*

resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:72
Uyruk:Türkiye
  • 34008
    https://twitter.com/.../1480514820352921600
    er geç olacak olan olmuş ve yollar ayrılmıştır kendisi ile. bence bu bir gidiş değil yollanış. son basın toplantısında hala gelecek ile ilgili umut dağıtan, süre isteyen biri 2 gün sonra çıkıp istifa edeceğini sanmıyorum.

    bence daha yumuşak bir geçiş ile devretmeliydi görevini. en azından sezon sonu beklenmeliydi diye düşünüyorum.

    umarım yanılırım ama ferguson sonrası m.united gibi bir dönem bekliyorum.
  • 34051
    https://twitter.com/...8XHdi3oMolA&s=19

    hayatımda bu kadar provokasyon içeren çok az video izledim. adam lafın nereye gideceğini bile bile "durumu hiç iyi değil" diyor. mert çetin arkadan "moral olarak" diyerek ortalığı yatıştırmaya çalışıyor ancak provokatör adam tekrarlıyor "durumu hiç iyi değil" diye. bir de "hiç merak etmeyin herkesin adaleti şaşar, allah'ın adaleti şaşmaz" buyuruyor. fatih hocayla burak elmas'ın birlik olup mustafa cengiz'e yaptıkları çok mu adaletliydi?

    kimse kusura bakmasın, fatih hoca hakettiğinin bile azını yaşadı. takım şuan ligde 12. ve devam etseydi daha nereye kadar düşerdik belli değil. çoktan gönderilmeliydi hatta bu sene yönetim değişiminde fatih hocasız bir sezona başlanmalıydı. terim taht oyunlarıyla bu sezona başlayabildi, ama kötü sonu ancak bu kadar erteleyebilirdi. şu durumda bile hala evine taraftar gidiyor, sosyal medyadaki biatçılar 'bu kaçıncı" demeyip hala başkanı suçlu buluyorlarsa fatih terim hakettiğinin çok daha azını yaşıyor demektir.

    burada çok yazdık da yazdıklarımız çeşitli "sebeplerle" silindi sözlük sağolsun. burak elmas fatih hoca sayesinde seçildi, fatih hoca da metin öztürk ve burak elmas dışında bir başkan adayı seçilseydi bu sene takımın başında kalmayacaktı. bu taht oyunlarının hiçbirinin galatasaray'ın iyiliğiyle ilgisi yoktu. herkes kendi çıkarı için birlikteydi. şimdi devran döndü; fatih hoca mustafa cengiz'e karşı nasıl taraftarı provoke ettiyse, burak elmas'a da aynı şeyi yapıyor. bunun böyle olacağı en başından belliydi. burada sırf fatih terim kalsın diye burak elmas propagandası yapanlar, "x senedir hazırlanıyor, über süper liste kurmuş, hepsi alanında şöyle iyi, böyle inanılmaz, bak bütün transferler hazır, çok gizli ve büyük bir firmadan 100 milyar dolar sponsor bulmuş" diyip üstüne yiğit şardan karalamaca oynayanlar şimdi burak elmas'ın en büyük düşmanı oldular. ne oldu şimdi burak elmas bu kadar kötü oldu?

    ben demiştim demek istemiyorum çünkü bunun hiç bir anlamı yok. çünkü zaten benim galatasaray'ın iyiliği için dediklerimin doğru olup olmaması bu güruh için önemli değildi. önemli olan fatih terim'di. bu yüzden bugün 12. sırada olmamızın sebebi bile burak elmas yönetimi olarak görülüyor.

    kanserle mücadele eden mustafa cengiz'e "öl geber" diyen insanlar bu videoyu izledikten sonra burak elmas'a saldırabilirler de. ancak bu provokasyonu yapan insanın bu hiç umrunda değil tabi ki. burak elmas kim ki? mustafa cengiz kimdi ki?
  • 34053
    toplamda galatasaray'a kazandırdıklarını saymayacağım. sadece 4 yıllık son döneminde 2 şampiyonluk, 1 süper kupa ve 1 türkiye kupası şampiyonluğu var. bunları da geçtim; son döneminde galatasaray'a kazandırdığı marcos do nascimento teixeira marcao ve muhammed kerem aktürkoğlu'nün güncel piyasa değerleri en az 30 milyon euro.

    tek üzüntüm galatasaray düşmanı tff ve arkasındaki büyük güce yenilmiş olmamız.

    güle güle canım hocam!

