• 7306
    gerek türkiye futbol federasyonu, gerek merkez hakem kurulu, gerek anadolu takımları, gerekse de türk spor basını gibi nice kurum ve kuruluşların aleni bir şekilde galatasaray düşmanlığı yapmasından gına geldi artık. şike sürecinden bu yana artarak devam eden bu düşmanlık yüzünden yaşadığım ülkeden ve bir gram zevkim olan futboldan soğudum. düşünün ya, fenerbahçe-beşiktaş-sivasspor gibi birçok takım şikeden ceza alıp avrupa'dan men yiyor ama ülke içerisindeki ne idiği belirsiz kurumlar galatasaray'a düşman oluyor! birazdan yazacaklarımı okuyunca sizlerin de çıldıracağını çok iyi biliyorum ama yazmak zorundayım çünkü artık buna bir dur dememiz lazım.

    ------şike süreci------
    3 temmuz 2011 yılında geniş kapsamlı araştırmalar sonucu başta fenerbahçe olmak üzere birçok takımın şike yaptığı tespit edildi. normal bir ülkede olsaydık, şike yapan takımların alt liglere düşürülmesi gerekiyordu ama normal bir ülke olmadığımız için deliller usulsüz toplandı dendi ve ceza verilmedi. yani ortada bir şike var ama işte ceza vermemek için kılıfına uydurarak usulsüz toplandı dendi. hatta ilginç bir şekilde "şike var ama sahaya yansımadı" tarzı komik cümleler kullanıldı. nitekim fenerbahçe ceza almadı ve bir süre beklemeye geçildi. ansızın bir gün türk futbol tarihinde ilk defa yapılacak olan bir sisteme geçildi. fenerbahçe'nin şampiyonluk yarışında geride kalmaması için play-off denilen bir sistem uygulandı ve bu sisteme göre normal sezonu ilk 4 sırada bitiren takımlar kendi aralarında maç yapacaklar ve normal sezonda topladıkları puanlar da yarıya düşürülecek! şu saçmalığa bakın hele. neyse, normal sezonu 9 puan farkla lider bitirdik ama play-off'a giderken bu fark 4.5'a düştü. yani 3 maçlık bir fark yerine, 2 maçlık bir fark! öyle ya da böyle kanırta kanırta şampiyon olduk ama yapılan bu adaletsizliği de unutmadık!

    konuya 12 yıl öncesinden girdim ama şimdi yakın geçmişe gidelim:

    21 şubat 2016 galatasaray trabzonspor maçı:
    maçın hakemi deniz ateş bitnel, ilk yarının ortalarında trabzonspor lehine aşırı derecede saçma bir penaltı kararı vererek 1-0 öne geçmelerine neden oldu. maçın ikinci yarısında itirazdan dolayı sarı kart gören özer hurmacı, carole ile girdiği ikili mücadeleden sonra faul yaparak ikinci sarı karttan dolayı kırmızı kart gördü. bu karara itiraz eden aykut demir ise sarı kart gördü. maç 1-1 olduktan sonra aykut ve podolski arasında yaşanan şiddetli bir tartışma sonucu her iki oyuncu sarı kart gördü ve ikinci sarı kartını gören aykut oyun dışı kaldı. maçın son anlarında cavanda, ceza sahası içerisinde umut bulut'u düşürdü ve penaltı kazandık. karara itiraz eden cavanda, hakeme sert bir şekilde göğsünü değdirdi ve kırmızı kart gördü. hakemin elindeki kırmızı kartı alıp hakeme gösteren şovmen salih dursun da kırmızı kart gördü. kullandığımız penaltı atışı gol oldu ve maçı 2-1 kazandık. bu maçta her iki taraf için de bariz hatalar yapılmış olmasına rağmen tüm kamuoyu trabzonspor hakkı üzerinden birleşti. aynı hakkı nedense şike sürecinde göstermemişlerdi! trabzonspor'un penaltısı ve özer'in ikinci sarı kartı dışında hiçbir hatası olmayan hakemin kariyerini bitirdiler. hatta konuşanlar adlı bir programa katılan eşi de, sırf kocasından dolayı kendisine de mobbing uygulandığını ve bu yüzden işten ayrılmak zorunda kaldığını söylemişti.

