• andone gibi yüreğiyle, nzonzi gibi beyninizle oynadığınız sürece ıslıklanmazsınız. taraftar en naif şekilde tepkisini gereken şekilde ortaya koymuştur. tribündekilerin ağzına sağlık. beylerimiz 3-5 milyonları alsın, keyifleri de kaçmasın. üstelik tepki gördüğü için sanki uzun zamandır çok üst düzey oyunlar izletiyormuş gibi tribünlere cevap versin. yok öyle bir dünya.

    (bkz: 22 ekim 2019 galatasaray real madrid maçı)
  • ne yapsın bu taraftar ?

    vaktini ayırıp türlü trafik çilesi çekip stada gelsin
    bu ekonomide dişinden tırnağından arttırdığı parayla biletini alsın maçı izlesin
    boğazı patlayana kadar tezahürat yapsın rakibi baskı altına almaya çalsın
    tüm bunları yaptığı yetmezmiş gibi sahada eşşek gibi gezinen futbolcuya, iki metrede yanındaki arkadaşına pas atamayan futbolcuya, eli belinde koşan futbolcuya, tüm bunları yapabilmesi için 40 katır yükünde para kazanan futbolcuya, oyundan çıkarken kendisine ana avrat düz giden el kol hareket yapan futbolcuya, onuru gururu kırılmasın keyfi kaçmasın canı sıkılmasın diye yuhalama yapamasın, tepki gösteremesin.
    dua edin sahaya inip dövmüyorlar, antrenman tesisi basmıyorlar, arabalarının geçiş güzergahına pusu atıp yumurta falan atmıyorlar. futbol romantikleri sizi.
  • 7 kere ölüp dirilse kazanamayacağı parayı 2-3 ayda kazanan birini işini "sürekli" yapmadığı için ıslıklayan bir taraftır.

    bak sen, ayıp ayıp!! maç sırasında değil, sonra ıslıkla. psikolojileri falan bozulur sonra, paralarını çekemezler mazallah. galatasaray'ı değil, oyuncuyu düşün.

    hıammına.

    ekleme: kötü patlayacağım artık. ben farklı bir şey mi izliyorum maçlarda? 1.5-2 yıl tolerans gösterilen kim var bu dünyada? savsak savsak oyna, gram gelişme, pozisyonları heç et, taraftara tirip at sonra "ıslıklanmasın etkileniyor". ulan etkilensin diye ıslıklıyoruz zaten. yahu anlayın, problemlerin üzerine gidilmedikçe çö-zül-mez. çözülmez!

    bu maç bitsin öyle ıslıklayın modası ne ara başladı? bundan önce sabri ıslıklandı, emre ıslıklandı ses yoktu? qralda mı değişiyor iş?
  • 22 ekim 2019 galatasaray real madrid maçında belhanda'yı ıslıklamıştır.

    şahsım adına teşekkür ederim. ben burada küfür kıyamet gidiyorum, kendileri medenice tepki gösterip ıslıkladı. merak etmeyin takım bir halt oynamıyor bahsi geçen maçta, şu ıslık yüzünden kimse düşmez çünkü daha düşecek yer yok.

    belhanda'yı kim ıslıkladıysa ağzına sağlık. daha fazlasını hak ediyor.
  • artık takımın hocasının kör gözlerine kör gönlüne isyan eden taraftardır. stadın tümü oraya parasından, zamanında ayırarak gelmiş insanlardan oluşuyor. bu insanlara alaycı şekilde "seyirci" demek büyük terbiyesizlik. fatih hoca'ya göre sahada bir tane taraftar yoktu demek ki. hoca belhanda aşkına taraftarı çöpe atıyor. senden büyük taraftar var hoca bunu gör.

