• 5176
    yavaş yavaş yanlış camiadayım duygusunu veren topluluğa dönüştü.
    biz bu renkleri metin'ler, prekazi'ler, hagi'ler, tugay'lar, melo'lar, elmander'ler sayesinde sevdik.
    "14 yıllık bu çile" diyen abilerimiz sayesinde sevdik.
    ülkeyi birleştiren zaferlerini babamızın sırtında ziya gökalp'te fenerlisi-beşiktaşlısı beraber kutlarken adadık kendimizi bu renklere.
    ideolojimize örnekler lazım oldu; metin kurt'a metin oktay'a sarıldık.

    şimdi bakıyorsun; taraftar grubunun en güçlü olduğu organizasyonlar satılmış. sucukçu ruhsuzlar taraftarı temsil eder olmuş.

    yönetim desen, ailesinin imza yetkisi dahi vermediği, şirketine çaycı yapmayacağın hükümet ajanlarına teslim.

    genel kurul desen, ünal aysal gibi, sıfırdan milyarlarca dolarlık unit group gibi bir markayı tek başına yaratmış, belki de cumhuriyet tarihinin en başarılı iş adamına (yurtiçinde çala çırpa dev olanları saymıyorum) riva ve florya projeleri için yetki vermiyor, üzerine ibra etmiyor. bu yetkileri de üstüne üstlük ortağı olduğu hiçbir şirkette imza yetkisi dahi bulunmayan, ailesinin bile güvenmediği birine emanet ediyor. gerekçesi de "tek adam olmak istiyordu aysal"! acaba lisenin yemesinden bıktığı içim almaya çalıştığı önlemlerden tırsmış olmayasınız? acaba aranızda bir tane bile güvenilir, sadece galatasaray'ı düşünen insan olmadığı için tamamen kendine ait bir listeyle seçime gitmek istemiş olabilir mi? ama başarılısınız liseliler. bu teranelerinizi yedirebiliyorsunuz çünkü. "aysal finansal enkaz bıraktı" dersiniz; bilançodan mizandan anlayan mı var? cahil yığınlar hemen atlar nasıl olsa. iki başarısız transfer ekler tezine. tamam. hadi hem borcu artırmayın, hem yeniden takım inşa edin, hem de aynı başarıların yarısına ulaştırın camiayı? ulaştıramazsanız şerefsiz hırsızlardan başka bir şey değilsiniz. gerçekleri söylemeyen kendine taraftar diyen kitle; aynı ölçüde şerefsizsiniz. bu bir hakaret değil; durum tespitidir. şerefi olanlar gerçekleri konuşur.

    gelelim takım kaptanına; ya da gelmeyelim ya. yoruldum. o formayı çıkarıp uzattığın gün seni kovmayanlarda hata. yaşattıklarını yaşamadan ölmezsin umarım. seninle ilgili başka bir temennim yok.

    bir sözüm de sana sn. albay gheorghe hagi ve sn. felipe melo ve şimdi de şişik damarımız, altın portakalımız wesley;

    konuşun!
    galatasaray'ı düşündüğünüz için sustuğunuzu biliyoruz ama konuşun!
    sustukça zarar veriyorsunuz!
    siz sustukça bu bakteri sürüsü azıttı.

    bu saatten sonra maça gidip de bu rezaleti alkışlayacak olanlara da yazıklar olsun.
    medya denen bok çukurundaki işe yaramazlar, birbir elimizdeki değerlere bok atarken ses çıkarmayanlara, "yeaa aslında doğru söylüyor" diyenlere de yazıklar olsun.
    eserinizle gurur duyun!
    bunlar hâlâ iyi günleriniz.
    umarım düşebileceği en dip yere düşer bu camia da asalaklar defolup gider; geriye gerçekten sevenler kalır.

    bu camia, bu gördüklerim, bu yaşadıklarımız; benim gönül verdiğim, aşık olduğum, parçası hissettiğim camia değil.

