resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:72
Uyruk:Türkiye
  • 3
    --- alıntı ---

    kalecinin bile kademesine giren bir libero olarak kendini kanıtlamıştı ama saha içinde ve dışında karıştığı olaylardan yakasını bir türlü kurtaramadı, huzur bulamadı, şampiyonluk göremedi…

    anadolu köylerinde adettendir; ismi biricik olsa da herkese mutlaka bir lakap bulunur. 1953 yılının adana’sında da böyleydi. ceyhan ilçesinin gökseliye kasabasında “topal” lakabı, talat terim’in peşine çocukluğunda takıldı. sağ bacağını dört yaşındayken geçirdiği çocuk felci sonucu yapılan yanlış bir iğneyle kaybetmişti. düzenli bir işte çalışamadığından evini geçindirebilmek için kunduracılığı seçmişti ve bu işin geliri tek başına yetişmediği için de ek iş olarak haşlamacılık yapıyordu.

    ilk çocuğu fatih hızlı büyüdü. altı yaşında babasının yardımcısı olmuş, köşe başlarında ve yazlık sinemalarda sırtına vurduğu şişeden haşlama (meyan kökünden yapılan bir içecek) satmaya başlamıştı. talat terim ondan bu şekilde faydalanmak yerine düzenli bir iş sahibi olabilmesi için okumaya teşvik etti. ilkokul, ortaokul derken oğlu artık motor sanat enstitüsü öğrencisiydi. okul takımını adana şampiyonu yapmıştı. böylece talipleri çoğaldı. ceyhanspor’dan sonra adana demirspor’un futbolcusu olmuş; idmanlar, maçlar derken dersleri iyice boşlamıştı. kulübü maaş da teklif edince daha fazla uzatmadan eğitim defterini kapattı. genç takımlardaki yaşıtları harçlık bile alamazken o, babasından fazla kazanmaya başladı!

    “oğlumu adana’dan kurtar”
    17 yaşında a takım oyuncusu, 19 yaşında takım kaptanıydı. hırsı ve hırçınlığı daha o zamanlarından başlamıştı. kaptanlık pazubandına layık görülmesi, delikanlılığını daha da kamçıladı. bir işçi çocuğundan bekleneceği şekilde takımı için ne istenirse yaptı. ilk 11’de olabilmek için santrfordan liberoya kaymaya bile razıydı; ki öyle de oldu. liberoluğun altından kalktığında adana demirspor 1. lig’e (günümüzün süper lig’i) çıkmıştı. şampiyon takımda onu diğerlerinden ayıran, ters toplardaki uzmanlığıydı. daha çok savunmanın gerisinde oynar, arkaya düşen topları oyuna sokardı. gol pozisyonu hazırlayan bir futbolcu olmasa da onun için “süpürücü” denebilirdi. deplasmandaki galatasaray maçında rakip hücumcular metin kurt ve engin verel’e top göstermedi. galatasaray’ın o dönem tam da buna ihtiyacı vardı!

    sezon bittiğinde galatasaray’ın transfer işleriyle ilgilenen temsilcisi mustafa yürür evine kadar gidip, fatih’i istanbul’a getirdi. transfer için el sıkışıldı ama imza için transfer döneminin beklenmesi gerekti. sözler verildi ama kulüpten uzun süre ses çıkmadı. tam umudunu kesmişti ki transferin son günü devreye metin oktay girdi. adanalı’nın alamet-i farikaları taçsız kral’ın da kulağına gelmişti. futbolcunun babasından icazet alma işi ona düştü. şartları konuşmak, pazarlık yapmak söz konusu olmadığı gibi, talat terim “oğlumu adana’dan kurtar” demişti. “para falan istemiyoruz.”

