resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:72
Uyruk:Türkiye
  • 16926
    23 eylül 2018 akhisarspor galatasaray maçında çıkardığı ilk 11 doğru olan hocamız. bu formasyonu denemesi lazımdı ve maçtan sonra kendisi de belirtti bunu. ocak ayına kadar forvette büyük ihtimalle eren oynayacak ama her takımın olması gerektiği gibi bizim de bir b planımız olmalı. yarın öbür gün eren sakatlansa yine onyekuru veya muğdat’ı kullanacağız çünkü. benim hoca hakkındaki eleştirim maç özelinde bazı oyuncuları maça hazırlayamaması maalesef. dünkü maçta rodrigues ve onyekuru çok kötüydü. özellikle bazı oyuncuların rehavete girdiği çok açık ve bu konuyu sadece hoca çözebilir. emre konusunda ise topu ayağında çok fazla tuttuğunu düşünüyorum. sadece ilk yarıda topu kanatlara açması gereken 3 tane pozisyon vardı ve hiçbirinde topu zamanında ayağından çıkarmadı. 2.yarıda ise 1-0 geriye düştükten sonra emre-garry-onyekuru üçlüsü bu kadar kötüyken fernandoyu çıkarmasına bir anlam veremedim. bence çıkması gereken oyuncu bu üçlüden biri ve girmesi gereken de feghouli idi. muğdat’ın kapanan savunmalara karşı iş yapacağını düşünmüyorum çünkü. sonuç olarak ilk yarı 2 fark yakalayabileceğimiz maçı kaybettik. umarım bu maçtan gereken dersi alır ve yolumuza daha sağlam devam ederiz. hiç kimse eleştirilmez değildir. ancak dünkü maçta sahaya çıkan 11’in doğru olduğunu düşünüyorum ve hocaya da güvenim tam. (bkz: hedef 22)
  • 16927
    23 eylül 2018 akhisarspor galatasaray maçında gösterdiği teknik adam performansı birçok yazarımızdan eleştiriler almış. tabii ki kendisi eleştirilemez değil, katıldığım bazı eleştiriler de var ama yapılan bazı yorumlar da bana göre maalesef skor yorumculuğundan izler taşıyor. kendimce maç performansını birkaç başlığa ayırıp hocayı ve eleştirileri yorumlamak istedim.

    - sahaya çıkan ilk 11: 18 eylül 2018 galatasaray lokomotiv moskova maçının 11'iyle isimler nezdinde kıyaslayalım. sanırım linnes-mariano değişimine itirazı olan yoktur, sağ bekte iki oyuncumuzdan da rotasyonla yüksek performans alıyoruz. donk-ozan değişimi de bence normal bir değişim, nitekim ozan'ın bu maçta kötü bir performans sergilediğini de düşünmüyorum. ozan'a bu maçta yapılan eleştiriler genelde çok ezbere, maalesef genç oyuncu yetiştirme kültürümüzün olmadığını bize gösteriyor. kendisinin potansiyeli konusunda hemfikirsek, oynamadan o potansiyeline ulaşamayacağını anlayıp toleranslı olmamız gerek. geriye iki değişiklik kalıyor, eren-onyekuru ve sinan-belhanda. sözlükte ben de dahil birçok yazar onyekuru'nun forvette denenebileceğini savunmuştuk. bu yorumun birinci ve en büyük sebebi yapılamayan forvet transferiydi. bütün bir ilk yarıyı eren'i her maç 90 dk oynatarak geçirmeyi planlamak makul bir plan değil. bu durumda onyekuru'nun kanatta oynarken içeriye attığı koşular, gol yollarındaki sezgileri ve geçmişte bu bölgede az da olsa tecrübesi olması onu forvette denenebilecek bir isim olarak ön plana çıkarıyordu. fatih hoca da benzer düşünmüş olacak ki bu maçta böyle bir deneme yapmayı uygun gördü. maçtan sonra buna yanlış karar demek kolay, ancak maç öncesinde bence makul bir deneme olarak görünüyordu. son olarak, belhanda'nın cezalı olduğu malum, yerine geçebilecek en uygun isim de kadroda emre akbaba olarak görünüyor. bu durumda sağ açığa bir oyuncu yazmak gerekiyor. bu noktada onyekuru forvette olduğu için 3 alternatif var: sinan, feghouli ve yunus. belhanda cezalıyken onyekuru forvet deneyi yapılmamalıydı eleştirisi getirilebilir bu noktada, ama bu 3 alternatifin de kadromuzda önemli rol alan isimler olduğu gerçeği de var bu noktada. bu 3 oyuncu içinde yunus çok yetenekli bir oyuncu olsa da böyle bir deplasmanda ilk 11 başlamaya hazır olduğu yönünde ciddi şüphelerim var. kalan iki oyuncu arasında benim tercihim feghouli olurdu, ve fatih hoca'yı sahaya çıkan ilk 11 özelinde az da olsa eleştirebileceğim ana konu budur. maalesef feghouli sorunsalını çok uzattık. öyle ya da böyle kadromuzda bulunan, maaş verdiğimiz, belirli bir kalitesi olan bir oyuncu feghouli. hocayla aralarında ne yaşandı bilmiyoruz, ama böyle bir oyuncuyu 5. 6. alternatif konumuna getirmek yanlış. sinan'ın skorer özelliği onu özellikle farka giden maçlarda etkili gösteriyor, ancak skor yapmadığı zaman bugün olduğu gibi bütün defoları görünüyor. sinan'dan bana göre her halükarda önde olan bir oyuncu olan feghouli'yi bu kadar kolay harcamamalıyız.

