• 92
    20 sene önce olsaydı tüm kalbimle desteklemiş olacağım, bugün ise şiddetle karşı çıktığım durum. futbol ekonomisi artık öyle bir noktaya geldi ki türkiye'nin en zengin adamları birlik olup ellerini ceplerine atsalar dahi düzgün yönetilen ve birlik beraberliğe sahip bir camiaya sahip bir kulübe karşı koyamıyorlar.

    5 milyon dolara maradona vs. transfer edilebilen dönemde bir iş adamının gelip 100 milyon dolar parayı masaya koyması çok şey ifade edebilirdi ama bugünün devasa bütçelerinde, halka açık üyelik ve paralı başkanlar bir iki sezonluk geçici başarıdan ötesini vaat etmiyorlar. üstelik kulübün kaderini işadamlarının egosuna, hırsına teslim etmek ya da galatasaray'ın adını imajını üzerlerine zırh olarak kuşanmalarına müsaade etmek kulübe orta ve uzun vadede ciddi zararlar verir. 2001 yılında cem uzan ya da kuklası ateş ünal erzen başkan olsaydı uzanlar hapse girdiğinde belki de küme düşmüştük.

    kaldı ki masaya 100 milyon dolar koyacak işadamı başkan kontenjanı vs. bir şekilde yine üye yapılır zaten. örnekleri de bolca var. mesele zengin işadamlarının üye olamamalarında değil zaten. istiyorlar ki param var diye genel kurulda da sözüm geçsin. divanda eleştrilmeyeyim, param var diye diğer kulüp üyeleri el pençe divan dursunlar, 1000 kişiyi parasıyla üye yapayım, kendime tabii blok oylarım olsun vs. vs. bunların örneklerini fenerbahçe'de ya da süleyman seba sonrası beşiktaş'ta net şekilde görüyoruz zaten. dürüst olun ali koç fenerbahçe'ye ilk başkan olduğunda kafanızda nasıl bir başkan profili canlandırdınız ve gerçekte neler oldu. taraftar olarak sizin vicdanınız bunu kabul ediyor mu onu söyleyin.

    bu noktada mevcut statükonun belli eğitim ve kültür kriterlerini karşılayan ortak kurum hafızasıyla yetişmiş birbiriyle bağlantılı bir üye yapısının hem gereken çok sesliliği hem de yeterli insan kaynağını sağladığını düşünüyorum. tabii ki lise dışından da nitelikli üyelerin kabulü için ayrılan sınırlı kontenjanın makul seviyeye genişletilebilmesi faydalı olacaktır. en azından üyelerin ailelerine ayrılan kontenjandan feragat edilebilir. galatasaray ile özdeşleşmiş sporcuların lise mezunu sıradan bir üyenin eşinin çocuğunun arkasında yıllarca üyelik için sıra beklemesi biraz garabet bir durum.

    yönetimlerin de tabii taraftar ile aradaki gönül bağını koparmadan statükoyu devam ettirmeleri gerekiyor. belli ki bu ilişki zedelenmiş, yıpranmış durumda bu sebepten ki ikinci dursun özbek dönemindeki 4 sene üst üste gelen şampiyonluk taraftarın gözünde "yönetime rağmen" ya da "bizden biri" "erden timur sayesinde" görülüyor.

    gerçek tabii ki bu kadar basit değil. mevcut ve önceki yönetimlerin, buna başarısız olan adnan polat, ibra edilmemiş burak elmas vs. bile dahil, emekleri, oluşturdukları yönetim felsefesi ve kurumsal hafızanın son 40 senede galatasaray'ın türk futboluna damga vurmasındaki etkisi yadsınamaz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın