resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:72
Uyruk:Türkiye
  • 5
    http://s1.directupload.net/.../120222/usie64wh.swf

    su videoyu gorunce icimi bir karamsarlik kapladi.

    kim istemezdi bugun, 1 ekim 2014 arsenal galatasaray maci'na kulubede seninle, videodaki hirsinla, en ufak korku, suphe duymadan ''bam bam bam'' basmaya cikalim...her yerde basalim pres yapalim, saldiralim...

    neler yapmis olsan da, bir daha kulupten iceri alinmaman gerektigini dusunsem de su videoyu gormek ozlettiriyor seni
  • 13
    eğer gökhan töre - hakan çalhanoğlu silah çekme olayı varsa ve gökhanı savunduysa çok büyük bir hata yapmış teknik direktör.

    fakat beyler hakan bugün silah olayının asılsız olduğuna dair bir açıklama yaptı. fatih hoca ise cezalandırdım diyor neyi cezalandırdın hoca ? silah çekme olayını dersen hakan yalanladı.

    aha haber ;http://www.ntvspor.net/.../babama-cok-kizginim

    ''gidip sorabilirsiniz, gökhan töre'nin minimum 3'er defa özür dilediğini açıp öğrenebilirsiniz. ama affetmediler.'' * madem böyle bir olay yok hakan neden yalanladı ?

    olum ciddi söylüyorum bana biri şunları açıklamalı ya :( mümkünse bilale anlatır gibi
  • 15
    dikkat kim olduğunu bilirsin sen, sen okuma çünkü ne kadar para aldığını yazacağım evet. 7 yılda euro kuruna bağlı olarak 67-70 milyon türk lirası alacak olan eleman. zaten neden euro ile para alıyor bu adamlar anlamış değilim mk. bizim para birimimiz yok mu ? ulan bari milli takım türk lirası versin. hayır yani öğretmen'e doktor'a euro ile mi maaş veriyorsun ? verse boku yer zaten.

    kendisinin 1 senedir çalıştırdığı takım oynadığı ilk iki maçında 0 puan almıştır. 1 seneye dikkat genç. sen 1 sene çalışıp öss'ye falan giriyorsun. dkashjdkajshdkasda. lys mi oldu. senede 10 alsa 1 sene çalıştırdı, 10 milyon türk lirasının karşılığı 0 puan. asdasdasda. taksimetre yazıyor ha daha. çok pis para sayarım. yolda restorant, kafe falan görünce de yapıyorum. ''her gelen en az 10 liralık hesap verse, günde 100 kişi gelse, 1 günde 1000 lira, ayda 30000 lira. temiz para. şubat hariç. kışın da çok iş yapmıyor.''

    peşinen yazayım da şimdi biri gelir aldığı para birilerine dert olmuş falan der. aynen dert oldu amk. var mı diyeceğin ? valla başka argüman bulamadım hep aynı boku yazıp duruyorum. guus hiddink'in de aldığı para içime dert olmuştu. abdullah avcı olmadı ama. adam fatih terim'in 5'te 1'ni kazanıyordu ama bazen puan muan alıyordu amk. asdasdads.

    ne bakıyorsun ben gülüyor muyum ?

    ayrıca itim ve köpeğim, bu da dilime maskara olan kimse;

    http://www.opsiyonhaber.com/d/news/44315.jpg

    çok eğlenceli amk.

    edit: guus'u guss yazmışım amk.
  • 21
    bu kadarlık adam. altta verdiğim metin her şeyi özetliyor. okumanızı tavsiye ederim.

    --- alıntı ---

    çok uzun zamandır yazıyı sallayıp duruyorum, açtığım tarih, 27 temmuz. inanmazsanız printscreen de koyarım. fatih terim galatasaray’dan ayrılıp, milli takım’a kapak attıktan sonra, ‘zamanı var’ deyip durdum. zamanı bugünmüş.

    yazıyı okumadan önce, bu bloğu da hiç okumadıysan, açık ve net belirteyim, ona göre devam et. fatih terim’i sevmiyorum, hoşlanmıyoruz, hazzetmiyorum. bu hislerim, galatasaray’dan ayrıldığı için değil, 4 sene üst üste şampiyon olurken de sevmedim, uefa kupası’nı aldığı zaman da. benim için pek çok sebebi var, neden sayıp yormak istemiyorum ne seni, ne kendimi.

