• isterse 20 tele olsun hükumetimizin yanındayız. bakanlarımız, vekillerimizin dört bir yandan ülkemize saldıran gavurlara karşı canhıraş bir şekilde direniyorlar. berat bey inşa(bu a büyük olacak)llah bunun da üstesinden gelecek. zaten bakan beyin açıkladığı verilere göre egonomimiz, ülkemiz büyüyor.

    allah bu ülkeyi bir daha islamcıyla sınamasın. tabii eğer zaten ortada bunun yapılabileceği bir ülke kalırsa.

    bu ülkeyi bitirdiniz, yok ettiniz lan. bu ulkeyi batıdan kopardınız, kendi içine hapsettiniz. bugün bir üniversite öğrencisi bu ülkenin dişina çıkamıyor artık, balkan ülkelerine bile gidemiyor. zamanında o balkan ülkelerinden adeta kaçarak buraya sığınanların çocukları, torunları bugün o balkan ülkelerinin vatandaşı olabilmek için uğraşıyorlar.

    ayıptır, yazıktır ya. kendi çocuklarınızi yurt dışında okuturken bu ülkeyi imamhatiple doldurdunuz. allah yok, olsaydı, olduğuna inansaydınız bu kadar kötülük yapamazdınız, korkardınız.

    bak bir arkadaşım geçen hafta yabancı bir kızla tanıştı. kız işsiz, birikmiş parasını türkiye'de yiyor. 40 dolara manzaralı, mükemmel bir oda buldum diye hikaye paylaşıyor. issız kız kalıyor o odada ama bu ülkenin is güç sahibi insani o odayı tutacaksa iki kere düşünür, bir kısmı fiyati görüp tutmayı denemez bile. o kız diyor ki, ben daha kalirim burada ya diyor, 1 aydır oara harcıyorum param hiç azalmadı daha diyor.

    çok ahlaklisiniz ya, muslumansiniz ya, bu berbat ekonomi ne gibi ahlaksızlıklar doğuracak görün. bu ülkenin üniversite öğrencileri turistlere fahişelik yapacak. bu söylediğim abartı mi değil mi görürsünüz, duyarsınız.
  • transfer yapmak için yüksek meblağlara ihtiyacınız yok.

    tamam 1 euro = 6 türk lirası ama anlatmak istediğim bu değil.
    garry'nin başlığına bir bakın derim. ilk üç sayfasını bir okuyun. akhisar'lı manu için burada yazılanları görünce aklıma geldi, manu'yu bizimkiler alsaydı???

    genç ve isimsiz transferlere tahammül gösterdiğiniz gün, motorumuzu maviliklere süreceğiz.
    sistem ve sisteme uygun yetenek önceliğimiz olmalı. yeni nesil taraftarlar formanın arkasındaki ismi, önündeki armadan daha çok sever oldu. bundan vazgeçersek bir şeyleri değiştirebiliriz.
  • toplumun hiçbir kesiminde isyan edilmeyip üzerine dahi konusulmayan kur.

    bu hafta 8.5 tl'ye düşse euro düşüyor ekonomi çok iyi diyerek mevcut iktidarı savunup ortada gezinecek milyonlarca insan var.

    üç sene önceye kadar bu kur; 4.5 tl civarlarinda idi.o bile fazlaydı o bile büyük bir rakamdı ama bugünkü tabloyu gördüğümüzde keşke üç sene önceye geri dönsek diye temennilerde bulunuyoruz. artık tüm sevdikleriniz için mevcut iktidara bir dur diyin ve aklıselim oy kullanin. hepinizden nefret ediyorum.
  • 2020 yili kasim ayi itibariyle 10 lira sinirini kirmis gecirmis kurdur. mesele 10 lira 20 lira 30 lira olmasi degildir aslinda. hatta 1 lira olmasi da degildir. aciklayayim.

    bir ulkede kapali bir ekonomi yoksa, diger ulkelerin para birimleri karsisinda, o ulkenin para birimini takip etmek kadar normal birsey yoktur. cunku uretirsin, satarsin, alirsin, verirsin. ithal edersin, ihrac edersin. ulkeler arasında geciskenlik her daim vardir para konusunda. beni euro kuru ilgilendirmiyor, beni doviz kurlari alakadar etmiyor diyen insan ya ekonomi anlaminda zir cahildir, ya da kotu niyetlidir. zir cahil olmasini tercih ederim zira deriz ki yahu dunyadan haberi yok, olsun ne yapalim bu da boyle bir insan. ama kotu niyetliyse o zaman baska seyler devrededir, buraya girmeyecegim, sonra bana da girebilir mesele.

