• 3
    sezon başından beri hocanın melo'yu ve hamit'i kayırdığını söyleyip yekta'nın ikisinden de iyi performans vereceğini, cezalı olduğu süreçte antremanlarını bile kaçırmadan takip ettikleri engin baytar'ın ise şampiyonlar ligi maçında ilk 11 başlaması gerektiğini iddia edip bugün bir tanesi maç boyunca gözükmez diğeri de 10 metre önündeki arkadaşına pas veremezken maç sonunda bu konuda hiç bir şey söylemeyen galatasaray sözlük yazarları tabi ki bu tanıma girmez.

    her puan kaybında olduğu gibi burada fatih terim, emre çolak, aydın yılmaz başlıkları hortlamış yine. aynen devam edin beyler, her puan kaybında da altyapından çıkan topçularla ömrünü senin takımına adamış teknik direktörünüze eleştiri sınırları dışına çıkarak saydırmaya devam edin. başarılı olduklarında da hiç yüzünüz kızarmadan burada en övgü dolu sözleri söyleyip galatasaraylılık hikayelerinizi anlatın. haydi aslanlarım kim tutar sizi.
  • 7
    sözlükteki kimsenin kendisine yakıştıramadığı fakat ilk 11 şöyle olmalı, taktik böyle olmalı tarzında entry giren çoğu yazarın enrty'lerini okuduğumuzda sözlükte de bolca temsilcisi olduğunu farkettiğimiz durum.

    öncelikle hepimiz taraftarız. hepimiz bu takımın iyiliğini istiyoruz. iyi niyetimizle fikirlerimizi beyan ediyoruz, herhangi bir sorun hakkında çözüm üretmeye çalışıyoruz. buraya kadar her şey normal ama sorun şu ki bilgi sahibi olmadığımız bir konu hakkında fikir belirtmek boş konuşmaktan başka bir şey değil ne yazık ki.

    ben kendimden örnek vereyim futbol bilgimin üst düzey olduğunu düşünmüyorum. bu entry'de olduğu gibi gözlemlerimi yazarım buraya veya takımımız hakkında bir yorum yaparken de "bence" kullanırım. çok şey biliyorumuş gibi gözükmeye çalışmam çünkü bilmiyorum.

    bilmediğimizin farkında olmak kötü bir şey değil arkadaşlar. sözlüğü bunun farkında olarak kullanırsak kimse size cevap vermek ihtiyacı hissetmez.
  • 8
    bana göre bir insanı bu ve benzeri sıfatlarla itham etmek büyük saygısızlıktır. futbol subjektif bir oyun. olmayacak işler olmayacak sonuçlar doğurabiliyor. dolayısıyla elbet herkes kendi görüşünü savunmalı ama her görüşe de saygı duymalı. doğru olmadığını düşünüyorsan bir görüşün bunun nedenlerini belirtmek en iyi yol. iletişim bunu gerektiriyor zira. birbirimize saygısızlık ederek hiç bir yere varamayız.
  • 10
    hepimizin ortak sevdası olan galatasaray üzerinden birbirinizi kırıp dökmeye, hakaret etmeye gerek olmadığını düşünüyorum. aramızda "truva atı" gibi girmiş kişiler hariç herkes galatasaray' ın iyiliğini ve güzelliğini istiyor. takımımızın galibiyetiyle sevinip, mağlubiyetiyle üzülüyor. herkesi birazcık daha aklı selim olmaya davet ediyorum. hepimizin ortak teması sarı kırmızı renkler ve galatasaray, galip gelmesi ve güzel oynaması için herkes elinden geleni yapmaya ve fikir üretmeye çalışıyor.
  • 16
    https://twitter.com/.../1056128395011125248

    aynı zamanda aşırı doz holiganizm ile birlikte saygısız da olabilmektir. özellikle futbolla bir alakası, birikimi olmadığı halde (artık kimin torpillisiyse) futbol yorumculuğu yapabilenleri açısından durum çok daha vahim.

    sahiden bu işin bir kriteri yok mu? yani adamını bulsak biz de çıkıp bir tv kanalında futbol makarası yapabiliyor muyuz?
  • 18
    şu anda isimlerini vermek istemediğim bir spiker ve yorumcu arkadaşı barcelona’nın cl’deki maçını yorumluyorlar. hem de trt spor’da. bir frikik atışında rakip futbolcu, barcelonalı futbolcu frikik atışı esnasında topa vurmadan hareketlenip barajın arkasına yatıyor ve yerden atılan frikiğe engel oluyor.