    sevenlerinin sayısı her geçen gün daha da azalıyor, hatta sevginin nefrete dönüştüğü pek çok insan var. onları her gördüğümde, fatih terim’i neden sevmediğimi daha iyi anlıyorum, verdiğim kararın erken olması beni sevindiriyor.

    galatasaray ilginç bir kulüp. bugüne kadar, ona aldığından daha fazla veren çok fazla isim tanımıyorum. ama her ayrılan, aldığından daha fazlasını verdiğini iddia ediyor. ‘vefa’ muhabbetleri bir türlü bitip tükenmiyor. ayrılıp da sallamayan, laf etmeyen neredeyse yok gibi. insan ister istemez düşünüyor, sorguluyor, ‘ulan acaba doğru mu?’ diye. yakınanlara bir bakıyorsun, ciğeri beş para etmez adamlar. milyonlarca dolar kazandıktan sonra bile, bugün kapılandıkları yerlere galatasaray sayesinde gelmişler. galatasaray konuşmayı bilmeyen adamları gazeteci, yorumcu, teknik direktör, antrenör, yönetici yaptı ama onlar hâlâ sallayıp duruyor.

    fatih terim’in 3. ayrılığında, herkes saflarını tuttu. kimisi ihanete uğradığını düşündü, kimisi terim’e ihanet edildiğini düşündü. bunun sonu asla gelmez de. benim gördüğüm şey, fatih terim’in açık, aleni biçimde galatasaray’ı sattığıdır. o ‘bunu’ dedi, beriki ‘şunu’ dediden söz etmiyorum. aysal haklıymış, terim haklıymış umrumda bile değil. fatih terim’in galatasaray’ı ilk kez satmadığını biliyorum çünkü. 2000 yılında neden gitti, otur sorgula.

    fatih terim, çek cumhuriyeti maçı öncesinde düzenlediği basın toplantısında, ‘ben aslında dostlarımdan korkmalıyım’ dedi. insanın etrafına bunca asalak, bunca yalaka doluştuğunda herkesi dost gibi görüyor olsa gerek. kimsenin kendisini eleştirmediği, herkesin ‘aslansın, kaplansın, büyüksün hoca’ dediği o ‘dostlar’ aslında kalabalığın ortasında yapayalnız, tek başına olduğunun göstergesidir. soran yok, sorgulayan yok, eleştiren yok. bunların hepsi fatih terim’in sözümona dostları. ehh hatrı sayılır derecede taraftar da, böyle düşününce, kendisi bir tür tanrı kompleksinde yaşaması son derece doğal.

    oysa dost eleştirir, yerer, ikaz eder, ‘yapma’ der, ‘bu yanlış’ der. ‘dostum’ dediğin insanlar eğer bunu yapmıyorsa ‘dost’ değildir, olamaz da. 61 yaşındaki bir adamın, önce dost kavramını öğrenmesi gerek ki, kimin dost, kimin düşman olduğunu etraflıca değerlendirebilsin.

    bir milli takım düşünün; biri ırkçılık yapıyor, koluna kaptanlık bandı takılıyor, öteki gazeteci tehdit ediyor hiç yaşanmamış gibi hayat normal seyrinde devam ediyor, biri arkadaşına silah çekiyor, olayın üstü kapatılıyor, ağzına silah dayananın babası konuşunca ‘siz hasta mısınız?’ diye sorgulanıyor.

    her türlü ahlaksızlık, terbiyesizlik, öylesine normalleştirildi ki, bunların hepsinin sıradan olaylar olduğunu düşünmeye başlıyoruz bir süre sonra. ehh haksız da sayılmazlar, ülkeyi hırsızlar, dolandırıcılar, katiller yönetiyor, halkın neredeyse yarısı bu haysiyet yoksunlarının arkasında duruyor, desteğini hiç çekmiyor.

    halen fatih terim’in arkasında duranların da yaptığı tam olarak bu işte.