    hocanın farkında olduğu şeyden ötürü ıslıklansa oyuncular ıslıklanmasını haksız bulurum. ama belhanda konusu apayrı bir konu.
  • bu çok tartışılan bir mesele. ben hakaret olmadan, sınırı aşmadan, futbolcu ıslıklamanın gayet demokratik bir davranış olduğunu düşünüyorum.
    tribündeki taraftar bir futbolcunun performansından memnun değilse, o futbolcuyu uyaracağı tek yer stadyumdur.
    veya teknik direktörünüzün yaptığı değişiklerden memnun değilseniz, yine tribünde bunu dile getirirsiniz.
    yönetimin yaptığı transferlerden memnun değilseniz, yine tribünde memnuniyetsizliğinizi dile getirirsiniz.
    sıradan bir taraftarın stadyum dışında ne futbolcuya, ne hocaya, ne de başkana ulaşma ihtimali var.
    toplu halde yapabileceğiniz tek eleştiri türü de ya bütün tribün sırtınızı dönmek, ya da ıslıklamak.
    sosyal medyadan futbolculara ve eşlerine hakaret etmek iğrenç bir davranış.
    ancak futbolcu ıslıklamak o kadar da kötü değil, hatta medeni...
    ıslıklanan futbolcu da her kim olursa olsun, taraftara cevabı ağız dalaşıyla değil sahada topunu oynayarak vermeli.
    burada genellikle eleştirilen şey, ıslığın maç içinde oyuncunun performansını düşereceği...
    ancak maç sonunda yapılan bir protestonun etkisi o kadar etkili olmuyor.
    o ıslık belki o maçta moralleri bozacak ama ilerisi için bir motivasyon kaynağı olacak.
    yeter ki bu kronikleşmesin. yani bir futbolcu gol kaçırdığı veya pas atamadığı için de ıslıklanmamalı.
    ıslıklamak için geçerli ve birikmiş nedenler olmalı.
  • anlatamıyoruz ya.
    ben bu kadar kötü neden-sonuç ilişkisi kurulduğuna çok çok az tanık olmuşumdur.
    ıslıklanan futbolcu, örneğin burak yılmaz, ıslıklandığı için kötü değil, kötü ve üstüne yüzsüz olduğu için, terbiyesiz ve saygısız olduğu için, kendini bir halt zannettiği için ıslıklanıyor.
    bunu anlayıp kabullenebilirseniz peşinden bir olasılık sağlıklı bir diyalektik kurabiliriz.

    hani diyorsunuz ya "galatasaraylı bunu yapmazdı".
    çünkü eskiden bu denli terbiyesiz adamlar galatasaray'da barınamazdı. o yüzden göremezdiniz.

    yahu bu kulübün efsanesi kim?
    metin oktay değil mi?
    burada galatasaraylılığı, ıslıklamanın zamanlamasının nasıl olacağını falan anlatıyorsunuz ya, metin oktay, kendisine hem de haksız yere küfür etmiş olan fenerbahçe tribünlerinden özür dilemiş adamdır bayanlar-baylar.
    siz allah aşkına burada bize neyi-kimi anlatıyorsunuz ya?
    burak yılmaz kim arkadaş?
    kim ya burak yılmaz?
    burak yılmaz ne zannediyor kendini ki taraftara el-kol yapıyor. 3 metre yanındaki adama pas veremiyorsun lan! sen neyin havasındasın?

    halısahadan örnek vermiş bazı arkadaşlar.
    halısaha kültüründe, böylesi kazma adamlar, genellikle kendileri söyler "abi beni çağırmayın" falan diye. veya defansa geçeyim abi falan der.
    yok, burak gibi ısrarla "ben de oynayacağım", "ben süper topçuyum", "geçen sezon turnuvada çeyrek finali benim sayemde gördük olm" kafasındaki adamları hoplatırlar abicim.
    geçelim bir defa "o baskıyı bir düşünün" falan kısmını.
    bu baskıyı kaldıramayacak karakterdeysen, o sözleşmelere imza atmayacaksın o zaman.
    "ben bu kapasitelere çıkamam kusura bakmayın" diyeceksin.
    "ehehehe enayi la bunlar bana verdikleri paralara bak salakların" demeyeceksin.

    şimdi çıkıp da "ne yapsın adam red mi etsin yani sözleşmeyi" falan da demeyin.
    reddetmeyecek tamam, asla o kadar onurlu adamlar değiller bunlar, ama bir zahmet özür dileyecekler.
    el kol yapıyor ya adam!
    oğlum evladım kimsin lan sen?
    ulan yabancı sınırı olmasa, şu memlekette bu denli torpil dönmese, değil galatasaray, futbolcu olamazdın.
    hani bunlarda garip bir kafa var ya; "adım umutinho olsaydı hedehödö" diye; ulan yanlışlıkla almanya'da doğmuş olsan, ennnn fazla 2. lig topçusu olurdun. gelmiş bana 4. yıldızı gösteriyor. ulan sahtekar, en önemli virajda yani 2014-2015 sezonunun son 4 maçında goln yok, kaçırdıklarını da çok iyi biliyoruz.
    o yıldızı monte ederler adamın bir tarafına.
    ömür boyu çıkaramazsın.