    21 yaşında istanbul’a gidip galatasaray’a ikiletmeden imza atsa da rüya başladığı gibi devam etmedi. adana’dan ilk defa ayrılıyor, istanbul’u ve etrafındaki kalabalığı ürkütücü buluyordu. babasını arayıp “transfer parasını geri ver, ben burada yapamıyorum” demesi fazla uzun sürmedi. tabii babasının bu teklifi reddetmesi de!

    ilk yılında islam çupi’nin dediği gibi bir neon gibi parlamamıştı, tsyd kupası’nda forma şansı bulup ilk golünü beşiktaş’a attı. ikinci yılında kendini toparlayıp coşkun özarı tarafından milli takım’a davet edildi. kaptanlığa kadar yükselmesi bir yılını almamıştı. tabii bu işte tecrübesi vardı; zira ilk kaptanlık deneyimini 17 yaşında adana demirspor genç takımında yaşamış; daha sonra da genç ve ümit milli takımların yanı sıra galatasaray’da liderliği ele almıştı.

    ilk yılındaki ürkekliğinin yerini, zamanla altın kolye, künye, saat ve üst düğmeleri açık gömlekler aldı. artık kimseye “eyvallah”ı olmayan bir adamdı! her maçta ilk 11 oynuyor, kendisinden yaşça büyük futbolcuların olduğu takımlara liderlik ediyor, basının hakkında ne yazdığını umursamaz görünse de kendisini kabadayılıkla eleştiren gazetecilerin isimlerini daha sonra intikam almak üzere belliyordu. 1970’te galatasaraylı yöneticilerle de anlaşmazlık yaşadı. beşiktaş ve fenerbahçe’den gelen astronomik tekliflere karşılık galatasaray’a 1 milyon lira ücret istediğini, tek kuruş pazarlık yapmayacağını söylemişti. “kabul edildiği takdirde kalırım, edilmezse başka bir kulübe, daha iyi şartlarda transfer olmama anlayış göstereceklerini düşünüyorum.”

    çekişme de bundan sonra başladı. yönetici turgan ece, gazetecilere “1 milyon 200 bin lira teklif ediyoruz ama kabul etmiyor” demişti. bunun üzerine terim, “vergileri de bana yıkıyorlar ama!” diye veryansın etti. neyse ki gündem bu tartışmayla günlerce meşgul edilmedi. kaptan istediğini aldı, konu kapandı!

    “ayaklarını topla, ben türkiye’nin allah’ıyım!”
    transfer meselesi kapansa da içinde fatih terim isminin geçtiği haberler bugün de olduğu gibi basın için geçer akçe olmaya devam etti. bunlardan birinin başlığı şöyleydi: “fatih, gündüz aktuğ’u dövdüğü iddiasıyla aranıyor!” emniyet müfettişi ve galatasaray yönetim kurulu üyesi aktuğ önce darp raporu almış, sonra da emniyet müdürlüğü’ne gidip “kabadayı” hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    “bir işimi halletmek için galatasaray kulübü müdüriyet odasındaydım. o sırada odaya yakası bağrı açık ve ayakta duramayacak kadar sarhoş bir genç girdi. bana ‘ayaklarını topla, ben türkiye’nin allah’ıyım’ dedi. 32 yıllık kulüp üyesi ve yaşça ondan büyük olmama rağmen dediğini yaptım ama tatmin olmadı. kavga çıkarınca yöneticilerden birini aradım, ‘aman onu affet, hafta sonu maçımız var’ dedi. kendisini şikayet ettiğimi duyunca iki arkadaşını daha yanına alıp beni öldüresiye dövdü. dayak sırasında yüzüğüm ve üzerimdeki yüklü miktarda para da kayboldu. sonra arabaya binip kaçtılar.”

    tutuklama kararından sonra fatih maç kadrosundan çıkarıldı. yöneticilerin devreye girmesiyle ilk mahkemeden sonra olay, yerini yenilerine bıraktı. milli formayla çıktığı malta maçında rakibine tokat atmış, bursaspor’la oynanan lig maçında muhabirleri tartaklamaktan hakkında bir dava daha açılmıştı.