    - diziliş: galatasaray benim gördüğüme göre bir yıldır ya 4-2-3-1 ya da 4-3-3 olarak diziliyor sahaya. bu maçta emre belhanda'ya oranla daha hücumcu bir 10 numara olduğu için 4-2-3-1 olarak göründük çoğu zaman. alışılmışın dışında bir durum yoktu diziliş açısından.

    - sistem: galatasaray'ın deplasman oyunu konusunda sıkıntıları olduğu hepimizin malumu. deplasmanda maalesef kolay gol yiyip zor gol atıyoruz. topu ileri taşımakta, organize hücum geliştirmekte zorlanıyoruz. bu maçta da bu sorunlar göze çarptı maalesef. belki deplasman iç saha ayrımından çok 0-0'ı ve 0-1'i oynama becerisi olarak tanımlamak lazım bu durumu. maalesef 0-0'ı oynarken kapanan rakiplere karşı yaratıcılık sıkıntımız var. hücum prese önem veriyor gibi görünüyoruz, ancak presimiz de yeterince organize ve etkili değil, ileride rakibi yeterince bozamadığımız gibi geride de hızlı oyunculara karşı kolay açık veriyoruz. bunun sonucu olarak gol yiyince de işimiz daha da zorlaşıyor. iç sahada genelde taraftarla beraber bu sıkıntılar bir şekilde aşılırken, deplasmanda daha fazla sorun çıkıyor. bu sorunların çözümü nasıl olur, neler yapılabilir bunları fatih hoca bizden daha iyi bilir tabii ki. dolayısıyla hocanın zamanla bu konularda ilerleme kaydedeceğine güveniyorum. sezon başladı, ne zaman olacak bu diyenler olabilir, haklılık payları da var ancak transferlerin çok geç tamamlandığının da altını çizmekte fayda var. sistemin oturması bu şartlar altında biraz zaman alabilir, bazı deneme yanılmalar olması da normaldir. bana göre bu süreçte getirilebilecek en temel eleştiri, elimize gelen fırsatları yeterince iyi değerlendiremiyor olmamız. duran top, penaltı gibi konularda organizasyonumuzu geliştirmemiz şart. bugün rodrigues veya başka bir oyuncu penaltıyı gole çevirmiş olsa, muhtemelen galip gelecek ve bu tartışmaların çoğunu hiç yaşamıyor olacaktık. veya duran toptan bir gol bulmuş olsak yine rahat kazandığımız bir maç seyredebilirdik. futbol bazen bu kadar basit olabiliyor. bunu çok iyi bilen bir isim olan fatih hoca'nın bu işlere daha fazla önem vermesi gerektiğini düşünüyorum. açıkçası takımın frikikçisi, penaltıcısı, kornercisi belli olmalı diye düşünüyorum. duran top setlerine de daha fazla önem verilmesi lazım. ben her duran topta topun başında farklı isimleri görmekten rahatsız oluyorum. bunlar detay olarak görülebilir ama bu detaylar sezonda 10 puana denk gelebilir gereken önem verilirse.