    neyse gelelim bastaki argumanimi aciklamaya. diyelim ki bir ulkede, dunyada rezerv para birimi olarak kullanilan yabanci paralarin degeri surekli oynuyorsa, bir asagi bir yukari gidiyorsa, ya da surekli artiyorsa ya da farketmez surekli düşüyorsa o ulkedeki carklar mutlaka yavaşlar. hatta durur.

    mal ihrac eden kimseler önünü goremez. mal ithal eden kimseler önünü goremez. cunku bugun 2 birim olan urun yarin 5 lira da olabilir 1.5 lira da olabilir. aldim, urettim, sattim diye birsey yok. bu kadar basit degil. bir devinim, bir sureklilik mevcuttur. anlik olarak hesaplamalar degisiyorsa o ülkede istikrar yoktur. ayni su anda bizde oldugu gibi. ama bu boyle olmamalidir. birden firlasa isterse 25 lira olsun 1 euro, diyelim 5 yil boyunca ortalama 25 lira olursa, 24.98 - 25.02 gibi, boyle cok fark yapmayacak sekildeyse iste o ulkede istikrar vardir. piyasa bir sekilde basta kaosta bulsa da kendini, zamanla dengeye oturacaktir. sonucta serbest piyasada mutlaka denge vardir. uretenler, ihrac edenler, ithal edenler önünü gorecektir. ona gore kredi cekecektir. yatirim yapmaya devam edecektir. cunku bilecektir ki 6 ay sonra odemeleri geldiginde de mallarinin endeksli oldugu para birimi sabit. ona gore hesap hatasi ya da noksani olmayacağıni bilecektir.

    ama bu sekilde surekli bir oynaklik varsa, bir gun %4 artip, oteki gun %2 azaliyorsa, sonra 1 ay boyunca %10 artip, oteki ay %3 dusuyorsa, veyahut da yilbasi ile yilsonu arasindaki fark %20-30lara cikmissa ve hala daha ne olacagi kestirilemiyorsa, neredeyse ithalle ilişkili olmayan bir sektor bulunmadigi icin, aldigi mallarin fiyati degisecek, satsa bir türlü satmasa bir türlü, satsa dusuk maliyetten satacak ama uretim icin yeniden mal alacağı icin daha yuksek fiyattan alacak, gerekirse karini birakacak, gerekirse zarar edecek. stabil olsa der ki, "seneye su metodu denerim kara gecerim ama piyasada kalirim". ama tabii durum stabil falan degil. belirsizlik var. e satmasa piyasada mal bulunmayacak, insanlar alternatiflere ya da rakip isletmelere kayacak vs vs. bir suru senaryo yazabilirim bununla alakali. ama temel olarak ozetlersek otomatikman istihdam etkilenecek. enflasyon etkilenecek. yabanci yatirimci yine gelmeyecek. cunku atiyorum 1milyon dolarini ya da eurosunu turk lirasina cevirip yatirim yaptiginda yil sonunda kar etmesi icin %70-80 oraninda ya da belki %100 oraninda kar elde etmesi gerekecek. cunku normal sartlar altinda %30 bandinda karla is yapsa ve o yatirdigi parayi ertesi sene cekmeye kalksa eline 700-800 bin dolar ya da euro gececek. adam reel olarak fakirlesti. gecmis olsun. aptal mi ya adam, ne isi var zarar edeceği yerde.

    simdi bu oynakligi durdurmak icin ciddi miktarda (minimum 800 baz puan) faiz artirma secenegi kaliyor önümüzde. yani elimizde kalan tek alternatif diyeyim, icinde bulundugumuz durum anlaminda. ama o da cozum degil. cunku yine belirsizlik hakim. zira direkt yatirimlara ve istihdama negatif etkisi olacak. tabii mutlaka zamanla dengeye oturacaktir ama senin devlet olarak bu dengeye gelene kadar bir miktar savusturacagin likidite de yok. bak yine belirsizlik. bak yine istikrarsızlık.

