• 1
    resmen başladığını düşündüğüm savaş. tüm kollardan saldırı altındayız.

    başkan mustafa cengiz'in 17 ağustos 2020 tarihinde magdeburger sigorta ile yapılan anlaşmanın basın lansmanında eleştiri dozunda bir açıklaması vardı galatasaray muhabirleri ile ilgili. tahminen söylüyorum o açıklama sonrası başkan bu tiplere olan bilgi akışını kesti veya bilerek yanlış bilgiler vererek trolledi.

    özellikle papa alioune ndiaye transfer haberi ve sonrasında ali naci küçük 'ün intikam ateşi ile yanıp tutuşan haber ve yorumlarını gördük. ben bu mehmet ayan ve atilla türker'in ortaya attığı belgelerin de tek elden medyaya dağıtıldığını düşünüyorum. kaynak tahminin ali naci küçük ama ispatım ya da net bilgim de yok. bu haberlerin içeriğinde yer alanların mantıklı bir açıklaması olduğunu düşünüyorum ve algı operasyonu yapılmaya çalışıldığının farkındayım.

    olayda bizim taraftar olarak atlamamamız gereken nokta şurası; nasıl olur da bir muhabir bu belgelere ulaşabilir. bu muhabir ya zamanında çok güvenilerek her ortama özgürce girdi ve istediği bilgiye ulaştı ve yönetim ile arası bozulunca koz olarak kullanıyor ya da yönetim içerisinde başkanı indirmek isteyen muhaliflere çalışanlar var.

    ben birinci ihtimali ağırlıklı görüyorum çünkü ilk onyekuru menajerlik haberi patladı. olmuş bitmiş ve artık bizim olmayan topçu üzerinden başladı haber. bu zamanında veri toplandığına ve yeri geldiğinde patlatıldığına işaret ediyor. ikinci ihtimal bu sebepten zayıf geliyor bana.

    değerli galatasaraylılar bizlere düşen bu ateşi harlamak değil söndürmektir.

    normal zamanda yönetimi eleştiren entrylerime profilimde bolca ulaşabilirsiniz. ancak ortada başka bir durum olduğunu seziyorum ve sonuna kadar yönetimin arkasındayım.
  • 3
    2020-2021 sezonu yaz transfer döneminde ndiaye duyumu yalanlandıktan sonra ali naci küçük isimli muhabirin çıldırması ile başlayan süreç.

    birçok yazar, ali ani küçük'e yönetimin haber uçurduğunu, kamuoyu yoklaması için aracı olarak kullandığını teori olarak ileri sürmüştü.

    ali naci küçük olayından sonra neler oldu?

    bir kaç gündür gs kulübünün kamuya açık olmayan belgeleri "kulüp menajerler ile soyuluyor" ana teması adı altında sosyal medyada paylaşılıyor. taraftarların yönetime karşı cephe alması sağlanmaya çalışılıyor. (menajer ücretleri yüksektir, değildir tartışması bu yazının konusu değildir)

    gelin yeni bir teori koyalım ortaya:

    kulüp içinden birileri gerçekten ali naci küçük'e haber uçuruyordu. ama bu ne cengiz, ne de bir çok tahmin edilenin aksine albayrak. yönetimde ya da çalışanlarda bir truva atı (trojan horse) var. ndiaye ismi bu atı tespit etmek üzere ortaya atılan isimlerden biri ve ali naci küçük haber yaptıktan sonra tespit edildi. kendisine karşı kamuoyuna yansımayacak şekilde cephe alındı.

    bunun üzerine siz misiniz bunu yapan, ben de başka yollara başvururum dedi bu kişi ve bildiği ve olay yaratacağını düşündüğü bilgileri belgeleri ile birlikte sızdırmaya başladı.

    bu kişi çalışan olamaz. dünya üzerinde hiçbir çalışanın buna maçası yemez. benim teorim yönetim içerisinde yönetime muhalif ve başka muhaliflerin maşalığını yapan biri var.

    not: bu senaryo tamamıyla bana ait olup reel olarak herhangi bir dayanağı bulunmamaktadır.
  • 5
    yaklaşık bir yıldır devam eden savaş. 2020 yazı itibarı ile artık basın mensuplarının televizyonlarda neden diğer takımların konuşulduğu sorulduğunda "galatasaray kulübü konuşmamızı istemediği için konuşmuyoruz" diye ima etmesine kadar dayanmıştır. fatih terim'in kulüp içindeki sızıntıları kesmesiyle başlamıştır bu süreç.