    - maç içi hamleler: sanırım ilk 25 dk bittiğinde onyekuru'nun önde etkisiz kaldığının hepimiz farkındaydık. bu durumda neden saha içi değişikliğe ve denemelere gitmedik, açıkçası ben tam olarak anlamlandıramadım. sinan ya da emre önde denenebilecek isimler. zaten sağ kanat da işlemezken onyekuru-sinan pozisyon değişikliği denenebilirdi. sinan'ın forvet performansı konusunda da ciddi şüphelerim var, ama en azından kanatlara işlerlik kazandırabilirdik. bir diğer beni rahatsız eden konuysa, maçın son bölümünün tamamında onyekuru'nun sağ kanatta oynaması. geçen yıldan beri rodrigues'in sağ kanat performansını ve mariano'yla olan uyumunu defalarca övdüm, tekrarlamak istemiyorum. hoca kendisini sol kanatta kullanıyor, orada da etkili, buna diyecek bir sözümüz yok. ancak, onyekuru'nun sol kanatta iyi bir ikinci forvet performansı gösterdiğini görmüşken ve takım pozisyon bulmakta güçlük çekerken, kısa süre dahil olsa iki oyuncunun pozisyonunu değiştirmeyi deneyebilirdik. hadi bunu geçtim, oyuna feghouli girdikten sonra neden feghouli solda, onyekuru sağda oynadı bunu hiç anlamlandıramadım. iki oyuncunun da verimini olumsuz etkiledi bence bu durum. bunun dışında gol ararken kötü bir maç çıkaran fernando'nun çıkıp muğdat'ın girmesi, kötü bir maç çıkaran sinan'ın çıkıp eren'in girmesi, fırsatları değerlendiremeyen rodrigues'in çıkıp feghouli'nin girmesi bana göre mantıklı hamlelerdi. bu hamlelerin sırası, dakikaları, x oyuncu olamaz mıydı vs. tartışılabilir ama ben asıl problemin oyuncu değişiklikleri değil, saha içinde bu maç özelinde işlemeyen dişlilerde ısrar edilmesi olduğunu düşünüyorum.

    edit: bu yorumu yazarken fatih hoca'nın maç sonu röportajını izlememiştim. fatih hoca röportajda onyekuru'nun önde olduğu kurgunun ilk yarıda çalıştığını söylemiş. fırsatlar yakaladığımız sonraki paragrafta da değindiğim gibi doğru, ama ben bu fırsatların çoğunlukla kurgunun doğru çalışması sayesinde değil, oyuncularımızın bireysel becerileri sayesinde yakalandığını düşünüyorum. ancak fatih hoca bu fırsatları antrenmanlarda çalışılan kurgunun işlediği yönünde yorumlamışsa bu durum neden oyun içi değişikliğe gitmekte geciktiğini açıklayabilir.

    - mental: rehavet konusunda bazı eleştiriler gördüm sözlükte. özellikle rodrigues'e yüklenenler olmuş penaltıdan ve kaçırdığı pozisyondan ötürü. bana göre rodrigues aksine hırslı ve gol bulma konusunda istekliydi, kendisinde ciddi bir rehavet görmedim. bencillik vs eleştirilerine dozunda olduğu sürece katılabilirim, ama rehavete katılamıyorum. bu bencillik meselesi biraz da bence sol kanatta oynamasıyla ilgili, ancak yine de teknik kadrodan bir uyarı iyi olabilir. bunun dışında bazı oyuncuların hafta içi cl zaferinin etkisinde olduğu izlenimine ben de kapıldım. bazı paslarda, bazı hamlelerde "biz bu maçı nasıl olsa kazanırız" telaşsızlığı vardı gerçekten. açıkçası bunun ideali maç öncesinde bunun oluşmasını engellemek, ama insan psikolojisi gereği bu durum bir yere kadar kaçınılmaz olabillr. ancak ne olursa olsun hocadan devre arasında takımı toparlamasını beklerdim. öyle veya böyle devreye 0-0'la girdik. geçen hafta 14 eylül 2018 galatasaray kasımpaşa maçı sonrasında hoca devre arasında yaşanan süreçten bahsetmişti. bu maçta ilk yarı var'la iptal edilen yediğimiz gol, kaçırdığımız penaltı, etkisiz oyunumuz vb faktörler göz önünde bulundurulduğunda ikinci yarı öncesi takımın silkelenmesi gerektiği ortadaydı. bu silkelenme olsa, belki yine ikinci yarıda rahat bir galibiyet gelebilirdi. ya da geriye düşsek dahi bir reaksiyon gösterilebilirdi. bu reaksiyonun gösterilemeyişiyle mental açıdan sınıfta kaldık maalesef. fatih hoca da geçen hafta nasıl övüldüyse, bu hafta da bu konuda eleştirilmeyi hak ediyor maalesef.

