• 10001
    alex telles dışında sahada pek göremediğimiz için belki hissedemiyoruz fakat 2013-2014 sezonunda akıllara zarar bir gençleşme operasyonu yapmış olan takımımızdır. sağdan soldan adam da toplanmadı yani gayet potansiyelli isimlere baya baba paralar ödendi. şu sezonu kazasız belasız atlatırsak ama mancini ama bir başkası bu kadroyla çok önemli işler yapabilir. üzmeyin bizleri be, üzmeyin...
  • 10004
    http://resmim.org/i/731873033.jpg

    (bkz: reservoir dogs)

    (bkz: çeliktepe cengizhan lisesi)

    veysel : çeteyi tutan zengin piç

    burak : fight club'da ki brad pitt

    melo : çetenin psikopatı, lideri

    sabri : mevzuyu anlamadan dinlemeden emaneti çıkaran gaza gelip ilk harcanan eleman

    hakan : melo'dan sonraki adam

    semih : görev adamı gerekeni yapar neredeyse hiç konuşmaz

    hajrovic : sabri'nin daha mantıklısı sabri'den sonra harcanacak olan 2. tezcanlı atarlı delikanlı.

    lucas : hay amk nereye düştük tribindeki 3.5 atan yeni yetme

    umut gündoğan : abilerinin arkasından mevzuya girecek olan tıfıl. genellikle göz teması kurmadan duruma göre tavır alan sinsi eleman.
    not: şahane bir fotoğraf cidden bundan daha çok malzeme de çıkar.

    koray'ı veysel olarak uyaran rouhie ve makina muhendisi'ne teşekkür ederim.
  • 10006
    takım

    bir futbol takımında ''o gitsin bu gelsin'' demek kolaydır. mancini'yi gönderip lucescu'yu getirmek kolaydır. ünal aysal'ı devirip al dürüst'ü getirmek de kolaydır. hatta belki de fatih terim'i geri getirmek bile kolaydır.

    bir futbol takımı için zor olan bir şey varsa o da şudur; takıma bir karakter kazandırmak, takım ruhunu oluşturmak ve bu atmosferin devamlılığını sağlamak.

    sahada bir bütün oluşturmak, oluşturulan bütünü doğru yönlendirebilmek ve ne olursa olsun o bütünün bozulmamasını sağlamak zor iştir. teknik direktör'ün asıl işi budur.

    futbolda bunu kısmen başarabilen gizli kahramanlar vardır. kendi diktikleri ağacın meyvesini başkalarına yedirmiş kahramanlar.. galatasaray tarihinde de bu kahramanlar vardır. futbolun türkiye'deki popülist beklentilerini karşılayamadıkları için ya haksızlığa uğramışlardır ya da gereken desteği görememişlerdir. fakat arkalarında bıraktıkları takım sonraki senelerde oldukça başarılı olmuştur.

    karl heinz feldkamp, jupp derwall ve kısmen mircea lucescu gibi hocalar benim galatasaray adına bildiğim örneklerdir.

    fatih terim

    beni iki defa hayal kırıklığına uğratsa da fatih terim'i çok severim. nasıl sevmeyeyim ki? nasıl sevmezsiniz ki? adı üstünde fatih terim bu.

    ama fatih hoca asla bu gizli kahramanlardan biri olmamıştır. kendisi kahramandır ama gizli kalan bir özelliği yoktur. yaptığı her şey, aldığı bütün kararlar ortadadır.

    fatih hoca çalıştırdığı takımları kısa zamanda uçurur. yönetim-taraftar birkaç ay içinde takımın nereden nereye geldiğine şaşırır. ama gitti mi arkasında enkaz bırakır. çünkü takımı kendi üstüne kurar. takımın en önemli çarkı kendisidir. bu çark çıktığında bütün dişliler dağılır ve ortada koca bir enkaz kalır.

    roberto mancini

    bir futbol takımı oluştururken takımı tek bir sistem üzerine, kendi benimsediği oyun anlayışı üzerine kurmaz. önüne bütün parçaların serilmesini ister ve deneye deneye yazının başında bahsettiğim bütüncüllüğü yakalamaya çalışır. galatasaray futbol takımı'nın sezon başından beri kaç farklı taktikle kaç farklı diziliş denediği ortadadır. bu mancini'nin bizlerle dalga geçmesi değil takıma bir sistem oturtma çabasıdır.