    basta da dedigim gibi turk lirasi asiri değerliymis ya da asiri degersizmis falan bu asil mesele degil. asil mesele istikrar! yani paranin degerinin sabit olmasi. daha dogrusu stabil olmasi. yilbasi ile yilsonu arasindaki kur farkinin minimum seviyede olmasi. vatandasin onunu gorebilmesi, yerli ya da yabanci yatirimcinin garanti bir sekilde is yapabilmesi icin kurun artik durulmasi gerekiyor. cunku adam gelecek az once de bahsettigim gibi 1 milyon euro'yu yatıracak, isletecek is yapacak uretecek, diyelim %30 kar etti, ertesi sene 1.3 milyon euro varligi olacak. neden? cunku turk lirasinin degeri stabil.

    dipnot vereyim, buradan sabit doviz kuru iyidir dedigim sakin anlasilmasin. o bambaska bir garabet. devlet kuru 3 lira yaparken kapalicarsi'da 25 liradan islem gorur. sonra ne olur? eximbanktan 3 kurusa aldigi dolari serbest piyasada yuksekten satip sebepsiz ve ahlaksizca zenginlesen siyasetciler peydah olur. gecmiste oldu. ihracatciyim ayagina sirket kuran doviz indiragandisi yapan haysiyetsiz ne siyasetciler gordu bu gozler. neyse konumuz bu degil tabii ki.

    bundan futbol kulupleri de cokca etkileniyor. yilbasinda butce yapiliyor, yilsonuna hedeflerle giriliyor. nereye bakiyor? hukumetin kur hedefine. merkez bankasinin kur hedefine. mecburen guvenmek zorunda. cunku onlarin isi bu. ama bu arkadaslar asli gorevlerini yapmamislar, kura falan bakmamislar, artik nereye baktilarsa. sonra? yilsonu geliyor hedef medef yok, bam bam bam! bi bakiyor yaptığı butce normalden %25 ila %50 sapmis. sonra ffp! e gidiyor savunma yapmaya diyor ki, arkadas ben sene basinda butce yaparken kullandigim hedef veriler bunlar. resmi rakamlar. ben de ona gore alisveris yaptim. ama boyle boyle oldu. uefa ne diyor? hadi abicim bekleme yapma, senin istikrarli bir kur politikasi olmayan bir ulkede yapacagin sey futbol degil kumda oynamak. hadi bakalim, caktim cezayi 2 yil ugrama buralara.

    neyse, genel itibariyle olayi ozetledim. biraz uzun oldu, teknik kavramlara girmeden basitlestirdim ki herkes yararlansin. hatasi kusuru varsa yesili yakan arkadaslara minnettar olurum. beraberce duzeltir, referans veririm.

    edit: imla, noktalama.
  • bu kur sayesinde; belhanda bey 1 yıllık kemiksiz maaşı ile:

    --- alıntı ---

    stirling göktürk kemer country 6+1 satılık villa
    ilan no: 563305054
    https://www.sahibinden.com/...ntry-563305054/detay

    --- alıntı ---

    feghouli bey 1 yıllık kemiksiz maaşı ile:

    --- alıntı ---

    remax hills'den acarkent'te coliseum'a komşu a tipi malikane
    ilan no: 589813248
    https://www.sahibinden.com/...kane-589813248/detay

    --- alıntı ---

    gomis bey ise 1 yıllık kemiksiz maaşı ile:

    --- alıntı ---

    çengelköyde 4000m2 emsalsiz malikane
    ilan no: 575533279
    https://www.sahibinden.com/...kane-575533279/detay

    --- alıntı ---

    gibi "ev"ler alabiliyorlar.

    geçenlerde birisi ekşi'de "asgari ücret kazanıyorsan vasıfsızsındır" yazmıştı. insan geri zekalı olmasın işte. sorun gelir dağılımındaki adaletsizlik filan değilmiş, sorun vasıfmış.

    marmara üniversitesi hukuk fakültesi'ni 3,72 ortalama ile bitiren kız arkadaşım izmir'de 800 tl'ye staj yeri bulabildi ve orada çalışıyor. istanbul'da devam etseydi 1000-1500 arası maaş alacaktı. sorarlarsa "vasıfsızım" diyor.

