• yoktur böyle bir şey. her yerde görüyorum yok hoca formsuz, yok hoca formunu bulamadı.

    hoca dediğinin formu olmaz. hoca olmak için günde çift antrenmana gerek yoktur. hocanın her gün salona girip iki saat çalışmasına gerek yoktur. hatta hocanın diyet listesine, yediğine içtiğine dikkat etmesine bile gerek yoktur.

    hocalık mental bir iştir. kafayla yapılır. mental formsuzluk diye bir şey de yoktur. depresyon vs belki.

    hoca formsuz değildir. hoca çağı yakalayamamıştır. tıpkı mourinho gibi, tıpkı wenger gibi, tıpkı zamanında villas-boas, van gaal gibi.

    hoca dediğin her rakibini izler, takip eder. hoca, yardımcılarıyla(?) fikir alışverişi yapar; analistlerinden(?), scoutlarından(?) rapor alır. mümkün mertebe bütün ligleri, bütün taktiksel yenilikleri takip eder. uyarlamaya çalışır. hoca dediğin fm bile oynar yeri geldiğinde. hoca dediğin köşe yazısı okur, makale okur.

    hoca arar. hoca dener. hoca çözüm üretir. hoca yeri geldiğinde sistemi için takımı zorlar, ama yeri geldiğinde pragmatist olmasını da bilir. hoca elindeki malzemeden en güzel yemeği yapmaya çalışır. elinde un, şeker, yağ varsa helva yapar. portakallı ördek yapmaya çalışmaz.

    hoca formsuz olmaz.
  • formlusunu formsuzunu anlamam.

    bir insan nasıl olur da kimsenin beğenmediği, udineseden bile defalarca def edilen igor tudorun takımına derbi performansı dışında - ki bu da tartışılır- bir şey katamaz?
    takım nasıl 2 yıldır oyun olarak her maç geriye gider?
    isyan eden tek oyuncusu kiraladığı oyuncusu olur?

    yoksa ilk defa 6 yemiyoruz bir takımdan. kendi evimizde de 6 yedik realden daha önce ve tabi ezeli rakibimizden de. ilk defa paspas olmuyoruz avrupada.

    ve asıl sorulması gereken bu sorularda değil. asıl soru şu; 2 yıldır bir şey katamayan neden şimdi bir şey katsın?
  • bir şeyin eskiden gösterdiği verimliliği gösterememesine form düşüklüğü dersek eğer kullanılışı çok mantıklı olan olumsuz sıfat tamlaması.

    teknik direktörlerin de eskiden gösterdiği, onları verimli kılan birçok özelliği eksik göstermelerine denir. oyunu yanlış okumak, aynı hatayı tekrar tekrar yapmak, enerjisini kaybetmek gibi. birçoğunu başlıkta arkadaşımız yazmış zaten ama doğru tanımlama bu. mesela bu yanlışları terim yapınca formsuz deriz çünkü bu adam daha önce kendini kanıtlamış ve 'formu' bu değil**. ama aynı hataları tudor yaparsa deriz ki bu adam buranın hocası değil. çünkü kendini daha kanıtlamamıştır. gösterdiği kadarıyla formu hakkında bu yorum yapılır kesin değildir orası ayrı. belki tudor bambaşka bir forma erişip harika bir antrenör olacak.**

    beynim yandı. evet.
  • teknik direktör de formsuz olur. fiziksel olarak sahaya cıkmamaları formsuz olmayacakları anlamına gelmez. teknik direktörler maçları kafasında oynar ve ona göre takımını hazırlar. yaptığı oyunlarda sıkıntı çıkaracak durumlarda denemelerini yapar ve bunu gercek dünya da yaparak takımını sonuca ulaştırır. formsuzluk burada devreye girer, kafasında uyguladığı denemeler yanlış olur sahaya yansır ve bu kısır bir döngüye girer. bu kısır döngüden cıkması bazen uzun sürer, bazen kısa sürer bazen de hiç bitmez. futbolda 50 tane taktik, 100 tane sistem yok. elinde ki oyuncudan verim alabilme var. taktik olarak geride kaldığı düşünülen hocamız terim, gegenpress denen oyunun ilk örneklerini 20 yıl önce oynatırken, fierontina oyuncusu mihalovic toplu hücüm toplu savunma gibi garip fikirleri vardı diyor terim için. bugün herkesin dilinde topluca hareket etmeliyiz diye. en büyük hayalim 2-5-3 oynamak diyordu yine 20 yıl önce ve bunu bugün en iyi uygulayan hoca guardiola. terim futbolun geleceği yeri yıllar önceden görebilen bir taktisyen. şu anda da formsuzdur ve formsuz olduğu için yaptığı hamleler hep yanlış oluyor. bu döngüden ne zaman çıkarsa takım o zaman şaha kalkar.