• 481
    zorunlu opsiyonların direk bonservis olarak sayıldığı uygulama. yani diagne'nin brugge transferindeki opsiyonu zorunlu olsaydı biz o parayı bu sezon* kullanmak zorunda kalacaktık. ancak yapılan anlaşmada opsiyon zorunlu olmadı için o parayı önümüzdeki yazın * bütçesine eklemiş olduk. opsiyon zorunlu değil diagne seneye dönecek diye bir durum yok. yönetim luyindama'daki gibi akıllıca bir iş yapmış.
  • 487
    insanların mitroglou'dan gelen 1,250 milyon €'yu saymayı sürekli göz ardı ettiği, aldığımız cezanın temelini oluşturan yapı.

    arkadaşlar diagne ile mitroglou transferlerinin arasında bir fark yok. mitroglou 2 yıllığına bizim sözleşmeli oyuncumuzdu. evet, kiraladığımız evi kiraya vermiş gibi oluyoruz. ama ev sahibi izin verdikçe tamamen yasal bir durum bu.
  • 488
    hocanın* son zamanlardaki bütün demeçlerinde ısrarla dile getirmesinden anlaşılıyor ki, halâ demoklesin kılıcı gibi tepemizde sallanmaktadır.

    tabii ki bu sezon yaşadığımız durağanlığın tek ve asıl sebebi olamaz ama sürekli gündeme geldiğine göre sıkıntı büyük ya da istenilen transferlerde elimizi ciddi anlamda kilitliyor.
  • 489
    oyuncu satmazsak bize nefes aldırmayacak regülasyon. fatih hoca da aynısını söylemiş.

    --- alıntı ---

    "biz isi gucu birakacagiz oyuncu satacagiz ki tespit ettigimiz oyunculari alabilelim..."

    fatih terim

    --- alıntı ---

    alt yapıdan oyuncu çıkarıp oynatamazsak; maliyeti düşük, pazarlanması müsait oyuncular bulup, pazara çıkaramazsak, kimi nasıl satacağız? seri-nzonzi-lemina-andone-emre mor kiralık. martin linnes'i kömürlüğe kaldırıp, futbolunun son senelerini yaşayan mariano-nagatomo'yu kadroda tuttuk. muslera satılmaz, belhanda-feghouli maaşlarını bırakıp gitmez. durmaz-ömer-adem-selçuk-taşdemir-şener malum. elimizde christian luyindama teixeira marcao ikilisi'nden başka paraya çevirebileceğimiz tek bir oyuncu yok.

    2019-2020 sezonu ilk 6 haftası itibariyle sıkıntılarımız var ancak aşılmayacak şeyler değil. bulutlar dağılmaya başladığında mutlaka ama mutlaka atalay babacan, yunus akgün, süleyman luş, ercan şirin, erencan yardımcı, mustafa kapı gibi gençleri yavaş yavaş maç içinde kullanmaya başlamamız, onlara yeni roller biçebilmemiz lazım. (yoksa bu gidişle ffp sebebiyle yeni oyuncu alamayacağımızdan, önümüzdeki senelerde mecbur oynamak zorunda kalacaklar)
  • 491
    sevgili sözlükte referans gösterilerek mevcut durumumuzu normal göstermeye çalışıldığını okudukça prensibini yanlış anladığımı düşündüğüm kural.

    bu sebepten bu entryi girmek istedim. şöyle ki bir kısım yazar arkadaşım "bu ffp anlaşması varken işimiz zor" diyor ki evet zor, ona şüphe yok.

    lakin bu söylemden çıkan dolaylı anlam o zaman şu oluyor; ffp anlaşmasi bir bitsin, daha iyi oyuncu alacağız ve "uçmaya başlayacağız".

    oysa benim anladığım ise şu; uefa organizasyonuna gittiğin sürece ya da 1-2 sene gidemeyip sonra tekrar başardığında devamlı bu radarın altındasın. anlaşma bitti hemen ilk transfer döneminde gelir-gider dengesini şöyle bir 30 milyon eksiye sokayım diyemiyorsun. ya da daha doğrusu dersin ağzını tutan yok da o zaman da pat tekrar başa döner ve kendini tekrar uefa önünde hesap verirken, "ağam ben ettim sen etme" derken bulursun.