    “galatasaray’ın tek sorunu benim”
    1980 uğursuz bir yıldı. takım şampiyonluktan uzun süre uzak kalmış, 1979-80 sezonunda olmadık mağlubiyetler alınmıştı. tüm bunlar da kaptanı her zamankinden daha gergin hale getirdi. teknik direktör turgay şeren’in kulağına, futbolcusunun kendisini eleştirdiği gelmiş, güven problemi yaşanmaya başlamıştı. ne dediyse hocasını kendisine inandıramadığı için sonunda gemileri yaktı!

    “galatasaray’ın tek sorunu ben olduğum için aradan çekiliyorum. bir daha antrenmanlara çıkmayacağım. tatile gidiyorum. galatasaray’ın huzura ihtiyacı var. 20 arkadaşımın iki günde bir toplanmasına gönlüm razı olmuyor bugüne kadar hocamızla anlaşmazlığım olmadı. dost meclislerinde biraz hissi kararlar aldığını söylemiştim. bu basına yansıyınca bana iki günde bir bu konuyu sormaya başladı.”

    dediğini yapıp birkaç gün ortadan kayboldu. şeren gazetecilere “bu, galatasaray’ı içten çökertmeye yönelik bir davranıştır” diyordu. “fatih beğendiğim bir futbolcu ama adıyla anılan dedikoduları açıklamakla yükümlü.” bir sonraki açıklama ikisinin birlikte verdiği “galeyana gelmeyeceğiz, kulübe zarar vermeyeceğiz” oldu. küme düşme söylentileri ayyuka çıksa da fatih terim tam idmanlara başlamıştı ki turgay şeren görevinden ayrıldı.

    gelen gideni arattı… brian birch önce onu izin almadan adana’ya gittiği için para cezasına çarptırdı. kaptan, “5-0’lık fenerbahçe yenilgisinden sonra moralim bozuldu ve izinsiz gittim. istedikleri kadar ceza vermekte haklılar, suçum büyük” diyerek boynunu uzatmıştı. “birch antrenmana alırsa kaldığım yerden devam ederim, etmezse belgrad’a gider tek başıma çalışırım. her önüme çıkan nasıl bu kadar fark yediğimizi soruyordu, dayanamadım.”

    bu açıklama birch’ü tatmin etmemiş olmalı ki futbolcusunu antrenmana almadı. terim, amatör takımla da olsa çalışmaya devam etmek istemişti ama o da kabul olmadı. burada devreye yöneticiler üzerinde bıraktığı “olmazsa olmaz” izlenimi girdi ve her zamanki gibi işe yaradı!

    “futbolu bırakmak istiyorum”
    lig bittiğinde sıra milli takım’a geldi. 27 yaşındaki fatih, 50’nci maçına çıktıktan sonra ilk kez kesik yemişti. teknik direktör özkan sümer kadroyu trabzonsporlu oyunculardan kurmuştu, beş trabzonlu daha alıp kadroyu tamamlayabilirdi, ne de olsa beşiktaş ve galatasaraylı futbolcuların yüzüne bakmamıştı! bu sitem işe yaramadı ama birkaç ay sonra yeniden kadrodaydı.

    galatasaray’da durum rutindi. şampiyonluk bir türlü gelmiyor, fatih’in gerginliği sürüyordu. onu körükleyen şeylerden biri de galatasaray’ın fenerbahçe’ye karşı kadıköy’de maç kazanamıyor olmasıydı. aralık 1980’de oynanan maçın ilk yarısında galatasaray 1-0 öne geçti. fenerbahçe kötü bir sezon geçiriyordu ve bu fırsatı kaçırmamak gerekti. sinirler gerildi. devre arasında fatih ile ali kemal denizci birbirine girdi. onları ayırmak için devreye giren polisler de kavgadan nasibini almıştı. fatih’ten yumruk yiyen polis memuru şikayetçi olduğu için olay mahkemeye taşındı. fatih 75 günlük hapis cezası aldı. daha sonra şikayet geri çekildiği için ceza 7.500 liraya çevrilmişti. bu hengame devam ederken 1981 yılının sonunda “fatih” markalı spor mağazasını açtı. 25 kişinin çalıştığı atölyesinde eşofman üretip kulüplere satıyordu. bir yıl sonra fulya aksu’yla evlenip hayatını düzene sokmuştu ama yine de her şey güllük gülistanlık değildi.