    ve şimdi düşünüyorum da; sanıyorum her şey lucescu'yu kovmakla başladı...
  • 5177
    daha temmuz ayından tarafatarını umutsuzluga surukleyecek duruma gelmiş takımdır. basarının sozlukteki karsılıgı olan takımı bu hale getiren yozlaşmış ve iyice cirkinleşmiş kongresi ve yönetilme şeklidir.
    galatasaray markasını kendi malı, taraftarlarıda güdülecek koyun gibi gören liseli tayfası sadece kendi egolarını tatmin etmek için bu ülkede hatta dünyanın her yerinde bu takım icin yatıp kalkan, onunla uzulen onunla sevinen, az varlıgınıda ona harcayan takımın gercek sahibi olan taraftarları maskara etmiş, daha lig baslamasına 2 ay varken hayata kusturmustur.
    artık anlasılması lazım ki gün aksiyon günüdür, bugun birseyler degişmezse eger kaybederiz galatasarayı
  • 5180
    ne zaman senden bu kadar soğudum hatırlamıyorum.
    son 3-4 senedir maçları izlerken içimde heyecan yok.
    derbi maçlarından bile heyecanlanmıyorum.
    passolig geldiğinden beri normal tribünde yokum.

    ilk zamanlar sabri'yi görmeye dayanamıyordum. sonra umut bulut,semih kaya gibi kazmaları galatasaray'da forma giymesi bana koymuştu.
    galiba konu futbolcular değildi. onları sevmiyordum. bize uygun değillerdi.
    dur,dur esas roman kosecki satan adama uyuz olmuştum. aynı adam zamanında abdul kader keita'yı satmıştı.
    evet o adam farklı zamanlar içinde benim en sevdiğim oyuncaları satmıştı.
    ne kadar acı dim? koca kulüp diyorsunuz, en sevilen oyuncunun gidişinde aynı yalaka herif var.

    gerçi zaman zaman yöneticiler, oyunculara bağlı kalmamak lazımdı ama endüstriyel futbol,oyunu bu tarafa çekti.
    ne acılar gördüm seninle saysam bitmez. ama başarıların allaha şükür daha fazla.
    esasında konu o değil. konu başarı olsaydı çocukluğum beşiktaş şampiyonlukları ile geçmezdi.

    konu vefa.
    galatasaray ne zaman bu kadar vefasız oldu bilmiyorum.
    ne kadar bu kadar acımasız,hain veya iş bilmez oldu.
    eskiden karşı yaka ile farkımızı sorsalar; kupalar,başarılar filan derdik.
    ama en önemlisi ahlakımız vardı. ahlaklı bir kulüp idik. futbolcusuna,çalışanına,taraftarına.

    son wesley sneijder olayı ondan önce felipe melo olayı.
    daha doğrusu son 10 senedir adnan polat ve dursun özbek gibi iğrenç,karakterinde sorunlu pislik adamları başkanımız yapan zihniyetten tiksindim.
    konu bir türlü bağlanmıyor. konu esasında beri başımızda ki yapı.
    artık futbol'dan zevk almıyorum.
    wesley sneijder'in havalimanın'dan giderken verdiği röportajı izledim.
    aynı kosecki gibi aynı keita gibi hissettim.
    aldatılmış, arkandan hançerlenmiş ve umutsuz.
    şundan eminim ki bu kulübü kuran ali sami yen beyin kemikleri mezarında sızlıyordur.
    sizin gibi hainlerin kulübün başına geldiği için...
  • 5181
    mevcut durumdan kurtulusu, maalesef tek basina taraftar cabasiyla olmayacak istir.
    her seyden once bu ulkede ne sebeple olursa olsun, (istisna: onlara hizmet eden bir amac) artik ses cikarma refleksi kalmadi insanlarin.
    evet kalabaliklar onunde durulamaz, evet onunde durulamayacak kalabaligi yaratacak potansiyeli fazlasiyla var galatasaray camiasinin, fakat olmuyor.
    eminim sozlugun cogu farkinda durumun, ayni seyleri hissediyor. bu hissiyatin aciklamasini benden cok daha anlasilir sekilde yapabilecek toplum psikolojisi uzerinde calismis, egitim almis insanlar muhakkak ki vardir burada. o yuzden o topa girmeyecegim.

    benim soylemek istedigim sudur, galatasaray tabani sportif basari olsun veya olmasin, galatasaray markasinin bu sekilde yonetilmesine uzun sure seyirci kalacak turden bir yapi degil. su an mecburen sabrediliyor. bu mecburiyeti yaratan unsurlar arasinda gecmis yonetimler basta olmak uzere (faruk suren'lerden baslayarak) camianin her bir parcasi(biz taraftarlar dahil) bulunuyor. dursun ozbek denen adam sampiyonlar ligi kupasini getirse dahi bu bahsettigim mecburiyet olmasa bir dakika o koltukta barindirilacak bir sahis degil.

