resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:72
Uyruk:Türkiye
  • 7335
    (bkz: #1318150) şikenin patladığı ilk sene sonunda da sezon bitsin konuşacağım demişti. şahsen ben hala bekliyorum ama çıtını çıkarıp konuşamadı. bu yüzden konuşamayacaktır. ancak kader ortakları veya rte çık konuş derse o zaman konuşabilir.

    eğer ki fatih terim, imparatorumuz birgün konuşmaya karar verirse önce şimdi susuyorum sezon sonu konuşacağım dediği şikenin ilk patladığı sezondan başlasın konuşmaya.

    buyrun unutanlar için o gün yaptığı açıklamalar. (isteyen kişi internette biraz aratınca birçok haber bulabilir. ) ayrıca şimdi el ele tutuştuğu adamlara sallıyor. http://www.ligtv.com.tr/...arim-cok-suclu-degil
  • 7396
    dusunsene, cok degil 30-40 gun önce elinde selcuk'u, muslera'si, drogba'si, kapali gise stadi ve buyuk umutlari vardi. 4ncu yildiz, sampiyonlar ligi arenasi, turkiye kupasi ve ikinci bir 4 sene ust uste sampiyonluga giden buyuk umutlar.

    simdi elinde hicbir sey yok. demirören, hasan ali, volkan ve olcan... basin toplantisinda bu uzuntusi ve caresizligi öyle yuzune yansimis ki, serefsizim icim
    parcalandi. dunya kupasina beynen gitmis ama gerceklerle yuzlesince "hassiktir ben ne yaptim!" der gibi bir hale burunmus efsane.

    ahh be baba. deger miydi bunca maceraya? o milli takim gidemedi ya dunya kupasina. simdi ne dersen, ne konusursan bos. seni sevenler de bir umut "hocanin bi bildigi vardir" diye arkanda durdu. galatasaray'daki hayallerinin rafa kaldirilmasina ses etmedi. simdi ne yana dönsek ellerimiz bombos. 10-15 sene daha galatasaray'i calistiracagin hayaliyle huzurluyduk. simdi sen bir yetim, biz bir öksuz. elde var sifir be hocam...

    deger miydi bizim buyuk umutlarimizi milli takim icin hic etmeye?

    http://youtu.be/rKK0JNu_SeI
  • 7422
    2004-2011 arasında ağız tadıyla "işte galatasaray bu" diyebildiğimiz bir sezon var mı? yok. arada 2 şampiyonluğumuz dahi olsa, takımın genel olarak sınıf düştüğü açık.
    bu sezonlar iyi yönetilmemiş olmamız, sportif başarının gelmemesinde en büyük etkendir.

    bugün gerets'e, skibbe'ye, hagi'ye, rijkaard'a hoca değil diyen taraftarlar var. bu adamların çalıştığı niteliksiz yönetimleri bir hatırlayın.

    evet fatih terim 3 dönem galatasaray'da çalıştı, 2'sinde ligde başarılı oldu. peki fatih hoca o başarılı olduğu 2 dönemde takıma çağ atlatan isimken, şampiyonlar ligi'nde 2 sene üst üste tur atlamış, 1 sezon da çeyrek final oynamış takımı alıp 2002'de ne yapmış?
    hani o hagi'ye, gerets'e yeterli yatırım yapma fırsatı dahi vermeyen canaydın yönetiminde fatih terim ne yapmış hatırlıyor musunuz?

    aldırdığı zilyon tane çöple, kendinden sonra gelenlerden kat kat fazla transferle takımı boka batırdığını unutmadık elbet.

    faruk süren döneminde aldığı takım zaten dünya 3.'sü türkiye'nin iskeletiydi. bülent-tugay 7-8 yıldır oynuyor, hakan-arif-ergün-okan gibi isimler de zaten oynamaktaydı.
    siz o aklınızla sanıyor musunuz ki faruk süren çıkıp volkan kilimci, mehmet bölükbaşı gibi isimlerin yerine taffarel'i getirmese bu fatih terim bir halt yiyebilecekti avrupa'da?
    çıkıp o dönem dünynaın en iyi defanslarından olarak gösterilen popescu'yu, hagi'yi getirecek vizyon olmasa fatih terim ne yapabilecekti?