    umarım hoca bu maçtan gerekli dersleri çıkarır. forvet eksikliğinden ötürü bir noktada yapılması gereken bir deneyin, birkaç şanssızlık ve organizasyon eksikliğiyle birleşmesi sonucu ortaya çıkan bir kaza olarak görmek istiyorum ben akhisar maçını. kendisine güvenimiz tam, haftaya ligde ve cl'de istediğimiz sonuçları alacağımıza inanıyoruz.
  • 16929
    kendi kurmadığı takımla 2. sezonuna başlayan teknik adam. tudor, dursun ve kel cenk'in kurduğu takımla oynuyoruz hala. bu takımın iskeletinde gerçekten oluşmuş bir deplasman fobisi var. adamlar türk telekom'dan çıktığı an mala bağlıyor. bu olay üzerine teknik, taktik çok şey yazılır ama ben bunun psikolojik kısmını yazmak istiyorum.

    tudor'un takımıyla şimdi kadronun çıkan 11'e göre 1-2 oyuncu haricinde hiç bir farkı yok. ben geçen sezon 9 nisan 2018 gençlerbirliği galatasaray maçından sonra büyük ihtimal şampiyonluk gitti demiştim. sonra hocanın başlığına şöyle bir entry girmiştim (bkz: #2389378) takımın eşikleri atlamadığından dem vurmuştum. ama şimdi görüyorum da geçen sene deplasmanlarda şamar oğlanı olan bu takımın bu psikoloji iliklerine kadar işlemiş. hoca bile bu işi düzeltemedi. yediğimiz gollere rakibin oynadığı oyuna falan bakıyorum doğru dürüst bir iş de göremiyorum. yenilen ilk gol sonrası takım her deplasmanda hallaç pamuğuna dönmüş, dönüyor. yani bunun bile açıklaması yok. saçma sapan yenilen 1 gol sonrası hep kaos.

    eğer bu sezon başlamadan istediği transferler tam anlamıyla gerçekleşse belki bu işi düzeltebilirdi. ama bu kadro ile biz daha çok deplasmanda yeniliriz. takımda basın toplantısında bahsettiği gibi isyan eden oyuncusu yok. elmander'i yok, melo'su yok drogba'sı yok. lan her şeyi geçtim engin baytar'ı bile yok bu takımın...

    fatih hoca transfer sezonu boyunda forvet, stoper diye yandı ama asıl bela bu oyuncu grubunun deplasmanda dut yemiş bülbüle dönmesi. ben bu kadar rakip seyirciden sinen, ürken eli ayağına dolaşan ikinci bir oyuncu grubu görmedim. puan kaybedeceksek eğer şu durumdan kurtulana kadar türk telekom'da kaybedelim yemişim istatistiğini yeter ki şu deplasman sorununu çözebilelim.