    kulup olarak koseye sikistirilmisiz maalesef, bir sure sadece olani biteni seyredecegiz gibi duruyor. kucuk bir ihtimal baskan degisir, fakat bu mecburiyet ortadan kalkmadikca yerine gelecek adam yine ayni tip olacaktir.
  • 5183
    taraftarlar olarak takımımıza olan sevgimizin ve maddi, manevi desteğimizin bu sektörden para kazanan herkes tarafından (teknik heyeti, futbolcusu, medyası ) sömürüldüğü için onların gözünde müşteri olarak görüldüğümüzü düşünüyordum.

    ama sağolsun galatasaray yöneticileri müşteri kadar bile değerimiz olmadığını bana gösterdi. bizim müşteriler kadar hakkımız yok. forma alıp, stada gidip ruhsuz çoğu futbolcudan daha fazla efor harcıyoruz beğendiğimiz kaliteli oyuncuları bile izleyemiyoruz. hatta sahada futbol izleyemiyoruz.

    biz turu nasıl geçeriz diye düşünürken, doğrudan ve dolaylı yoldan parasını verdiğimiz adamlar tatil yapıyor, yöneticiler nereden para götüreceğini düşünüyor, kulübümüzü işsiz güçsüz çevreleriyle başka sektörde alacağının misli maaşla dolduruyor.

    en azından izlemek istediğimiz takıma yararı olan futbolcuları tutun çok şey mi istiyoruz.
  • 5184
    taraftarin soyle bir problemi var- ogrenmemekte israr ediyor. her sey "bu sezon" uzerine kurulu. bu sezon kaybedildigi zaman da "ertesi sezon".

    biraz perspektif icin son 5 seneyi ozet gecelim mi?

    1. galatasaray polat doneminde finansal acidan dogru adimlar atti, futbolda dibe vurdu. aysal terim'le birlikte yeni bir ruzgarla, yeni stada geldi, iyi oyuncular, iyi kadro, iyi yonetimle birlikte iki sampiyonluk kazanildi. hikaye 2013 yazinda basliyor zaten. galatasaray unal aysal doneminin ikinci yarisina girilirken politik gerilimlerden dolayi devletle is yapamaz hale geldi. "20 milyon galatasarayli akp'ye oy verdi"yle baslayan surec sike meselesinin kasinmasi, twitter yasagina verilen tepki, yonetimdeki chp egilimiyle birlikte ters yone gitti. ikinci sampiyonluk sonrasi hukumetle olan islerde catlak derinlesti- aysal yonetimi yeniledi, durust, albayrak ayrildi, terim'in ayrilisinin onu acildi.

    2. devaminda devlet/hukumet adaleti, basini ve yurutmeyi aysal yonetimine dogrulttu. terim kontrati devam ederken milli takim tarafindan ucuk bir teklifle ikna edildi, terim ekurisinden durust ve albayrak'i cikaran aysal zaten buna hazirdi. baski artirildi: yabanci siniri aniden 5+0+3 gibi korkunc bir seviyeye cekildi (nitekimbu sinir fenerbahce'nin avrupa cezasi bitince aniden neredeyse sinirsiz oldu!), asimetrik olarak galatasaray'a kesilen vergi cezalari, stadin devir tesliminin ve ulasiminin bir turlu tamamlanmamasi ve rehin tutulmasi, ikinci sermaye artiriminin yasal olmayan bicimde engellenmesi, spor programlarindaki aysal karsiti cikislar bunun ornekleri.

    3. bu noktada aysal'in hatasi bu isimler temizlerken ve rotayi belirlerken futbolu isin ehli insanlara teslim etmeyisi oldu. mancini'yle yapilan 2014 ocak transfer sezonu, selcuk/burak ve bilimum garip oyuncularla yapilan sacmasapan kontratlar derken finansal fair play kiskacinda kalindi.. bu noktada basa donelim: aysal terim'le goreve geldiginde soylemleri su yondeydi: "yukaridan asagi bir planlama yaptik. takim bitik halde, once iyi bir kadroyla ayaga kalkmamiz gerek. once basari, sonra birlikte altyapi, genc kadro uzerinde duracagiz". aysal'in ikinci doneminde bu genel plan cok kotu bicimde uygulaninca kadro 3-4 yildiz etrafina doldurulmus cop oyuncular haline geldi. ffp baskisiyla prandelli'ye son gun dzemaili ve bitik pandev alinabildi.

