduğunu söyledi prandelli.

    (bkz: 26 ekim 2014 istanbul başakşehir galatasaray maçı)

    sonuç: 4-0.

    ve işte o maç. asıl beklenen maç. hedefimiz olan maç. ama sonuç ortada.

    (bkz: 31 ekim 2014 galatasaray kasımpaşaspor maçı)

    sonuç: 2-1.

    sneijder'in kesik yediği ve çok kötü oynadığımız bir maç. aylardır takımla idamana çıkmayan sabri'nin ise ilk 11 e çıkarak bizi kurtarmasını beklediğimiz maç. yanlış anlaşılmasın lafım sabri'ye değil. sabri iyidir kötüdür tartışılır. lafım, onu hiç izlemeden kadro dışı bırakan ve yine hiç izlemeden ilk 11 e çıkaran şahsiyete.

    11. gol: ofsayttan gelen bir gol. burak yılmaz golü yaptı.

    12. gol: yine bir duran top. yine chedjou'nun kafası ve ardından umut'un kafa golü.

    12 maç ve sadece 12 gol. bir çoğu duran top ve penaltı. üzülerek söylüyorum beyler ama durum ortada. bir bok oynadığımız ve bu adamın takıma bir bok oynattığı yok.
  • 11141
    bugün* birçok haber sitesinde gördüğüm bazı haberler ,

    sneijder satılacak ( çok para alıyormuş)
    melo , muslera ve hamit ile sözleşmelerinde indirim yapılması konusunda konuşulacak kabul etmezlerse muslera da satılacak.
    bruma,pandev ve dzemaili satılacak.
    engin baytar affedilecek.
    eboue akhisar'a gidiyor.

    selçuk ve burak az kazanıyor sanırım onlarla ilgili bir şey yok belki zam yapılabilir.

    ya medya bize yine sallıyor ya da her zaman olduğu gibi acayip işler dönüyor.
  • 11142
    transfer planlamalarının yanlışlığı sonucu mahvolan takım. 2011-2012 sezonundaki içeride dışarıda her takımı eze eze yenen, muslera dahil bütün oyuncularının gol attığı takımı sisteme uymayan futbolcularla mahvettik maalesef. perşembenin gelişi çarşambadan bellidir derler; 2012-2013 sezonunda da epey kötü oynayarak şampiyon olduk. 2013-2014 sezonunda takımın ne kadar yetersiz olduğu ayyuka çıktı. bu sezon da maalesef çöküşü yaşıyoruz. halbuki akıllı transfer hamleleriyle lige ambargo koyup, avrupa'da da her sene minimum çeyrek final oynayan bir takıma evrilebilirdik. olmadı.
  • 11143
    her hafta güzel futbol görme hevesiyle beni tv karşısına oturtan, sinir ve üzüntüyle tv karşısından ayıran takım. evet galatasaray bundan önce de çok kötü zamanlar geçirdi ama bu kadar maç üst üste kötü oynadığını, taraftarını kahrettiğini ben görmedim. zevksiz ve berbat futbolun yanı sıra , maçı kazanmak veya çevirmek adına istek ve ruhunu ortaya koymayan futbolcular beni daha çok delirtiyor. maç sonu aynı demeçler , aynı sözler.. üstüne üstlük her şey bu kadar kötü iken galatasaray futbol takımı teknik direktörünün, mantıksız taktikleri , kötü oyuncu tercihleri bizi daha da kötü bir hale sokuyor. sezon başından beri takım olarak bir şeyi iyi yaptık. oda kötü olmak
  • 11145
    kadrosundaki 40 futbolcudan özellikle seçerek en kötü 11 'i oluştursan bile ortalama bir türk hocayla yılmaz vural olabilir muhsin ertuğral olabilir hatta ziya doğan olabilir türkiye ligini en kötü 3. bitirecek takımdır.

    prandelli'yi hemen gönderip iyi bir türk hocayla çok çok rahat, uzak ara şampiyon olacak takımdır.

    pahalı, formsuz ve aldıkları ücretleri haketmeyen çok oyuncusu olsa bile kadrosunda kötü futbolcu diyebileceğimiz oyuncu yoktur. doğru kullanıldığı takdirde yiğit gökoğlan bile iş yapacak oyuncudur. o derece iyi kadromuz var yeterki ortalama üstü bir yerli hoca çalıştırsın.
  • 11146
    asıl sorunu orta saha olan takımdır. her maç aynı varyasyon ile çıktığımız ve teknik direktörümüz sürekli aynı oyuncularda ısrar ettiği için; rakip takım elini kolunu sallaya sallaya kendi defanslarından bizim defansımıza hiçbir zorluk ile karşılaşmadan gelebiliyor. işin hücum kısmına hiç girmiyorum çünkü selçuk gibilerle oynadığımız sürece bu durum böyle devam edecek ne yazık ki.
  • 11147
    içinde derin çatışmaların yaşandığı futbol takımı.fatih terim döneminden kalan "ağabeylik" sisteminin hala devam ettiği, türk -yabancı çekişmesinin bitmeyeceği yetenekli kadro topluluğu. sabri 'nin sezon başı kadro dışı kalmasının en büyük sebebi ünal başkanın türk ağabeylerin başını ezmekti.sabri ve ekibine mesaj net yollandı. bir yandan gelişime açık futbol oynayarak gelişecek olan isimlerin fazlalığı,bir yandan jubileme kadar burada kalayım sözleşme uzatmalıyım kurnazlığıyla uğraşıp durmakta olan takım.
App Store'dan indirin Google Play'den alın