    23 kasım 2018 galatasaray konyaspor maçı
    maç 1-0 üstünlüğümüzle devam ederken maçın hakemi hüseyin göçek konyaspor lehine 90. dakikada skandal bir penaltı kararı verdi. yetmedi penaltı kararına sinirlenen serdar aziz'e de kırmızı kart gösterdi. bu maçtan sonra haklı nedenlerle yeri göğü inlettiğimiz için hem hüseyin göçek, hem de var hakemi halis özkahya'nın dinlendirildiği açıklandı. 2 puanımız çalındı ama adalet yerini buldu derken, ali koç ve fikret orman önderliğindeki kulüpler birliği bir bildiri yayımladı ve "adalet değil ayrıcalık istiyorlar" dediler. işte ligimizde her daim hakem hatası oldu ve olacak çünkü insanın olduğu her yerde hata da vardır tarzı cümlelerle tüm kamuoyunu yanına aldılar ve paralı kalemlerin yardımıyla görevden uzaklaştırılan 2 hakem tekrardan düdük çalmaya başladı.

    10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçı

    maç 3-1 üstünlüğümüzle devam ederken, trabzonspor'un penaltı beklediği pozisyona penaltı verilmedi. maç bu skorla bittikten sonra, taraflı tarafsız bütün kanallarda maçın hakemi ümit öztürk topa tutuldu. hatta ümit öztürk'ün oğlu, sırf fatih terim ile fotoğraf çekildi diye muhteşem bir algı yapıldı. 3 ay önce "hakemler de insandır hata yaparlar" diyen şahıslar ise her mikrofona konuşarak algının devam etmesini sağladı. nitekim ümit öztürk 2 ay boyunca maç alamadı. tam 6 ay boyunca süper lig'de maç yönetemedi. ortalama 3 yıla yakın bir süre boyunca da galatasaray maçını yönetemedi. bu süreçten sonra orta hakem ve var hakemliği yaptığı üst üste 3 maçımızda 7 puan kaybettik.

    14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçı
    dakikalar 45'i gösterdiğinde son adam pozisyonunda olan hasan ali kaldırım, mbaye diagne'yi yere düşürdü. maçın hakemi ali palabıyık ise sarı kart gösterdi. yapılan onca itiraz ve var hakemlerin izleme tavsiyesiyle kırmızı karta dönüştü. istemeye istemeye kırmızı kart verdiğini de eklemeden geçmeyelim. her neyse, ikinci yarının ortalarında onyekuru'nun attığı golle 1-0 öne geçtik. golün öncesinde de hakemin tüm takdir haklarını fenerbahçe lehine kullandığını da ekleyelim. golü bulduktan birkaç dakika sonra feghouli'ye çok sert bir faul yapıldı ama hakem faulü vermedi ve 4-5 saniye sonra gol yedik. böylesine net bir faulü bile vermeyen ali palabıyık sırf golü iptal etmemek için var'a izlemeye gitmedi. maç bu skorla bittikten sonra haklı olarak isyan ettik ama kimse bizi duymak istemedi. bile isteye böylesine kritik hatalar yapan şahsa kimse ses çıkarmadığı gibi, iyi yönetti bile dendi. maçın içine eden ali palabıyık sadece 2 hafta dinlendirildi ve ardından maç almaya devam etti.

    5 mayıs 2019 galatasaray beşiktaş maçı
    maçın ilk yarısında caner ve mariano arasında geçen bir mücadeleden sonra top taca çıktı ve maçın hakemi bülent yıldırım tacı galatasaray'a verdi. hızlı bir şekilde kullanıp golü attıktan sonra bütün beşiktaşlı oyuncular hakemin etrafını sardı çünkü dediklerine göre taç onlarınmış! halbuki ağır çekimde caner'den çıktığı net bir şekilde belli oluyordu. ikinci yarıda ise beşiktaş takımı oyuncu değişikliği yaptıktan sonra taç atışı kullandık ve 10 saniye sonra da golü bulduk. beşiktaşlı oyuncular yine ve yeniden hakemin etrafını sardı. dediklerine göre oyuncu değişikliğinden sonra erken düdük çalındı. halbuki öyle bir şeyde yok ha! maç 2-0'lık üstünlüğümüzle sona erdikten sonra maçın hakemi bülent yıldırım'a büyük tepkiler yağdı. hata yapsa eyvallah tamam ama ortada hata yok ki. hata olsa bile "hakemler de insandır hata yapabilirler" denmemiş miydi? denmişti ama işte fenerbahçe veya beşiktaş lehine olunca anlam kazanıyor o söz! bu maçtan sonra hakem bülent yıldırım'ın hakemliği bitti. tamam, zaten emekli olacaktı ama son maçı bu maç oldu ve istisnasız herkes hatalardan dolayı düdük astırıldığını belirtiyor. yani ortada yine büyük bir mesaj var!

