• gezi eylemleri sırasında ntvspor mikrofonunu yere attığı için cenk akyol’un cezalandırılmasını istediği bir mektup yazmıştı dönemin galatasaray kulübü icra kurulu başkanı lütfi arıboğan’a.

    galatasaray herhangi bir ceza vermemiş olsa da o sürecin sonunda milli takım kadrosuna alınmamıştı cenk akyol. kadroda olmayı fazlasıyla haketmesine rağmen.

    böyle birsidir işte fuat akdağ. oğuz haksever’in spor şubesidir. doğuş grubu müdüründen ne beklersin ki?
  • arkasında doğuş yayın grubu gibi ülkenin en güçlü medya gruplarından olan, adında ntv gibi bir tanınmış bir markanın gücünü taşıyan ntv spor'u kapattırmayı başarabilmiş genel yayın yönetmeni. bir de kanal kapanmadan, herkesten önce tüydü gitti. kapanmadan 2 gün önce istifa edip tatile çıktı.

    kimse de "kanal zarar ediyorsa kapatılır." demesin. zarar etmesinin sebebi bu arkadaş zaten. iyi ve güzel bir kanalı zaman içinde mahvetti. 3 temmuz zamanı her programda "maç görüntüleri, özetleri çok pahalı, alamıyoruz." diye ağlayan kişiydi. şimdi herkes alabiliyor özetleri, ama beyim oralı bile olmadı. eskiden olan "yenilsen de yensen de" gibi kaliteli programları kaldırıp yerine dandik dandik yorum programlarını dayadı sürekli. bütün iyi yorumcularını bein'e, tivibu'ya falan kaptırdı. geriye bir tek garibim mert aydın kaldı, onu da kaptırırdı kanal kapanmasa zaten. yahu sunucularda bile bir kalite vardı, hepsi gitti, dayadı erbatur ergenekon ve tuğba dural'ı. neyse yaptığı hatalar daha uzar gider.

    unutmadan yazayım, radyoyu da idare edemedi. yanılmıyorsam orası da buna bağlıydı. radyoda "ateş arabaları" gibi harika bir program olmasına rağmen. sonradan kitap oldu hatta o program.

    bu başarına rağmen sana iş veren patronun aklını seveyim.

    not: ne ntv'yi, ne de ntv spor'u severim. sadece bu arkadaşın beceriksizliğini başlığına not düşmek istedim.
  • uzun süredir önemli bir televizyonda ve gazetede üst düzey konumda olmasıyla, hepimize subliminal bir mesaj vermektedir: ne kadar az omurga, o kadar köfte. muktedirlere ufacık bile olsa dokunacak konuları, müthiş bir önseziyle, daha başlamadan 'amaaan canım, ne ilgisi var şimdi bunun'' vb. gibi cümlelerle bertaraf eder. mükemmel bir yetenek. geri kalan her konuda vasat bile değildir.

    cenk akyol için galatasaray yönetimine yazdığı yazıyı aklıma geldikçe arada okurum. ciddiye alıp cevap bile vermemişti yönetimimiz.
  • spor servisi programında az önce* meireles konusunda görüntüye bakılmasının doğru olduğunu ve fakat melo konusunda hakeme inanmamız gerektiğini söyledi. akşam gazetesinin fotoğrafıyla sabit ki olayın gerçekleştiği anda yerden düdüğünü almakla meşgul bir adamın pozisyona dair olmayan görgüsüne güvenip, meireles suratıma tükürdü diyen ve bilfiil olayı yaşamış hakeme güvenmemeyi tercih ediyor yahu adam. şu taraflı olmak insanı ne kadar küçültüyor.
  • agir olacak belki ama buyuk yalama... her sabah "aman aziz yildirim'a bir elestiri getirilir, sike filan konusulur aman aman" diye oraya dikilmis bir bekci gibi...

    meslektaslarin yasadisi bicimde stadlara alinmiyor, hem de yalan olmadigi aziz yildirim tarafindan ustu kapali kabul edilmis bir haberden dolayi. agzini acip bir sey diyemiyorsun, elestiremiyorsun, elestirilmesin diye kirk takla atiyorsun.

    yazik be. koskoca adamsin dustugun hallere bak.
  • eskiden galatasaraylı olan ve son birkaç yıldır takım tutmadığını söyleyen spor adamı. takım tutmamaya karar verdikten sonra galatasaray'ı bırakmakta oldukça zorlanmış, bir sene boyunca iki arada bir derede kalmış ama en sonunda bir takıma bağlı kalmamayı başarmıştır.

    ayrıca televizyon hayatına bir adet "pul" sayesinde atılmıştır. şöyleki; ziraat fakültesinden mezun olduktan sonra bir iş bulamamıştır. bir gün ailesi ile birlikte evlerinde otururlarken, trt'de "spiker adayları aranıyor" ilanını gören babası sınavlara girmesi için kendisini teşvik etmiş ve kendisi de bunu kabul etmiştir. evraklarını hazırlayıp başvuru için kuyruğa girmiş fakat sıra kendisine geldiğinde görevli evrakları içerisinde bir adet pulun eksik olduğunu söylemiştir. başvurudan vazgeçip tam oradan ayrılırken kuyrukta bekleyen bir arkadaşı fazla pulu olduğunu söylemiş ve başvurusunu tekrar yapmak için kuruğa girmiştir.

    trt'de haber spikerliğinin ardından spor spikeri olmuş ve şu an ntv spor müdürüdür.

