• 1
    dunayda bir takim yokturki tattik dizilisten mahrum kalsin. mahalle maclarinda bile her zaman bir tatik dizilis mevcuttur. kimin nerde ne yapicagini anlamaya ve oyunu daha bir zeki hale getirmeye yararlar. misal 4 2 4 dendigi zaman hepimiz anlariz kimin nerde oynadigini takimin daha cok hucumu mu yoksa savunmayimi dusundugunu . fakat, diziliş terimi pek kullanılmayıp, onun yerine taktik ya da sistem tercih edilmekte. dunyada bir cok taktik dizilis ortaya cikmistir. ama benim ilgi alanim eskide kalan ve artik kullanilmamaya yuz tutmus tatikler. bunlardan bazilari :

    1. 2-3-5 (the pyramid)

    bilinen ilk klasik diziliş “the pyramid” olarak adlandırılan ve sekli pramite benzeye dizilistir. ters pramit.
    mevkiler ve rolleri: 5 li bir forvet hattımız var. her iki kenardakiler right forward(sağ açık-7) ve left forward(sol açık-11), ortadaki central forward(santrfor-9), ve santrfor ile açıkların arasındakiler ise right inside forward(sağ iç-8) ve left inside forward(sol iç-10) olarak adlandırılıyor ve işleri de gol atmak. savunma ile ilgili genel bir rolleri yok. fullback olarak tabir edilen, cm de dlc, drc ya da drlc diye ifade edildiğini gördüğümüz iki bek(2 ve 3 numara) rakibin hücum hattındaki ikinci ve dördüncü oyuncular olan ve iç forvet(right inside-8 ve left inside-10) denen oyuncuları savunmayı üstlenirken, cm de mc olarak ifade edilen, üçlü orta sahanın ortasındaki central half back(santra haf-5), top takımındayken oyunu kurar ve savunmaya geçildiğinde rakibin 5 li forvetinin göbeğindeki centre forward ın(santrfor-9) kontrolünü üstlenir. cm de mr ve ml olarak ifade edebileceğimiz right half-back(sağ haf-4) ve left half-back(sol haf-6), savunmada rakibin iki kanat forvetini(sağ ve sol açıklar-7&11) kontrolden sorumludur. 5 hücumcu, 5 savunmacı.

    http://en.wikipedia.org/...mation_-_Pyramid.png

    2. metodo

    1930 larda italyan milli takımının başında olan vittorio pozzo, 2 3 5 üzerinde biraz oynayarak italyanların metodo adını verdikleri bir diziliş çıkarır ortaya. manchester united ın santra haf ı charlie roberts ı izlerken, daha ofansif bir santra haf fikri oluşmuş pozzo nun kafasında. ancak o dönemde daha çok savunmanın bir parçası olarak görülen orta sahada yapılacak böyle bir değişikliğin savunmada yaratabileceği sıkıntıları da göze almak istemeyen pozzo çözümü, top rakibe geçtiğinde iki iç forvetini biraz daha orta sahaya doğru yaklaştırmakta bulmuş. böylece ortaya 2 3 2 3 olarak ifade edebileceğimiz, takımın çok hızlı bir şekilde atağa çıkmasını sağlayan bir sistem çıkmış. pozzo nun metodo su italya’ya 1934 italya dünya kupası nı getirmiş. uruguay da maracana’da brezilya’yı yenip 1950 brezilya dünya kupası nı kazanırken metodo’ya çok yakın bir anlayışla oynamış.

    http://en.wikipedia.org/...ile:Metodo_(ENG).png

    3. the wm

    1925 yılında ofsayt kuralı değişir. artık 3 yerine 2 savunmacı ofsaytı bozmak için yeterli olacaktır. bu taktik dizilisi bulan chapman, orta sahanın göbeğindeki oyuncuyu defansın ortasına koyar ve ona stoper görevi verir, santra haf ın adı aynı kalmış, rolü biraz değişmiştir. eskiden defansın ortasında olan iki oyuncusunu biraz kanatlara doğru çeker, sağ bek ve sol bek kavramlarını yaratır. artık rakibin kanat oyuncularını onlar karşılayacaktır. orta sahanın iki yanındaki oyuncularını göbeğe yaklaştırır ve onlara da savunmada rakibin iç forvetlerini kontrol etme görevini verir. hücum hattında bir değişikliğe gerek görmez. böylece ortaya 3 2 5 olarak numaralandırabileceğimiz bir diziliş çıkar ki bu diziliş wm olarak adlandırılır.