    4. aysal'in futboldan bagimsiz uzun vadeli plani icinde riva ve florya vardi. donusumun tamamlanmasi icin bu arazilerin degerlendirilmesi gerekiyordu. divan kurulndan izin istedi, alamadi, ve gorevden donmemek uzere ayrildi. bu noktada galatasaray'in divan kurulunun vizyonu koruyup cephe almak yerine pragmatist davranma istegi one cikti- zira bu noktaya gelinene kadarki son 2-3 yilda goruldu ki hukumete cephe alarak kulubu ileri tasimak mumkun degil, bu sadece galatasaray icin degil, diger kulupler icin de gecerli. bugun gelinen noktada fikret orman iftar programlarina katiliyor, dursun ozbek 15 temmuz organizasyonlarinda, aziz yildirim katar baskonsolosuyla fotograflar cektiriyor filan... divan kurulu galatasaray'in futbol-disi meselelerinin cozulebilmesi icin aysal'in gitmesi gerektigi kararina vardi.

    5. yarsuvat gecici olarak geldi- zaten soylem aninda degisti. sike meselesinde fenerbahce'ye destek veren mesajlar verildi, yerli teknik direktorlere donuldu. sonrasinda galatasaray divan kurulu'nun galatasaray'in basina atadigi isim dursun ozbek oldu. amac stad, riva, florya hamlelerinin muhafazakar bir yonetimle halledilebilmesiydi. bugun gordugumuz su: riva ve florya icin anlasma tamamlandi. stad devir teslimi yapildi. ucuncu senesine girerken futbol yonetimi benim galatasaray'da gordugum en kotu olmasina ragmen hala 1600 imza toplanamamasi, hala basinin dursun ozbek'e tepki gostermemesinin sebebi de saha disindaki islerin aslinda yolunda olmasi. buyuk projelerden geriye tek kalan aysal doneminde yapilamayan ve yarim kalan ikinci sermaye artirimi. ben bunun da onumuzdeki surecte yapilacagini dusunuyorum.

    6. mayis 2018'de kongre vakti geldiginde ozbek kesinlikle secilemeyecek. ozbek'in hangi meseleleri cozmesi icin getirildigi belliydi, ve bu isleri halletti, misyonunu tamamladi. eger galatasaray divan kurulu gercekten ozbek'in uzun vadede basarili olacagini dusunseydi istifalarla tamamen ici bosalan yonetim kuruluna yama yapardi emin olun. ama eminim kimse boyle bir yonetimde gorev yapmak istemiyor, su an herkes ozbek sonrasi gelecek yonetime girmek icin hazirlaniyordur... 2018'de gelecek yeni yonetim 10 sene once polat'la sirket birlesimiyle baslayan, aysal'la stad ve sermaye artirimlariyla suren, ve ozbek'le riva ve florya'nin degerlendirilmesiyle tamamlanan surecin sonunda en buyuk problemlerini cozmek yolunda onemli adimlar atmis bir galatasaray bulacak elinde.

    7. sneijder'in gonderilmesine filan cok takilmayin. galatasaray bu proejelri cozmek icin ozbek'i getirirken 3 sene futbolda cok da basarili olmamaya hazirdi, sneijder bu sene gitmese seneye gidecekti, kalsaydi da bu yonetimle galatasaray'in basarili olmasi mumkun degildi. ayni sekilde tudor'a da cok takilmayin. bu sene ne kadar disiplinli bir takim cikarirsa o kadar iyi, zira gelecek yonetimin kendisiyle devam etmesi imkansiza yakin. defalarca yazdim, galatasaray'in oyuncularinin kontrat surelerine bakarsaniz bu takimin 2018 yazindan once duzluge cikmasi imkansiza yakin, cunku takim cop oyuncu dolu. ancak bu yaz ve 2019'da galatasaray kadrosu son 5 senede yapilan kontrat hatalarinin buyuk kismini temizlemis oalcak, ve beyaz bir sayfa acilabilecek. dursun ozbek'in bu sene yapabilecegi en buyuk katki, 2018/2019 sezonunda yararli olabilecek parcalari takima katmasi. yoksa sneijder bir sene daha oynamis oynamamis, tudor kalmis ya da gitmis cok farketmez...