    neyse.
    olayın güncel örneğiyle birlikte şunu tekrar tekrar söylememiz gerekiyor.
    neden-sonuç ilişkisini yanlış kuruyorsunuz.
    bu birinci kısmı.
    bunu farkederseniz ciddiye alınırsınız. sonra sinirlenmeyin insanlar dalga geçtiğinde. çünkü bu kadar bariz bir sebep sonuç ilişkisini bile gerçeklerden aykırı kurarsanız, insanlar dalga geçer.
    ikincisi, sanki siz savunuyormuşsunuz da biz aykırı davranıyormuşuz dediğiniz galatasaraylılık kültürü muhabbeti var.
    tam tersine, o kavramlar bizim için o kadar önemli ki, takımını bilerek ve isteyerek baltalayan, hoca seçen, hoca gönderten, maç seçen, takımda karışıklığa, çeteleşmeye yol açan, kendini bir halt zanneden ve üstüne üstlük olabilecek en medeni tepki olan ıslıklamaya karşı bile değil düzelmeyi; o tepkiyi gösterenlere iq'su 80-90 civarındaki cahil bir ergen bebesinin annesine-babasına göstereceği tiksinç, terbiyesiz ve saygısız atarlar gibi atar yapabilen zibidileri ıslıklıyoruz.
    ıslıklıyoruz ki ne bok yedikleri bilinsin. birilerinin, bunların neler yaptıklarının farkında olduğu bilinsin. bir daha galatasaray'a futbolcu getirirken biraz karakterine bakılsın artık.
    yabanı sınırı da allah'ıma bin şükürler olsun ki kalktı diyebiliriz artık.
    gidelim polonya'dan, norveç'ten, ne bileyim hollanda'dan, ordan-burdan neyse, adam gibi yetişmiş, karakteri düzgün çocukları alıp gellelim. zaten bu kalaslardan, bu takozlardan, üstüne üstlük kendilerini birer henry, birer maestro zidane, birer cr7 falan zanneden helyum tipi balonlardan elbette yetenekli olurlar.
    biz de bunların yüzsüzlük, terbiyesizlik, galatasaray değerlerine aykırılıklarını çekmeyiz.
    siz de bizim ıslıklamamızı çekmezsiniz.
    biz de sizin takımını baltalayan futbolcusunu inatla savunan taraftar modunuzu çekmeyiz.

    not: kadro içine alıp her yazdığımıza eksi verdiğinizde veya mesajla veya giriyle taciz ve hakaret etmeniz, bizim gibilerini durdurmaz :)
    onu da bilin de boşuna uğraştığınızın farkında olun ;)
  • artık bıkkınlık gelen bir konu bu.
    uzun uzun anlatıyoruz, ille de anlamicaz diye dayatıyolar.
    bak yukarda bi milyon kişi tane tane anlatmış ama yok, nuh diyor peygamber demiyor adamlar.
    anneye anlatır gibi anlatıyorum:

    - yuhalanan şey arma, forma değil, o formaya layık olmayan topçular.
    - yani yuhalayanlar teknik olarak takımı, armayı, formayı, senden daha çok seviyor.
    - bizim için galatasaray futbolculardan daha önemli. galatasaray daha iyi olsun istendiği için oluyor bunlar.

    tam olarak ne istiyor bir grup taraftar anlamıyorum.
    şampiyonlar ligine katılalım istiyorsun, şampiyon olalım istiyorsun, ama bu futbolcularla olmayacağını göremiyor musun? yoksa bizimle billur mu geçiyorsun?
    yenildiğin zaman niye üzülüyorsun? üzülme o zaman. üzülüyorsun, çünkü kazanmasını istiyorsun takımının. peki bu topçularla olmadığını göremiyor musun? yoksa bizimle billur mu geçiyorsun?

    bi de ellerinde bi argüman, neymiş efendim futbolcunun aldığı parayı konuşuyormuşuz.
    evet abicim konuşuyoruz...

    çünkü bizim ıslıkladığımız adamlar bizim takımımızın parasını harcıyorlar. çaktın mı köfteyi?
    bu heriflere 3er milyon öro verildiği için transfer yasakları, 2 sene avrupa kupalarından men cezası ile tehdit ediliyorsun.

    demek ki neymiş? aldıkları parayı konuşurken de zenginliklerini kıskandığımız için değil, takımımızın parası boşa gittiği için konuşuyoruz.

    eboue, hamit, selçuk, burak, hatta yekta'giller familyasını eklediğinde yıllık 15-20 milyon öro gidiyor bu adamlara. yıllık zararından bu adamların maaşını düşünce, ffp kriterlerine uyuyorsun. yani şampiyonlar ligine katılabiliyorsun bebişkom.

    bak gördün mü, yine aldıkları paraları konuşuyorum, çünkü benim takımıma maddi olarak zarar veriyor.

    sen mayıs'lar görmek istiyorsun di mi? niye göremiyorsun peki?

    fenere laf sokmaya gelince "mayıslar bizim" yazmasını biliyorsun ama.

    şampiyonlar liginde final istiyoruz diyor yöneticilerin her sene, bak bakalım hangisinin forveti burak kalitesinde?

    ya takımın yenildiği zaman üzülmeyeceksin ya da takımın yenilme sebebini konuşacaksın. başka yolu yok bu işin.

    her maçtan sonra "kader böyleymiş" diyin o zaman. sonra bu taraftarlık olsun.