    --- alıntı ---

    gazeteciliğimin taze yıllarıydı..
    galatasaray yönetimi, tarihin en büyük galatasaraylılarından biri, benim tanıdıklarım içinde birincisi gündüz kılıç'ı kovdu. karar ittifakla alındı.
    sonra..
    baba gündüz'ü kovanlar, kulüpten arkalarından teneke çalınarak yollandılar. gündüz kılıç hasnun galip'e omuzlar üzerinde döndü..

    "gündüz kılıç" deyin, bugün 7 yaşında bir galatasaraylıya.. bilir.. duymuştur, okumuştur.
    "peki onu kovanlar kimlerdi" diye sorun, en yağız galatasaray muhabiri ve yorumcusuna.. üyeleri geçin.. "başkan kimdi, o sırada" deyin.. bakın bakalım bir, tek bir kişi hatırlar mı?.
    ünal aysal ve onun "ittifakla" karar veren emir kullarını yarın hatırlayacak tek kişi olmayacaktır.
    fatih terim ise, tarihe çoktan geçmiştir bile.. hem türk, hem galatasaray, hem de dünya tarihine..
    tarih kimi yazacağını iyi bilir.

    https://www.sabah.com.tr/...ekerrurden-ibarettir

    --- alıntı ---
  • 34070
    https://twitter.com/...ISq7FDTjs1w&s=19

    takimdan ayrilmasinin bu kadar dramatize edilmesine anlam veremiyorum. uzulenleri tabiki anliyorum ve saygi duyuyorum. ben de ayriligin bu sekilde olmamasi gerektigini dusunuyordum. sonucta kulup tarihinin en onemli teknik direktoru. ama bu videodaki taraftarlar kadar olayi abartmaya da gerek yok. terim sanki doludizgin gidiyordu, ust siralardaydik gibi bir algi olusturuluyor. hoca su an magduru oynayip basarisizliginin ustunu ortmeye calisiyor. son oynadigimiz giresun macindan sonra yazilanlar ve hocanin ayriligi sonrasi yazilanlar arasindaki fark cok buyuk. bu kadar duygusallik bize bir fayda saglamiyor, aksine mantikli dusunmemizi engelliyor. fanatiklik seviyesinde terimi savunanlar ona en cok zarari verenler.

    hoca unal aysal donemi gonderildiginde de bir sekilde sucu kendi ustunden atip magdur olmustu. o donem elinde daha fazla koz vardi tabi. son 2 sezonun sampiyonu olan bir hocaydi. ama donemin federasyon baskaniyla verdigi poz, ki kisa zaman once ayni baskana ve kuruma karsi sonuna kadar mucadele edecegini soyluyordu, sonunu getirdi.

    hoca bu sefer de kendi sonunu kismen kendi hazirladi. liyakata daha fazla onem verseydi, ekibine aldigi kisileri sirf ona yakin olduklari icin degil donanimli olduklari icin alsaydi hem kendi yuku azalirdi hem de en iyi bildigi sey olan saha icine daha iyi odaklanirdi. bence hoca bu yonetimle kredisinin sonsuz oldugunu dusunup daha rahat davrandi, bu da onun daha fazla hata yapmasina sebep oldu.

    galatasaray fatih terim'den once de vardi, fatih terim'den sonra da var olacak. ölduk, bittik, o olmadan ne yapariz, daha da kotuye gidecegiz diye felaket senaryolari yazmaya gerek yok. hoca maalesef calistigi cogu yonetimle sorun yasadi ve bu yonetimle bu yine oldu.
  • 34082
    burak elmas yönetimi'nin ayrılık kararı aldığı, geçmişte galatasaray'a çok şey kazandırmış, galatasaray'dan da her anlamda çok şey kazanmış, teknik direktör, eski hocamız.

    canaydın dönemi ve son gelişinde de çok şey kaybettirdi.

    fatih altaylı'nın söylediğine göre galatasaray sportif a.ş. yöneticiliğini, orada para yok diye reddetmiş. geçmişte de reddetmiş, dünkü ayrılık görüşmesinde de. aslolan galatasaray'dı ama değil mi?