    birde hoca eskiden koşu mesafelerine çok takardı. burak yılmaz 11 km koşmuyor diye kesmişliği bile vardı. ben şimdi bu takıma bakıyorum futbolcular sanki hiç koşmuyormuş gibi geliyor. koşu mesafemiz takım halinde ortalama 110 km ötesine çıkabiliyor mu bilmiyorum. hoca bu işe dört elle sarılsa çok iyi olur.*
  • 16930
    kendisini eleştirenleri vatan haini ilan etmek neyin kafası anlayamıyorum. biri eğer eleştirilemiyorsa, hakkında kötü konuşanlar infaz ediliyorsa bilin ki o adam diktatördür. oysa eleştiri velinimettir. eleştiri kişinin gelişimi açısından çok önemlidir. neyse. fatih hocanın deplasman fobisini aşamadığı aşikar; ama en kısa zamanda da aşmak zorunda. oyuncuları artık falakaya mı yatırır, yoksa bu kulübün şanlı tarihinin farkında olmayanlara bizatihi anlatır mı bilemiyorum. altüstü akhisarspor, tırıvırı trabzonspor karşısında titreyen, eli ayağı dolaşan oyunculara bir ders vermenin zamanı geldi de geçiyor.
  • 16931
    kendisinden sonra hoca diyebileceğimiz tek isim sinyor mancini'ydi. onun da şansızlığı yanlış zamanda gelmiş oluşuydu.

    prandelli, hamzaoğlu, riekerink, tudor derken gittikçe vasatlaşan teknik direktör tercihlerimiz oldu.

    bu isimlerin hepsini toplasan fatih terim'in yanına yaklaşamaz.

    hoca ivmeyi yine yavaş yavaş kazanıp, marttan itibaren lige ambargo koyacaktır.
  • 16932
    23 eylül 2018 akhisarspor galatasaray maçında bişey denemiş ama tutmamıştır. 28 eylül 2018 galatasaray bb erzurumspor maçında içerde taraftarın desteğiyle iyi oynayıp kazanırız, 3 ekim 2018 porto galatasaray maçında da en kötü bi beraberlik çıkarırsak bu yenilginin adı bile anılmaz. deplasmanda kötü olduğumuz bi gerçek. ben bunun nedenini bizim deplasmana bakışımızdan ziyade rakiplerin galatasarayın deplasman fobisi var ona göre kendilerine güvenle oynamaları. marianonun çok iyi bi sağ bek olduğunu düşünüyorum ama kontratak oynayan takımlara karşı gerçekten çok yetersiz kalıyor. ayrıca deplasman maçlarında donk bu takımın olmazsa olmazı olmak zorunda. ya stoperde ya da orta sahada kesinlikle sahada olmak zorunda. sinan gümüş konusuna gelirsekte dakika 80 den önce kesinlikle oyuna alınmaması lazım. koşmuyor, basmıyor, bekine hiç destek vermiyor.
  • 16934
    sanırım kendisinin kurmadığı takım, omurgası deplasmanda oynamayan bu takım sanırım akhisar takımından kötü ki 3 tane gol yiyor. 4 yediğimiz trabzon'u aynı sahada göztepe tokatladı. sanırım bizim kadromuz bu takımlardan da kötü. ligdeki en kötü kadroya sahibiz. bu kadro geçen sene şampiyon olurken terim sayesinde, trabzon'dan 4, akhisar'dan 3 yerken fobi.

    kimse eleştirilemez değildir. takımda bir şeyler eksik işte. savunma yapamıyoruz. bireysel savunmadan bahsetmiyorum. takımca savunma yapamıyoruz. stoper eksik yea, diye gelmeyin. azıcık top oynayan lokomotiv az kalsın çok değişik sonuçlara gidiyordu.

    bakın işin hücum yönüne girmiyorum. atarsın atamazsın, kaçırısın. rakip bi kontra yakalar bir tane atar yenilirsin. ama bizim maçlar böyle değil abi. takım şamar oğlanına dönüyor. bu fobi, kadro yetersizliği falan değil. takım oyunumuz yok.