    organize ancak amatör kötülük çetesinin medyayı galatasaray aleyhine kullanması bir noktada kaçınılmazdı. fatih hoca'nın tüm haber kaynaklarını tüketmesiyle de bu noktada medya üzerinde katalizör etkisi yarattı. üzerine mustafa cengiz'in sağlık problemlerini atlatması sonrası "muhalefetin" savaş baltalarının gömüldüğü yerden çıkarılmasıyla iyice hararet kazandı...

    son 2 yılda ali koç'un başkanlığı fiyaskolarla geçen ve kişisel servetinden 150 milyon euro tükettiği bir dönem oldu. organize ancak amatör kötülükle olmadı, organize ancak profesyonel kötülükle de olmadı. bu sene zaten galatasaray'a aleni saldırıyor, pavalı köpeklerini saldırtıyordu, tüm finansal sınırlamaları delik deşik edeceklerini "onlar da yapıyor zaten" kılıfıyla müthiş şekilde üste çıkarak ilan ediyordu.

    medya zaten kendisine tavır alan kulübe tavır almaya bahane ararken üzerine biraz teşvik ve "yemleme" de gelince işlerin savaş boyutuna geleceğini tahmin etmek zor değil...

    kim bilir ne sözleşme nüshaları, ne uyduruk transfer hikayeleri, ne menajer paraları çıkacak önümüzdeki günlerde...

    onun bunun verdiği belgelerle galatasaray'dan güya intikam alacak olan basın mensupları başkan çıkıp da laf ettiğinde gücenmeyecek...

    bu işlerden menfaat bekleyen, ....

    neyse, entry silinmesin durduk yere...
  • 8
    finansörü şikeyi yapanlar ve aklayanlardır.
    önümüzdeki sezon galatasaray ciddi anlamda rahatlayacak. ffp anlaşmamız bitiyor. rivadan ötürü kasaya sıcak para girecek. eskazara bu sezon başarılı olursak, allah da mustafa cengiz'e sağlık verirse daha güçlü bir ekiple devam ihtimali var. bu nedenle rant beklentisi olan lisecilerin de gerek belge sızdırarak, gerekse aleyhde açıklamalarıyla bunlara destek verdikleri bir gerçek.

    yaratılmaya çalışılan bir algı var ve malesef galatasaray taraftarı bunu yedi. kadromuz güçsüzmüş. ben de diyorum ki nah güçsüz. defans hattımız ligin 2 gömlek üstü. beşiktaş 40'ına yaklaşmış atiba ile oynarken ön liberosu var, biz dağ gibi fiziği olan donk'la oynarken, taylan'la oynarken defansif orta sahamız yok...

    bakın normal şartlarda bu takım ligin en az gol yiyeni olur. keşke ilk devre muslera'dan mahrum olmasaydık...

    hücum hattında falcao, diagne, feghouli, belhanda, emre akbaba, arda, emre kılınç gibi oyuncularımız var. kimsede bunlardan iyisi yok. iyi bir teknik yönetimle her maç gol bulmayı başaracağımıza eminim. iyi hücum maç kazandırır, iyi defans kupa kazandırır. avantajımız büyük.

    basında galatasaray güçsüz algısı yaratılıyor. amaç salaklığın tarifi olan bir kalıbı bize kullandırmak. "sen önce iyi top oyna, hakemi sonra konuşursun." hayır! her maç iyi oynayarak kazanılmaz. bize adil davranın.

    19/20 sezonu ligin bizim için kırılma maçı olan rize deplasmanını hatırlayın. o hakem yönetimine karşı dünyanın hiç bir takımı iyi top oynayamaz. sen ikili mücadelelerde kurallara uygun olsa bile vücudunu kullanamazsın ama rakibin her türlü sertliği uygulayabilir. andone ve muslera'nın sakatlıkları bana göre kasıtlı değildi fakat bu derece sertliğe izin verilen 10 maç oynasak 20 futbolcu kaybederiz.