    https://www.haberturk.com/...-in-futbol-versiyonu

    videoda tüm fatih terim dönemlerini çok iyi özetlemiş. hoca mağdur söylemlerinin ne kadar boş olduğunu anlıyorsunuz.
  • 34136
    bizi defalarca sevindiren bir insan. gonderilmesi doğru veya yanlış ancak su an bizi defalarca sevindiren insan üzülüyor üzgün ayrılıyor.

    aslolan galatasaray'dır diyip önünuze bakabiliyor musunuz cidden? terim yaptı bitti hadi eyvallah diyip yola devam edebiliyor musunuz?

    su resme bakın ve şimdi tamam hizmet etti ve bitti diyin. bu kadar yani.

    https://encrypted-tbn0.gstatic.com/...th4CNEg&usqp=CAU

    her ne olursa olsun bu boyle olmamalıydı.
    (bkz: 10 ocak 2022 fatih terim'in galatasaray'dan gönderilmesi)

    hayatımızdaki en mutlu anılarda (galatasaray'ımızı zirvelerde oynatarak) zirveye oynayan efsanemiz grande terim imparator fatih terim.
  • 34137
    4. fatih terim döneminin sona ermesinin ardından özlenip övülürken de istenmeyip yerilirken de yanlış donelerin kullanıldığı efsane ama eski teknik adamımız.

    terim türkiye'nin yetiştirdiği en önemli taktisyen, bir galatasaray efsanesi ve kabul edilsin edilmesin kendisine has bir markadır. en azından buradaki 1. ve 2. önermeyi kimsenin inkar edemeyeceğini düşünüyorum. (ülkedeki alternatiflerinin birisinin şenol güneş, diğerinin ersun yanal, sonuncusunun da abdullah avcı olduğunu düşündüğümüzde özellikle)

    ama bunların yanında ciddi bir ego sahibi. başarılarını düşündüğümüzde de kabul edilebilir bir ego bu aslında. ama maalesef bu egosu bazen doğruları görmesine ve/veya uygulamasına engel olabiliyor. özellikle de 4. döneminde bu da inkar edilemez bence.

    yazının burasında, daha fazla ilerlemeden düşüncemi söyleyeyim: ben kendisinin istifasını isteyen taraftayım. ya da şöyle söyleyeyim, ya yanına daha yetkin teknik adamlar almalı ya da istifa etmeli diyen birisiyim. deli değilim elbette, durduk yere kendisinin istifasını isteyecek kadar. geldiğimiz noktadaki gözle görülür sorunlar, bu sorunlara çözümün doğru yerde aranması ancak yanlış uygulamalar ile çözülmeye çalışılması, istenilen taktiksel gelişim noktasında olmamamızdan kaynaklı istedim ben bunu.

    şimdi, şunu bir bırakayım buraya: (bkz: #3278009)

    bu yazımı okumayan kalmadığını düşünüyorum. 2021 yılının en beğenilen entry'lerinde bile 26. sırada mesela o yüzden dedim okumayan kalmadığını düşünüyorum diye.

    terim'in aklındaki oyun 4-3-3 gibi dizilip savunmada 4-1-2-3 gibi durup hücumda 2-3-5 gibi bir düzene evrilmekti. kolay değil bunu başarmak ama bunu guardiola da yapıyor. zaten hocanın etkilendiği yer de burası. terim'in "miras bırakmak istiyorum" dediği miras, bu oyun sistemini kurgulamış, bu sistemin dünyanın geleceğini domine edeceğini öngörmüş ve gelecek planını, miras bırakma planını bu sisteme oyuncu yetiştiren bir futbolcu fabrikasına galatasaray'ı evrimleştirmek üzerine kurgulamıştı. bunun aksini söyleyebilecek yok.

    ama terim'in oyunu bu değil. bildiğimiz terim'in oyunu bundan çok çok daha farklı. bildiğimiz terim'in oyunu çoğunlukla çift forvet ile önde yoğun baskı içeren, daha çok pasla rakibi açmak yerine daha az pasla doğrudan kaleye gitmeye çalışan bir oyun.

    ikisinin arasındaki fark benim kısıtlı futbol ve tarım * bilgim ile anlatabileceğim kadar şu:

    terim'in ana oyunu elma. sonuçta bir meyve, yersin ve vitamini alırsın.
    terim'in geleceği üzerine inşa etmek istediği oyun ise kivi. sonuçta o da bir meyve, yersin ve vitamini alırsın.