    1983 yılında raşit, eser, öner, haydar, ahmet ve fatih, kampta alkol aldıkları gerekçesiyle para cezasına çarptırıldı. fatih, arkadaşlarından farklı olarak özkan sümer tarafından kadro dışı bırakılmıştı çünkü samsunspor’la oynayacakları maç öncesi kampı izinsiz terk etti. sonrası malum, affedildi… ancak fazla uzun sürmeden eski takımına karşı oynadığı maçta rakibi erol togay’ı kafayla yere serip dişini kırdı. 86’ncı dakikada 3-0 mağlup durumdaki galatasaray 10 kişi kalmıştı. aynı sezon oynanan bir fenerbahçe maçından sonra rakip futbolcu suad karalic’i tokatladığı için iki maç ceza aldı; galatasaray lisesi’nin pilav gününde arabasını okulun önüne park etmesine izin vermeyen polise saldırdığı için karakolluk oldu. ve sonunda şubat 1984’te antalyaspor’la oynanan maçta hakeme tükürüp sahadan polis zoruyla çıkarıldı. cezası beş maçtı.

    galatasaray yönetimine mektup yazıp “futbolu bırakmak istiyorum” dediğinde 32 yaşındaydı. ona kalsa 37 yaşına kadar oynardı ama bırakmak zorunda kaldı ve futbol kariyeri boyunca lig şampiyonluğu yaşayamamasını tesadüflere bağladı. bundan sonra tek istediği, fenerbahçe’yle bir jübile maçına çıkmaktı. olmadı. ağustos 1985’te oynanan trabzonspor maçına türkiye’de daha önce görülmemiş şekilde helikopterle gelip 15 dakika oynayarak futbola veda etti. galatasaray formasıyla çıktığı 327’nci maç, ibrahim tatlıses’in şarkısıyla bitti ve yeni hayat böylece başladı!

    yazı hilal gülyurt

    --- alıntı ---

    http://fourfourtwo.com.tr/...anlarda-fatih-terim/
  • 6
    https://pbs.twimg.com/media/CxFkvyOXEAE9edl.jpg

    hoca çocuktum seni tanıdım, büyüdüm efsanem oldun, saçlarıma aklar düştü nefretimsin.

    gelelim sorduğun soruya, evet sayın terim, ihanetin ne olduğunu biz sizden öğrendik. tarihin tozlu sayfalarında inçelemeye gerek yok, bu ihaneti siz bize zaten yaşatınız. şimdi kalkmış neyin ahkamını kesiyorsunuz ? hayırdır yani var olan milli takım diye gidip her daim galatasaray'a düşman olan bir insan ile poz verirken ? biz neler düşünüyorduk hiç sordunuz mu ?

    http://i.radikal.com.tr/...fft64_mf1780016.Jpeg

    ortada bir ihanet aramaya gerek yok, resime bakmak yeterli; evet resimde ne görüyoruz ? sayın terim size soruyorum ne görüyoruz. ben size söyleyim bak galatasaray avrupa'da gene söz sahibi olmuş, bak galatasaray gene kupaları rakiplerin sahasında kaldırırken, bak galatasaray gene en iyi oyuncuları alırken, bak galatasaray havaya girmişken, bak biz galatasaray'ın hocasını sokup aldık dedirtiren bir adam ile poz verirken.

    sayın terim ya sizin bize ihanetiniz ne olacak ? çocuktum tanıdım seni ancak büyüdüm ak mı kara mı o belli oldu.

    ihaneti hayat-ı galatasaray olan insan iyi biliyor, o duyguyu da iyi hissetim, hele hele bu konuda konuşması gereken en son kişilik sayın terimdir.
  • 8
    galatasarayı sadece futbol başarılarının arkasına sıkıştırmış insanların efsanesi olabilir terim ancak.