    şimdi şöyle bakıyoruz ya hani, "bu takım deplasmanda zaten kazanamıyordu. hala kazanamıyor." bunu bi de tam tersi düşünelim. bu takım iç sahada zaten gelene gidene ateş ediyordu. hala da gelene gidene ateş ediyor. fatih terim neyi değiştirdi ? evet takımında eksiklikler var. forveti yok falan filan. ama akhisardan üç tane yiyecek kadar da kötü değiliz be hocam. biz bu akhisar'ı kendi evimizde bu kadar rahat yenemeyiz.

    hücumu geçtim. takımı savunma yapmalıdır. bunun için de çok kaliteli futbolculara değil takım oyununa ihtiyacı vardır. insallah her şey daha iyi olur. daha ligin başı.
  • 16935
    kendisi ile ilgili tek bir eleştirim olabilir. her maçı kazanmak için çıkması. deplasman maçlarında en azından beraberliği cebimize koyabilen bir oyun planı ile çıkmamız gerektiğine inanıyorum. hepimiz isteriz 34 maçın hepsini kazanalım ama mümkün değil. bu nedenle zorlandığımız deplasman maçlarında savunmayı sağlam tutup, duran toptan ya da kontradan bir gol bularak galibiyeti kovalamalıyız.

    hocası olmayan, yorgun bir takım bile bizi ikinci yarıda bulduğu gollerle 3-0 yenebiliyor*. beceriksiz trabzonspor bize 4 gol atabiliyor*. bunlar normal skorlar değil. tek farklı, çekişmeli bir maç olsa kaybetsek, elimizde kaçtılar desek hadi neyse. bu maçlar bunun yanında bile geçmez. bariz kötü oyun ile kaybettik hepsini.

    açık bir şekilde deplasman maçlarında ürkek ve beceriksiz oluyoruz. o zaman tedaviyi buna göre uygulamak gerekmez mi hocam? 1 puanı cebimize koyalım 3 puan gelirse ne ala diyelim. tamam büyük bir kulübümüz ama deplasman oyunumuz lig sonuncusunu bile yenmeye yetmiyor.

    hatırlayalım geçen sezonki fenerbahçe deplasmanını*. deplasmanda olması gerektiği gibi oynamış, geride iyi kapanmış ve yeri gelince ileride tehlikeler yaratmıştık. yine pozisyon verdiğimiz olmuştu ama bu derece değildik. bence her deplasmana bu şekilde çıkabiliriz. ayıp değil, günah değil. deplasmanlarda puan almadan şampiyon olmamız çok güç.

    lütfen hocam gerçeklerle hareket edelim. elimizdeki kadro bu ve deplasmanda rezalet bir oyun oynuyorlar. geride sağlam duralım 1 puanı garanti edelim, ondan sonra 3 puanı düşünürüz.
  • 16936
    kameralar karşısında gösterdiği olgunluğu kamera arkasında da göstermesi gereken teknik direktör. taraftarla muhatap olunmaması gerektiğini bu tür olaylarda her zaman söylüyoruz. bizden biri yapınca da eleştirmeliyiz. gerçi bu olgu eleştiriden öte ceza gerektiren bir şey. kim yaparsa yapsın disiplin kurulu hak ettiği cezayı vermeli.

    https://twitter.com/.../1043966681381576704
  • 16938
    23 eylül 2018 akhisar galatasaray maçında ilk yarıdaki oyun planının tuttuğunun göstergesiydi. bence iyi bir ilk yarı oynadık. emre akbaba'ya yay üzerinde 4-5 defa pozisyon hazırladık ama emre hepsinde yanlış tercih yaptı ve bizi en az 2 golden etti. sonrasında kaçan penaltının da tabii etkisiyle ikinci yarıda çok kötü bir oyun oynadı. ama ilk yarı bence iyi bir galatasaray vardı.
  • 16939
    sinan gümüş ve emre akbaba malesef takım oyuncuları değil. onlarda israr eden kişi fatih terimdir. emre ve sinan birak mukayeseyi belhanda ve feghouli ile ayni cumle icinde gecemez, gecmemeli ama fatih terim’in sezon başından beri tercihleri yüzünden taraftar bu sacma mukayeseyi yapıyor. işte fatih terim’in tercihleri futbolun doğrularindan o kadar uzak şu an.

    düşünsene montpollier gibi takimi 20 yasinda hazard’la sampiyon yapan adam, nice takiminda harika bir sezon gecirdikten sonra galatasaray’a geliyor. tekrar harika bir sezon geçirip şampiyonluk yaşıyor öte yandan emre çolak’tan vitaminsiz, selçuk inan’dan hantal bir adamın transferine forvet almamak uğruna ısrar ediyor. tercihleri çok kötü şu an. umarım hatalarından yine dersler alır. şampiyonluğu bu sezon da alır. almazsa işi zor.
  • 16940
    bizi tekrar şampiyon yapacağına inandığım teknik direktörümüz;