    elma yetiştirmek kolaydır, ağacını dikersin büyüyüp meyve vermeye başladığında toplar yersin. neredeyse her bölgede yetişir, dünya üzerinde bulunması en kolay meyvelerden birisidir.
    kivi yetiştirmek ise zahmetlidir, özel bir bölge ister, farklı sıcaklıklar ister, asmadan çıkar, o asmaları özel desteklemek vs. gerekir. işi zordur yani, zahmetlidir.

    terim'in bir elma bahçesi vardı. çalışanlara falan ihtiyacı olmayan, aile yardımı ile toplanıp devam edilebilecek bir bahçeydi bu ve o şekilde de işlerdi. çalışana falan gerek olmadan yapılırdı çünkü hem bahçenin sahibi bilirdi hem de gelip çalışan akrabalar da bilirdi. ama terim birden bire "ben bu elma bahçesini kivi bahçesine çevireyim" dedi. kivi zor, kivi zahmetli, kivinin özel çalışanlara falan ihtiyacı var. ama terim "aynı şekilde aile yardımı ile hallederim ben" dedi. olmadı.

    benim terim'i son dönemde (özellikle de bu sezon) eleştirdiğim en ağır noktalardan birisi yanındaki antrenör ekibiydi. geçmiş yazılarım, maç yazılarım falan hep duruyor açıp okumak isterseniz hepsi mevcut. yani plan doğru, kivi bahçesinden daha büyük gelir elde edilir, daha uzun vadeli bir yatırıma dönüşebilir, bir kaç sene başında durduktan sonra sürekli işleyen bir sistem kurulabilir. bu yüzden 3 senelik plan da doğruydu, ama hem kivi bahçesinde olduğu gibi hem de gerçeğe döndüğümüzde uygulaması yanlıştı.

    bugün bu sistemin işlemesindeki en önemli veri pas. pas varsa oyun işler. hem topu tutarsın (çünkü geride 2 oyuncu bırakıyorsun hücumda, 8 kişi ile saldırıyorsun rakibe, yanlış pas ciddi eksik yakalanmana sebep olur) hem de rakip senin pas trafiğini takip etmesi gerektiği için yorulur.

    ama nasıl pas?

    bazı maçlardan sonra buraya da eklemiştim hatta, biz çok pas yapıyorduk ancak doğru pas yapmıyorduk. misal, 21 aralık 2021 adana demirspor galatasaray maçında bu takım 470 civarı pas denemişti ancak bunun sadece 50'si geri pas 200'ü yan pastı. bunun yanında maç temposu da 15.6 çıkmıştı.

    şimdi bu ne demek? biz sete oturduğumuz anda yatay bir pas çizgisi oluşturup, bu yatay pas çizgisi üzerinde çok da hızlı olmayan paslar yapıyoruz. bu paslar çoğunlukla yana oynanıyor ve topu dikine pasla taşımak yerine topla kat etme ile taşıyıp sonraki blokta yeniden yatay pas çizgisi oluşturuyoruz. yani oyun yatay pasa dayalı, tamam ama yatay pasın hızı yüksek olmadığı için hem rakibi boşluk verecek kadar dengesiz prese zorlamıyoruz, hem de rakibi yormuyoruz.

    daha önce defalarca yazdım, bu ligde bize karşı rakibin savunma düzeni sete 5'li hatta bazen 6'lı oturup önündeki orta saha bloğunu da bu oturan 5'li savunmanın önüne atıyorum 4 kişi kapatıp 9'lu durarak ve ilerde süratli 1 oyuncu bırakarak kuruyor. bu blokları da birbirine yakınlaştırdığı zaman rakip ne sana false 9'ın oynayabileceği o aradaki blok boşluğunu bırakıyor, ne rakip birbirinin açığını 9 kişi ile (her halükarda) kapatabildiği için half space bırakıyor.

    peki bu ne demek? alan yok.
    peki burada nasıl alan açılır? çok hızlı pas yaparak rakibin takibini zorlaştırarak. rakip kolay takip edemeyeceği için standart çizgisini bırakıp prese gelecek, pres yönünün tersine hızlı oynayıp orada kalabalık olduğunda rakibi kıracaksın. bu pep guardiola'nın 21 kasım 2020 tottenham manchester city maçından sonra değiştirdiği bir denklem, o tarihten sonraki tüm manchester city maçlarını izlediğinizde city'nin kalabalık duran tüm rakipleri bu şekilde açtığını görürsünüz. yani pas futbolunun mükemmelleştirilmesi buydu.