    ayrıca bir ülkenin hepsini üniversite mezunu yapamazsınız. zaten üniversite okumadan meslek edinebilen insanlar da istisna olduğuna göre bu "vasıf"ın altını nasıl dolduracağız? belhanda, feghouli ve gomis gibi mi?

    ben aslında bu "vasıf"çı tiplerin küçük beyinlerindeki kilit cümleyi biliyorum: "bireysel olarak kendini kurtar, geri kalan yanıp kül olsun? zaten onlara müstahak.".

    dikkat edin de o ateşler o bireyci bireyleri yakmasın.
  • 2019 yazında burada çok yazdım takımın maliyetini düşürün diye ama aksine arttırdık. adımız muhasebici taraftara çıktı:)
    euro kuru ağustos 2019'da 6,38 tl idi. 1 yıl içinde neredeyse 3 tl artmış durumda.
    geçen yıl takımın maliyetini düşürseydik, bugün bu sıkıntıların bir çoğunu yaşamıyor olurduk. hem euro bazında borcumuz arttı, üstüne bir sürü gelir kalemimiz azaldı. ve nike anlaşması hariç euro gelirimiz neredeyse sıfır:(
    bu yıl da yine bazı futbolcuları yollayamadık, açıkcası bizi çok zor bir yıl bekliyor.
    allah yardımcımız olsun...
  • üretmeyen bir ülke olduğumuz için mevcut 5.80 seviyesi an itibarıyla tarihin en yüksek eu kuru olsa da rahatlıkla söyleyebilirim ki bu daha iyi günleri.

    peki ne etkili bu döviz kurlarının tavan yapmasında?
    devletin tüm gelir getiren kurumları özelleştirildi. çoğu yabancılara. evet vergi alıyosun bu doğru. ama her ay ödediğin telefon faturası, digitürk, dsmart faturası, banka kredilerin yurt dışı yatırımcıya gidiyor. yani ülkeden sürekli bir tl çıkışı var. paranı içeride tutamıyorsun.

    paranın yurtdışına çıkması iyi midir? üreten bir ülkeysen iyidir. çünkü karşılığında döviz girer ülkene. ama biz çiftçiye tütün ve şekerpancarı ekmeyi yasaklamakla başlayan süreçte, zaten yetersiz olan üretimimizi komple yok ettik. malesef türkiye şu anda tam anlamıyla dışa bağımlı bir ülke haline gelmiştir.

    bu nedenle yabancıların memleketteki tl'yi komple çekmek gibi bir lükse sahip olmalarının yanısıra dövizi de ülkenden çekebilirler. peki ne kadar dayanabilirsin? işte tüm rezervlerin kaç ay yeterse. dolayısıyla artık stratejik ülke çıkarlarını koruman da mümkün değil.

    üretim ekonomisine geçmek? malesef o da mümkün değil. en azından vatandaşa büyük yokluk yaşatmadan. çünkü kimse elindeki balığı kaçırmak istemez. üretmeye başladığın anda ekonomine müdahale ederler.

    velhasıl şu saatten sonra demokrasi, laiklik gibi kaygılar bir yana sanıyorum artık özgür bir ülke değiliz.

    tabi bu zihniyetin senelerdir süren futbola yansıması da kulüpleri ne hale getiriyor gördük. içeride anlamsız dayatma ve yasaklar ile saçma bir karaborsa ekonomisi, olmayacak malların fiyatının olmayacak rakamlara çıkması... sadece isteyen, başarı anlamında fedakarlığa hiç hazır olmayan bir taraftar... tamamıyla bir tüketim çılgınlığı. sonuç ortada. bir ülkede mesela dordmund batıyorsa bu kötü yönetildiği anlamına gelir. ama o ülkede tüm lokomatif kulüpler batıyorsa kötü yönetimden değil, işlemeyen bir sistemden bahsedebiliriz. nitekim dordmund battı. peki nooldu? sistem işlediği için 4-5 senede toparlandı adamlar.

    inşaat sektörü krizde diyorlar. ben söyliyim nah krizde. inşaat sektörü krizde olsa sistem işler, 3-4 senede çıkarır o krizden inşaat sektörünü. bizde sistem çöktü. ülke komada ve malesef acil müdahale gibi bir kaygımız da yok.