    öncelikle 2. fatih terim dönemi ile ilgili birkaç anekdot paylaşayım:

    2002-03 sezonuna rahmetli özhan canaydın ve fatih terim ile başlamıştık. bir önceki sezon takımı şampiyon yapmış lucescu kovulmuş ve 100. yılında mutlak şampiyonluk hedefleyen beşiktaş tarafından kapılmıştı. mütevazi kadro ile şampiyonluk yaşamasına rağmen lucescu'nun gönderilmesi ile lucescu "mazlum" postuna bürünmüştü. diğer tarafta fatih hoca cv'sine fiorentina & a.c. milan'da eklemişti ve bilindiği gibi türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmazdı.

    "10 yılda 7 şampiyonluk, 3 avrupa kupası finali, en az 3 dünya yıldızı" gibi vaatler ile başkan seçilen özhan canaydın bırakın 3 dünya yıldızını, bir tane bile kalburüstü futbolcu transfer edemedi. maddi imkansızlıklardan dolayı m.sarr, almaguer, pinto, cristian, lukunku gibi vasat yabancılar transfer edildi.

    lucescu'yu takımın başına getiren beşiktaş cordoba, zago, giunti, sergen, pancu, nouma gibi nokta atışı transferler ve 100. yıl motivasyonu ile sezona iyi başlıyordu. medyada sürekli lucescu, terim kıyaslamaları yapılıyor, fatih terim'in o kadar da iyi teknik direktör olmadığı, eski başarılarında hagi, popescu, hakan v.b. gibi futbolcuların payının büyük olduğu vurgulanıyordu. medyada ki bu "mağdur" lucescu ve 100. yıl rüzgarına dönemin federasyon, mhk ve hakemleri de kapılıyorlardı. sadece ufak bir örnek:
    (bkn: https://www.youtube.com/watch?v=PcSQ7UjiuRI )

    beşiktaş 2002-03 sezonunu sadece 1 mağlubiyet ve 85 puan gibi rekor bir puanla şampiyon bitiriyordu. tabi iyi bir kadro, iyi bir teknik heyet kadar futbol dışı faktörler de malesef bu şampiyonlukta etkendi. sadece masabaşı oyunlarla şampiyon oldular demiyorum ancak daha sonra yaşananlar ve itiraflar da ortada:

    (bkn: https://www.youtube.com/watch?v=QXOy_3CsdTE )