    terim bunu yapabilir miydi? gayet tabi.
    yapabildi mi? maalesef hayır.
    bunun sonucu da yolların ayrılması oldu.
    bana kalırsa terim'in yanına domenec torrent gelmiş olsaydı, işin rengi bambaşka bir yere gidebilirdi. ama gelemezdi, çünkü o isim fatih terim. terim'in yanına istemediği birisini getirmek, imkansız. hocayı bu kadar hepimiz tanıyoruz. ha keza mesela guardiola ile görüşme konusu, başkan ayarlayıp da terim'e "guardiola ile görüşelim hocam, oyun onun oyunu bize yardımcı olsun" dese terim ne başkanı bırakmıştı ne başkasını bunu da biliyoruz. etmez yani. aslında işinde başarılı olan kimse de istemez. sorun şu: terim son döneminde başarılı değildi. özellikle bu son dönemde ligdeki durumda.

    hakemlerin ve federasyonun etkisi var mı? elbette var kaybedilen puanlara ama biraz da takımın sorunlarının çözülememesi bana kalırsa puan kayıplarımızda ve türkiye kupasında elenmemizde etkili oldu.

    şimdi, kimi hocayı övmek kimi hocayı yermek için xg verisini kullandı. çoğu da buna kızdı. ama ben size xg metriği üzerinden terim'in oyundaki sorunu nasıl çözemediğini anlatacağım puan kayıplarındaki maçlar üzerinden.

    https://gss.gs/ZG0.png

    buradaki 2 tane kırmızı üzerine beyaz yazdığım xg verimiz var. 1. si sivasspor deplasmanı, takım olarak sadece 0.22 xg üretebilmişiz yani pozisyon üretmemişiz.
    diğeri ise türkiye kupasındaki denizli maçı, 6.14 xg üretmemize rağmen 3 gol çıkarabilmişiz.
    diğerlerinde kırmızı ile olanlar xg ile skorun denk gelmediği, yeşil olanlar denk veya yakın olanlar olarak değerlendirilebilir.

    buradan ne çıkarıyoruz? takım ya pozisyon bulamıyor, ya da buluyor ancak bitiremiyor.
    hep aynı şeyi söyledik, her zaman aynı şeyi konuştuk.
    ilk başlarda sıkıntı pozisyon bulmada da vardı. misal trabzonspor maçı, alanya maçı, kayseri maçı. bu maçlarda pozisyon bulmadaki sıkıntımız görülmüş, bunun üzerine gidilmiş. buradan sonra bir tek sivas maçı var yeterince pozisyon bulamadığımız. haricindeki xg verileri pozisyon bulma sorununun çözüldüğünü ancak bitiricilik sorununun baki kaldığını çok ama çok net gösteriyor.

    seversiniz sevmezsiniz xg metriğini, bir şey diyemem ama doğru okumak doğru sonuçlara ulaşmamızı kolaylaştırır. ben buradan okuduğumda takımın pozisyon bulma işinin üzerine gidip çözdüğünü, ancak bitiricilik sorunlarının çözülemediğini gösteriyor.

    burada da işin içerisine çalışma giriyor. aynı yere dönüp geliyoruz.

    kimse yanlış anlamasın, ben fatih hocayı severim. gerçekten severim. gözü dönmüş, kararmış, galatasaray'ı umursamadan yazan terimistler kadar değilim belki, ama hoca 96 yılından beridir hayatımızda, kazandırdığı başarılar yadsınamaz. ama bunların hepsi gönderilmemesi için yeter sebep değildir.