    ne yapabileceğini şuradan anlayın, fatih terim o dönem 3 şampiyonlar ligi, 1 uefa, 1 de kupa galipleri kupası mücadelesi vermiştir. takım o kadar iyiydi ki, 5 mücadelenin 3'ünde hezimete uğramış, 1'inde yetersiz taktiksel görüşü nedeniyle gruplardan çıkamamış, sadece uefa kupası'nda başarılı olabilmiştir takım. o dönemin galatasaray'ı için uefa kupası'nı almak aslında başarı değildir. o güçlü takımın yıllarca bir bok yiyemeyişinden gelen ezikliğin biraz üzerimizden atılmasıdır uefa başarısı. aslında fatih terim'in başarısızlığıdır o dönemin sonucu.

    bir sezon sonra, takımdaki yeniçerilerin huzursuzluk ve kargaşa çıkarmasına rağmen, takımı hiç tanımayan lucescu; galatasaray'ı çeyrek finale çıkarmış, real madrid deplasmanında eksikler nedeniyle elenmiştir. o bile takımın gerçek seviyesi değildir, o galatasaray çok daha iyi seviyedeydi. o takımın kalıntıları bile bir sezon sonra 2. tur gruplarında son maça kadar çeyrek final şansını sürdürmüş, son maçta ofsayt golle elenmiştir.
    yani fatih terim, o takımı uefa şampiyonu yapmaktan ziyade avrupa'da başarılı olmasını engellemiştir.

    96-97 sezonu kupa galipleri kupası 2. tur maçında, iç sahada 4-2 yendiği psg'ye deplasmanda 4-0 yenilebilmiştir, o kadar başarılıdır. e hayro öyle saçma goller yerse tabi elenir değil mi? eeee, o hayro'ların yerine dünya kupası şampiyonu taffarel'i, barcelona'dan popescu'yu getiren başkan değil de canaydın olunca nasıl çuvalladığını gördük fatih terim'in.

    genel olarak galatasaray ile 1 kupa galipleri kupası serüveni sıçışla noktalanmış, 2 uefa mücadelesinin 1'i hezimet, 6 şampiyonlar ligi mücadelesinin 5'i başarısızlık (geçen sezon kura ve fikstür şansı olmasa o da hezimetti bakmayın), bu sezonun şampiyonlar ligi başlangıcı ayrı bir hezimet. evinde 6 yedin lan. nedir senin elinde 6'lardan çektiğimiz amk?

    eğer fatih terim bu takımı 8.'likten kurtaran olsaydı gerçekten, ünal aysal'dan birkaç ay önce adnan polat'ın teklifini kabul ederdi. tabi o yönetmle bir halt yiyemeyeceğini bildiği için reddetmişti zamanında. neymiş? ailesiyle vakit geçirmek istiyormuş.
    ne zamana kadar? ünal aysal gibi bir vizyonlu başkan gelene kadar.

    kimse kendini kandırmasın, bu takımın 8.'likten kurtulup 2 sene şampiyon olması ünal aysal sayesinde, fatih terim'e rağmendir.

    chelsea'den 5 yediğimiz maçta da, real'den 6 yediğimizde de aynı şekil taktikten uzak şuursuz hücumlarımız sayesinde hezimete uğradık. fatih hoca hep böyle işte, biraz kontrollü olsa 2000'de de o gruptan çıkabilirdik, 99'da da, 98'de de. hatta 2002 ve 2003'te de.
    adam o kadar inatçı ki saplantılarında, 10 yese bile bildiğini okur. real maçı sonrası açıklamalarını koy, 1'e 1 aynıdır hollanda maçı sonrası dedikleriyle.