    ***

    ben galatasaray divan kurulu ve liseci anlayisin galatasaray'in onundeki en buyuk engellerden biri oldugunu dusunenlerdenim, zira yonetimde regule edilemediklerini (isbecer'in aciklamalari) ve bu durumda halinin altina supurmeye cok megilli olduklarini gorduk. gucu elinde tutan gruplarin boyle davranmalari sasilacak bir durum degil. ancak, galatasaray kulubu o kadar da salak degil. konjonktur kulubu belli pozisyonlar almaya itti, o kadar. daha iyisi olabilir miydi, cok daha iyisi olabilirdi. ama cok daha kotusu de olabilirdi. kulup kritik bir donemecte bugunune degil, gelecegine yatirim yapmayi secti ve bugun bunun bedelini dursun ozbek formunda oduyoruz :).

    galatasaray'in orta vadede gelecegi icin en onemli kirilma ani bir sonraki yonetimin sundugu futbol akli ve yapilanmasi olacak. zira galatasaray tum saha disi hamlelerine ragmen finansal olarak hala cok kotu durumda, ve futbol yapilanmasini duzeltmezse hersey cope gider. son 20 senede avrupa seviyesinde futbol aklini malesef hic sunamadik, terim donemleri disinda futbol hafizamiz hep silindi. en buyuk devrime burada ihtiyac var, fakat galatasaray'in dumenini tutanlar futbolu isi bilenlere emanet etmekten hepimtina ettiler.

    galatasaray'in son savasi da budur benim gozumde: futbolun bilenlere emanet edilmesi. sunu belirteyim, bu turkiye'de henuz yapilmis bir sey degil.

    yine de her ne olursa olsun siz galatasaray'liliginizi kaybetmeyin, sogukkanliliginizi da. her sey duzelir, galatasaray tekrar tas gibi takim olur. bugunler de gecer. belli mi olur, belki galatasaray tekrar batili dahi olur.
  • 5186
    kulüp olarak tam bir sorun yumağı haline gelmiş durumda. durum tam arap saçı yani. kulübün yönetimi galatasaray lisesinden mezun çıkarcı, küçük olsun bizim olsuncu, en az 20 milyon taraftarı kulübü galatasaray lisesi mezunlar derneği zanneden bir zümrenin elinde. mevcut başkanı tarihinin en kötü başkanı ve işin daha da vahim kısmı bir kukla olma ihtimali. futbol dışı branşlarda küçülme adı altında kalitesizlik akıyor. futbolda ise teknik direktörü yine tarihin en kötü teknik direktörü. futbolcuları ise tam ruhsuz, kalitesizler ordusu*. takım kaptanı yüzsüzün, çetenin teki. tataftar grubu kendi fikrini para karşılığı satan satılmışlar. sorun çok anlayacağınız.

    bu kulüp bu sarmaldan çıkmak istiyorsa ki bence sadece aklı başında gerçek arma sevdalısı taraftarlar harici istemiyor ilk önce tüzük değişmeli. kulüp lisenin oyuncağı olmaktan kurtulmalı. ardından yönetim değişecek. yeni yönetimin yapacağı ilk iş ultrasucuk grubunu dağıtmak olmalı. ardından ilk olarak igor tudor ve selçuk inan kulüpten gönderilmeli. ardından yavaş ve emin adımlarla, doğru maaş politikası ve kadro mühendisliği ile futbol takımı kurtarılmalı. futbol takımı başarılı olduktan sonra aynı işlem futbol dışı branşlara da uygulanmalı. son olarak terbiyesizce kulüpten gönderilen ergin ataman, wesley sneijder gibi isimlere iade-i itibar yapılmalı.

    tabi bunlar hep hayal.
  • 5187
    29. yaşımın ilk dakikalarindayim ve geçmiş 29 yıla baktığımda hayatımın en mutlu günlerinin içinde hep galatasaray vardır.

    galatasarayın kuruluş amacını bir yere koyalım. baktığınızda bu galatasarayın sahibi ülkenin en iyi okullarından birinin eski öğrencileri olarak gözükmekde. geçmişteki takım rekabetlerine baktığınızda galatasaray, metin oktay dönemine kadar ülkenin pekte popüler bir takımı değildi. galatasarayı galatasaray yapan ve şuan baktığınızda ülkenin en fazla taraftarı olarak gözüken galatasarayı bu günlere getiren tartışmasız metin oktaydır. şimdi bir düşünelim metin oktay olmasaydı 2017 de galatasaray nasıl bir takım olurdu. ben size söyleyeyim. istabul erkek lisesinin takımı olan istanbulspor gibi bir takım olurdu. yani taraftarı olmayan ve 1-2 sponsor ile ayakta kalmaya çalışan bir takım. evet belki biraz abartmış gibi görünebilirim ancak galatasaray taraftar topluluğunun %99.999luk bir kısmını oluşturan "galatasarayı karşılıksız seven" insanlar sadece galatasaray yenildiğinde içten ağlayan insanlardır. bunu fenerbahçe şampiyon olduğunda galatasaray lisesinin arkasındaki evlere asılan dev fenerbahçe bayrağına bakarak görebilirsiniz. yani burada galatasaray kimsenin kavgası değil, sadece yükselmek ya da kolay yoldan para kazanmak için kullandığı bir araç.