    http://en.wikipedia.org/...l_Formation_-_WM.png

    4. the ww

    wm ile defansın göbeğine gelen fiziği kuvvetli savunma oyuncusu, onunla baş edebilecek güçte bir forvet oyuncusu ihtiyacını da yaratmış takımlar için. bu gelişme, en çok da voros lobogi(sonradan mtk) isimli macar takımını çalıştıran marton bukovi için sorun olmuş. elinde böyle bir forveti olmayan bukovi, bu soruna çok basit, ama kendisinden sonraki futbolu çok ciddi bir şekilde ekileyecek olan, dahiyane diyebileceğimiz bir çözüm getirir. wm in m ini ters çevirip onu ww yapar, yani karşısındaki savunma oyuncusu ile fizik olarak başa çıkamayan beşli forvetin ortasındaki oyuncusunu biraz geriye çeker ve onun görevini sağ iç ve sol iç forvetlerine verir. bu 3 3 4, daha doğrusu 3 2 1 4 olarak ifade edebileceğimiz bir diziliştir.bir de bu üç oyuncusundan hareket halinde ve paslaşarak oynamalarını ister. ilk kez üç oyunculu duvar paslarını ortaya çıkaran bukovi nin çözümü, rakip defans oyuncularının her biri için tam olarak bela niteliğinde bir hamledir. savunma oyuncuları adamlarını savunduklarında alanları, alanlarını savunduklarında adamları boş kalmaktadır. rakip forvet sayısı bir eksilmiş gibi görünmesine rağmen artık hepsinin bir yerine iki sorumluluğu vardır. gustav szebes bu anlayışı daha da geliştirerek efsanevi macar milli takımı nda uygular. daha fazla ve daha kalabalık ve karmaşık paslaşmalar, daha fazla yer değiştirmeler, herkese eşit yük binmesini amaçlayan, szebes’in “sosyalist futbol” dediği bir düzen vardır macar milli takımında. kaptan ferenc puscas “atağa çıktığımızda ya da savunmaya geçtiğimizde bunu hep birlikte yapardık. biz, total futbol un prototipiydik” sözleri ile anlatmış oyunlarını.

    5. 4-2-4

    rakamlarla ifade edilen ilk diziliş 4 2 4. 1950 lerin başında brezilya milli takımı antrenörü olan flavio costa, “diagonal sistem” adını verdiği sistemini “o cruzeiro” gazetesinde bir makalede şemalar yardımı ile açıklamış ve 4 2 4 terimini de ilk kez burada kullanmış. makale, brezilyalılar için uzun tartışmaların başlangıcı olmuş. yine o dönem futbolun halk arasında en çok konuşulan konulardan biri olduğu macaristan’da da bu fikirler tartışılmaya ve benzeri bir dizilişler denenmeye başlanmış. 4 2 4 e yol açan değişimi başlatan kişi, hiç kuşkusuz marton bukovi. bela guttmann ın ve zeze moreira’nın da bu dizilişin gelişiminde ciddi payı var. gustav szebes’in efsanevi macar milli takımı, 4 2 4 e çok yakın bir diziliş ile yer almış sahada. belki de onları 4 2 4 dizilişinden ayıran tek şey, szebes’in joseph zakarias’ı kullanış biçimi olmuş. kulüp düzeyinde ilk olarak flamengo nun paraguaylı antrenörü fleitas solich üçlü defansın solundaki bekini defansın göbeğine, orta sahanın göbeğindeki oyuncularından soldakini sol beke, sağ iç forvetini de orta sahaya çekerek 4 2 4 uygulamış. santos ve sao paolo da 4 2 4 e ilk geçen kulüplerden olmuş. arjantin ve uruguay daki kulüp takımları da zaman içerisinde 4 2 4 oynamaya başlamışlar. ancak brezilya da geçiş çok çabuk gerçekleşirken arjantin ve uruguay takımlarının bazıları için bu sürenin 10 yılı bulduğu görülüyor. 4 2 4 blokları netleştirerek takım yapılarının basitleşmesini ve organizasyonun akılcılığını getirir. iç forvet kavramı ortadan kalkar. özellikle, göbeğinde birbiri ile işbirliği halindeki ikili ile dörtlü defans çok daha dengeli ve güvenli bir yapı olarak göze çarpar. orta sahadaki iki oyuncuyu istisna tutarsak, oyuncuların kollamaları gereken alanın azalışı, işlerin çok daha hızlı yürüyebilmesine olanak verir. teknik becerilerdeki gelişimle ve oyunun artan temposuyla mükemmel bir biçimde örtüşmüş bir diziliştir. 1958 isveç dünya kupası ndan sonra çok büyük bir hızla yayılır, ancak 60 ların ortalarında terk edilecektir. temelde “altı kişiyle savunma altı kişiyle hücum” ve “iyi savunma daha iyi hücumu getirir” mantığıyla oluşan 4 2 4 fikri brezilya ya 1958 ve 1970 dünya kupalarını getiren taktik olmuş.