    11 mayıs 2019 çaykur rizespor galatasaray maçı
    maçın hakemi serkan çınar, galatasaray lehine 2 penaltı kararı vermiş ve rizespor takımından samudio adlı oyuncuya emre akbaba'nın ayağını kırdığı için de kırmızı kart göstermişti. hakemin verdiği bütün kararlar doğru olmasına rağmen maç sonunda inanılmaz bir tepki aldı. hatta rizespor başkanı hasan kartal aynen şu cümleleri kurmuştu: "silahım olsa hakemi vururdum."
    ülkedeki bütün kanallarda günlerce bu maç tartışıldı ve günlerce galatasaray zan altında bırakılmaya çalışıldı. bu maçtan sonra serkan çınar'ın hakemliği bitirildi ve üst klasmanda bir daha maç alamadı. silahım olsa hakemi vururdum diyen şahıs ise sadece 20 küsür gün hak mahrumiyeti cezası aldı.

    şimdi birde 23 aralık 2020 fenerbahçe başakşehir maçına bakalım:
    maçın 11. dakikasında başakşehir 1-0 öndeyken, fenerli gustavo, başakşehirli hasan ali kaldırım'ın ayağını kırmaya teşebbüs etmişti. öyle sert dalmıştı ki, hani gözün kapalı bile olsa o pozisyona kırmızı kart verirdin o derece. maçın hakemi bahattin şimşek ise hem sarı kart verdi, hem de var'da izlemesine rağmen kartın rengini değiştirmedi. maç boyu fener lehine düdükler çaldığı için 70. dakikaya 2-1 fener üstünlüğüyle gidildi. 71. dakikada başakşehir oyuncusu rafael, rakip oyuncuya hiçbir müdahalede bulunmamasına rağmen sarı kartla koşan hakeme sinirlenerek topa vurdu ve aynı saniyede ikinci sarıdan kırmızı kartla oyun dışı kaldı. düşünün ya, değmediğiniz oyuncu kendini yere attığı için kırmızı kart görüyorsunuz! neyse skandallar bununla da sınırlı değil. 74. dakikada ise bu sefer irfancan kahveci aynı dakika içerisinde itirazdan iki sarı kart gördü ve başakşehir 9 kişi kaldı. maçı da fenerbahçe 4-1 kazandı. galibiyeti bir takımdan alıp öbür takıma hediye eden bahattin şimşek adlı hakemi bizden başka kimse konuşmadı! böylesine hatalar yapan hakem ne kadar ceza aldı biliyor musunuz? sadece 1 ay sonra maç yönetmeye devam etti!

    o arada da birçok şey yaşandı ama 2022-2023 sezonunda yaşananlar, geçmişte yaşananların özeti gibi bir şeydi.

    5 eylül 2022 galatasaray gaziantep fk maçı

    maçın hakemi yaşar kemal uğurlu, abdülkerim'e çok basit bir şekilde ikinci sarıyı gösterdi ve kırmızı kartla oyun dışına gönderdi. verip vermediği kararlarla maç boyu bizi çıldırtması da cabasıydı. maçı zorda olsa 10 kişiyle 2-1 kazanmıştık ama hakemin rezalet performansını da unutmamalıydık. unutmayıp her yerde konuştuk ama medyayı yanımıza alamadığımız için sonuçsuz kaldı. maçın hakemi ise sadece 1 ay dinlendirildi ve ardından ödül gibi beşiktaş maçında* görev aldı.