    gelelim günümüzdeki galatasaraya. günümüzde stadyum yönetiminden tutunda 5 para etmez galatasaray tvsine kadar kimse galatasaray için birşey yapmıyor. son oynanan ve uzun yıllar sonra fenerbahçe seyircisine açılan maçta içeri galatasaray stad müdürünün kapıda karşılayarak biletsiz aldığı fenerbahçe taraftarlarını örnek verelim. galatasaray için çalışan bir insan sizce buna izin verir mi ? yalansa yalan desin ve çıksın konuşsun ve bunun bir dedikodu olduğunu söylesin. aksi takdirde bu konu araştırılsın.

    galatasaray tarihinin en iyi başkanı olan ünal aysal ı, galatasaray adı ile ön plana çıkıyor diye el çektiren bir galatasaray topluluğu var. bu topluluk galatasaray cemiyetinde yer içer, hesap ödemez ve hatta galatasaray için bir kuruş harcamaz. ama klüp başkanının kim olacağına bunlar karar verir ve bizim gibi tüm varlığını maddi manevi galatasaraya yatıran insanları yok sayar. işin aslına baktığınızda bu vurdumduymaz ve galatasarayı hunharca paylaşan insanları gördükçe galatasaray için kendimizi boşuna parçalıyoruz. galatasarayın belkide tarihindeki en hırslı futbolcusu, kendini galatasaray için parçalayan felipe melo yu sırf basındaki baskı yüzünden satabilen vasıfsız bir insan tarafından yönetiliyor galatasaray. ligde kendi evinde 2 flaş galibiyet aldı diye galatasarayın başına getirilen igor tudor un, galatasaray futbol tarihinin en iyi 10 futbolcusundan biri olan wesley sneijder i göndermesini unutmamak gerek.

    tüm galatasaray taraftarlarına çağrımdır.

    eğer gerçekten bir galatasarayı tekrardan yaşamak istiyorsak, yumruğumuzu dahada fazla sıkarak galatasaray için büyük bir kavga vermemizin zamanı gelmiştir.

    galatasaray adasını hurdalığa çevirenlerden,
    rivayı peşkeş çekip parayı babasının parası gibi harcayanlardan
    galatasaray basketbol takımını sahipsiz bırakanlardan
    türk telekom arenadaki taraftar yollarını iyileştirmeyenlerden taraftara eziyet çektirenlerden, hatta stad yolunu ısrarla cendere yoluna bağlamayanlardan
    başarısız bir başkanı tekrar başkan seçenlerden
    galatasaray komisyoncularından
    "yönetim istifa" diye bağıran taraftarı tekme tokat dövenlerden

    kısacası galatasarayı yarıştan koparan sözde galatasaraylılardan hesap sorma vakti gelmiştir.
  • 5188
    siz anlamıyorsunuz galiba, ya da ben anlamıyorum. her ikisini de kabul ediyor ve saygı duyuyorum.

    bunu özellikle belirttikten sonra, yazar olduğum için hakkımla burada düşüncelerimi paylaşmak isterim.

    yaşım 25, uefa kupası zamanlarında ilk okula gidiyordum 8 yaşındaydım yani, arsenal maçını izlemek için uyuyor numarası yaptığımı hatırlıyorum, gizli gizli bakardım televizyona, yani çocukluktan geliyor bende galatasaray sevdası, sokakta frikiklerin başına geçerken hagi hagi hagi diye bağırırdık hep. bu örnekler artar, ancak demem o ki dostlar o zamanlardan beri galatasaray sevdamız eksilmedi. ta ki 3-5 ay öncesine kadar...

    galatasaray maçı izlemez, maç izlemezmiş gibi özetini merak etmez, özetini merak etmezmiş gibi sonucuna bakmamaya başladım.

    yazının başındaki çelişkiye gelirsek, kimisi diyor ki; kümeye düşsek biz hep burdayız galatasaray'ın yanındayız biz taraf ve taraftarız. saygı duyorum kardeşim hayat senin.

