17
sporting lizbon maçından sonra bu maçtan açıkçası hiçbir beklentim yok. mesele "karşımızda barcelona var, kesin yeniliriz" ezikliği falan değil. mesele, galatasaray’ın lizbon'da verdiği açıkların tamamının barcelona’nın cezalandırmakta dünya markası olduğu gedikler olması.
sporting maçının ilk 20 dakikasında önde bastık, rakibi sahasına hapsettik, "geliyoruz" dedik. sonra ne oldu? ilk pres kırıldı, sane sağolsun ilerde sürekli top kaptırdı, hatlar arası 40 metreye çıktı, orta saha geriye depar atmaktan helak oldu. lizbon geçişle yarı sahamıza doğru koşturmaya başladığı an hem fiziksel hem zihinsel olarak şalteri indirdik ikinci yarıda 6 dakikada iki gol yiyip dükkanı kapattık.
şimdi aynı kumarı barcelona’ya karşı oynadığımızı hayal edin. sporting’in baskıyı kırdığı koridorda bu sefer pedri var, fermin var, raphinha var, lamine yamal var. birinci presi geçtikleri anda karşına çıkacak bireysel kalite ve karar alma hızı sporting ile kıyaslanamaz bile.
adamlar sezona ligde 4’te 4 ile girip 17 gol atmış, valencia’ya deplasmanda 5 çekmiş, feyenoord’u 5-1’le geçmiş. yani rams park'a sadece forması olan bir dev değil; canavar gibi formda, makine gibi işleyen ve bizim savunma defolarımızı deşmek için özel tasarlanmış bir takım geliyor.
geçen sezonki liverpool maçını referans alıp "biz burada devleri ezeriz" romantizmine kapılmak da büyük cehalet olur. bu barcelona o liverpool değil. her şeyden önce oyun eşleşmesi tamamen aleyhimize. liverpool’a karşı temaslı oynarsın, fizik koyarsın, oyunu dar alana sıkıştırıp tribünle beraber maçı kaosa sürüklersin. barcelona’nın zaten en büyük fantezisi senin önde şuursuzca pres yapman. geride bıraktığın o koca tarlayı gördükleri an, birinci baskıyı iki tek pasla kırıp seni kendi kalene doğru 50 metre ters deparla koştururlar.
bizim oyunun iki hali var çalıştığında rakibi boğuyor, kırıldığında ise savunma açık büfeye dönüyor. süper lig’de bu faturayı kesecek kalite yok, sporting o kalitesizliğine rağmen kesti; barcelona ise acımaz, tahtaya çiviler.
üstüne ilerde başta sane olmak üzere barış ve yunus’un o laubali top kayıplarını ekleyin. sporting karşısında bu kayıpların peşinden koşup pozisyon kurtarmaya çalıştık; barcelona bu kayıpları yaptığı anda geri koşmana bile izin vermez, üç pasta tabelayı değiştirir.
okan buruk’un yerinde olsam bu maça sporting ezberiyle kesinlikle çıkmam. "biz galatasarayız, rakip kim olursa olsun kendi oyunumuzu oynarız" masalını da bir kenara bırakırım. kendi ezberin rakibin ekmeğine yağ sürüyorsa, orada oynadığın şeyin adı cesaret değil inatçılıktır. 90 dakika otobüs çekelim demiyorum ama presin zamanını ve yerini seçmek zorundasın. her stoper pasına 5 kişiyle atlamayacaksın, merkezi kalabalık tutup hatları birbirine yapıştıracaksın, barcelona’nın pas temposunu bozacaksın.
topu kazandığında ise barcelona’nın tek zaafı olan o aşırı öne çıkan savunma çizgisinin arkasını hedefleyeceksin. osimhen oynarsa zaten tek umudumuz orası olur o yüksek savunma arkasına atılacak toplar.
o yüzden şu an için "ali sami yen cehennemi, avrupa gecesi" gazında değilim. 20 dakika pres yapıp kalan 70 dakikada pili biten ve taktiksel olarak dağılan takımın, bu tempoyla barcelona karşısında ayakta kalacağını düşünmek polyannacılık olur. taktik tahtası üzerinden konuşuyorsak, mevcut galatasaray ile bu barcelona eşleşmesi tam bir felaket senaryosu. maç öncesi sorulması gereken tek bir soru var barcelona ilk presimizi kırdığında geriye nasıl koşacağız? cevabı sporting 3 golle yüzümüze çarptı, barcelona'nın vereceği cevabı ise düşünmek bile istemiyorum.
