• 1050
    1. "futbolu bıraktıysan gel bir koltuk verelim" zihniyeti
    altyapı gibi hayati bir departmanda teknik sorumlu veya yardımcı antrenör koltuğuna oturan isimlerin hatırı sayılır bir kısmının kariyer rotasına bakın: galatasaray altyapısı, birkaç anadolu kulübü, futbolu bırakış ve doğrudan kulüp içerisine monte ediliş. tabii ki eski futbolcuların tecrübesi değerlidir ama "eski futbolcu olmak" tek başına iyi bir eğitmen, pedagog veya vizyoner bir altyapı hocası olmak için yeterli mi?

    avrupa'da kulüpler, futbolu bırakmış popüler isimleri masaya doğrudan oturtmak yerine yıllarca alt yaş gruplarında pişer, akademik ve modern metodolojik eğitimlerden geçirir. bizde ise isimlerin ağırlığı üzerinden bir kadro mühendisliği yapılıyor. sahada top oynamış olmak, 15-16 yaşında çocuklara modern futbolun taktiksel ve mental formasyonunu doğru aktarabileceğinin garantisi değil.

    2. kapalı devre sistem ve dışa kapalılık
    listede yer alan isimlerin geçmişine ve kulüple olan bağlarına bakıldığında sistemin dışarıdan yepyeni, taze beyinlere, modern futbol bilimcilerine ve akademiden gelen yenilikçi antrenörlere ne kadar kapalı olduğu net bir şekilde görülüyor. "kim kimin tanıdığı, kim kimin ekibinden, kim hangi eski yöneticiye veya hocaya yakın?" denklemi, liyakatin önüne geçiyor. bu kapalı devre yapı, türk futbolunda yıllardır eleştirdiğimiz "aynı havuzu döndürme" kısır döngüsünden başka bir şey değil.

    3. vitrin süslemeleri vs. gerçek işleyiş
    kadroya profesyonellik katmak için araya serpiştirilen birkaç uzman (örneğin psikolojik performans danışmanları veya dışarıdan getirilen bazı isimler) sistemin genelindeki bu "bağlantılar ordusu" gerçeğini örtmek için harika birer vitrin görevi görüyor. işin mutfağında, çocukların hayatını ve geleceğini şekillendiren ana kademelerde ise yine o geleneksel "giriş biletini kapmış" isimler hüküm sürüyor.

    sonuç
    bu düzen; genç oyuncuların gerçek anlamda çağdaş, analitik ve dünya standartlarında eğitilmesinden ziyade, kulüp içi dengelerin gözetildiği, eski futbolculara "emeklilik huzur evi" ve rezerve alan yaratılmış bir yapı izlenimi veriyor. galatasaray gibi küresel iddia taşıyan bir kulübün altyapısı, eş-dost ilişkileriyle doldurulmuş bir stajyerler ordusuyla değil, ezber bozan küresel metodolojilerle yönetilmediği sürece o "öz kaynak" masalları her zaman hamasetten ibaret kalmaya mahkumdur.
App Store'dan indirin Google Play'den alın