    yaptığı transferlerin bir çoğunu uzun soluklu kullanmıyor oluşunun sebebi de budur. onları sisteme entegre etmeyi denemiş ancak bütünü yakalayamadığı için çıkartıp kenara koymuştur. hocanın bu sistemini anladığınızda kimseyi kullanmak zorunda hissetmemesini anlayabiliyorsunuz.

    mancini bugün gider, sezon sonunda gider veya gelecek sezon ortasında gider bilemem. ama asla arkasında bir enkaz bırakmaz. peşinden gelen teknik direktör biraz da akıllıysa mancini'nin kaldığı yerden devam eder. hatta belki olaya yeni bir heyecan katar. bu açıdan peşinden seçilecek teknik direktör fatih terim gibi kendi benimsediği oyun sistemini takıma oturtmaya çalışan bir antrenör değil, diğer sistemlere açık bir teknik direktör olmalıdır.

    galatasaray deneme tahtası mı?

    böyle düşünüyorsanız bence bakış açınızı değiştirin. bunu söylemekle fatih terim için ''galatasaray sirk alanı mı'' demek aynıdır. fatih terim'in yaptığı her şey galatasaray menfaati içindir. mancini'nin yaptığı her şey de galatasaray menfaati içindir. mancini resmi bütünüyle görmeye çalışıp ona göre hareket ederken fatih hoca biraz daha ''gün odaklı'' çalışır.

    yönetim

    iki sistemi de eleştirmiyorum. değineceğim tek şey yönetim. eğer mancini ile çalışıyorsan uzun vadede bir işe girmişsin demektir. ya bütün tepkileri göğüsleyip başarısız olma pahasına hocanı koruyacaksın. ya da mancini'nin peşinden getireceğin hocayı iyi seçeceksin. üçüncü ihtimali yani mancini'nin arkasından fatih terim gibi (gün odaklı ve kendi sistemi dışında oynayamayan) bir antrenör getirirsen bu senin sonun olur.
  • 10007
    kaderi hala kendi elinde olandır. bu saatten sonra şampiyonluk gitti mi diyorsun ? o zaman çıkacaksın kalan maçlarının hepsini hiçbir rakibinin skoruna bakmadan çatır çatır top oynayarak kazanıp şampiyonlar ligine direkt gitmeyi garantileyeceksin. kupada kalmış 2 tane maç 2 sini de kazanıp sezonu kupa ile de kapatacaksın galatasaray çöküşe geçti diyen ibne basına inat.

    unutma kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin.
  • 10012
    bu sezonki basarisizligi halen "son iki sezonda bes kupa aldik, ayrica avrupa'da en az ikinci tur oynadik" gibi argumanlarla savunulan takim. iyi de sorun da bu zaten. biz bu takimin istediginde neler yapabilecegini canli olarak gordugumuz icin tepki gosteriyoruz. maziye bu kadar cok siginmamak lazim, evet 2011 yazindan beri cok iyi sonuclar elde ettik, ancak 5 nisan 2014 tarihi itibariyle basarisiz bir takimimiz var. bu gercegi kabullenmek, yeniden basarili gunlerimize donmenin ilk adimidir. olaya boyle iyimser bakarsak 2002-2006 arasindaki surecin bir benzerini yasariz. bazen topallayarak yurumektense, yere dusup ayaga kalkmak daha iyidir.
  • 10013
    osmanlı devleti birinci dünya savaşından ağır yenilgi ile ayrılır, düşman ülkeyi dört bir yandan işgal eder. sultan da demiş ki ''selçuklu abimizin 1071'deki zaferi, fatih atamızın 1453'teki zaferleri aklıma geldikçe gurur duyuyorum. işte biz böyle bir devletiz. nice zaferler kazandık. bu sebepten endişeye gerek yok. biz çok da kötü sayılmayız. hayırlısı be gülüm. eyi olur zaar.''

    işte öyle bir şey.
  • 10017
    fenerbahçe maçı ile bu sezon içerideki 24. maçına çıkacaktır. geride kalan 23 maçta (13 lig, 6 kupa, 4 şl); 15 galibiyet (10 lig, 3 kupa ,2 şl), 6 beraberlik (2 lig, 3 kupa ,1 şl) ve 2 mağlubiyet (1 lig, 1 şl) almıştır.