    fatih terim ‘konuşacağım’ deyip susuyor, desteğe devam ediyorlar.
    fatih terim, şikeyi, ırkçılığı yok sayanlarla kol kola girip imza atıyor, bunlar yine ‘aslan hocam’ diye arkasında durmaya devam ediyor.
    fatih terim, birine silah çekmiş adamı milli takıma alıyor, bunlar halen arkasında.

    bunun adı sevgi değil, bunun adı koşulsuz tapınmadır. fatih terim ne yaparsa yapsın, bunlar o tapınmadan vazgeçmeyecek, destekleyecek, hep haklı bulacak.

    hamasetle, kabadayılıkla, ‘atar’lı tavrıyla, karşısındaki herkesi küçümseyen tavrıyla, faşistlik noktasındaki milliyetçiliğiyle, kompleksli halleriyle, bilimsellikten uzak, eski, köhne fikirleriyle, gücün yanında duran tavrıyla fatih terim, aslında tam da bu ülkenin spor kahramanı.

    şu son cümle, ne kadar birini, bir fikre, yaşadıklarımızı hatırlattı değil mi?

    yeniden dizayn edilen ve çerçevesi çizilen yeni türkiye’ye bir spor kahramanı gerekiyordu, işte seçilen insan da fatih terim oldu.

    oysa fatih terim, piontek olmasa bir bok değildi. tıfıllar hatırlamaz ama piontek denen adam tanju çolak, rıdvan dilmen gibi o dönemin efsane oyuncularını kadroya almayıp, kimsenin adını bile duymadığı hakan şükür’ü kadroya aldı, daha ilk maçında tugay kerimoğlu'na şans verdi, okan buruk’u, abdullah ercan’ı oynatan piontek’ti. ama bu ülkede her yabancıya yapılan piontek’e de yapıldı ve pastanın kaymağını yiyen terim oldu.

    fatih terim, hagi olmasa bir bok değildi. kimbilir hangi ismini bilmediğimiz adamı iteleyecekti ama transferine karşı çıktığı hagi, onu fatih terim yapan adam oldu.

    hep doğru fatih terim. cecchi gori yanlıştı, galliani yanlıştı, ünal aysal yanlıştı, herkes yanlıştı, tek doğru fatih terim’di. yere göğe sığdıramadığı egosuyla herkesi ezmeye çalıştı. kendinden güçsüz olanları ezdi ama ‘mağrur olma padişahım senden büyük allah var’ derler ya, işte herkese dişi kesmedi.

    fatih terim, en büyük yanlışı, kendisini ölesiye seven galatasaray taraftarını karşısına alarak yaptı. elbette halen arkasında duranlar, taparcasına sevenler yok değil ama her geçen gün sayısal olarak azınlık olduklarının onlar da farkında.

    kader arkadaşı yıldırım demirören’le verdiği pozlar, ona yönelen protestolarda göğüs germesi, zaten antipatik olan fatih terim’i, onu sevenler gözünde de dayanılması güç bir adam haline getiriyor.

    fatih terim için deniz bitiyor ve kara görünüyor. elbette bu ülkede, böylesine ilişkileri olan bir adamın işsiz kalması mümkün değil. en kötü başakşehir, hadi bilemedin kasımpaşa, hiç olmadı lig tv yorumculuğu ile yine yolunu bulur ama artık sevgisizlik çemberinde dönüp dolaşır. çünkü fatih terim yapısındaki adamlar, varlıkları güçle doğru orantılıdır. ormanda yaşlanan aslanların, genç aslanlar tarafından infaz edilmesi gibi, o da bir gün yok olup gidecek. camiasını satıp, bugün yanında olduğunu sandığı iktidar, birkaç genç aslanla işini bitirecek ve o gün yanında kimse olmayacak.

    kişisel olarak, başarısızlığı, fatih terim’le gelecek başarıya tercih ederim. bunu söylediğim için çok kişi kızabilir, küfredebilir ama fatih terim ve onun gibi insanlardan hoşlanmıyorum. er ya da geç defolarının ortaya çıkacağını düşünüyorum, tıpkı fatih terim’de olduğu gibi.

    bunları salt başarısız olduğu için filan yazmıyorum, yazmadım da. başarılı olup, olması umrumda bile değil. ne isterse yapsın, nerede ne kadar başarılı olursa olsun ama galatasaray’dan çok ama çok uzak olsun, bir daha yolu asla galatasaray’la kesişmesin.

