3
daha önce yamal'ı paketleyen jakobs'un, gövde gösterisi yapacağı maç.
4
absürt bir skorla bitmesi muhtemel maç.
3 yeriz, 4 atarız. 5 yeriz, 3 atarız. öyle bir maç.
6
galatasaray'ın mevcut kadrosuyla bile rakibiyle dişe diş kana kan çarpışacağı ve kazanacağı karşılaşma. yeter ki kalemizde insan olsun, her geleni içeri almayan biri savunsun filelerimizi. gerisi önemli değil. içerde bu sene 4/4 yapacağız ve her şey kalemizi savunacak kişiden geçiyor.
8
bizim oyuna çok ters bir takımla oynayacağız, geçen seneki liverpool ile aynı seviyede bir takım değil ne yazık ki. çok daha iyiler, kaliteliler. ama kolay olmayacak, yani barcelona için kolay olmayacak. galatasaray taraftarı isterse cehenneme çevirir orayı. ondan sonrası biraz da top bizi sevecek. 1 puan ciddi hedef, 0 puan da dünyanın sonu değil. ama puan demek çok ciddi özgüven kazanmak demek.
9
tek golle dağılan takım için korkutucu maç.
1 puan çıkarmak müthiş iş olur.
10
maç başından sonuna kadar bu iki yüzlü uefa protesto edilmeli, o marşı statta çalınırken protestodan duyulmaması ve avrupa da ses getirmek lazım! başka bu şikecilerle baş edemeyiz.
11
ilgili maça kadar singo ve osimhen’i pamuklara sarmamız gerekiyor. leao muhtemelen form tutmuş olur. zevkli bir mücadele olacak.
12
lemina-torreira-sara üçlüsü ile başlayıp hiç fantaziye kaçılmaması gereken maç. çok hızlı düşünüp geriye dönen 10 numara fantazisini ligde kullanırız.
14
daha önce dortmund'un yaptığı gibi, uefa mafıa koreografisi ile çıkmamız lazım. çeyrek finalde madrid'e karşı, bayern munih'e karşı, bugun sporting'e karşı....daha 1 kere hakemle kazandığımızı bilmiyorum, bütün skandal hatalar, var'a rağmen bize denk geliyor.
15
öncesi "şu oyuncu(-lar) hazır değil" ve/veya "şu oyuncu(-lar) sakat" gibi bahanelerin olmaması gereken maç. herkes hazır olmalı artık. milli ara giriyor araya. 1 ay var daha. kimse hazır değil diye 11'den kesik yememeli. sane bile kendine gelmeli! osimhen ve leao uyumu zirvede olmalı. batrakov uyum sürecini tamamlamalı. herkes kendi mevkisinde oynamalı!
16
galatasaray'ımızın güncel olarak dünyanın en formda takımıyla yapacağı mücadele. hadi yumurtaları tokuşturalım.
17
sporting lizbon maçından sonra bu maçtan açıkçası hiçbir beklentim yok. mesele "karşımızda barcelona var, kesin yeniliriz" ezikliği falan değil. mesele, galatasaray’ın lizbon'da verdiği açıkların tamamının barcelona’nın cezalandırmakta dünya markası olduğu gedikler olması.
sporting maçının ilk 20 dakikasında önde bastık, rakibi sahasına hapsettik, "geliyoruz" dedik. sonra ne oldu? ilk pres kırıldı, sane sağolsun ilerde sürekli top kaptırdı, hatlar arası 40 metreye çıktı, orta saha geriye depar atmaktan helak oldu. lizbon geçişle yarı sahamıza doğru koşturmaya başladığı an hem fiziksel hem zihinsel olarak şalteri indirdik ikinci yarıda 6 dakikada iki gol yiyip dükkanı kapattık.
şimdi aynı kumarı barcelona’ya karşı oynadığımızı hayal edin. sporting’in baskıyı kırdığı koridorda bu sefer pedri var, fermin var, raphinha var, lamine yamal var. birinci presi geçtikleri anda karşına çıkacak bireysel kalite ve karar alma hızı sporting ile kıyaslanamaz bile.
adamlar sezona ligde 4’te 4 ile girip 17 gol atmış, valencia’ya deplasmanda 5 çekmiş, feyenoord’u 5-1’le geçmiş. yani rams park'a sadece forması olan bir dev değil; canavar gibi formda, makine gibi işleyen ve bizim savunma defolarımızı deşmek için özel tasarlanmış bir takım geliyor.
geçen sezonki liverpool maçını referans alıp "biz burada devleri ezeriz" romantizmine kapılmak da büyük cehalet olur. bu barcelona o liverpool değil. her şeyden önce oyun eşleşmesi tamamen aleyhimize. liverpool’a karşı temaslı oynarsın, fizik koyarsın, oyunu dar alana sıkıştırıp tribünle beraber maçı kaosa sürüklersin. barcelona’nın zaten en büyük fantezisi senin önde şuursuzca pres yapman. geride bıraktığın o koca tarlayı gördükleri an, birinci baskıyı iki tek pasla kırıp seni kendi kalene doğru 50 metre ters deparla koştururlar.
bizim oyunun iki hali var çalıştığında rakibi boğuyor, kırıldığında ise savunma açık büfeye dönüyor. süper lig’de bu faturayı kesecek kalite yok, sporting o kalitesizliğine rağmen kesti; barcelona ise acımaz, tahtaya çiviler.