    bu spiker -ki türkiye’nin en bilinçlisidir- ve arkadaşı aynen şunu söylüyor. bu hareket yapılabilir mi, hakem de hiçbir şey yapmadı. bundan sonra bu tür hareketlere dikkat edeceklerdir. yani yapılan hareketin kural dışı olduğunu düşünüyorlar. hani hakem düdük çalmadan 9.15 dairesine girme yasağı var ya, bu arkadaşlar bu yasağı tüm sahaya yaymışlar.:)

    bu ülkede ofsayt kuralını tarif edebilecek futbolcu ve teknik adam sayısı bir elin parmaklarını, futbolun tüm kurallarını bilen teknik adam sayısı ise üçü geçmez. yani futbol konusunda cehalet diz boyu. yorumcuların %90’ı, ceza alanı içindeki penaltılarda sarı-kırmızı kart konusunda fifa’nın yaptığı kural değişikliğini hala anlayamadı.

    turgay demir diye birisi var ya hani. geçen hafta defalarca şunu söyledi; muslera’nın antalyaspor maçındaki pozisyonu ile ufuk yuvakuran’ın sanırım yine beşiktaş antalyaspor maçındaki pozisyonu arasında ne fark var? bu soruya yanındaki erman toroğlu dahil en az on yorumcu-eski futbolcu- cevap veremedi. neden veremediler çünkü kuralları bilmiyorlar.

    muslera ile utku’nun pozisyonu arasında iki fark var. birincisi, muslera topa daha yakın ve topa rakibinden daha önce vuruyor. ikincisi antalyasporlu maicon’un hemen yanında ozan ve mariano var. her iki durum da kartı bırakın faulü bile etkileyecek farklar. aynı hizada ikinci bir oyuncu olması bariz gol şansı yorumunu ortadan kaldırır.

    yılların spor yorumcusu hıncal uluç’a ne demeli. akhisarla oynadığımız süper kupa maçında, rodrigues’in pozisyonuna kırmızı değil dedi. yine ceza alanı içinde arkadan çekip bırakmalara faul vermeyin diyormuş fifa ib kuralları. her ikisi de komik derecesinde yanlış yorum. süper kupadaki pozisyonu açıklamaya gerek bile duymuyorum çünkü bütün türkiye güldü hıncal uluç’a. arkadan çekip bırakmalar konusunu ise yine yanlış yorumluyor. fifa’nın söylediği şu; rakip futbolcunun avantajını bozmayan arkadan çekip bırakmalara faul çalmayın. neden söylüyorlar bunu; maçlarda çok görürüz, rakip arkadan çeker futbolcuyu fakat futbolcu kendini bırakmaz, düşmez topla gitmek ister. topla giden futbolcunun avantajı da kaybolmaz bazı istisnalar dışında. işte bu pozisyonlarda faul verilmemeli. çünkü bu pozisyonlarda faul çalınırsa haksız müdahale eden futbolcunun lehine topla gitmek isteyenin aleyhine bir sonuç doğuyor. ancak ceza alanı içindeki tutup bırakmalar çok farklı. gol vuruşları, dönüşler anlık hatta saliselik işler. ufak bir tutma ya da dokunma ile rakibin dengesini bozup gol vuruşu yapmasına engel olabilirsin. yani arkadan tutup bırakmalarda arkadan tutulan futbolcu aleyhine bir sonuç doğmuşsa karar kesin faul, ceza alanı içindeyse penaltı ve kırmızı karttır.

    daha nice yanlışlar yapılıyor, nice potlar kırılıyor. bunlara yetişmek o kadar zor ki.

    türk futbolcuları oyun kurallarını tam bilmediğinden avrupadaki maçlarda çok büyük hatalar yapıyor ve yenilgilere neden oluyorlar. teknik adamların çoğunluğu da kuralları yeterince bilmediğinden futbolculara öğretmiyorlar ve sonuç hep hüsran oluyor. bu konuda da en iyisi yine galatasaray bunu tartışmak bile abestir.

    bu durumu ortadan kaldırmak için her üç ayda bir, kritik pozisyonlar konusunda tecrübeli hakemlerin futbolculara görüntülü seminer vermesi gerekir. aksi halde daha çok debelenip dururuz.