    o sezon şampiyonlar liginde nispeten kolay gruba rağmen gruptan çıkamadık, fenerbahçe'den tarihi bir hezimet yaşadık. ancak her şeye rağmen galatasaray şampiyonluk yarışının içinde kalmayı başardı. üst üste 9 deplasman galibiyeti ile rekor kırdık. sezonu da 77 puan gibi oldukça iyi bir puanla bitirdik.
  • 16942
    hocanın bu kulübe verdikleri, kazandırdıkları belki de tarihimizdeki hiçbir futbolcu, yönetici, teknik direktör ile mukayese edilemez. bu yüzden hoca bizdeyken mutluyuz, öyle çok güveniyoruz ki kendisine nasılsa bir bildiği vardır kendisinin diyoruz, nasılsa bizi şampiyon yapacaktır diyoruz. ancak kendisine tanınan özgürlük, verilen yetkiler de tarihimizde kimseye verilmemiş. o yüzden hoca takımdan her gittiğinde afallıyoruz, karanlık günlere dönüyoruz, toparlanmakta zorluk çekiyoruz.
    hocayı kariyer olarak tartışmak haddime değil ama kim olursa olsun herhangi bir kurumda tek bir kişiye bu kadar çok yetki verilmemesi gerekiyor.
  • 16945
    10 ağustos 2018 ankaragücü galatasaray maçında kısır futbol vardı. sahanın zeminin etkisini de kabul etmekle beraber kötü oynadık. bir duran top golü ve rakibin kendi kalesine attığı gol ile öne geçtik ve maçı kapattık. onun dışında pozisyonumuz olduğunu hatırlamıyorum. younes belhanda'nın ikinci yarı soldan ceza sahasına girip düzgün pas atamadığı bir pozisyon vardı yanlış hatırlamıyorsam bir tek. maçın son dakikalarında da 3. gol gelince maç bitti. 1 eylül 2018 trabzonspor galatasaray maçında rakip kaleye gidemeden iki gol yedik ve belhanda kırmızı kart gördü. orada maç bitti zaten. 23 eylül 2018 akhisarspor galatasaray maçında ise ilk yarı aslında sabırla pas yapan, kaybettiği topları iyi geri alan ve pozisyonlara giren bir takım vardı. hatta üzerine bir de penaltı kaçırıldı. ancak sinan gümüş ve henry onyekuru hiç etkili olamıyordu. ikinci yarıya da böyle başlanınca, kaçan penaltının rakibe verdiği moral ile bir de gol bulunca adamlar bizim de deplasman fobimiz devreye girdi ve maç bitti. ilk yarıdaki oyun ilerideki deplasmanlar için umut verici gibi gözükse de takımın deplasmanda çabuk dağılması yine aynı umutları kırıyor. hocaya burada çok iş düşüyor. ne yapıp, ne edip ilk yarıdaki oyunun üstüne koyacak ve takım deplasmanlarda psikolojik olarak dağılmaya başladığı anda müdahale edecek. ancak bu şekilde maç kazanabiliriz deplasmanda. şuan için deplasmanda genç oyuncu oynatma işinden vazgeçmeliyiz. bize mümkün olduğunca tecrübe lazım. aynı şekilde yumuşak oyuncular yerine de sert oyuncular oynamalı. bir de iç sahada bile performansı soru işareti olan oyuncular deplasmanda kesinlikle maça başlamamalı. hoca bunları benden milyon kat daha iyi görüyordur. hoacay ve takıma hala güvencim tam, maç sonu sinirim geçti. kaybedilmiş bir şey yok. nisanda değil de mayısta şampiyon olalım, sıkıntı değil. hep destek, tam destek.
  • 16947
    geçen sene ve bu seneki deplasman maçlarında takımımızı motive etmekte zorlanan hocamızdır. eminim ki o da şaşırıyor takımın bu haline ama bir an önce çözüm bulması gereken de kendisidir. ne zaman ilk golü yesek direk dağılıyoruz. tudor döneminde de aynı sorunu yaşıyorduk şimdi de devam ediyor. takım deplasman oynayacağı hafta kazanırız, ederiz diyorum ama içimde hep ses 'acaba' diyor ve ne yazık ki doğru çıkıyor. deplasman oyununa sorun çözemezse, şampiyonluğu elimizle hediye edeceğiz. hocanın kadro tercihinde ki en büyük sorunu oyuna karakter koyacak oyuncu sayısını çoğaltamamasıdır. bu şekilde devam ettiğimiz sürece sinik bir oyun oynamaya devam edeceğiz.
  • 16948
    henry ve garry ikilisini beraber daha fazla oynatmasını dilediğim hocamız. kafasında başka planlar olabilir. muhtemelen bu tercihinin altında alıp giden aynı tip iki kanat oyuncusunu birlikte oynatırsa pas oyununa ve topa hakim olmaya daha az yatkın bir takım olacağımız endişesi yatıyor. ama form durumları da düşünüldüğünde eldeki açık ara en iyi iki kanat oyuncusundan birinin yerine emre, sinan gibi alternatifleri zorlamak adeta varlık içinde yokluk çekmek gibi.
  • 16950
    hataları var mı var, her insanda olduğu gibi ama sonuna dek savunacağım büyük hocamız imparatorumuz.
    senciyiz, seninleyiz.
    sana akıl yoksunluğuyla yazılanları söylenenleri sen gerektiği yerde gereken şekilde cevaplarını verirsin, biz de taraftar olarak seni her yerde savunmalıyız. kendi içimizde eleştiririz o ayrı ama dışarıda kimse tek bir kelime dahi edememeli.
App Store'dan indirin Google Play'den alın