sporting maçının ilk 20 dakikasında önde bastık, rakibi sahasına hapsettik, "geliyoruz" dedik. sonra ne oldu? ilk pres kırıldı, sane sağolsun ilerde sürekli top kaptırdı, hatlar arası 40 metreye çıktı, orta saha geriye depar atmaktan helak oldu. lizbon geçişle yarı sahamıza doğru koşturmaya başladığı an hem fiziksel hem zihinsel olarak şalteri indirdik ikinci yarıda 6 dakikada iki gol yiyip dükkanı kapattık.
şimdi aynı kumarı barcelona’ya karşı oynadığımızı hayal edin. sporting’in baskıyı kırdığı koridorda bu sefer pedri var, fermin var, raphinha var, lamine yamal var. birinci presi geçtikleri anda karşına çıkacak bireysel kalite ve karar alma hızı sporting ile kıyaslanamaz bile.
adamlar sezona ligde 4’te 4 ile girip 17 gol atmış, valencia’ya deplasmanda 5 çekmiş, feyenoord’u 5-1’le geçmiş. yani rams park'a sadece forması olan bir dev değil; canavar gibi formda, makine gibi işleyen ve bizim savunma defolarımızı deşmek için özel tasarlanmış bir takım geliyor.
geçen sezonki liverpool maçını referans alıp "biz burada devleri ezeriz" romantizmine kapılmak da büyük cehalet olur. bu barcelona o liverpool değil. her şeyden önce oyun eşleşmesi tamamen aleyhimize. liverpool’a karşı temaslı oynarsın, fizik koyarsın, oyunu dar alana sıkıştırıp tribünle beraber maçı kaosa sürüklersin. barcelona’nın zaten en büyük fantezisi senin önde şuursuzca pres yapman. geride bıraktığın o koca tarlayı gördükleri an, birinci baskıyı iki tek pasla kırıp seni kendi kalene doğru 50 metre ters deparla koştururlar.
bizim oyunun iki hali var çalıştığında rakibi boğuyor, kırıldığında ise savunma açık büfeye dönüyor. süper lig’de bu faturayı kesecek kalite yok, sporting o kalitesizliğine rağmen kesti; barcelona ise acımaz, tahtaya çiviler.
üstüne ilerde başta sane olmak üzere barış ve yunus’un o laubali top kayıplarını ekleyin. sporting karşısında bu kayıpların peşinden koşup pozisyon kurtarmaya çalıştık; barcelona bu kayıpları yaptığı anda geri koşmana bile izin vermez, üç pasta tabelayı değiştirir.
okan buruk’un yerinde olsam bu maça sporting ezberiyle kesinlikle çıkmam. "biz galatasarayız, rakip kim olursa olsun kendi oyunumuzu oynarız" masalını da bir kenara bırakırım. kendi ezberin rakibin ekmeğine yağ sürüyorsa, orada oynadığın şeyin adı cesaret değil inatçılıktır. 90 dakika otobüs çekelim demiyorum ama presin zamanını ve yerini seçmek zorundasın. her stoper pasına 5 kişiyle atlamayacaksın, merkezi kalabalık tutup hatları birbirine yapıştıracaksın, barcelona’nın pas temposunu bozacaksın.
topu kazandığında ise barcelona’nın tek zaafı olan o aşırı öne çıkan savunma çizgisinin arkasını hedefleyeceksin. osimhen oynarsa zaten tek umudumuz orası olur o yüksek savunma arkasına atılacak toplar.
o yüzden şu an için "ali sami yen cehennemi, avrupa gecesi" gazında değilim. 20 dakika pres yapıp kalan 70 dakikada pili biten ve taktiksel olarak dağılan takımın, bu tempoyla barcelona karşısında ayakta kalacağını düşünmek polyannacılık olur. taktik tahtası üzerinden konuşuyorsak, mevcut galatasaray ile bu barcelona eşleşmesi tam bir felaket senaryosu. maç öncesi sorulması gereken tek bir soru var barcelona ilk presimizi kırdığında geriye nasıl koşacağız? cevabı sporting 3 golle yüzümüze çarptı, barcelona'nın vereceği cevabı ise düşünmek bile istemiyorum.