    23 ekim 2022 galatasaray alanyaspor maçı

    müthiş bir tempo ve müthiş bir oyunla 2-0 önde götürdüğümüz mücadelenin 31. dakikasında maçın hakemi ali palabıyık, son adam diye sacha boey'e kırmızı kart gösterdi. halbuki son adam denilen yer hem alanya yarı sahasındaydı, hem de muslera'nın topa yetişme ihtimali çok daha fazlaydı. o pozisyonda çekme de yoktu ama işte maçın hakemi ali palabıyık, oynanan güzel oyunu sindiremediği için 10 kişi bıraktı. takdir haklarının tümünü de alanyaspor lehine verdi ve anlamsız bir şekilde icardi'nin güzelim golüne ofsayt dendi. konsantrasyon namına en ufak bir kırıntı bırakmadığı için oyundan düştük ve maç da bir anda 2-2'ye geldi. 90+4. dakikada ise bu sefer abdülkerim'e direkt kırmızı kart gösterdi ve bizi 9 kişi bıraktı. yöneticilerimiz maçtan sonra 2 puanımızı gasp eden hakem hakkında açıklamalar yaptığı gibi, taraftar olarak bizler de her yerde tepkimizi dile getirdik. üst üste 3 hafta boyunca maç alamadı diye sevindik ama dünya kupası arasından sonra hemen maç verdiler. yani 2 puanımızı çalıp çırpan hakem sadece 3 hafta dinlendirildi!

    29 aralık 2022 sivasspor galatasaray maçı
    kış vakti iğrenç bir zeminde oynadığımız maçta 1-0 öne geçtik. öne geçmeden önce ceza alanı içerisinde nelsson'a yapılan kündeye penaltı verilmediğini de hatırlatmalıyım. neyse, maçın 49. dakikasında sivasspor'un attığı gol video hakem uyarısıyla iptal edildi. ilerleyen sürelerde sivasspor 1-1'i buldu ama 90+8. dakikada abdülkerim ve barış alper isimli kahramanlar, rıza'nın suratını mosmor etti ve maçı 2-1 kazandık. maçı kazandık ama tüm türkiye 49. dakikadaki pozisyon için deyim yerindeyse ağlıyordu. yayıncı kuruluşun sözde tarafsız moderatör ve yorumcuları, izleyicilere selam bile vermeden galatasaray aleyhinde konuşmaya başladılar. sadece spor kanallarında değil, haber bültenlerinde bile bu karar tartışıldı. 7'den 70'e bütün herkes ağız birliği edercesine galatasaray'a sallıyordu. ev sahibi takım sivasspor, deplasman takımı galatasaray olmasına rağmen maçtan 15 dakika sonra fenerbahçe resmi twitter hesaplarından saçma sapan ithamlarda bulundu. yetmedi, maçtan 1 gün sonrada basın toplantısı düzenleyeceklerini açıkladılar. bu karar günlerce konuşulduktan sonra, ülkemizde video hakem uygulaması kullanıldığından beri ilk kez var kayıtları açıklandı. maçın hakemi erkan özdamar ve var hakemi özgüç türkalp'in ses kayıtlarını dinledik. var konuşmaları yayınlandıktan sonra mhk açıklama yaptı ve özgüç türkalp'in hakemliğini bitirdiklerini, erkan özdamar'ın ise uzun bir süre boyunca görev alamayacağını söylediler. bu arada özgüç türkalp, 1 ekim 2005 konyaspor fenerbahçe maçında anelka'nın elle gol atmasını geçerli sayan bir hakemdi. o skandaldan sonra hakemliği bitirilmeyen birisinin, bana göre doğru bir ofsayt kararıyla görevden el çektirilmesi saçmalığın daniskasıdır. bu maçtan 5 gün sonra 3 ocak 2023 antalyaspor fenerbahçe maçının 90+8. dakikasında antalyaspor'un buz gibi golünü iptal eden hakemlerin akıbeti ise henüz belli değil. ceza alacaklarını sanmıyorum ama alsalar bile en fazla 2 hafta ceza alıp görevlerine geri dönerler.

