52480
fatih terim’den umudumu tamamen kestim. dahası, terim’in galatasaray’ın başından derhal uzaklaştırılması gerektiğine inanıyorum artık.
dere geçerken at değiştirilmesine karşıyım. galatasaray’ın geleneklerinde sezon ortasında hoca değiştirmek olmadığını biliyorum.
peki ya bu atla, bu derenin geçilmeyeceği artık gün gibi aşikârsa…
fatih terim yüzünden şampiyonlar ligi’nde, hem de bu lokum grupta erkenden havlu attıktan sonra, annesinin liginde de pes etmeye hazırlanıyor galatasaray…
bunu önlemenin tek yolu fatih terim’i görevden uzaklaştırmaktır. bu takım başında hiçbir teknik direktör olmadan çok daha başarılı olur. terim’in yardımcıları, bülent ve müfit hocalar, antrenmanları en iyi şekilde yaptırırlar. takımı hagi yapar, taktiği verir… bugün nasıl fatih kenarda panik içindeyken, içeriden nasıl yönetiyorsa öyle yönetir. hagi, antrenör oyuncu olarak kenar yönetimini yüklenirse, türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük ve en pahalı kadrosuna sahip galatasaray bugünkünden çok daha iyi sonuçlar alır.
“bundan nasıl emin olabilirsin?” diye soranlara yanıtım bektaşi’ninki gibi… hani önüne uzatılan iki şaraptan birini tadınca “öbürü iyi” diyen bektaşi’nin mantığı…
çünkü bundan kötüsü olmaz…
neden olmaz…
bir teknik direktör ki, sırf inadı, kahrolası inadı yüzünden, gerçek apaçık ve her biri birer kanıt örnekleri ile karşısında duruyorken, yanlışta ısrar ediyorsa, o adamdan artık hayır gelmez.
yöneticilik sanatında inat yoktur. deneme yanılma vardır. bin kez dener yanılırsın. gıkım çıkmaz… ama her defasında başka şey denemen kaydı ile. aynı deneyi ısrarla yapıp, her defasında havaya uçmanın adı, bilimsellik değildir.
peki nedir?..
onu siz söyleyin… fatih terim bir inat uğruna, hadi açık söyleyeyim, sırf ama sırf hıncal uluç’a inat uğruna galatasaray’ı yakıyor… koskoca galatasaray’ın teknik direktöründe böylesine bir kompleks olur mu?
güneş bu kadar meydanda… terim, çamur atarak, balçık atarak, güneşi sıvamaya çalışıyor. “onlar ne anlar, ben anlarım… ben böyle oynamaya devam edeceğim. eleştirileri de okumuyorum…” diyor.
okumazsan okuma… dünya üzerinde okumamakla iftihar eden ilk ve son teknik direktör olduğunla kalırsın o kadar…
marifet eleştiriyi okumamak değil… okuduğundan bir şeyler çıkarmak. ikinciyi beceremiyorsan eğer, tabii, birinciyi yapmayacaksın.
galatasaray’a bir tek büyük maç kazandıramayan, artık küçük maçlarda da dört yemeye başlayan fatih terim’in görevine testi çatlamış ama henüz kırılmamışken son verilmelidir.
galatasaray’da eğer yönetim varsa, ki ben var olduğuna inanıyorum, bu karar derhal alınır. alınmalı… fatih’e ödenecek tazminat, galatasaray’ın adının yanında devede kulaktır.
hıncal uluç - 20.11.1997 sabah gazetesi
size de tanıdık geldi mi?
dere geçerken at değiştirilmesine karşıyım. galatasaray’ın geleneklerinde sezon ortasında hoca değiştirmek olmadığını biliyorum.
peki ya bu atla, bu derenin geçilmeyeceği artık gün gibi aşikârsa…
fatih terim yüzünden şampiyonlar ligi’nde, hem de bu lokum grupta erkenden havlu attıktan sonra, annesinin liginde de pes etmeye hazırlanıyor galatasaray…
bunu önlemenin tek yolu fatih terim’i görevden uzaklaştırmaktır. bu takım başında hiçbir teknik direktör olmadan çok daha başarılı olur. terim’in yardımcıları, bülent ve müfit hocalar, antrenmanları en iyi şekilde yaptırırlar. takımı hagi yapar, taktiği verir… bugün nasıl fatih kenarda panik içindeyken, içeriden nasıl yönetiyorsa öyle yönetir. hagi, antrenör oyuncu olarak kenar yönetimini yüklenirse, türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük ve en pahalı kadrosuna sahip galatasaray bugünkünden çok daha iyi sonuçlar alır.
“bundan nasıl emin olabilirsin?” diye soranlara yanıtım bektaşi’ninki gibi… hani önüne uzatılan iki şaraptan birini tadınca “öbürü iyi” diyen bektaşi’nin mantığı…
çünkü bundan kötüsü olmaz…
neden olmaz…
bir teknik direktör ki, sırf inadı, kahrolası inadı yüzünden, gerçek apaçık ve her biri birer kanıt örnekleri ile karşısında duruyorken, yanlışta ısrar ediyorsa, o adamdan artık hayır gelmez.
yöneticilik sanatında inat yoktur. deneme yanılma vardır. bin kez dener yanılırsın. gıkım çıkmaz… ama her defasında başka şey denemen kaydı ile. aynı deneyi ısrarla yapıp, her defasında havaya uçmanın adı, bilimsellik değildir.
peki nedir?..
onu siz söyleyin… fatih terim bir inat uğruna, hadi açık söyleyeyim, sırf ama sırf hıncal uluç’a inat uğruna galatasaray’ı yakıyor… koskoca galatasaray’ın teknik direktöründe böylesine bir kompleks olur mu?
güneş bu kadar meydanda… terim, çamur atarak, balçık atarak, güneşi sıvamaya çalışıyor. “onlar ne anlar, ben anlarım… ben böyle oynamaya devam edeceğim. eleştirileri de okumuyorum…” diyor.
okumazsan okuma… dünya üzerinde okumamakla iftihar eden ilk ve son teknik direktör olduğunla kalırsın o kadar…
marifet eleştiriyi okumamak değil… okuduğundan bir şeyler çıkarmak. ikinciyi beceremiyorsan eğer, tabii, birinciyi yapmayacaksın.
galatasaray’a bir tek büyük maç kazandıramayan, artık küçük maçlarda da dört yemeye başlayan fatih terim’in görevine testi çatlamış ama henüz kırılmamışken son verilmelidir.
galatasaray’da eğer yönetim varsa, ki ben var olduğuna inanıyorum, bu karar derhal alınır. alınmalı… fatih’e ödenecek tazminat, galatasaray’ın adının yanında devede kulaktır.
hıncal uluç - 20.11.1997 sabah gazetesi
size de tanıdık geldi mi?

