• 8813
    birçok şeyden soğuduğumuz gibi futboldan da soğumamıza sebep oldular. 12 ayın 12'sinde de stres ve belirsizlik had safhada. insanların istediği yöneticiler, branşlardaki hocalar, transfer politikaları, gönderilemeyenler, getirilemeyenler, sözleşme süresi uzatılanlar, menajerlerin ve içeriden bilgi alan sözde gazeteci kılıklı etkileşimle evine ekmek götüren heriflerin söylemleri ve camiaların arasındaki gerilimi tırmandırmasındaki rolleri, türk futbolunun patronları ve karar vericilerinin asla liyakatli ve hakkaniyetli olmaması... benim gibi birçok kişinin çok yorulduğunu biliyorum. bunca problemle boğuşurken tek nefes aldığımız, kötü enerjilerimizi iyi sonuçla boşaltacağımız veya stresimizi haftada 90 dakika söverek dengeleyeceğimiz mecra baştan ayağa stres, türkiye'nin algı oyunlarına ve hesaplarına meze olmuş durumda.

    ligin başlamasına 2 hafta, şampiyonlar ligi listesinin verilmesine 4 hafta kala bu takıma şu an eksik pozisyon ve rotasyon için gerekli takviyeyi de yapsan asla ilk 11'e giremeyecekler, çünkü antrenman şekillerimiz veya hocamızın futbola bakışı ve garantiye gitme hastalıkları buna teşne. yönetim hiçbir şekilde siyasi veya medya üzerinde galatasaray'a yarar sağlayacak bir iş için parmağını kıpırdatmıyor. parmak kıpırdatacağı tek nokta gri bir alan, o da arsa ve satış işleri, çünkü bunların kontrolü tamamen onların elinde. suçu kanıtlanmamış herkes masum olsa da bu gri alan benim gözümde siyaha yakın.

    sevginin, aşkın matematiği olmaz ama bu aşkı ve tutkuyu öldürmek için bütün siyasi ve politik hamleler bizim aleyhimize yapılıyor. başarımızın karşısında duracak her türlü hileli ve şaibeli tip kayrılarak, görmezden gelinerek bizimle savaşmaya hazır ve her geçen yıl kılıçlarını daha iyi biliyorlar. biz de körelmiş kılıçlarımızla bile bile yenilmek için veya bir kibirle bu rüyanın kabusa dönüşüne önayak olan yönetim ve pısırık medya temsilcileriyle boğuşuyoruz. bu boğuştuğumuz stresin sonunda içimdeki tutku ve aşk ölecek noktaya geldi. artık iş başarı ve sevinçten çıktı, farklı bir birbirine laf sokma veya "bak ben daha marjinal ve dolaylı yoldan haklı argüman sunuyorum" savaşına döndü.

    erden timur'un asla başkan olamayacağını veya taraftarın nabzını ve sesini dinlerken transfer konularındaki son söz sahibi olacak mevkiye gelemeyeceğini biliyorum. ergin ataman'ın asla basketbol şubesinin başında ömürlük sözleşme ve iyi bir bütçeyle olamayacağını biliyorum. fatih terim'in tff başkanı olması için camiamız tarafından herhangi bir kamuoyu veya siyasi hamleye yönelik hareket yapılmayacağını biliyorum. asla kaan ayhan'ı gönderip yerine salih özcan'ı çekecek cürümde adamların bizim başımızda söz sahibi olamayacağını biliyorum. üzüldüğüm tek şey bunca kötülük ve iş bilmezlik ile karşımızda duran yetki sahiplerinin bizimle aynı noktada asla buluşamayacağını bilmek.

    bugün musiala, camavinga, ponomarenko, a plus 24-28 aralığında sol ayaklı sol stoper falan indirseler içimde bir direnme ve takip etme isteği kalmadı. ki bunlara rağmen günay'ı gönderip jankat'ı bile ikinci kaleci yapamayacak bir kapasitedeler. devam edin babalar... "ama o takımda abi, ama o aidiyet, ama o emek"ler dolansın. yıllardır sabri güzellemesi yapan, efsane veya karakterli diye onu savunanlar konu futbolun kendisi olunca sadece sabri'ye sövdü, çünkü hayatın abc'si budur. olması gerekeni, hak edeni mevkisinde tutmak ve planlamayı makyavelist bir şekilde sürdürmek gerekiyor. duygular sadece osimhen gibi hem kalbini hem de iş ahlakını ortaya koyan yetenekli ve yıkılmaz oyuncularla gelir. diğerlerini eylemek için kullanılan hor görme ve alttan alma sanatları da galatasaray seyircisinin külfet ve stres treninin vagonlarına yük oluyor.
App Store'dan indirin Google Play'den alın