    yani galatasaray lehine değil de, sadece adaletli maç yönettikleri için deniz ateş bitnel, serkan çınar, kısmen bülent yıldırım ve özgüç türkalp gibi isimlerin hakemliği bitirildi. ümit öztürk 6 ay boyunca görev alamadı. erkan özdamar da tıpkı ümit öztürk gibi en az 6 ay ceza alacaktır. en az 6 hakemi, sırf galatasaray'ın yendiği maçlarda görev aldıkları için aforoz ettiler!

    bizim aleyhimize bile isteye hatalar yapan yaşar kemal uğurlu, ali palabıyık, hüseyin göçek, halis özkahya gibi hakemler ise maksimum 3-4 hafta ceza almışlar. aynı şekilde fener lehine dehşet hata yapan bahattin şimşek gibi hakemler de en fazla 3-4 hafta ceza aldı.

    hal böyleyken, galatasaray maçlarında hangi hakem adaletli maç yönetsin. tff, mhk gibi kurumlar açık ve net bir şekilde galatasaray'ın kazandığı maçların hakemi olmayın çünkü sizi görevden alırım mesajı veriyor. sadece bu mesajla sınırlı kalsa yine iyi. eşiniz çalışıyorsa ona da mobbing uygulayıp işten çıkarmaya zorlarız ve aç kalırsınız mesajı da var. fenerbahçe maçını yönetecek hakemlere ise fener lehine hata yapmaları konusunda teşvikler veriliyor!

    tff, mhk gibi kurumların yanında türk spor medyası da en az o kurumlar kadar galatasaray düşmanlığını içinde hissetmektedir. daha doğrusu para karşılığı içinde hissettiriyorlar. bugün trtspor kanalının yorumcularından biri olan emre bol, zamanında mbaye diagne'ye ırkçılık yapacak kadar gözü dönmüş fanatik bir fenerbahçelidir. ne dediği anlaşılmayan ama galatasaray nefretini anlaşılır kılan bünyamin gezer adlı eski hakem yanlı bir şekilde pozisyonları değerlendiriyor! yayıncı kuruluşta güntekin onay+40 kişilik dev bir galatasaray nefreti hakim. a spor'da gürcan bilgiç gibi ilginç kafalar var! yazılı basında parayla çalışan kalemlerin yanında sosyal medyada da dev bir troll egemenliği hakim. galatasaray 2+2=4 dese itiraz edip ülkeyi yangın yerine çevirirler. fenerbahçe veya beşiktaş gibi takımlar 2+2=2 dese ooo helal, haklılar falan filan...

    tff, mhk, türk spor medyasının yanında anadolu kulüplerinin de inanılmaz derecede arşa çıkan bir galatasaray nefreti var. anlamsız bir şekilde bize nefret kusan rizespor, teknik direktörlüğünü rıza gibi bir galatasaray düşmanının yaptığı sivasspor başta olmak üzere birçok takım bize negatif bakıyor. hangi takımla maç yaparsak yapalım, mutlaka yıldız sayılarımızı siliyorlar. amansız bir şekilde ekstra mücadele ediyorlar ve en az 1-2 futbolcusu mutlaka ortamı gerecek hareketlerde bulunuyor. 1-2 sponsorluk ve reklam geliri için böyle yapmaya değer mi diye soruyorum sizlere eyy köklü diye tanıtılan anadolu kulüpleri?

    tüm bunların yanında şampiyonlar ligi maçımızdan önce pfdk'nın fatih terim'e verilen cezayı saat 19.05'te açıklamaları da tıpkı tff, mhk gibi kurumların yanında pfdk'nın da galatasaray düşmanlığını açıkça göstermektedir.

    düşünün daha billong sezonunda iptal edilen gollerimizi falan yazmadım bile!

    ben yazarken yoruldum ama hem kulüp, hem de taraftar olarak yıllarca bunları yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. malum takımın bütün kurumları etkisi altına almasına bir çözüm bulamıyoruz ve resmen öğrenilmiş çaresizlik yaşıyoruz. o kadar pişkinler ki, takım otobüslerine ve stat dışındaki amblemlerine 5 yıldız koydukları yetmiyormuş gibi bütün görsel ve yazılı basına bunu kullanmaları için çağrı yapıyorlar. alay ediyoruz falan ama yarın öbür gün bunu da kabul ettireceklerinden adım gibi eminim çünkü şımarık bir çocuk gibiler ve sahada kazanamadıklarını masada kazanıyorlar. ilahi adalet her seferinde tecelli ediyor ama bazen ülke içindeki adaleti de sağlamak gerektiğini düşünüyorum.