    ayrıca marşımızda bir dize var

    (bkz: kültür simgesi galatasaray)

    anlatın bakalım hangi kültürümüzü temsil ediyor terim ?

    vefa? doğrunun yanında olma? cesaret? dik duruş? daha önemlisi galatasaraylı duruşu?

    https://www.youtube.com/watch?v=P5EMr856NsU + ¤

    konuşacağım deyip laf ettiği kurumların en önemli temsilcisi olması da mı kanınıza dokunmuyor?

    fatih terim elbette başarı kazanmıştır ama efsane olmak için yeterli değildir.
  • 15
    kendisinin gelmesine bir şartla razı olurum.

    milli takımdan istifa edecek ve bu takımı sezon sonuna kadar para almadan çalıştıracak. egosunu, kibrini, bilmemnesini bir kenara koyacak, "üç yıl önce galatasaray'a bir yanlış yaptım, şimdi galatasaray'ın bana ihtiyacı varken bu yanlışımı telafi etmeye geldim. başarılı olursam devam etmek istiyorum, başarılı olmazsam da sözleşmemi uzatmazsınız olur biter. tek arzum galatasaraylılarla yeniden barışmak ve galatasaray'ı ayağa kaldırmak" diyecek.

    işte o zaman milyonlarca galatasaraylı fatih hoca'sını öyle bir bağrına basar, öyle bir sahiplenir ki, ne uzun adamın ne kısa adamın durdurmayacağı bir sinerji ortaya çıkar. ama egonun, kibrin olduğu yerde sinerji olmaz. hesapçılığın olduğu yerde birlik olmaz. içten pazarlığın olduğu yerde samimi hisler olmaz.

    https://1.bp.blogspot.com/...a-e1336908051249.jpg şu fotoğrafı hatırlıyorsunuz değil mi? şampiyonluk falan umrumda değil, sadece böyle bir fotoğrafı çektiren adamın bizi çıkarları için yüzüstü bırakıp gitmesini hazmedemiyorum. belki bana salak diyeceksiniz ama hala bir gün gelip gönlümüzü almasını, "bir hata ettim ve şimdi bütün galatasaraylılarla barışmak için elimden geleni yapacağım. benim yuvam burası" demesini bekliyorum.

    bu hikayeyi bu şekilde bitirmemek de, tüpçünün payandası olarak yaşayıp yukarıdan gelen emirlerle kadro kurmaya devam etmek de senin elinde fatih terim. biz buradayız, sen de nerede olacağına karar ver haydi.
  • 21
    http://m.t24.com.tr/...r-hayli-fazla,373939

    futbolda çok ağır olmayan duygusal ve hafif fiziksel şiddete karşı gerçek anlamda bir şeyler yapılabileceğini sanmıyorum. alt yapılardaki çocukların yetiştiği kültür de hocalarınınki de zaten bunları olağan görüyor. gol kaçırdı diye on üç yaşında çocuğa bağırıp rencide etmek bence duygusal şiddete girerken hocaya hatta çocuğa sorsan eğitimin doğal bir parçasıdır.

    ağır fiziksel şiddet zaten daha kolay ortaya çıkabiliyor. bir hoca çocuğu ağır şekilde dövüp kolay kolay bu işten sıyrılamaz. çocuğun etrafından biri de hocayı dövmeye kalkar vs. yani ağır fiziksel şiddet uygulamak pek kolay değil hoca için de.

    cinsel istismar konusunda, eğer fatih hoca bu işin üzerine gerçekten, kimlerin tanıdıklarına ulaşırsa ulaşsın giderse ve kurumsal yapı içerisinde bunu bitirmek için somut, gerçekçi adımlar atarsa bence futbol direktörü sıfatının ve bu sıfatla aldığı maaşın hakkı olup olmadığı bir daha tartışılamaz.
  • 22
    http://m.t24.com.tr/...r-hayli-fazla,373939