    bunun haricinde, 2011'de takımın başına geldiğinde milan baros'u yollamak istiyor, elmander'i de kendi almadığı için 11'de düşünmüyordu. ancak baros liverpool'a karşı iyi performans gösterince bir şans daha kaptı.
    4-5-1 başladık sezona, takım bir sikim oynamıyordu. ibb karşısında bok gibi başladık, baros 11'deydi, o maçtan sonra kesik yedi, elmander 11 çıkmaya başladı. ama o da bu kadroyla tek forvet oynayamdı ki bu aşikardı. terim inatla 11 maç tek forvet oynadı.
    bu sürede takım geri düştüğünde sık sık baros girip puan veya puanları kurtarınca, istemeye istemeye baros-elmander çift forvet oynamaya başladılar. işte o kadronun oynaması gereken düzeni de böylece, şans eseri bulmuştur. hatta bunu bayağı da geç hayata geçirdi, haftalarca takım bağırdı, seni tek forvetli sistemine uymuyor takım diye.

    neyse, o takım resmen 4-5-2 oynadı, forvetler orta sahaya inanılmaz yardım etti, alan açtı vs. sonuç olarak en skorer iki oyuncumuz orta sahanın tandemi melo ve selçuk'tu.

    2012'de ise burak ve umut olarak değişti forvetlerimiz. umut bir nebze elmander gibi 4-5-2'ye uyuyordu, elmander ile oynarken de zaten önceki sezondan esintiler devam etti. ama terim, burak'ı takıma alıp 4-4-2 oynamaya devam etme saçmalığına başvurdu ki, takım üretkenliğini yitirdi, takım savunmasını yapamaz oldu. sonuç olarak artık 4-5-2 oynayamıyorduk. fatih terim bu sefer de tek forvete geçmemekte inat etti. hele sneijder ve drogba geldikten sonra resmen 10 kişi oynadık, yarım kişi sneijder'i sisteme adapte edememesinden, yarım kişi de çift forvette burak'ın oynamasından.

    sneijder'i görev süresi boyunca bir türlü takıma monte edemedi, bu yüzden de adamın işlemesine engel oldu. bakın bu konuda mehmet demirkol, 24 ekim tarihli yazısında ne demiş? (kopenhag maçı sonrası)

    --- spoiler ---

    sneijder şablonları

    terim döneminde sneijder’in yaşadığı sorun hazır hücum şablonlarında ona bir yer bulunamayışıydı. burak formdaydı. drogba gelmişti. son olarak karar verilen
    4-1-3-2 çalışıyordu ama oyun selçuk - drogba - burak üçlüsünün hücum şablonları üzerine ilerliyordu. sneijder’e bir nevi hagi rahatlığı verilmişti. bu çoğu oyuncunun aradığı bir durum.
    sneijder ise hazır, kolay, anlaşılır, uygulanabilir şablonlar arıyor. derdi özgürlük değil. sistem...
    mancini bunu değiştirmeye çalışıyor. selçuk daha defansif görevlerde burak ise kaleye her zaman istediği kadar yakın olamıyor bu düzende. ama sneijder, eboue’nin başlattığı akında da, drogba’ya atılan topta da ezberlenmiş hücum şablonlarında ya son ya da bir önceki topta markajsız olarak topla buluşuyor. şu bir gerçek: o belirli şanblonlar içinde çok daha rahat.

    http://www.fanatik.com.tr/...rDetay_339582_47.htm
    --- spoiler ---

    kimse kusura bakmasın, hocalığının en iyi özelliği motivasyon olan, taktisyenliği olmayan; karakterindeki hırsı takımını 10 maç teknik adamsız bırakacak, isviçre milli takımını ülkede dövdürüp adımızı yerin dibine sokturacak kadar zararlı biri için laf yemek bana koyuyor.
    efsaneyse efsane, herkes eleştirilir.

    ek: italya'ya damga vurduğu lafları da palavradır. cechi gori de galliani de kısa sürede yollamıştır kendisini. amma damga vurmuş lan lige.
  • 7437
    kulüp kanalını hususi kanalı haline getirip, karşısına da bir yalak alarak gündeme dair çok çarpıcı açıklamalar yapmayacak. yanında twitter'dan sevgi mesajlarını okuyan çakma bir sarışın da olmayacak.

    yarın kalkacak, yüzünü yıkayacak, kahvaltısını yapıp ünal aysal'a ünal aysal diyecek.