    yöneticilerimizin, genel kurul üyelerimizin ve en önemlisi de taraftarlarımızın kulübümüze eskisinden çok daha fazla destek verip yanında olması gerekiyor. deyim yerindeyse bir savaşın içerisindeyiz ve yapayalnız bırakıldık. düşmanlar onurluca saldırsa eyvallah ama işte onu da yapamıyorlar çünkü genleri müsait değil. o yüzden lütfen ama lütfen efendi olmayı bırakalım ve biraz da hayatın acımasız gerçeklerine ayak uydurup sonuna kadar savaşalım. aksi takdirde uğruna savaşacak bir takım bulamayacağız!
  • 7307
    çatır çatır hakkı yenen ve kendisine karşı medyası ile, tff’si ile cephe oluşturulan ülkenin en büyük spor kulübü.

    artık yetti. öyle lafla, bildirim yayınlamakla, statta bağırmakla, klavyenin tuşlarına vurmakla olmuyor.

    bir şeyleri düzeltmek istiyorsak taraftarımız (dünya ve politik görüşü ne olursa olsun) artık toplu halde tepki vermesi gerek.

    artık bein’emi, medya kuruluşlarına mı, koç holdinge mi, tff’ye mi yürüyüp tepki verilir bilmiyorum.
    ama bu durumu toplu halde protesto etmez isek, hiç bir şey değişmez.
  • 7310
    8 ocak 2023 fenerbahçe galatasaray maçı ndan sonra bazı sinirli veya objektif fenerbahçelinin "adamlar bizden büyük" yorumu yaptığını gördüm sosyal medyada. o yüzden bunun nedenini yazmaya geldim.

    galatasaray'ı 1905 yılında, ilim irfan yuvasında kuran vatansever bir adam demiş ki;

    “galatasaray’ın hedefi türk olmayan takımları yenmektir. “

    bu vizyonun eşi benzeri yok! dünya'da hiçbir spor kulübünde yoktur. 1905 yılından 2023'e hatta daha da ötesine verilmiş bir vizyon var. işte bu yüzden asla galatasaray ile baş edemezsiniz çünkü sizde bu yok.
  • 7317
    2022 çok kötü bir yıl oldu benim için 6 aylık bir işsizlik dönemi, 4 yıldır birlikte olduğum evlenme arifesinde olduğum eski kız arkadaşımla zor olsa da ayrılık kararı, başladığım iş yerinde kaos olması ve yoğun bir tempo, ailevi problemler, borçlar harçlar ve daha birçok ıvır zıvır. tüm bu olumsuzluklara rağmen beni ayakta tutan mutlu olmamı sağlayan, her hafta maç gününü bekleyip stada koşmama vesile olan çocukluk aşkım galatasaray. kesinlikle hayatımda en tepede yer alıyor. kötü bir yılı geride bıraktık 2023 yılında her şey çok güzel olacak...
  • 7323
    normalde az konuşan biriyim. her an takip etsem de az yazıyorum sözlükte. bugün kendi adıma çoştum ve 10 entry girdim. sarhoş olursam çenem düşer. anca o zaman yazardım herhalde bu kadar. sanırım zafer sarhoşluğu diye buna deniyor. bugün beni çok mutlu ettin galatasaray!