    şöyle diyeyim, terim eğer ki başkan olsa ve futbol takımı bire bir aynı sonuçları olsa bugün giden teknik direktör büyük olasılıkla 4. ama ne olursa olsun 3. teknik direktör olurdu. sırasıyla kayseri maçında 1. hoca gitmişti, iç saha lokomotif maçında 2. hoca gitmişti, denizlispor maçında 3. hoca gitmişti ve giresun maçından sonra da 4. hoca gitmişti. belki denizli - giresun maçında 2 hoca değişikliği olmayabilirdi ama 3 garantiydi dediğim gibi.

    neticesinde gitti hoca. ya da gönderildi işte, kelimeye takılmak anlamsız. halen burada doğru hamle olduğunu savunmaktan geri durmayacağım, zamanlaması tartışılabilir belki (onda da sezon sonuna olması değil, geç mi kalındı acaba düşüncesi ile) ama hamle doğruydu ne olursa olsun.

    güle güle hoca, dinlenmenin vaktidir. çok şeyle uğraştın, bir şeylerle uğraşmayacak şekilde çekil evine dinlen rahatça.

    seni gönülden seven, ama başarısızlığını kabul etmekten gocunmayacak kadar da galatasaray'ı seven bir taraftar olarak uğurluyorum seni.
  • 34149
    galatasaray'daki "son" imzam diyerek üstü kapalı bir şekilde galatasaray ile bir daha yolları kesişmeyeceğini düşündüren efsane. şimdi olaya böyle bakınca ayrı bir hüzün çöküyor insanın üzerine. kocaman bir keşke doluyor ağıza. keşke böyle olmasaydı hocam. tekrar yaşattığın her şey için teşekkürler.

    https://twitter.com/.../1481692974610272265
  • 34156
    https://twitter.com/...692974610272265?s=21

    seni hep çok sevdim. hala daha çok seviyorum. ancak üzerindeki metal yorgunluğunu ve saha içi konsantrasyonun azaldığının da farkındaydım. hala aynı noktadayım yolların ayrılması sonuç olarak son derece doğru. bugün de girdim twitter profiline ve her şeye rağmen takip edilenler kısmında sadece bir hesap vardı. adı galatasaray. bunu görünce gözlerim doldu. sen galatasaray’ın ali sami yen’den sonra en büyük figürüsün. bunu hiç kimse yok edemez. şimdi tamamlanmışlık duygusunun verdiği hazla ailen ve sevdiklerinle huzur içinde uzun yıllar geçirmeni diliyorum.
  • 34164
    dördüncü dönemin başında dursun özbek ile yaptıkları görüşmede ben galatasaray’a 1974’te imza attım o imza halen geçerlidir ifadesini kullanmıştı. şahsen dün yaptığı paylaşımda galatasaray’da son imzam demesinin altında bu sözler yattığını düşünüyorum. bir devrin sonuna geldik.
    --- alıntı ---
    https://youtu.be/ugXNuO62E5g
    --- alıntı ---
  • 34172
    fatih terim galatasaray için çok değerli çok kıymetli. boşuna 'imparator' demiyoruz ya da 'imparator' adını boşuna almadı bu adam. ama artık gitti adam iyi ya da kötü bunu arkada bırakmamız gerek. şu an teknik direktörümüz farklı biri ve sosyal medya da dönen saçma-salak şeylerle gaza gelmemek gerek.

    fatih terim'le torrent kıyaslaması, torrenti kötüleme. yapmayın arkadaşlar doğru veya yanlış şu an teknik direktörümüz fatih terim değil ve yerine gelen torrent. kötülemek yerine sahip çıkmamız gerekiyor artık. bizim teknik direktörümüz çünkü şu an takımın başında o var. kendi içimizde bölünmememiz gereken bir dönemdeyiz şu an.

    zamanı geldiğin de zaten burak elmas'a seçim zamanı gerekeni yaparız. fatih terim'in büyüklüğünden şüphemiz yok kendisi bizim için ne kadar değerli biliyoruz ama şu an ki takımın başında olan adamında bir suçu yok. terim'i övmek istersen torrent'i aşağılamanın anlamı yok.

    bütün suçlu belli ki başkan zamanı gelince de gerekeni yaparız zaten.

    fatih hoca'ma sonsuz teşekkürler ve mutluluklar diliyorum. tekrar gelmeyeceğini söylemiş ama onun içinde galatasaray her zaman farklı bir yerde ve kim bilir belki bir gün tekrar yollarımız kesişir.

    çok güzel bir sözü var terim'in "kötü zamanda biz varız.galatasaray bizi hiç iyiken çağırdı mı? ihtiyaç varken geldik.
    https://www.youtube.com/watch?v=Tby4_vBSyeA

    o yüzden ben inanıyorum ki bir gün yollarımız tekrar kesişecek.
App Store'dan indirin Google Play'den alın