    uzun lafın kısası bu ffp'nin amacı bağcıyı dövmek değil de üzüm yemek, takımlara kaynaklarını transfer döneminde nasıl düzgün kullanmasını öğretmek, gerekirse dikte etmek.

    ezcümle, biz tümden mantaliteyi değiştirip bu mantığa adapte olmadıkça işimiz zor olmaya devam edecek gibi gözüküyor.

    ha gün gelir sportif a.ş. satılır ya da çılgın bir sponsorluk anlaşması yaparız o ayrı bir senaryo olur ama olmadikça stad gelirin belli, store gelirin belli yani big brother is watching us...
  • 492
    türk futbolunun ve takımlarının hayrınadır ama şu andaki yaşadığımız hezimetlerin de baş müessibidir.

    şimdi siktir edin takımı size gündelik hayattan örnekler vereyim en iyisi: bir kurumda çalışıyorsun ama geçmişten gelen çok yüklü miktarda borcun var. gayri menkulun çok az. satsan açıkta kalacaksın ama bankalar tepene biniyor bir yandan. kredi/kredi kartı kullanımın kapalı. arabana benzin bile atamıyorsun çoğu zaman. bırak yiyip içmeyi, gündelik ihtiyaçlarını zor karşılıyorsun bazen. eşten dosttan para alıyorsun çoğu zaman. işyerinde bazen parlak bir kariyer göstersen de genelde vasatsın. ancak bazı zamanlar har vurup harman savurabiliyorsun, vur patlasın çal oynasın yapabiliyorsun.. onların geri dönüşümü de aylar süren ek mesailerine sebep oluyor. çıkış yolu yok gibi. kredi kartı, ihtiyaç kredisi vb şeyleri kullanman zaten yasak. sonra patronun duruma el koyuyor ve diyor ki, elde ettiğin gelirin çoğuyla borçlarını ödeyeceksin ve 5 senelik planlama sonucunda borcun kalmayacak ve böylece batmayacaksın. evine haciz gelmeyecek. hatta işsiz bile kalmayacaksın. rüya gibi değil mi? şu ekonomik ortamda bunu kim istemez? ama kazın ayağı öyle değil işte...

    bir de aynı işyerinde çalışan bir piç kurusu var. herif babadan da zengin ve aslına bakarsan çalışmasına da gerek yok pek. bağdat caddesinde dükkanları var. cukka sağlam. allah yürü ya kulum demiş bi kere. durmak yok yola devam hesabı.

    aynı işyerindeki kıza yanıksınız. sen mağrur delikanlı rolünde, diğer piç kurusu eski türk filmlerindeki taylan karakteri gibi. yavşak, kız ne isterse yapabilecek durumda. sen kızı nusret'e götürsen iki ay aç kalma tehliken var. kız tabi tercihini taylan denen piçten yana (ismi gerçekten taylan olan arkadaş varsa kusura bakmasın) kullanıyor. 1-0

    herif her hafta araba değiştiriyor. bazen zevksizliğin tillahı arabalar alsa da çoğu aldığı arabalar kalite. sen garibim arabana benzin atacak parayı bile zor buluyorsun, etti 2-0

    yediği içtiği şeyler de bi değişik bu piçin. antrikot yiyor, havyar yiyor ne bilim senin adını bile duymadığın yemeklerin restoranına gidiyor, sen öğle araları makarnaya talim, 3-0

    herif durmuyor ki, senin beğendiğin kızı almakla kalmıyor şirketteki diğer kızlara sarıyor hande, meltem, buse falan derken harem kuruyor piç. sen uzaktan bakmakla yetiniyorsun tabi, 4-0

    bi de takım arkadaşısın şirkette bununla. bir proje oluyor adam açıyor 70.000 tl'lik mac bilgisayarını, çatır çatır donmadan kasmadan projelerini süsleyip püsleyip şirkete sunuyor, sen garibim 7 senelik windows bilgisayarında donma kasma yaşaya yaşaya projeni hazırlıyorsun falan, ediyor sana 5-0 ve böyle böyle tarihi farka doğru gidiyor.

    tabi yapabildiğin tek bir şey var ama bak hakkını yemeyelim. bu taylan'ın bakmadığı ya da çakıp bıraktığı hatunlara sarabiliyorsun. ama tabi taylanın yaptıklarını gördükleri için tipi nokia 3310 olan hatunun bile tribi iphone 11 pro max oluveriyor. utanmasa yaşadığın evi üstüne yapmanı isteyecek. 5 sene böyle nasıl yaşarım diye kendi kendini s*kecek pozisyona geliyorsun...