    şu 2-2 biten, baros'un kale önünde golü atamadığı maç öncesinde çocukça hislerle babama mektup yazmıştım. galatasaray'ı onun yerine koyduğumu, onun yanımda olmadığın anlarda armayı sahiplendiğimi, bir babanın winnerlığını galatasarayda bulduğumu yazmıştım. yaklaşık 2 sayfa dolu dolu bir mektuptu. biraz sitem, biraz nefret barındıran ama aslında alt metninde onu çok özlediğimi, ondan kopamayışımı anlatan bir mektuptu. aklımca totem yapmıştım. mektubu gidip ellerimle teslim ettim. sarıldım. biraz ağladım. çabuk ağlayan biri oldum her zaman. aspergerimden dolayı duygularını anlatamayan ama dolu dolu yaşayan biri olduğum için daha kapıdan içeri girmeden gözlerim dolu dolu olmuştu zaten. mektup yazmamdan da anlamışsınızdır olayı. üstümde kendi paramla aldığım metin oktay parçalısı vardı. onu bile yazmıştım mektuba. hey gidi! sitem edeceğiz ya, şeklimizi de koymuşuz hani. o da mektubu okuyup gülmüştü. bana sıkıca sarılmıştı. bilmiyorum belki de mektupta ne yazdığını pek okuyamadı. kazanamasak da aklımca böyle totem yapmıştım.

    seneler öncesinde felç geçirmişti. iyileşmişti ama dil becerilerinin hepsinde bozukluk vardı. konuşamaz mesela halen. yarım yamalak işte, hal hatır soracak kadar. geri kalanı da 'yani işte allah allah' diyecek kadar. bir iki kere yazılı şeyleri okutmaya çalışmıştım. ardından yazmasını istemiştim. yazamamıştı. o yüzden yazılanı anlayıp anlamadığını çözememiştim. ama market alışverişinden tut, bilgisayar oyunlarını oynamaya kadar her işini kendi yapar. yakın dönemde babaannem de vefat ettiğinden mütevellit kendi başına yaşıyor. o yüzden o mektubu belki anladı belli anlamadı ama hissettiğine eminim.

    evliliğimde destek istemiştim. annem evde terzilik yapıyor. gelirimiz belli. yüzük alacak para bile yoktu hani. doğal olanı yapıp babama gitmiştim ve dış kapının dış mandalı, babasının borçlarını ödememek için sigortalı işe girmeyen bir zavallının babamın evinde beni ezmeye çalışması, babamın dahil kimsenin karşı koymaması kanıma dokunduğundan sabaha karşı 5'te herkes uyurken bavulumu alıp yürüye yürüye, köpeklerin korkusundan tramvay hattının dibinden koca kırmızı bavulumla yürüye yürüye annemin evine gitmiştim. tabii ki mektup yazarak ayrılmıştım oradan da. yine bir sürü sitem dolu, nefret dolu, ağlaya ağlaya tam 3 saat yazdım. ne yazdığıma bile bakmadan aklıma ne geldiyse yazdım. silgi alacak kadar bile paramız olmadığını düşünerek silgisiz bir 1. sınıf geçirmiştim. o dönem bir tarafı yeşil, bir tarafı mavi kurşun kalemler yeni çıkmıştı, çok popülerdi. annem beni okuldan almaya geldiğinde, yanımdaki çocuk annesine o kalemlerden istediğini söylemişti ve ertesi gün o kalem onun kalemliğindeydi. kasıla kasıla kullandığını hatırlıyorum. bunları yazdım. semazen oluşumu hiç bir programımı görmediğini bilmediğini yazdım. 1 senede tam 50 tane kitap okuduğum için istiklal marşımız öncesi 800 kişinin önüne çıkarılıp alkışlatıldığımda orada yalnızca annemin olduğunu yazdım. her sevincim buruktu. hâlâ da öyledir. kimsenin önünde sevinemem. ki görüyorsunuz, buraya yazarak seviniyorum. bir babanın, çocuğun hayatında olması gereken her yeri içim acıya acıya yazdım. arkalı önlü 3 yaprak a4 kağıdı. ona bir de sezen aksu'nun 'küçüğüm' parçasını dinlemesini ve her dinleyişinde boğazına bir yumruk gibi oturmasını istediğimi yazdım. böyle bitmişti mektup. geri dönmemeye kararlıydım fakat 100 yaşına da gelsem babamdan hiçbir zaman kopamayacağımı anlamamıştım henüz. neyse efendim, ben bi şekilde evlendim. yardım eden çok insan oldu. yatak odamı hiç tanımadığım bir yabancı, yemek odamı yine hiç tanımadığım bir yabancı aldı falan derken evlendik işte. ücretli öğrenmenliğin getirdiği 3 kuruşla geçinmeyi bildik. parasız yattığımız, yerime yapılan öğretmen atamasıyla işsiz kaldığım, kimseden 5 kuruş yardımın gelmediği dönemler geçirdik. eşim şehir değiştirip gelmişti. sağolsun hiç gık demeden iş buldu, çalışmaya başladı da rahatladık biraz. kimseden para isteyemem ben. sigara bile isteyemem kimseden. hep kendi paramla yaparım yapacağımı. ama bi rahatça isteyebildiğim babam vardı. onun o anda orada olmayışı beni iyice perçinlemişti. belki de o anda yardım yapması gerekenin babam olduğunu düşündüğüm ve o yardımı yapacak herhangi bir yabancıyı babamın yerine koyamadığım için her işimi kendim görmeye bu kadar takıntılıydım. bilmiyorum.

