• 1
    30 yaşındayım ve kendimi bildim bileli futbolun içindeyim. yıllarca çeşitli yaş kategorilerinde oynadım, daha sonra halı sahada oynayarak ve iyi bir seyirci olarak (ingiltere, ispanya, kısmen almanya ve italya ligleri dahil) futbolla ilgilenmeye devam ettim, ediyorum. çevremde futbol ile ilgilenmeyen erkek sayısı yok denilecek kadar az. hiç oynamayan bile derbileri izleyip heyecanına kendini kaptırıyor. ama nereye kadar? herşeyin modası geçiyor, herşey yenileniyor, güncelleniyor ama futbol hep aynı önemde. hatta gün geçtikçe futbol için harcanan para ve zaman da artıyor. bu sadece türkiyede değil, tüm dünyada bu şekilde. sadece bir oyun, bir spor dalı halbuki... insanlar futbolla yatıp futbolla kalkıyor, namus meselesi haline getiren taraftarlar mevcut, hatta adam öldürenler var bu oyun için... insanlar yaralanıp ölüyor, futbol hala aynı futbol... tüm dünyada bu kadar önemli olan bu oyun ne zaman değerini kaybedecek? bunun bir sonu gelecek mi merak içindeyim... gelecekse de ne zaman ve nasıl gelecek?
  • 2
    futbol bir gün önemini kaybederse sebebi büyük ihtimal e-spor olacaktır. eskiden sokakta futbol oynayan neslin yerini bilgisayarında oyun oynayan bir nesil aldı. özellikle 2000 sonrası doğan gençlerin ilgisi sanal ortama kaydı. futbol hala çok önemli ama bu gençler büyüyüp nüfusun çoğunluğunu oluşturduğunda durum farklı olabilir. hayatını futbolla kazanan dembele, mesut özil gibi futbolcuların bile oyun bağımlılığı nedeniyle işlerini aksattığı yönünde haberler çıkıyor. şuan için çok önemli görünmese de gol sevinçlerinde oyun karakterlerini taklit etmeler başladı. tüm bunlar futbolun önemine darbe vurabilir ama belki de futbol sanal dünyaya ayak uydurarak yeni neslin ilgi odağı olmayı sürdürür.
  • 4
    futbolun bu kadar çok sevilmesinin sebebi temelde çok kolay bir oyun olması. küçücük bir çocuk için bile çok basit bir olay; topa vur ve goool! bu kadar.

    insanoğlu doğası gereği yapabildiği şeylerden zevk alır. dolayısıyla bu kadar kolay benimsenen ve sevilen bir oyundan vazgeçmek insanoğlu için pek mümkün olan bir şey değil bana kalırsa. karşılaştırma olması açısından; basketbol da temelde kolay bir branştır mesela, küçük bir çocuğa ufak bir top verirsin, duvara minik bir çember monte edersin, o kadar. ancak oyun olan bu sporlar profesyonelleştikçe daha çetrefilli bir hale bürünürler. basketbol detay ve kural açısından futbola nazara daha yoğundur ve bu birçok sporseveri soğutur bir noktada.

    futbolsuz bir dünya düşünülemez. :(
  • 5
    yakın tarihte yaşamasını beklemediğim olaydır.
    günümüz dünyasında gelişen teknoloji sayesinde bir gün e - spor yerini alabilir, şu ana kadar en güçlü rakip olarak onu görüyorum.
    ülkemiz açısından gördüğüm en büyük sıkıntı ise biz galatasaraylı, fenerli veya beşiktaşlı olarak yetiştik. dünya' daki diğer kulüpler hakkında orta okul ve lise dönemlerinde bir şeyler öğrenmeye başladık. günümüz teknolojisinde ise çocuklar ve gençler çok rahatlıkla bütün takımlara, bütün liglere ulaşabiliyor. eğer bu kısır çekişme ve kalitesiz futbol devam ederse ileride galatasaraylı, fenerbahçeli çocuklar değil real madrid madridli, barcelonalı veya manchester cityli çocuklar olarak yetişir. işte o dönem ülkemizde ki futbola ciddi bir darbe vurur. açıkçası yakın dönemde bunun gerçekleşebileceğini düşünüyorum.
  • 6
    futbolun öznesi, olmazsa olmazı insandır ancak körelten, çıkarları doğrultusunda yozlaştıran da sonrasında alt tarafı oyun diye basitleştirmeye çalışan da insandır. dünyayı batıran insan, bir gün gelip futbolu da yok olma aşamasına getirecektir eminim ve işte o gün bile taraftarlık mekanizması varlığını koruyacaktır belki ama bugün taşıdığı büyük anlamı taşımayacaktır.