    sözün özü çok kızgınım, sinirliyim sana taylan, çık ulan hayatımdan!
  • 494
    kulübümüz mali yönetim kadrosunun gerekli özveriyi gösterdiğine inandığım finansal fair play süreciyle ilgili yeni değerlendirmeler bugün basına yansımış.

    yaptıkları açıklamanın bazı kısımları ise şu şekilde;

    --- alıntı ---

    cim bom’da 15 milyonluk katkı

    kulüplerle yapılan yapılandırma anlaşmalarının değerlendirilmesi başlıklı bölümde bu beş kulübün anlaşmasının detaylarına yer verildi. galatasaray ile yapılan anlaşmada finansal katkılar 15 milyon euro ile beş kulübün en üst seviyesinde çıktı.

    http://www.milliyet.com.tr/...nin-durumu-6107661/5

    --- alıntı ---
  • 495
    (bkz: ne dediler/#2848427)

    tam detaylarını bilmemekle beraber, başkanın bahsettiği şey finansal fair playin arkasından dolaşmaktır. bence çok etik değildir. eğer bu olayı, şoeciler yapsa demediğimizi bırakmazdık. diğer taraftan da baktığımızda, uefa ffp'yi sadece küçük üllelerin takımlarına uyguluyor. bu yüzden arkadan dolaşmayalım, koşalım derim. ama tabi etik olmak daha öneml diye düşünüyorum.

    edt: bkz düzeltmesi.
  • 498
    transfer ücretinin bir sonraki sezonda ödenmesinin, ödemenin takside bağlanmasından bir farkı olmadığı için bu tür bir ödeme planı bu sistemin açığı veya arkasından dolanılması değildir.
    etik olmayan, 3. veya 4. tercih olan oyuncuları (3. kaleci gibi.) milyon euro'luk fiyatlarla alt lig takımlarına satmak veya piyasa değeri 2-3 milyon euro olan oyuncuları 10 milyon euro gibi fiyatlara ne olduğu belirsiz takımlara satmaktır.
  • 499
    yanlış şekilde uygulanan ve bu şekliyle kulüpleri batağa sürükleyen şey. bonserviste sattığın kadar alma sınırı koyup, maaş bütçesini 60 milyon eurolara çekerek kulüpleri bonservisi elinde olan yaşlı futbolculara veya kiralık yüksek maaşlı oyunculara mahkum ediyor. bunun yerine bonservisi serbest bırakıp maaş bütçesini 30 milyon eurolara çekse kulüpler bonservis ödediği genç oyunculara düşük maaş verir, bu oyuncuları oynatıp 2 3 yıl sonra aldığından fazlasına satarak gelir sağlar.

    kulüplerin kurtuluşu luyindama, marcao tipi bonservis ödeyip alınan ancak düşük maaşla oynayan ve ileride satma imkanı bulunan transferlerden geçiyor. ancak mevcut sistemde her oyuncuya bu kadar bonservis verme imkanı yok maalesef.
  • 500
    bu anlaşmayla ilgili bazı arkadaşlarımın yanlış bildiği bir şeyi düzelteyim dedim. evet ffp anlaşmamız 4 senelik ve 2021-2022 sezonu sonunda bitiyor ancak 'sattığın kadar alabilirsin' uygulaması ffp'ye uymamız halinde (ki şuan uyuyoruz) 2020-2021 sezonu sonunda bitecek. kap açıklaması öyle söylüyor:

    * şirketimiz, bu anlaşma süresince, uefa a listesine dahil edilebilecek yeni oyuncu transferlerinde belirli bir sınırlandırmayı kabul etmektedir. bu sınırlama, sezon bazında net transfer gelirlerinin (transfer gelirleri-transfer harcamaları) pozitif olması şartını içermektedir. bu sınırlama, önümüzdeki sezonlarda bu anlaşmada yer alan operasyonel ve mali kriterlere uyum gösterilmesi durumunda 2021/22 sezonunda kaldırılacaktır.

    link: https://www.galatasaray.org/...irma-anlasmasi/39821
App Store'dan indirin Google Play'den alın