    gittim. 4-5 ay kadar oldu. geçen sene aldığım formamla gittim. eşimi de götürdüm. sarıldım. uzun uzun sarıldım. içimden bir şeylerin aktığını, sıcacık olduğumu hissettim. eli ayağına dolaştı. ne yapacağını bilemedi. evin içinde dört döndü. kendimi o an rahatlamış hissettim. ama karışık duygularım yüzünden 1 hafta öncesine kadar yine gitmedim. daha doğrusu gidemedim. duyduğum nefreti de sevgiyi de içimden bir türlü söküp çıkarıp atamadığım için. bir ayağım hep geride kaldı. gidemedim. ama yaşadığım onca şeye rağmen, bir gram destek görmeyişime rağmen o adamın benim merhametime, sadakatime, evlat olmama ihtiyacı vardı. çünkü, lanet olsun! atamıyorum içimden. çocukken 'tamam babam, söyle babam, ne istiyorsun söyle oğlum, evin yolunu kendi bulmuş gelmiş oğlum benim, babasının oğlu' deyişlerindeki ses tonu, yüzü, gülümsemesi her şeyi gözümün önünde şu an bile. daha fazla yazamayacağım bunu.

    her zaman galatasaray ve babam yan yana hatta iç içe benim için. birini birinden ayırmam hiçbir zaman mümkün değil. daha önce de yendik kadıköyde ama bu galibiyetin, babamla barışmamın ertesinde gerçekleşmesi bana yine çocukça şeyler hissettirdi. sanki tüm taktiği babam kurmuş, golleri babam atmış, tüm kötüleri eze eze babam yenmiş. babamın bugünkü cılız görüntüsüne galatasaray heybet katıyor benim gözümde. galatasaray! sen benim hayatımsın! yarın babamın yanına tekrar gidip ona sarılacağım. bana yaşattığın tonlarca güzel hislerle babamı hep canlı tuttuğun için sana ne desem bilmiyorum. öyle çocuklaştım bugün. genelde susan bir insan olarak bir günde 10 entry girmiş olmam da bunun göstergesi oluyor biraz.

    hani hikayenin başında silgisiz 1.sınıf bitirdim demiştim, şu zengin çocuğun havalı kalemini yazmıştım. hah işte bugün atama bekleyen bir sınıf öğretmeniyim. yaşadığım zorlukları bildiğim ve hiçbir çocuğun benim yaşadıklarımı yaşamaması için halen ücretli de yapıyor olsam görevimin başındayım. yüz civarı kadar evladım oldu şimdiye kadar. hepsi de sevdi saydı, kendilerinden biri olarak gördüler. onlarla çocuklaşmak ve bir ihtiyaçlarında da direkt bana gelmeleri hoşuma gidiyor. baba rolü oynamaya çalışıyorum işte kendi çapımda.

    lafı çok uzattım biliyorum. bugün mutluyum ve içimi boşaltmak, herkesle paylaşmak istedim. babam yerine koyduğum galatasarayıma, yine biraz sitem, biraz nefret ama alt metninde özlem dolu bir metinle babamı şikayet etmek istedim. moderatörlerden ricam, lütfen bunu silmeyin. konuyla alakası yok değil. konuya göbekten bağlı aslında. bana bu kıyağı yapar mısınız?
App Store'dan indirin Google Play'den alın