    benim bütün eleştirilerimi bir kenara bırak; galatasaray’ın başındayken yabancı kuralını eleştirip, kader ortağına imzayı attıktan sonra ağzını açmamasını, ‘bunlarla uğraşacağım’ dediği adamlarla el ele kol kola gezinmesini, arkadaşlarına silah çeken adama kol kanat germesini, para uğruna tayyip erdoğan gibi bir herifle pozlar vermesini eğer içine sindiriyorsan, sen de ciğeri beş para etmez şahsiyetsizin tekisin. haybeye okudun demektir bu yazıyı. bu yazıyı yazdığım için sen bana küfret yine ama şunu bil ki, bir gün sen benden daha fazla küfredeceksin fatih terim denen adama.

    letonyalı maçından önce gazeteci soruyor; ‘korner çalışıyor musunuz?’ diye, fatih terim yanıt veriyor, “yok gol yemek için çalışıyoruz” diye. türkiye insanı balık hafızasıyla meşhurdur. bundan 5 yıl önce bir boşnak gazeteci soruyor, “istifa edecek misiniz?” diye ve fatih terim yanıt veriyor, “hele bir siz dünya kupası'na gidin de benim ne yapacağımı ajanslardan öğrenirsiniz” diye.

    bunu iki sebepten yazdım. biri aradan yıllar geçse de, işler kötüye gittiğinde, küstahlaşıyor ve o tavrı benim, kendisinden nefret sebebim. diğeri ise, bazı arkadaşlar 'gazeteci dalga geçmek için sordu' türünden savunmalar yaptı, gazeteci her soruyu sorar. fatih terim'in derdi, soru değil, işlerin boktan gitmesinden kendini uzak tutmak. ilk değil yani!

    ulan daha yeni yazdın diyenler için yazı şurada. hep aynı şeyleri düşündüm fatih terim için ve bundan sonra da hep aynı şeyleri düşeneceğim. çünkü o meşhur ‘şark kurnazı’ tabirinin futbol dünyasındaki yansımalarından biri. hadi bakalım, galatasaraylılar yanıt versin, fatih terim şike için ne dedi? hiç ağzını açtı mı, konuştu mu? verebilecek yanıtınız yok değil mi?

    gerilimle, kaosla, hamasetle, nefretle, ‘haydi aslanlar’ vs. demekle bu işler yapılmıyor. futbol ya da başka bir spor fark etmez; bilimsellikten, gelişmeleri takip etmekten, kendini yenilemekten, uzaksan, rakibini küçük görmüyorsan, aşağılamıyorsan ve kendini dağların tepesinde görmüyorsan başarılı olabilirsin ama ‘her şeyi ben biliyorum’ tavrıyla 90’larda ezbere alınmış ve artık geçerliliği kalmamış yöntemlerle sadece ‘ben yaptım’ demekle olmuyor. sonuç ortada, ülke insanının nefretini kazanmış bir milli takım ve alınan sonuçlar, oynanan futbol.

    ama işte, tam olarak yeni türkiye’nin profili bu. nefreti cazibe merkezi haline getirip, ‘ya bendensin, ya karşıdan’ diyerek, sevenlerin gözünde kendini tapınılası bir mit yaratıp, diğerlerini gözden çıkartmak.

    fatih terim benim için değil ama pek çok galatasaraylı için ‘imparator’du. şimdi o çok sevdiği insanlar da kendisiyle dalga geçmeye, kendi oluşturduğu nefret çemberinin içine girmeye başladı. bütün varlığını satsa o sevgiyi bir daha yaşayamayacak ve onu yiyip bitirecek şey de, o sevgisizlik ve nefret olacak, ektiklerinin karşılığında.

    umuyorum milli takım’ın başında ölene kadar kalır, çünkü hep dediğim gibi benim milli takımım galatasaray. ay yıldızı değil sarı-kırmızıyı seviyorum. ait olduğu yer galatasaray değil, yıldırım demirören’lerin, göksel gümüşdağ’ların, şansal büyüka’ların yanı. mutlu olduğu yerde kalsın ama asla bizim mutluluğumuzun içine dahil olmasın. galatasaray şampiyon olup, başka teknik direktörlerin adını haykırırken, yıldırım demirören, bilal erdoğan, tayyip erdoğan, acun ilıcalı gibilerinin teknik direktörlüğünü yapsın.

    kader ortaklığınız daim olsun, yolun bir daha galatasaray’dan geçmesin. pisliğinizde boğulmanız dileğiyle....

