158
sözlüğün eleşirilerine katılamadığım maç. avusturalya maçına benzer bir maç olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. avusturalya maçı yapısal olarak hatalıydı. sığ bir şekilde her yüksek topla oynama miktarına aynı oyun demeyelim. milli takımın zaten teknik oyuncusu bol. bir de bu turnuvada ispanya dışındaki çoğu takımda olduğu gibi geri düşen takım topla baş başa kalıyor.
avusturalya maçında 3 tane çok temel sıkıntı vardı. tek plan barış'a topu atalım. o da penaltı noktasıyla yay arasına top atsın. orası da dolarsa arkası boşalır oralara bir yere yükseltsin. yazarken bile saçma geliyor. rakibin en çok istediği savunma pozisyonlarına sebep vermiştik.
savunma ile orta sağ kopuktu. yerleşim denen bir şey yoktu. oyuncular üst üste biniyordu. at finke dercesine barış'a atıyorduk ama başka hareket edebilen yoktu bu yerleşim sebebiyle
3. plan için değil kafada kurulan kıymetler hiyerarşisine göre oyuncuların süre almasıydı. yani bir sol kanat oyuncusu olan kenan sakatlandığı için 10 numaranın sağ tarafa geçme zorunluluğu. normalde ben bunu sevmem diyemem. yaratıcı bir plan uğruna yerlerle oynanmasına kategorik olarak karşı değilim ancak zeitgesit'ta bir problem hissettiriyor bu durum. uzun uzun irdeleyemeyeceğim ne de olsa asıl konulmak gereken maç paraguay.
bu maç avusturalya maçına benzemiyor. bu maçta sahaya diziliş çok çok daha doğru. oyuncular üst üste binip tıkanmıyorlar. gayet de akışkan bir oyun oynuyorlar. en önemlisi enine alanlar geniş. koşu atılıyor bu maç. fatih hocamın cümlesini çalayım. bu sefer topla oyalanma yok. al ver al ver yapıyoruz eğer o aksiyondan bir şey çıkmayacaksa topu geri döndürüp açı değiştiriyoruz. imkan varsa da zorluyor ve 3. aksiyondan bir şeyler çıkarmaya çalışıyoruz. yayılım iyi olduğu için de top kaptırsak da kaptırdığımız yerde mücadeleye girebiliyoruz.
yediğimiz gol çok üzücü bir gol. rakibin istediğini yapmayı konuşuyoruz ilk maçtan beri. bu tanımlamayı seviyorum. çok da kullanırım futbol konuşurken. ancak rakibin istediği şey diye futbolun bağzı araçlarını hiç kullanmayacağız diye bir şey diyemeyiz. ne yazık ki rakip çok iyi şut çekti. şimdi rakibimiz 10 kişi. maç bambaşka bir hale alacak bence. bence avusturalya maçı temelde tartışılması gereken bir maçtı ancak bu maç ayrıntılarda tartışılması gereken bir maçtı. 2. yarı itibariyle bence ayrıntılar değil temellere geri döndük. ben de olsam barış'ı içeri atardım. enerji ve balyoz gerekiyor. en önemlisi keskinlik gerekiyor.
avusturalya maçında 3 tane çok temel sıkıntı vardı. tek plan barış'a topu atalım. o da penaltı noktasıyla yay arasına top atsın. orası da dolarsa arkası boşalır oralara bir yere yükseltsin. yazarken bile saçma geliyor. rakibin en çok istediği savunma pozisyonlarına sebep vermiştik.
savunma ile orta sağ kopuktu. yerleşim denen bir şey yoktu. oyuncular üst üste biniyordu. at finke dercesine barış'a atıyorduk ama başka hareket edebilen yoktu bu yerleşim sebebiyle
3. plan için değil kafada kurulan kıymetler hiyerarşisine göre oyuncuların süre almasıydı. yani bir sol kanat oyuncusu olan kenan sakatlandığı için 10 numaranın sağ tarafa geçme zorunluluğu. normalde ben bunu sevmem diyemem. yaratıcı bir plan uğruna yerlerle oynanmasına kategorik olarak karşı değilim ancak zeitgesit'ta bir problem hissettiriyor bu durum. uzun uzun irdeleyemeyeceğim ne de olsa asıl konulmak gereken maç paraguay.
bu maç avusturalya maçına benzemiyor. bu maçta sahaya diziliş çok çok daha doğru. oyuncular üst üste binip tıkanmıyorlar. gayet de akışkan bir oyun oynuyorlar. en önemlisi enine alanlar geniş. koşu atılıyor bu maç. fatih hocamın cümlesini çalayım. bu sefer topla oyalanma yok. al ver al ver yapıyoruz eğer o aksiyondan bir şey çıkmayacaksa topu geri döndürüp açı değiştiriyoruz. imkan varsa da zorluyor ve 3. aksiyondan bir şeyler çıkarmaya çalışıyoruz. yayılım iyi olduğu için de top kaptırsak da kaptırdığımız yerde mücadeleye girebiliyoruz.
yediğimiz gol çok üzücü bir gol. rakibin istediğini yapmayı konuşuyoruz ilk maçtan beri. bu tanımlamayı seviyorum. çok da kullanırım futbol konuşurken. ancak rakibin istediği şey diye futbolun bağzı araçlarını hiç kullanmayacağız diye bir şey diyemeyiz. ne yazık ki rakip çok iyi şut çekti. şimdi rakibimiz 10 kişi. maç bambaşka bir hale alacak bence. bence avusturalya maçı temelde tartışılması gereken bir maçtı ancak bu maç ayrıntılarda tartışılması gereken bir maçtı. 2. yarı itibariyle bence ayrıntılar değil temellere geri döndük. ben de olsam barış'ı içeri atardım. enerji ve balyoz gerekiyor. en önemlisi keskinlik gerekiyor.