    futboldan çok galatasarayı seven, başka takımların * maçlarına zor tahammül eden, çoğu zaman izlemeyen biri olarak benim için galatasaray nedeniyle asla önemini yitirmeyecektir. *
    (bkz: aslolan galatasaraydır)
    (bkz: yüksel ta arşa kadar şanlı galatasaray)
  • 7
    benim için asla olmayacak durum. biz toz toprak içinde, mesaisi sabah 7-8 gibi başlayıp akşam babası işten gelinceye kadar, karnını gün boyu salçalı ekmekle doyuracak kadar sevdik futbolu. ama yukarıdaki şu esporla alakalı entrylerede kesinlikle katılıyorum. üzülerek belirtmekte fayda var çocuklarımızın futbol oynayacağı ne bir alan var ne de ilgilenen.
  • 8
    futbol, önemini hiçbir zaman kaybetmez.
    fakat, zaman ilerliyor.
    pek çok şey değişiyor, gelişim gösteriyor.
    hiç şüphesiz, futbol da bu durumdan nasibini alacak ve değişecektir.
    aslında bu konu uzun süredir zihnimi kurcalıyor.
    futbolun gelişimi ve çağa ayak uydurması sorunsalını, futbol ve teknoloji ilişkisini ayrıca ele alacağım yakın bir zamanda.
    bu arada, futbolun önemini yitirmemesi de ben ve benim gibi milyonlarca futbolsever için gayet olumlu bir durum.
    ama şu da bir gerçek ki futbolu bana sevdiren galatasaray'dır.
    hayatımda izlediğim ilk futbol maçı bir galatasaray maçıydı.
    (bkz: 17 ağustos 1996 galatasaray trabzonspor maçı)
    hayatımda öğrendiğim ilk futbolcu ismi galatasaraylı bir futbolcunun ismiydi.
    (bkz: gheorghe hagi)
    ve yine hayatımda öğrendiğim ilk teknik direktör ismi, galatasaray'ın teknik direktörüydü.
    (bkz: imparator fatih terim)
    tabii ki galatasaray'ın faaliyet gösterdiği pek çok spor dalı var; ama futbol açısından bakarsak, bana futbolu galatasaray sevdirdi.
    (bkz: bize her sevdadan geriye kalan sadece galatasaray)
  • 9
    net bir şekilde 35-40 yaşlarına geldiğinde kaybediyor önemini.

    bu yaşta insan hayat mücadelesinin içerisindeyken gerçekten nelerin önemli olduğunu anlayıveriyor. sevdiği bir iş, ailesi, arkadaşları. insanın karşısına sevinecek ve üzülecek gerçek şeyler çıkıverdiği için boş işlere kafayı fazla takmamaya başlıyor.

    ayrıca futbolun nasıl hükümetler tarafından seni başka şeylerden uzak tutmak için kullanıldığını farkediyorsun. lüzumsuz polemiklerle içindeki mücadele enerjisini boşalttıklarını görüyorsun. üstüne bir de bu düzeni korumak için şikesine ve her türlü başka pisliğe nasıl izin verdiklerini görünce soğuyorsun, senin için önemini kaybediyor.

    futbolu hayatına bir spor karşılaşması olarak sportmen bakış açısıyla sokarsan, düzen de belli etik ve ahlaki kurallardan taviz vermiyorsa, yenilsen de yensen de hayat boyu zevk alarak takip edersin bak. ama bu biz türkler değiliz, bundesliga filan.
  • 10
    apokaliptik bir gelecek ihtimalini gözardı edersek ki bence o kadar düşük bir ihtimal değil*, "kaybetmeyecek" diye cevaplanacak sorunsal.

    futbolu, geçmiş çağların cemaatlerinden yola çıkıp bugünün sivil toplum kuruluşlarına hatta bugünün cemaat/cemiyet kavramlarına bakarak okumak gerek bence. aidiyete ve topluca yaşamaya olan isteği hiç bitmez insan denen canlının. kendi ritüelleri olan modern cemaatler var olmaya devam eder, futbol gibi. stadyumlar da bir nevi ibadethane gibi ortak bir yönelimin ve enerjinin depolandığı, yansıtıldığı yerler. bir merkez arayışı ve onun etrafında toplanıp güvende hissetme isteği üzerinden okunabilir bu da.
  • 11
    teknolojinin yaygınlaşması ve inşaat sektöründeki büyümeyle futbolun yakın gelecekte önemini kaybedeceğini düşündüğüm sorunsal. nitekim bilgisayar oyunlarının gelişimi ve sokaklarda futbol oynayacak alanların kayboluşu futbolun sahadaki popülaritesini önümüzdeki yıllarda daha da düşürecektir. öyle ki sokakta biten spor, sporcuda yetiştiremez hale gelecektir.
  • 12
    teknoloji ve endüstri ile ne kadar çok bütünleşirse, insan faktörü, insana ait özellikler ne kadar azalırsa futbola olan duygusal ilgi de o denli azalır diye düşünüyorum. taraftarlar dediğimiz kitlelerin kulüplerine duydukları aidiyet hissinin yanında futbolun insanlar üzerinde yarattığı adeta ruhsal bir etki vardır dersek yanlış olmaz. bir şey mekanikleştikçe manevi yönünü de kaybeder. başka alanlarda da olduğu gibi futbolda da gidişatın bu yönde olduğunu görüyoruz ve bu bağlamda gelecek nesillerin bize ve bizden öncekilere nazaran futbolla daha az gönül bağı kuracağı bir döneme girdiğimizi düşünüyorum. peki futbol seyircisini kaybeder mi? bu soruya "kaybeder" şeklinde cevap veremiyorum çünkü futbolu yöneten, daha doğrusu ele geçiren endüstri "müşteri" olarak gördüğü taraftarın ilgisini çeken yöntemleri her zaman geliştirecektir ama geleneksek, köklü futbol camialarının en temel yapı taşı olan aidiyet hissinin, gerçek anlamda taraftarlığın hasar alacağını öngörmek hiç de mantıksız değil.