    kaynak: bizzat kendisi.
  • 21 kasım 2012 tarihli spor servisi programında futbol/spor yorumcularının takım tutmasının en doğal hakları olduğu, ancak bunu işlerine karıştırmak gibi bir lüksleri olmadığı konusunda uzun uzadıya konuşan; artık nereden ne duyup gocunduysa yaklaşık 10 dakika "benim olduğum yerde taraflı yorum yapan art niyetli insan barınmaz" mealinden konuşan zat. yüzde yüz futbol zaten kendisinin müdür olduğu kanalda değil, al jaazere sports'da yayınlanıyor zira.
  • bu vasifsiz elemanin ntvspor’da yillarca mudurluk yapmasi, simdilerde ise hurriyet gibi yuksek tirajli bir gazetede yazarliga baslayacak olmasi turkiye’nin neden gelisemediginin orneklerinden biridir.

    birisi ciksin halka anlatsin, bu adam hangi ozelliginden dolayi bu statude? yav siktir et statuyu, hangi ozelliginden dolayi gazeteci ulan bu adam?

    tek bir islevi var o da karsisinda konusani kafasiyla onaylamak. kendi fikri bile yok.

    cildiriyorum bu tiplere. meme gormus ergen irisi gibi deliriyorum.
  • ntvspor'un kapanıp kapanmaması ile değil de, daha çok bu arkadaşın önünde yazanı okumasıyla ilgili konuşacağım. yahu arkadaş bir insan ingilizce telaffuzları bilmeyebilir, kaldı ki sen spor camiasında çalışan birisin. üstelik müdür sıfatıyla çalışıyorsun, az bir şey ingilizce bilmen lazım. yani hiç değilse oyuncuların isimlerini falan okumayı biraz bilmen lazım.

    ama yok arkadaş sen normal kağıtta yazanı da okuyamıyorsun ya. açıyorum sabah spor servisini, 2 cümlesinden birisinde hata var. hele hele bafetimbi gomis yerine 'batefimbi' demesi yok mu beni öldürüyor ya. yahu senin kanalda haber hazırlayıp sunan spikerin bile bunu doğru okurken sen nasıl yanlış okursun, onlar telaffuz ederken hiç mi duymadın. hani bir de yazıldığı gibi okunan bir kelime. çok telaffuz becerisi falan istemiyor nasıl yazıyorsa öyle okuyacaksın ama yok olmuyor, illa o 't' ile 'f' yer değiştirecek.

    sadece gomiste de değil, bir çok kelimeyi yanlış okuyor. yani siz ne düşünüyorsunuz bilemiyorum ancak bu benim ciddi anlamda sinirime dokunuyor. öyle dil bilgisi uzmanı falan da değilim ve televizyona çıksam eminim ben de onun kadar yanlış okurum heyecandan vs ama fuat akdağ bu işte yıllardır var. diksiyon, hitabet vs öğrenmesi gerekir. yoldan geçen biriyle bu adamın konuşma şekli bir olmamalı. yani anlatacaklarım bu kadardı, müdürlüğü yönetmenliği şusu busu ben bilmem ancak, diksiyonu maalesef kötü. kendisi hakkında eleştirim budur.
  • 90 dakika programı süresince canının sıkıldığını tahmin ettiğim ntv spor müdürü. o kadar canı sıkılıyor ki, maçlarla ilgili hiç bir yorum yapmıyor, orda konuşan kişilerle muhattap olmak istemiyor. sadece " bir reklam arası verelim", "evet yeniden birlikteyiz", "haftaya görüşmek üzere" diyor. inanıyorum ki rahmetli kenan onuk'un mirası olmasa o programda bir dakika durmaz.

    (bkz: böyle bir şey olabilir mi haşmet)
  • "binlerce sayfa tape okuduk hiç bir şey anlamadık" dedi aziz yıldırım'a.

    korkmuş olabilir. zira ters bir laf ederse aziz yıldırım'dan azar işiteceğini hissetmiştir belki de.
    salak olabilir. zira o kadar sayfadan neler döndüğünü anlamamak zor iş.
    ya da şike konusunda şuurunu yitirmiş fenerbahçelilerden biri olabilir. iddaanamenin uydurma olduğunu düşünmüştür.

    bence fuat akdağ ne yalnızca bir salak, ne korkağın biri, ne de sadece fanatik bir fenerbahçeli...

    fuat akdağ zeki bir adam olduğundan korkmuş, ama azardan değil işinden olmaktan. işinden olmamak için de yapması gereken tek şeyi yapmış ve bir taraf seçmiş, fenerbahçe tarafı dahi değil, ntv ve ntv spor tarafı.

    düzen bozuk düzen, fuat akdağ değil.
    bu yaşında bu saf adamı bu denli köşeye sıkıştıran düzene lanet olsun.
  • yahu ben mi çok polyannayım bilmiyorum ama bu adam bu kadar sevimsiz ve saygısız bir adam değildi sanki önceden. ne olduysa son 1-2 yılda oldu bu adama. içten pazarlıklı bir haleti ruhiyeye girdi adam. eskiden de çok matah değildi ama en azından bu kadar birilerinin adamı olduğunu belli etmiyordu sanki. belki de ben görememişimdir kim bilir. ne koltuklarda ne adamlar oturuyor bu ülkede. kendisi ve terbiyesiz tavırları o kadar sıradan gelmeye başladı ki..