    paralı askerleri o esnada belki gene ünal aysal'ın resmi kanalından şöyle bir alt yazı girer:
    http://2.bp.blogspot.com/...Y/s1600/a9mr5zuw.png

    ama taraftar o yazıyı, ntv spor'da alt yazı olarak geçen norveç 2. lig müsabakalarının canlı skorları gibi okumadan geçer. galatasaray taraftarı'nın imparator'la ilgili alt yazısı bellidir çünkü:

    http://31.media.tumblr.com/...o6t1rvrjymo1_500.jpg

    uzaydan inip galatasaray başkanı olan ithal bir aymazın hususi televizyonundan yaptırdığı ısmarlama haberlerle silinmez o alt yazı. altı da üstü de bellidir.

    bugün kırışıksız ve sahte suretlerle, ithal galatasaraylılarla dolan deniz ülke arıboğan'lı, lütfü'lü, fani aysal'lı, ünal aysal'lı o protokol tribününün esas sahibi bellidir.

    onlar gider. ama o hep kalır.

    http://img854.imageshack.us/img854/3129/ssd0.jpg
  • 7527
    adanalidir allah'in adamidir. benim icin terim olmasi gereken bir baba figurudur. zaten kendisinin bu babacan tavirlari oyuncularini en zor sartlarda motive etmesine olanak tanir. hani yaninda durup "baba, sen girersen ben de girerim" diyesi geliyor insanin.

    peki dunyada elestirilemeyecek kadar iyi bir baba var midir? bence yoktur. cunku babalar da hata yapar. tipki benim babam gibi. veteriner hekim olmasina ragmen ilac mumessilligini tercih etti ve isi geregi haftada 5 gun seyehatte, iki gun evdeydi. bu iki gunu de arkadaslari ile yiyerek icerek gecirirdi. birbirimize karsi sevgimiz sonsuzdu ama kari-kiz ayagi olmamasina ragmen sohbeti ve muhabbeti cok sevdigi icin bazen alemin dozunu fazla kacirip, aile ekonomisine zarar verirdi. gerci hala veriyor, ömru uzun olsun galatasarayli babamin. uefa kupasini aldigimizda telefonda bagirmaktan kisilmis sesiyle karsilikli agladik onunla. yine de elestirdim cogu hareketini. bu onu sevmedigim anlamina gelmez. tipki terim gibi.

    terim adana'dan galatasaray'a gelip bu kulube 40 yil hizmet etmis. hizmetinin karsiligini basari, kaptanlik, ulkenin en iyi teknik adami ve elit teknik direktöru olarak almis. manevi yönlerinim yaninda maddi olarak da oldukca tatmin etmis galatasaray kendisini. yani hizmetinin karsiligini maddi manevi almis impartor. yasadigi villasi, hanimiyla aksamlari elit konserleri en önden seyretmesi, kizlarini yurtdisinda okutmasi, turkiye'nin en taninmis spor adami olmasi, yazligi, teknesi ve butun bu imkanlarini da galatasaray sayesinde kazanmis. galatasaray'a ne verdiyse, karsiligini almis hoca. helal-i hos olsun.

    benim canimi sikan hocanin taraftarlar tarafindan ilahlastirilmasi. tipki fenerlilerin aziz'i, muhafazakarlarin da basbakani ilahlastirmasi gibi. herkesin bulundugu konum itibariyle bir kazanci var. kimse cebindeki, bankadaki hesabini ulkesi veya takimi icin bosatlmamis. aksine daha da doldurmus. hal böyle olunca ortada ilahlastiracak bir sey yok. olamaz. insanlara köru körune ve hatta kendi degerlerinden veya sari-kirmizi-lacivertinden vazgececek kadar baglanmak yanlis.

