• 3488
    bir çok konuda olduğu gibi, sap ile samanın birbirine karıştığı bir tartışmanın öznesidir. bunda olaylara/kişilere ancak ya simsiyah ya da bembeyaz bakabiliyor oluşumuzun da payı büyük. ara tonlar yok bizde. baros sktrsin gitsin var, bir de milan the king var, ortası yok.

    baros, bugün stsl'nin açık ara en iyi hücum oyuncusudur, almeida'sı, sow'u, elmander'i herkes dahil olmak üzere. hatta ve hatta, hakan şükür ve anelka ile birlikte, son 10-15 yılın da en kaliteli/komple 3 forvetinden biridir. aksini iddia edenler, daha iyisini bulabilirlerse sebepleri ile birlikte paylaşabilirler. dolayısıyla, baros öyle bir maç var, bir maç yok, sezon sonu sktrsin gitsin aq diyerek harcanacak adam değildir. o para verip aldığınız, kime hizmet ettikleri meçhul (aslında pek meçhul değil, tam aksine açık olarak ortada) habertürk, milliyet ya da hürriyet gibi gazetelerden ya da internet sitelerinden gazı alıp burada saçmalamasın kimse lütfen. ya da hangi ekonomik şartlar ile yerini kiminle dolduracaksanız da belirtin ki, biz de bilelim. mesela, anlaşın real ile, zaten pek fazla da oynattıkları yok higuain'i, yapıp bi güzellik versinler bize taksitle/senetle falan, baros'un biletini de ben alacağım, çantalarını da taşıyacağım hava alanında söz.

    baros ile yaşanan sorunun çözümü, baros'a ceza vermekten ya da onu gözden çıkarmaktan geçmiyor. sakatlığa ve kart görmeye yatkın bir oyuncu olmasına rağmen, senelerdir öyle bir olmazsa olmaz durumundaki baros, yıllardır bu takımın kadrolarını planlayanları sorgulatıyor ister istemez. geldiği günden beri, arkasında yokluğunu aratmayacak bir oyuncu yok, ısrar ve inatla da alınmıyor. 2011-12 sezonu, baros'un yedeği sercan yıldırım, şimdilerde bir de necati. 2010-11 sezonunda bir devre mehmet batdal, bir devre stancu. 2009-10'da bir devre nonda, bir devre jo. 2008-09'da dönüşümlü olarak nonda ve ümit karan. hatta bu dört sezonda yokluktan zaman zaman arda, kewell, keita, pino falan. baros yokken kendi özelliklerine yakın, yerini doldurabilecek bir adam oynamamış bir türlü. hiç değilse, zamanında stuttgart'ta iken khedira'yı alsaymışız. en azından model/tip aynı, yersen der denerdik, tutardı belki.

    lig, play-off, kupa, avrupa, milli takım derken sezonda 60+ maç var baros'un takviminde, elbette bunlardan bazılarını kaçıracak, bazılarında formsuz olacak. baros bir sebeple olmazsa ben ne bok yerim diye düşünmezsen, işler mantara bağladığı zaman da suçu baros'ta aramayacaksın.

    kolay kart görme sorunu, sadece baros ile sınırlı değil, takımın önemli bir bölümüne sirayet eden bir durum. yine mevkilerinin en önemli adamları, muslera, melo ve ujfalusi bugün kart sınırındalar. gördükleri toplam 17 sarı kartın 14'ü itirazdan ya da diğer futbol dışı sebeplerden. bir disiplin sorunumuz var, zaten fatih terim de dile getirdi bunu, muhtemeldir ki yakında bu konuda belirgin bir düzelme görebiliriz. o yüzden kolay kart görüyor diye baros'a yüklenmek de son derece yersiz, kaldı ki istatistikler de sizi pek desteklemiyor. bu sezon 1 sarı bir de bu son kırmızı kartı var.

    çift forvet oynayacaksak eğer seneye de -ki bence kesinlikle olması gereken bu- elmander ve baros'u sağlam bir isimle yedekleyerek baros nispeten ekonomik kullanılırsa daha uzun yıllar çok faydalı olur. denklemi doğru kurmak önemli. her kart gören oyuncuyu alıp eşitliğin diğer tarafına da sktrsin gitsin yazarsak işimiz var. baros gitsin, melo'nun bonservisi alınmasın, vs... servet var, onu verelim size koca sezon tamamlıyor herif sarı kart bile görmeden, sakatlanmaz da hem kolay kolay.