2295
36 yaşındayım. 10+ yıldır profesyonel fotoğrafçılık yapıyorum. çok fazla insan yüzü gördüm ve her bir yüze uzunca süre maruz kaldım. zaman, insanın yüzündeki mimikleri geri döndürülemez biçimde karakterine göre şekillendiriyor. neşeli insanı, dürüst kişileri, yalancıları, karton karakterleri, cahilleri, vizyonsuzları, zekileri, bilinçlileri, hemen hemen genel karakterleri bu şekillerden tanıyabiliyorsunuz.
çok açık bir şekilde diyebilirim ki ismail kartal inanılmaz korkak, vizyonu oldukça kısıtlı, kendi olamamış dahası başka bir şey de olamamış toplama ve kötü bir karaktere sahip. yetiştirdiği çocuk da bunu kanıtlar nitelikte.
beyaz boğazlı kazak hikayesi mesela, aslında oldukça dramatik bir hikaye ama ne kadar kolpa bir hikaye olduğunu da ifade ediş biçiminden anlıyorsunuz. gerçek olsa bile doğal değil. kendi inandığı değerleri o kadar kısıtlı ve sınırlı ki, yüzeysel demeye bile yetmeyecek kadar düz bir insan portresi çıkıyor karşımıza. taraftarlık elbette bu dümdüzlüğü biraz da olsa şekillendirebilir ama fenerlilerin de içten içe bu karakter yoksunluğunu (hakaret anlamında değil, derinleşememiş kişilik ve farkındalık) hissediyorlar.
çok açık bir şekilde diyebilirim ki ismail kartal inanılmaz korkak, vizyonu oldukça kısıtlı, kendi olamamış dahası başka bir şey de olamamış toplama ve kötü bir karaktere sahip. yetiştirdiği çocuk da bunu kanıtlar nitelikte.
beyaz boğazlı kazak hikayesi mesela, aslında oldukça dramatik bir hikaye ama ne kadar kolpa bir hikaye olduğunu da ifade ediş biçiminden anlıyorsunuz. gerçek olsa bile doğal değil. kendi inandığı değerleri o kadar kısıtlı ve sınırlı ki, yüzeysel demeye bile yetmeyecek kadar düz bir insan portresi çıkıyor karşımıza. taraftarlık elbette bu dümdüzlüğü biraz da olsa şekillendirebilir ama fenerlilerin de içten içe bu karakter yoksunluğunu (hakaret anlamında değil, derinleşememiş kişilik ve farkındalık) hissediyorlar.