    şahsım adıma da yaşadığım hayat benim ve artık böyle bir galatasaray, ben böyle bir lise oluşumu, böyle bir takım istemiyorum ve asla desteklemeyeceğim maddi ve manevi.

    galatasaray'dan bir kaç soğuma sebebi yazmak isterim.

    1- büyük başarılar kazanıp kazandığımız başarının üzerine koyamadık. 2000 üzerinden 17 yıl geçti hala uefa kupası diyoruz. evet tamam var, yok demiyorum ancak 17 yılda 1 kez daha final görülemez miydi ?

    2- burası türkiye tamam anlıyorum, yiyici,ölücü,menfaatçi,haksız yapılan şeyler çok biliyoruz tamam. bunu kaç oldu belirtiyorum, kaç oldu şu cümleleri buralara yazıyorum anlamamakta mı ısrar ediyorsunuz veya anlayıp kabul mu edemiyorsunuz bilmiyorum da en çok kanıma dokunan şeylerden olan açıklıyorum tekrar,

    4 yıl şampiyonlar ligine katıl,3 yıl şampiyon ol, 1 çeyrek, 1 son 16 gördü bu takım 4 yıl içerisinde* bu ne demek biliyor musunuz? kurulan kadro, harcanan parayla kazanılabilecek maksimum başarıları hemen hemen kazanmışsınız demektir. peki futbolda başarı kazanılınca para kazanılıyor demi büyük paralar dönüyor.
    şimdi geliyorum akıl almaz zor soruya. peki dostlarım bu başarılar,paralar kazanılırken bu paralar nereye gitti ?
    ya da bizim gibi küçük takımlar maksimum başarısı şampiyonlar liginde çeyrek final oynamak iken zarar mı etti ?

    1. ihtimalde lise yedi dersiniz eyvallah der, tamam şimdi yeter gidin dersin. 2. ihtimal gerçek ise daha acıklı daha rezalet daha saçma. başarı kazanıp nasıl zarar ediyosan kazanma.

    3-fatih terim ve arda turan
    a- arda turan, kardeşim bırakın adam nerede ne yapıyorsa kendi aptallığı veya zekasıyla yapıyor. bizde yetişmesi hala bizimle olması anlamına gelmez her zaman. abartmamak lazım bazı şeyleri. dersin ki bana frank lampard, francesco totti o zaman susarım istediğiniz kadar konuşun tartışın derim. ama bana göre zihin olarak bayrampaşa dan öteye gidemeyen şahsı başarısı dışında konuşup tartışmaya gerek yok.
    b- fatih terim. bu abimize saygım sonsuz, ancak son geldiğinde şampiyon olurken, şampiyonlar liginde başarılar kazanırken gitmeyecekti. gitti ve bitti. uzatmanın alemi var mı kardeşim ? bu adamın da geçmişine saygı duyuyor, gördüğünüz gibi sadece bizim için artık sıradan bir adam gibi yazıyorum.

    4- belki daha vardır sebep ama son yazıp bitiriyorum

    taraftar kardeşlerim hani biz diyoruz ya bütün başarıları ilk biz yaşadık türkiyedeki başarıları ilk biz tattık avrupa da en çok biz türkiyenin adını duyurduk falan.
    peki abi biz niye hala geçmişten destek alıp geleceğimizi inşaa edemiyoruz ? niye biz ilk başarıları yaşarken hala geçmişteki başarıları konuşuyoruz ? neden her seferinde 1 ileri 2 geri gidiyoruz ? neden bunda da öncü olamıyoruz ?

    mesela şu an beşiktaş şampiyon oluyor falan filan, hadi bir şey deneyip çıkaralım şenol güneş i ne başarı kalır ne bir şey. ben size şenol güneş gitsin demiyorum işte dostlar ben size şenol güneş bir işi başarırken o gittikten sonraki başarıları veya başarı için savaşmaya devam edilsin. yeni taze kanlar devam etsın 70 yaşındaki mircea lucescu lara dönülmesin. gençleşelim,iyileşelim,ileriye sağlam adım atalım.

    umarım anlatabilmişimdir,

    bu saçma düzenin körü körüne bir parçası olmayacağım artık.
  • 5190
    son yıllarda yaşadıkları adeta zirveden dibe nasıl düşülür dersi gibi. bundan birkaç yıl önce "real madrid'i 5-1 yeneriz, yenebilir miyiz?" hesabı yaparken şimdi birçok kişinin adını söyleyemediği takıma karşı çaresiz, rezil oynuyoruz.