    kimisi yazmis terim yasayan en buyuk galatasaraylidir, allah bir terim iki" diye. icinizdeki o koskocaman sevgiyi anliyorum ama ne gerek var böyle seylere? bence yasayan en buyuk galatasarayli benim, sensin, onlar, taraftarlar ve terim de sadece icimizden biri. bizim kadar galatasarayli. en buyugune gelince o tabiki; avrupanin karinda sogunda 1500km yolda, sirf galatasaray'i görebilmek icin saatte 50km hizla arac kullanan taraftar, colugunun cocugunun rizkindan kesip camurun icinde saatlerce stada yuruyen taraftar, yolu olmayan stadi 70 bin renktasiyla doldurup, o ruzgarin sogunu yiyen taraftar, gole sevincinden tribunden dusen taraftar, sirf boynunda sevdasinin renklerini sari-kirmizi atkiyi tasiyor diye bicaklanan taraftar, dogar dogmaz cocuguna ilk sari-kirmizi elbise giydiren taraftar, yani kisacasi hepimiziz. yoksa terim zaten orada, bizim kadar galatasarayli ama galatasaray ona, cani ne zaman isterse bogazda raki-balik yaptiracak imkani sunmus. oysa ki bize galatasaray'dan kalan sadece sevdamiz.

    senin benim gibi insanlari, hizmetinin karsiligini almis insanlari ne olur ilahlastirmayalim. sevgi baska bir sey ama terim yasayan en buyuk galatasarayli degil be guzel kardesim. degil iste... hatalariyla, dogrulariyla, basari ve basarisizliklariyla galatasaray'a hizmet etmis biri o. yanlislarini elestirmek ne zaman yanlis oldu?

    benim lisede ayni sirada oturdugum engelli bir arkadasim vardi. hasta galatasarayli derler ya, hah iste kendisi adi ustunde hem "hasta"ydi hem de galatasarayliydi. facebook'a "en buyuk galatasaray yazmasi yaklasik yarim saatini aliyor. ama usenmiyor, vazgecmiyor ve o binbir zorlukla kullandigi elleriyle sevdasini yaziyor bu cocuk. asiri yavas hareket eden o eller gol olunca hepimizinkinden hizli kalkiyor havaya. deliler gibi "gooooolll gooollll amina koyim istee!! gool beee!" diye bagirmak istese de konusamadigi icin sevinci kursaginda kaliyor ve yasamaz zorunda kaldigi hayata isyan ediyor o cocuk. macin basinda atilan golun sevincini facebook'da paylasmasi devre arasina denk geliyor. bunca zorluga ragmen yine de vazgecmiyor sevdasindan.

    yakisir kardesime...

    simdi söyle bana, senden, benden, bizden, resimdeki arkadastan ve babamdan baska kimmis o yasayan en buyuk galatasarayli?

    http://k1311.hizliresim.com/1h/5/u7ps5.jpg
  • 7599
    http://www.youtube.com/watch?v=VoVv9e3QSc8

    galatasaray seyircisi ile taşşak geçme amaçlı yapılan tezahüratı kendisi için kullanan hocamızdır.

    fatih terim her kesim için farklı anlamlar taşıyormuş, hayır hocam taşımıyor, seni galatasaray taraftarı seviyor diğerleri senin ezim ezim ezilmeni istiyor bunu artık anlaman için ne yapılması lazım, insanlar ülkede doğru bildiği şeyi seslendiriyormuş yani fener taraftarı fatih terim'e haksızlık yapıldığını düşünüyomuş hocamıza göre, eyvallah hocam senin eşine çoluğuna çocuğuna küfreden adamlarda sen samimiyet aramaya devam et.

    bu arada o tezahüratın ardından o .çocuğu fatih terim tezahüratı ile ilgili ne düşünüyor çok merak ediyorum.
  • 7632
    http://www.youtube.com/watch?v=XtEbSg7VJCQ

    özellikle 20. ve 42. saniyeler arası çok önemli. işte hoca o cevabı veremedi.

    başka sözüm yok.!

    olmadı hocam!

    edit: fatih terim'in belleklere kazınan bir sözü var nedir o? "aslolan galatasaraydır". galatasaray'a laf sokuşturan bir adamın yanında oturuyorsan ve tokalaşıp öpüşüyorsan bunu bazı bellekler unutmaz. ünal aysal'a kızgın olabilirsin o bugün var yarın yok. o yönetim bugün var yarın yok. ama biz büyük galatasaray taraftarı bugünde varız, yarında varız. aslolan galatasaray ise bunu düşünmeliydin, olmadı hocam!
App Store'dan indirin Google Play'den alın