    --- alıntı ---

    ilgili link: http://linkis.com/blogspot.com.tr/Hbry0
  • 23
    ahımız var hocam. o kadar insanını bu milli takım üzerinde ahı var. şikeden mağdur olmuş bir sürü insan var. irkçılık var bu ülkede biz bu takımın nasıl taraftarı olalım hocam onu söylesenize hocam, lütfen söyleyin. ben taraftar olarak buradayım hocam sen yine bize sırtını dönüyorsun. illa 10 bin kişi mi gelelim hocam?

    http://www.youtube.com/watch?v=Eg2QeZFj16k

    bir taraftar bunları söylemiş kendisine. daha ne güzel söylenebilirdi. daha nasıl tasvir edilebilirdi. acaba üzüldü mü utandı mı? ağzına sağlık bu arkadaşımın. görsem, tanısam elini sıkarım.
  • 24
    ünal aysal ile arasında olan süreçte hep kendisi tarafında yer aldım. hala da benim için imparatordur tartışmam.

    ancak çıkıp o zamanki olaylar hakkında konuşsa şimdi; ilk söylenecek söz "galatasaray'ı karıştırmak için konuşuyor" denilecek, "böyle kritik bir zamanda yapılacak açıklama mı bu" denilecek.

    tıpkı görevine son verildikten sonra 31 ekim 2013'de yaptığı ve bütün konulara cevap verdiği basın toplantısından sonra "şampiyonlar ligi maçımızdan önce yapılacak iş miydi bu" ve "galatasaray'ı karıştırmak için açıklamalar yapıyor" denildiği gibi.

    kopenhag maçı öncesiydi, tamamı da burada; http://www.youtube.com/watch?v=TL9VehT1vKg

    yani çıkıp aysal'ı suçlamasına, bana şunu şunu yaptılar demesine gerek yok. her şeyi anlatmış zaten o basın toplantısında. ister inanırsın ister palavra sıkıyor dersin, sana kalmış.

    kaldı ki, 4. yıldızı takmak istediğini üstüne basa basa vurgulamış, hakkında çıkan sneijder'i istemedi vs. gibi kolpa haberlere rağmen de görevini yapmaya devam etmiştir.
    tee 96'da hagi'yi de istemediği yalanını ortaya atanlar da aynı familyadandır.

    o transferin hikayesini anlatan belgeseli izlerseniz; faruk süren kendi ağzıyla fatih terim'in hagi transferi için; "gerekirse benim alacağımdan kesin, bu transferi bitirin" dediğini görmezden gelirler.

    tabi hagi'yi başkan aldı, türk futbolcular zaten süper jenerasyondu ve fatih terim sadece "gazlama" yaparak uefa'yı ve diğer başarıları getirdi.

    aziz yıldırım ile fotoğraf çektiren arda turan'lar, profesyonelim fenerbahçe'de de çalışırım diyen tugay kerimoğlu'lar, zamanında takımı satıp giden bücür tayfa (okan-emre) vs. gibilerinden milyon kat daha galatasaraylıdır, yani daha vefalıdır daha adamdır.

    kendisini gönderen başkan ve yönetimi ise 1,5 sene bile dayanamadan kaçıp gitmenin yollarını aramakta ve kulübü tamamen çamura saplamaktalar.

    o yüzden mümkünse hiç açıklama yapma hoca, çünkü sen "galatasaray" ismini söylediğinde bile sana nefretle höyküren ünal aysal fan boyları mevcut. gerçi o efsane(!) başkanları kaçarken tutunacak dalları da kalmadı ya neyse. galatasaray'dan kovulmakla, galatasaray'dan kaçıp gitmenin farkını anlarsınız umarım.
App Store'dan indirin Google Play'den alın