    çocuklara cinsel istismar suçlarının aman kurumumuz zarar görmesin, aman markamız zarar görmesin diyerek üstünün örtülmeye çalışıldığı, ülkemizin adı bunlarla anılmasın denilerek bu tarz haberlerin sürekli yayın yasağı getirilerek sansüre uğratıldığı bir türkiye ortamında konunun üzerine gidip bu cesur açıklamaları yaparak büyük oynamıştır.
  • 23
    kendisi hakkında çok yazıp çizdim, eleştirdim, takımı satışını unutmadım vesaire ama tek bir şey demek istiyorum.

    https://twitter.com/...s/805906602234679296

    şu videoyu izleyin. ve düşünün, kendisi var iken ki bizde olan güven ve kendisi yokken başıboş kalmamız. bilemiyorum.

    edit : kezban diyen çıkmış lan hahahahaha

    edit 2: arkadaşlar tamam öldüm daha fazla vurmayın :( , 11-12 ve 12-13 senesi güzeldi diyorum, şampiyon olduğumuz 14-15 senesinde mesela oyun tatmin etmiyordu ama bu 2 senede oyun tatmin ediyordu beni.
  • 24
    öncelikle `ünal aysal kimdir?` diyenlere cevaben; ünal aysal budur. https://pbs.twimg.com/media/CvN4tcbWgAAw1C3.jpg
    peki bunun karşılığında ben soruyorum, `fatih terim 2013'ten beri kimdir?`; o da budur. http://i.internethaber.com/...n-389jpgMtOlRzPW.jpg
    videolarla güzellemeler, yok "ya terim ya ölüm" diyenler falan var, yapmayın etmeyin! evet, başarılıdır. ancak hem yapmaması gereken zamanda yapmaması gereken şeyleri yapıp sadece para'nın elemanı olduğunu kanıtlamıştır, hem de bunu yaparken kendisini seven milyonları umursamamıştır.
    ünal aysalın hataları da vardır, perde arkasındaki ekibe güvenip baskın seçimi yapmasa bu günleri yaşamamış olabilirdik, ancak ünal aysal fatih terim'den bağımsız da başarılıdır. ergin atamanın getirdiği şampiyonluğu da fatih terim getirdi diyecekseniz söyleyecek başka söz yok.
    son olarak, artık 63 yaşına gelmiş teknik direktördür fatih terim. allah gecinden versin ama yarın öbür gün ölüp giderse takım kötü gittiğinde ruh çağırma seansı mı yapmayı planlıyorsunuz? onsuz da başarının olabileceğini görmeyen gözlere bunu gösterecek bir yönetim ve bir teknik ekip yeterli olacaktır. bunu yapacak kişinin öte yandan dursun özbek olacağına inancım bir gün galatasaray spor kulübü başkanı olabilme inancımdan azdır.
  • 25
    2013'ten bu yana geride kalan süreçten anlaşılan o ki kendisi isteyenin bedelsiz olarak bir başkasına pasladığı, elden ele dolaşan öz benliksiz ve tercih hakkından yoksun bir kukla... allah ünal aysal'dan razı olsun ki kendisini tff'ye peşkeş çekmiş, pekala eminönü'nde dilencilik, gazinolarda konsomatrislik de yaptırabilirdi :(

    hatta fatih terim çıkıp da "galatasaray'ın başındayken bir başka takımı çalıştırmam söz konusu bile değildir" diyecek olmuş da, ünal aysal böyle işaret parmağını fatih terim'in dudaklarına değdirerek "şşş... ;)" yapmış... sonra da demiş ki: "senin için daha güzel bir planım var bebeğim..." zaten sonraki sabah da demirören'in evinde kahvaltı...

    nasıl kovdunuz masum imparatoru??? :'(

    https://i.ytimg.com/vi/ZJ6en3n9oxY/hqdefault.jpg
App Store'dan indirin Google Play'den alın