üstüne ilerde başta sane olmak üzere barış ve yunus’un o laubali top kayıplarını ekleyin. sporting karşısında bu kayıpların peşinden koşup pozisyon kurtarmaya çalıştık; barcelona bu kayıpları yaptığı anda geri koşmana bile izin vermez, üç pasta tabelayı değiştirir.
okan buruk’un yerinde olsam bu maça sporting ezberiyle kesinlikle çıkmam. "biz galatasarayız, rakip kim olursa olsun kendi oyunumuzu oynarız" masalını da bir kenara bırakırım. kendi ezberin rakibin ekmeğine yağ sürüyorsa, orada oynadığın şeyin adı cesaret değil inatçılıktır. 90 dakika otobüs çekelim demiyorum ama presin zamanını ve yerini seçmek zorundasın. her stoper pasına 5 kişiyle atlamayacaksın, merkezi kalabalık tutup hatları birbirine yapıştıracaksın, barcelona’nın pas temposunu bozacaksın.
topu kazandığında ise barcelona’nın tek zaafı olan o aşırı öne çıkan savunma çizgisinin arkasını hedefleyeceksin. osimhen oynarsa zaten tek umudumuz orası olur o yüksek savunma arkasına atılacak toplar.
o yüzden şu an için "ali sami yen cehennemi, avrupa gecesi" gazında değilim. 20 dakika pres yapıp kalan 70 dakikada pili biten ve taktiksel olarak dağılan takımın, bu tempoyla barcelona karşısında ayakta kalacağını düşünmek polyannacılık olur. taktik tahtası üzerinden konuşuyorsak, mevcut galatasaray ile bu barcelona eşleşmesi tam bir felaket senaryosu. maç öncesi sorulması gereken tek bir soru var barcelona ilk presimizi kırdığında geriye nasıl koşacağız? cevabı sporting 3 golle yüzümüze çarptı, barcelona'nın vereceği cevabı ise düşünmek bile istemiyorum.
18
daha çok var ama ilk yapılmayacağı söyleyeyim; "yarınlar yokmuşçasına önde basmaya çalışmak".
ha, ben başka oyun bilmem, ya önde basacağım, ya da önde basacağım dersen de, ilk yarı çıkan 11'in isterse devreyi 3-0 önde götürsün, en az dördünü devre arasında değiştirip takımın direncini korumak zorundasın.
bunları yapamazsak ya da yapılması hata olacak şeyleri yaparsak skoru barca'nın insafına kalacak olan maç haline gelir...
21
sahada sağlam durup sağlıklı bir osimhen'in barcelonaya yapacağı işkenceyi izlemeyi umduğum maç. barcelona stoperlerini duvardan duvara vuracak aslan parçası. yeterki takım kondisyon ve oyun olarak o tarihe kada roturmuş olsun.
22
dışarıdaki aek maçından başka sadece iç saha maçlarından puanlar alacağımızı düşünüyorum, o yüzden önemi daha büyüktür.
23
açıkçası çok ama çok zor bir maç. düşündükçe geçen sene evimizde oynadığımız ve hüsranla sonuçlanan türkiye–i̇spanya maçı geliyor aklıma. bu seviyede küçük detaylar belirleyici oluyor; özellikle orta saha dengesi ve oyunun kontrolü yine kilit olacak.
25
takımımız büyük maçlara çıkana kadar ben de birçok insan gibi sineceğimizi, hatalar yapıp kaybedeceğimizi ya da rakibin güçlü olduğunu ve zaten maçı geçemeyeceğimizi düşünüyorum zaman zaman. ancak o ilk düdük çalıyor ya sanki bir ruh diriliyor ve takımın dişlileri tıkır tıkır işliyor sahada. bu olaydan aldığım keyfi pek az şeyden alabiliyorum. umarım yine aynı keyfi yaşatır cimbom'um bizlere bu maçla.
rakipteki her oyuncuyu birebir yakın savunmayla belki durdurmak zor olacak. birini tutsan öbürü elinde patlayacak bir durum. savunmamız bir bütün halinde maça konsantre çıkarsa, hücum gücümüzün bize bu maçtan puan/puanlar getireceğine inancım tam. orta sahamızın erken düşeceğini hiç düşünmüyorum ancak dediğim gibi savunma kurgumuz tıkır tıkır işlerse tarih yazılabilecek bir maç izleriz. umarım benim hayalim olmaktan öteye gidip gerçekleşir bu yazdıklarım.
şimdi bekle ki 1 ay geçsin.