13249
post-truth kavramının eskiden kuşaklar arası bir hafıza erozyonunu ifade etmesi gerekirdi. bir oyuncunun veya olayın mitolojiye dönüşmesi, kötü günlerin unutulup geriye sadece nostaljik bir tortunun kalması için en az 15-20 yıl geçer, canlı izleyen kuşağın etkisi azalırdı. dijital çağ ve sosyal medya algoritmaları sayesinde artık bu süre 5 yıla kadar düştü. yeni 10 numara tanıtım videosunda belhanda’nın yer almamasına gösterilen tepkiler ve başlatılan "mağdur efsane" güzellemesi, futbol kamuoyunun nasıl bir hafızasızlık girdabına sokulduğunun en taze örneğidir.
daha şunun şurasında birkaç yıl önce yaşananları sanki 80'lerin kayıp arşiv maçıymış gibi manipüle etmeye çalışanlara, yaratılan bu illüzyonun karşısındaki somut gerçekleri hatırlatmak gerekiyor:
taraftara hakaret: oyundan çıkarken kendisini ıslıklayan kendi taraftarına, bu kulübün tribününe canlı yayında küfür eden bir oyuncudan bahsediyoruz.
saha içi sorumsuzluk: en kritik derbilerde takımı eksik bırakan anlamsız kırmızı kartları, gamsız tavırları ve sahada yürüyerek tamamladığı onlarca maçı belgesel montajlarıyla silemezsiniz.
istatistik ve performans illüzyonu: 10 maçın 8'inde sahada hayalet gibi gezip, kalan 2 maçta attığı şık bir pas veya uzaktan şutla "aslında çok kaliteliydi" algısı yaratmak, tam bir içerik üreticisi tüccarlığıdır.
kurumsal saygısızlık: kulübün yönetimini ve imkanlarını dışarıya karşı hedef göstererek sözleşmesinin feshedilmesine yol açan süreci bizzat kendisi hazırlamıştır.
bugün tiktok ve twitter’daki 15 saniyelik çalım videolarıyla futbolu tüketen kitle, belhanda'yı sadece bu cımbızlanmış klip derlemelerinden ibaret sanıyor. sosyal medyadaki romantize edilmiş etkileşim kaygısı; kulübün kurumsal hafızasını, taraftarın stadyumda bizzat yaşadığı sinir krizlerini ve oyuncunun aidiyet sorununu tamamen bypass ediyor.
galatasaray tarihinin 10 numara konsepti; metin oktay'ların, hagi'lerin, wesley sneijder'lerin temsil ettiği bir ağırlık ve saha içi liderlik rejimidir. belhanda'nın o videoda yer almaması bir "vefasızlık" veya "unutkanlık" değil; aksine kulüp hafızasının sosyal medyadaki post-truth sirke ve algı operasyonlarına teslim olmadığının, 10 numara mirasını koruma refleksinin net bir göstergesidir.
daha şunun şurasında birkaç yıl önce yaşananları sanki 80'lerin kayıp arşiv maçıymış gibi manipüle etmeye çalışanlara, yaratılan bu illüzyonun karşısındaki somut gerçekleri hatırlatmak gerekiyor:
taraftara hakaret: oyundan çıkarken kendisini ıslıklayan kendi taraftarına, bu kulübün tribününe canlı yayında küfür eden bir oyuncudan bahsediyoruz.
saha içi sorumsuzluk: en kritik derbilerde takımı eksik bırakan anlamsız kırmızı kartları, gamsız tavırları ve sahada yürüyerek tamamladığı onlarca maçı belgesel montajlarıyla silemezsiniz.
istatistik ve performans illüzyonu: 10 maçın 8'inde sahada hayalet gibi gezip, kalan 2 maçta attığı şık bir pas veya uzaktan şutla "aslında çok kaliteliydi" algısı yaratmak, tam bir içerik üreticisi tüccarlığıdır.
kurumsal saygısızlık: kulübün yönetimini ve imkanlarını dışarıya karşı hedef göstererek sözleşmesinin feshedilmesine yol açan süreci bizzat kendisi hazırlamıştır.
bugün tiktok ve twitter’daki 15 saniyelik çalım videolarıyla futbolu tüketen kitle, belhanda'yı sadece bu cımbızlanmış klip derlemelerinden ibaret sanıyor. sosyal medyadaki romantize edilmiş etkileşim kaygısı; kulübün kurumsal hafızasını, taraftarın stadyumda bizzat yaşadığı sinir krizlerini ve oyuncunun aidiyet sorununu tamamen bypass ediyor.
galatasaray tarihinin 10 numara konsepti; metin oktay'ların, hagi'lerin, wesley sneijder'lerin temsil ettiği bir ağırlık ve saha içi liderlik rejimidir. belhanda'nın o videoda yer almaması bir "vefasızlık" veya "unutkanlık" değil; aksine kulüp hafızasının sosyal medyadaki post-truth sirke ve algı operasyonlarına teslim olmadığının, 10 numara mirasını koruma refleksinin net bir göstergesidir.