    bu maçlarda toplam 49 gol (30 lig, 13 kupa, 6 şl) atıp, 22 gol (9 lig, 5 kupa, 8 şl) yemiştir.

    galibiyet yüzdesi: % 56,55
    gol ortalaması (atılan): 2,13
    gol ortalaması (yenilen): 0,96
  • 10018
    artık karakterinden midir kazanmaya alışkın geleneğinden midir bilmiyorum ama en kötü huyu şampiyonluk ihtimalinin kaybolduğu yıllarda lige tamamen havlu atması ve hedefsiz kalmasıdır. şampiyon olamadığımız sezonlardaki lig sıralamamıza bakacak olursanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz. son 12 sezonda kazanılan 5 şampiyonluk var. peki ligi en son ne zaman 2. olarak bitirdiğimizi hatırlayanınız var mı? ben söyleyeyim; 02/03 sezonu.

    geriye dönüp bakacak olursak; ligi lider olarak bitiremediğimiz diğer 7 sezonda yalnızca 1 kez ikinci olmayı başarabilmişiz. o da fenerbahçe'nin 6. bitirdiği 02/03 sezonu. diğer sezonlarda ise ligi ikinci olarak bitiren takımlar trabzonspor (3), beşiktaş, sivas ve fener. bu sezonlarda biz 3 kez üçüncü, 1'er kez beşinci, altıncı ve sekizinci bitirmişiz. yani ya şampiyon oluyoruz ya da şampiyonluktan uzaklaştıkça lig bizim için anlamını yitiriyor ve hedefsiz kalıyoruz. aslında bu istikrarsızlık galatasaray gibi bir takım için kötü bir alışkanlık. çünkü lig 5.liği, lig 6.lığı veya 8.liği çok dip noktalar ve şampiyon olunamayan yıllarda her defasında yeniden yapılanma gerektiği düşüncesini doğuran durumlar.

    belki de bu yüzden bu akşamki 6 nisan 2014 galatasaray fenerbahçe maçı birçoğumuz için hiçbir anlam ifade etmiyor. en azından kendi adıma konuşacak olursam ben maça 3.5 saat kalmış olmasına rağmen henüz motive olabilmiş değilim. 5-0 veya 6-0 kazandığımız varsayımı bile bende gram heyecan uyandırmıyor. ama şampiyon olamadığımız yıllardaki tabloyu değiştirmek, şampiyonlar ligi'ne direk katılımı elde etmek için bu sezon lig 2.liği bizim için çok şey ifade ediyor. galatasaray'a dair yakın gelecekte en büyük temennim de bu kötü alışkanlığı değiştirmemiz ve şampiyon olamasak bile ligi her sezon ilk 2'de bitirmemiz.
  • 10021
    yeni çeri dediğimiz, bazı dönemler de ortaya çıkan kanserin bu akşam iyice ortaya çıktığı takım. ha aralarında ayağı kopsa oyunda kalacak insanlar da vardır *. bu problemin büyük nankörlükten kaynaklandığını düşünüyorum.

    ayrıca bu takımın kaptanı sabri'dir, hakan balta'dır, melo'dur, sneijder'dir.

    bu takımın kaptanlığını bir zamanlar metin oktay yapmıştır, bülent korkmaz yapmıştır.

    o pazubandı yere atabilecek kadar şaşırmışlarla işi olmayan takımdır.
  • 10022
    futbol falan oynamayan takım. kendi sahanda en önemli rakibinle maç yapıyorsun. rakibin 10 kişi kalmış ayağı pas yapmak yerine ileri top şişiriyorsun. bunun 2 sebebi var 1. orta sahaların rezil performans sergiliyor. 2. forvetlerin orta alana yaklaşıp duvar görevi görmüyor. valla koyduk mu muhabbetine giremiyorum bile. ben oynadığımız futbola çok üzülüyorum. yılların günah keçisi sabri afra tafra yapmadan kendisinden 2 kat fazla para kazanan eboue'den de selçuktan da verimli oynuyor. bazı futbolcuların şapkalarını çıkartıp düşünmeleri lazım.