    http://en.wikipedia.org/...ormation_-_4-2-4.png

    6. 4-3-3

    1962 yılında şili’de düzenlenen dünya kupası’nda, brezilya antrenörü aimero moreira, şili’nin zorlayıcı koşullarını da düşünerek yaşlanan takımını biraz daha dengeli bir oyun yapısına büründürmek amacı ile sol açık zagallo’yu orta sahaya çeker ve 4 3 3 oluşturur. 3 lü oluşu orta sahanın etkinliğini artırmanın yanısıra, daha merkezi bir yerleşimle kanat beklerinin etkin ofansif çıkışlarına da olanak tanımaktadır. brezilya yine dünya kupasını kazanacak, 4 2 4 de olduğu gibi 4 3 3 de yine bütün dünyada kopyalanacaktır. bu kopyalama işlemini yaparken italyanlar biraz daha farklı bir yöntem geliştirip, wm den türettikleri bir 4 3 3 yaratmışlar.

    http://en.wikipedia.org/wiki/File:4-3-3.gif

    7. 4-4-2

    ingiltere tarafindan 1966 çeyrek finalinde, arjantin karşısında yeni dizilişi tanıtır dünyaya: 4 4 2. kanat oyuncuları ile ünlü ingiliz futbolunda kanatları olmayan bir takım. 4 lü defansın ortasında bir stoper, arkasında bir süpürücü oynar. 4 lü orta sahada kanat yoktur. oyunculardan birisi ikili forvetin arkasında, diğeri de defansın önünde. ilk cm de anchor, son versiyonlarda defensive midfielder olarak karşımıza çıkan bu ouncuya orta sahadan sekecek topları toplayıp oyuna sokma, bazen de markaj görevini vermiş. ilk cm de supporter, sonraları attacking midfielder olarak karşımıza çıkan, forvetin arkasındaki oyuncuya da diamond demiş.

    http://en.wikipedia.org/wiki/File:4-4-2.svg

    kaynak : http://en.wikipedia.org/wiki/Formation_(football)
  • 2
    gegenpressing

    yakın dönemin en iyi ama en az kullanılan taktiklerinden biridir. çünkü “gegenpresing”e uygun oyuncular bulmak ve haftalarca bu sistemi uygulamak oldukça zordur. klopp’un kusursuz uyguladığı bu sistem, borussia dortmund ve liverpool ile en üst noktasına ulaştı.

    “en iyi defans hücumdur” diyenlerin taktiği olan “gegenpressing”de amaç; top rakibin yarı sahasındayken 5-6 oyuncuyla korkunç bir pres yapıp adam adama ve alan markajıyla topu oraya hapsetmek ve kazanmaktır. gereksiz paslardan kaçınılan bu sistemde, direkt futbol ön plandadır. forvette “false nine( orta sahaya yardım eden ancak gol de atan) ” tarzında bir oyuncunun olmazsa olmaz olduğu formattır.

    park the bus

    yalnızca forvet oyuncusunun orta sahada bulunduğu, kaleci dahil 10 oyuncunun ceza sahası etrafında kümelendiği asıl amacın 1 gol dahi yememenin olduğu bir sistemdir. bu sistem genelde skora göre şekillense de bazı küçük takımlar bunu maç başından itibaren uygulamaya koyuluyor.

    en sıkıcı taktik olarak bilinen “parkir bus”ın en önemli temsilcisi jose mourinho’dur. chelsea’nin başındayken özellikle büyük maçlarda ceza sahasına tabiri caizse otobüs çeken portekizli çalıştırıcı, eleştirilere maruz kalsa da birçok başarı kazandı.

    joga bonito

    portekizce’de “güzel oyun” anlamına gelen bu oyun tarzı bir slagon haline de geldi. brezilya’nın kumsallarında ayaklarını güçlendiren, futsalla dar alanda becerilerini arttıran brezilyalılar, futbola ayrı bir güzellik kattılar. göze hoş gelen ve taraflı tarafsız herkesin heyecanla izlediği tek sistem olabilir.

    jogo bonita’da amaç; çapraz koşularla rakibi kandırıp, bilek hareketleriyle adeta dans ederek oyuncu eksiltmektir. 1958 dünya kupası’nda kazanılan şampiyonluk ve yakın dönemde ronaldinho, ronaldo, rivaldo, roberto carlos’un da başını çektiği bu oyun sistemi herkesi adeta hipnotize etmişti.