    şu an tamamen hakem kıyımına ortam hazırlanıyor. algı yapıldı. transfer yok. varsa da gecikti. puanlar kaybedilecek, taraftar açıkca maç sonuçlarını manipule edecek hakem hatalarına, yani kanundaki karşılığı şike olan eyleme değil öfkesini yönetime kanalize edecek. fatih terim - yönetim çekişmeleri gündem olacak.

    malesef düşünebilen, sebep sonuç ilişkisi kurabilen bir toplum olmadığımızdan bu oyun çoktan tuttu. yoksa 30 milyon seçmenin hakkının yenmesine dünyadaki hiç bir hükümetin göz yumması mümkün değil. zaten sorun da burada. biz seçmen değil koyun gibi davranıyoruz. zaten bu ülke ne çektiyse bundan çekti.
  • 10
    yıllardır medya tarafından sinsice yürütülen operasyonların, son haftalarda kartların açılmasıyla ayyuka çıkmasıdır.
    medyadaki isimlerin oluşturduğu havaya inanmak çok güç, zekası olan insan güçlük çekmeli. burada "kendi kulübüne bak, fenerbahçe seni ilgilendirmiyor." diyenleri dikkate almıyorum. çünkü fenerbahçe en büyük rakibimiz ve durum değerlendirmesi yapmak için kıyaslamak en rasyonel yöntem.

    geçtiğimiz sezon galatasaray falcao'yu kap'a bildirirken net 5.000.000,00 eur maaş alacağını bildirdi. bonuslar bildirilmedi ve ortaya çıkarıldı. eleştirilebilir mi? gayet evet.

    sorun şurada ki, fenerbahçe'nin herhangi bir oyuncusuna ödediği maaşı bilmeyen medya mensupları, falcao konusunu kaosa çevirdiler. bir allahın kulu da çıkıp demedi ki "1 tane fenerbahçe oyuncusunun maaşını açıklayın, ondan sonra falcao'nun bonuslarını eleştirin." gerçekten aklım almıyor. insanlar nasıl bu kadar omurgasız, ahlaksız davranabiliyor? bu sadece basit bir örnek. bu ve bunun gibi onlarcasını görüyoruz ve göreceğiz.

    beni mutlu eden durum şu oldu, atilla türker'in omar elabdellaoui haberi ile birlikte burada güzel bir kenetlenme gördük. tam tersi bir durum oluşacağını öngörmüştüm ancak sözlük beni yanılttı. biz bu şekilde sıkı durursak zaten istediklerini elde edemezler.

    it ürür kervan yürür.
  • 12
    tarafımızın belli olduğu savaştır. futbolla ilgilenen medya mensuplarının, spor yorumcularinin yeni cesaret çıtası galatasaray yönetimine sallamak oldu. yönetime sallayan kendini en zeki , en cesur , en doğru, en kararlı, en mükemmel gazeteci olarak görüyor. ha bunda bizim yönetimin suçu yok mu , elbette var. ama onu biz konuşuruz, ufurdugu transfer haberi yalanlaninca diş bileyen siz değil. eleştiri yapılacaksa biz yaparız , taraftarımız olup objektif olacağım diye takımına seviyesizce yakıştırmalar yapan siz değil.

    'yahu biz gazeteciyiz, tabii ki eleştireceğiz. ' dediginizi duyar gibiyim. hele bir her hareketi saibe kokan , limitlerin efendisi yalı çocuğunun yaptıklarını eleştirin, hele tff'nin başındaki adamın yaptıklarını veya yapmadıklarını gün yüzüne çıkartın sonra gelin hep birlikte gömelim bizim yönetimi. ama yok öyle , zorlu toplantılara ses edemeyip, limitsiz kayirmalara tek kelime ağzını açmayıp, siyasetin spora müdahalesi hakkında ses çıkarmayıp bizim yönetim üzerinden kendini tatmin etmek. vurun abalıya diyorsanız unutmayın o abalı yalnız değil.

    iki yüzlü olmayın, dobra olun.
  • 15
    yönetimin güçsüzlüğünden kaynaklanmaktadır. yönetim güçlü ve dik durabilse zaten ağzını açamaz kimse. açsa da herkes sonuçlarının ağır olacağını bilir. şu anki yönetim de yer alan yusuf günay ve abdürrahim albayrak ın reklamlarından fırsat bulabilirlerse yapması gereken ortaya çıkıp kulübün sahipsiz olmadığını göstermektir. herşeyi başkandan beklememelidir. sonraki aşamada da mustafa başkanın sağlığı elveriyorsa onun başkanlığında yeni bir yönetim ile yola devam edilmelidir. yoksa medya yoluyla durmadan darbe alan bir yönetimin devam etmesi zor olacaktır.