    çok net, galatasaray zirveden dibe çekilmiştir. bunun için de başkan olacak kişi görevlendirilmiştir. yazık.
  • 5194
    çok ilginç bir dönemden geçen camia. dönem yerine türbülans kelimesi daha uygun belki..

    sadece spor kulübü değil diğer tüm unsurları da daha önce şahit olmadığımız bir atalet içindedir, zamanın ruhuna uyum sağlayamamak mı, cesaret ekliği mi, umursamazlık mıdır nedir tek bir faktörle açıklanması kolay olmayan bir durumdur bu..

    sadece sporda değil çok başka alanlarda da ülkeye bir çok yeniliği getirmiş ve ilkler yaşatmış olan bu camia günümüz itibariyle kendini akıntıya bırakmıştır..
  • 5195
    neyle gurur duyuyorduk bu takımı tutarken:

    - galatasaray adasıyla. dünyanın en güzel yerinde kulübümüzün bir adası var diye seviniyorduk. çöp vaziyette.
    - riva arazisiyle. eski yöneticilerimizin ne kadar ileri görüşlü olduğunu söylüyorduk. ne kadar değerlendi bu arsa diyorduk. artık bizim değil.
    - yıldız sporcuların galatasaray'ı seçmesiyle. galatasaray'ın arzu edilen, seksi bir kulüp olmasıyla. hagi, popescu, taffarel, sneijder, drogba, podolski... hepsi gitti, vasat üstü oyunculara bol paralar saçıp getirmeye çalışıyoruz.
    - avrupa fatihliğimizle. bir zamanlar barcelona'yı real madrid'i tir tir titreten takım, adını copy-paste yapmadan yazamayacağım takımlara temmuz ayında elenir oldu.

    durum vahim. dilerim ki bu dip durum, o güzel yükselişin, en tepelerin dibidir. umarım 3-4 sene sonra avrupa şampiyonluklarına koşarken, "başımızda dursun diye bir bakkal vardı, kulübü mahvetmişti, hey gidi ne günlerdi" deriz.
  • 5196
    çok da uzun olmayan bir sürede, yani orta vadede türkiye'de gücün el değiştirmesi ve birazcık adalete sevkedilmesiyle tekrardan damga vurmasını bekliyorum. bu kastettiğim süre zarfı yaklaşık bir beş seneyi bulabilir.

    ancak kısa vadede herhangi bir başarı veya kayda değer önemli bir gelişme beklemiyorum, olumlu anlamda. evet, en büyük suçlu dursun özbek gibi görünüyor, ancak aslında tam olarak o da değil. tam bir emir eri olduğu için, yarın öbür gün bu kastettiğim güç kendisini kovsa bile adı sanı başka biri tekrar dursun özbek kimliğine bürünecektir.

    özet olarak, aslında memleket olarak düzlüğü görebileceğimiz zaman, işte tam da o vakitten sonra galatasaray'ın da şahlanışı başlayacaktır. bunu hem bir ümit ve özlem olarak söylüyor, ayrıca rasyonel bir şekilde düşününce gerçekleşmesini bekliyorum. galatasaray'ın sözü geçen kişilerine düşense, gerçekten uzun vadede çalışabilecek başarılı ve potansiyeli bir yönetimi seçmek olacaktır. bakıldığında bu, aslında hem en kolay, hem de en zor olacak olan şeydir.
  • 5197
    2016-2017 sezonundaki kaleci pozisyonu hariç en iyi oynayan 3 futbolcusunu ( sneijder-bruma-podolski) gönderen onun dışındaki tüm çöpleri takımda tutan, yeni aldığı futbolcuları gönderdiklerinden çok kötü olan ve bütün bunları ligin açık ara en kötü teknik direktörüne güvenerek yapan bir yönetime sahip türkiye'nin en büyük takımı. takımda 3 kisi kalsın gerisini gönder deseydiler (kaleci hariç) sneijder-bruma ve podolski kalsın derdim. hiç bir futbol eğitimim ve uzmanlığım yok. bunun aksini söyleyen adamı direk kovacakken teknik direktör yaptılar. bu kadar rezillik olmaz. hala utanmadan klubün başındalar.