    body crash football

    sayıların değil kasların, taktiklerin değil vücut kondisyonunun değerli olduğu sistemdir. elbette ki yerleşmiş taktiklerle sahaya çıkılsa da oyun içinde tamamen futbolcu fiziğinin ön plana çıktığı oyun tarzıdır.

    duran topların altın değeri taşıdığı bu oyun tarzı, danimarka, isveç, norveç gibi fizik gücü yüksek olan iskandinav ülkelerinde sistemin ana dayanağı haline geldi.

    catenaccio

    inter ve arjantinli teknik direktör helenio herrera’nın, verrou ve “wm” taktiklerinden esinlendiği tarihin ilk “en katı defansif” oyun sistemidir. göze hoş gelmeyen, oynamaktan çok oynatmamaya yönelik bu sistemle inter ve italyanlar birçok başarı yakaladı.5-3-2 sistemine dayalı bu formatta; 1 ve 2’nci bölge kalabalık tutulup her türlü ofansif tehdit savrulmaya çalışılır. iki stoperin arasında bir süpürücünün, iki bekin biraz daha iç tarafında bulunan orta saha oyuncularının 25-30 metrelik alanda boşluk bırakmadığı katı defans taktiğidir. tek hücum planı kontralar olan bu sistem, 1960’lı yıllarda futbola damgasını vurmuştu.

    kick and rush

    futbol taktikleri arasında “vur ve koş” anlamına gelen bu tarz, sayılara bağlı kalmadan oynanan bir sistemdir. yakalarında düğme yerine bağcıklarla bağlanan formaları, çamurdan kahverengiye dönmüş futbol ayakkabıları ve birbirinden karizma hakemlerin düdük çaldığı ingiltere’de gelişen bu taktik, günümüzde de hâlâ kullanılıyor.

    genelde bir bek ya da kanat oyuncusunun çapraza attığı paslar sonrasında, ters kanatta bulunan oyuncunun patlama gücü ve hızını birleştirerek topla etkili olduğu oyun sistemidir. daha çok çapraz toplara dayalı bu sistemde, ortadan uzun paslarla da defans bloğunun aşılması hedeflenir. diagonal paslarla rakibin dengesinin her zaman bozulduğunu düşünürsek uzun yıllar daha “kick and rush” taktiğini göreceğimizi söyleyebiliriz.

    tiki-taka

    rinus michels’in öğrencisi olduğu cruyff, total futbolun değişik bir versiyonu olarak “tiki-taka”yı icat etti. ajax ve barcelona’da denediği bu sistem yıllarca beğeniyle takip edildi. 4-3-3 sistemini baz alan tiki-taka modeli olabildiğince pas yapmaya dayalıdır. dakikalarca sabırla pas yapan takımda amaç; karşı tarafı topla beraber koşturup yormak ve dalgınlıklarından yararlanıp ara paslarıyla sonuca gitmektir. topu kaybettiklerinde “6 saniye kuralını devreye sokan “tiki-taka”cılar şok presle 6 saniye içinde topu kapıp tekrar pozisyon üretmeyi hedeflerler.

    luis van gaal, rijkaard ve del bosque’nin de büyük başarıyla uyguladığı bu sistem, kulüp ve milli takım bzaında birçok kupa getirdi. günümüzdeki en büyük temsilcisi ise şüphesiz manchester city’nin teknik direktörü pep guardiola’dır.

    total futbol

    general lakaplı rinus michels’in mucidi olduğu bu sistemde teori, top kendi takımında iken sahayı olabildiğince genişletmek ve top rakip takımdayken alanı olabildiğince daraltmaktı. bu da sahanın her yerinde yoğun pres yapmayı olmazsa olmaz kılıyordu. topa sahipken 4-3-3 sisteminde sahada yer alsalar da topu kaybettikleri an hiçbir matematiğe bağlı kalmadan, ofsayt taktiğini de kullanarak rakibe ölümcül yapıyorlardı.

    özellikle 1974 dünya kupası’nda bu sistemin maksimum noktasına ulaşıldı. sistem öyle bir hâl almıştı ki kaybedilen her top sonrası bir anda 6-7 oyuncu bir oyuncunun üzerine koşup, rakip oyuncunun paniklemesine ve uzun top oynayıp ofsayta kalmalarına sebep veriyordu. günümüzde bu çılgın formatı deneyen kulüp bulunmuyor.

    aykut kocaman taktiği

    magician'ın özel isteği üzerine eklemek istediğim türkiyede en çok kullanılan taktiklerden biri.
    ilk golü atıyorsun baba hemen forvetleri çıkartıp bir stoper bir defansif orta saha alıyorsun ve maç bitene kadar gol yememeye çalışıyorsun.

    edit: ekleme

    (via: burak özgül)