4117
önünde bir dönüm noktası var. diğer amatör diye tabir ettiğimiz ama artık amatör olmayan branşlarımızda da var bu.
1. salon projesi.
2. nba europe.
salon projemiz daha somut, nba europe ise spekülatif şimdilik. salona odaklanalım.
salon yapılana kadar büyük harcama yapmaktansa yapılacak harcamanın tamamını oyuncu ve oyun geliştirme departmanına, altyapıya ve sürdürülebilir bir kulüp yapısına geçmek için kullanabilir. bu bir fırsattır.
taraftara bunu anlatmak çok zor olmasa gerek:
"salonumuz yapılana kadar yatırımımızı yapılanmaya yapacağız. basketboldaki derwall'imiz şudur. yapılanmamız tamamlandığında rekabetçi olacağız." vesaire...
ve aynı dönemi taraftarı salona çekmek için bir fırsat olarak da görmeli.
marc cuban bir defasında şöyle bir demeç vermişti. dallas mavericks'i satın aldığında günlerce ve haftalarca telefonda geçirmiş. taraftarları aramış. bizzat kendisi de aramış. dallas taraftarını tekrar salona çekmek için. gerekiyorsa bedava sezonluk kombine dağıtmış. bazı kişilere yıllar süren kombiler dağıtmış. bir sürü söz vermiş. salonu doldurmak ilk önceliğiymiş. bu minvalde bir şeydi. elbette marc cuban'ın motivasyonu dallas mavericks'e yaptığı yatırımı misliyle geri almaktı. ve bunu gerçekten başardı.
biz de yapabiliriz.
not: bir ara şöyle bir fikrim vardı. erkek basketbol takımının başkanlığı ayrı yapılsın. bu takıma başkanlık yapmayan kulüp başkanlığına aday olamasın. tabii benimki uçta bir öneri. benim derdim, galatasaray'a katkı sağlamak isteyenlerin belli olması. kulüp başkanlığı için galatasaray'a hizmet etmiş kişilerin aday olması. basketbol'da ne yaptın da kulüp başkanlığına aday oluyorsun diyebilmemiz. ya da basketbolda bir şeyler gösterdi, kulüpte de gösterir. erden timur örneği gibi bir şey aslında.
neyse.
umarım önümüzdeki fırsatı iyi değerlendiririz.
bu arada son bir ekleme yapalım. biz atmosfer takımıyız. ali sami yen malum. abdi ipekçi malumdu. eski abdi ipekçi. yenisinde atmosfer oluşturmak neredeyse imkansız. ya da akatlar... sinan erdem de öyle...
genel olarak problem, bu salonların çok yatay olması. tabii işin bencesi bu. dik olunca, sanki tepeden sahaya yağacakmışsınız, tepelerine binecekmişsiniz gibi bir şey oluyor.
umarım yapılacak salonda, atmosferi göz önüne alırlar. ve kesinlikle pota arkaları yekpare olmalı. girinti çıkıntıları çapraza alsak o da mükemmel olur. taraftar arasına boşluk girmesin mümkünse.
çok şey istemiyorum umarım.
edit: mesela nba'de her takımın advance stats, yani gelişmiş istatistikleri olur. böyle departmanları vardır. her takım, kendine özgü verilere bakarak bir algoritma çerçevesinde oyuncularını değerlendirir. nba'in kendi istatistikleri haricinde takıma özeldir bunlar ve genellikle paylaşılmaz. mesela houston rockets'in koçu 2024/25 sezonunda "bizim istatistiklerimizde en önemli oyuncumuz tari eason çıkıyor" demişti. elbette en önemli oyuncumuz o demek değildi bu. ama sizin takım kültürünüzü genellikle yan parçalar belirler. bir takım kültürü oluştumak, takımınızın bir kimliği olmasını istiyorsanız, ona göre bir çerçeve belirlersiniz. bu çerçeveye uygun veriler toplar, o verilerle bir profil çıkarırsınız. en azından rol oyuncularının belli bir seviyede, belli bir profilde olmasını sağlarsınız.
demek istediğim şu. yapılanmadan kastım bu. böyle departmanlar. istatistik, oyuncu geliştirme, oyuncu izleme, antrenör gelişimi, antrenör departmanı vesaire... veri merkezi, veri işleme merkezi, yapay zeka entegrasyonu, spor dalları arası geçişkenlik...
hatta mümkünse galatasaray üniversitesi ile ortak çalışmalar.
aslında bunları tüm kulüp geneline yaymak istersiniz. belki de öyle yapmalısınız. ama diğer branşları öksüz çocuk gibi bırakmamalısınız.
en azından bu takımlara bir kimlik, bir kültür yaratmalısınız.
1. salon projesi.
2. nba europe.
salon projemiz daha somut, nba europe ise spekülatif şimdilik. salona odaklanalım.
salon yapılana kadar büyük harcama yapmaktansa yapılacak harcamanın tamamını oyuncu ve oyun geliştirme departmanına, altyapıya ve sürdürülebilir bir kulüp yapısına geçmek için kullanabilir. bu bir fırsattır.
taraftara bunu anlatmak çok zor olmasa gerek:
"salonumuz yapılana kadar yatırımımızı yapılanmaya yapacağız. basketboldaki derwall'imiz şudur. yapılanmamız tamamlandığında rekabetçi olacağız." vesaire...
ve aynı dönemi taraftarı salona çekmek için bir fırsat olarak da görmeli.
marc cuban bir defasında şöyle bir demeç vermişti. dallas mavericks'i satın aldığında günlerce ve haftalarca telefonda geçirmiş. taraftarları aramış. bizzat kendisi de aramış. dallas taraftarını tekrar salona çekmek için. gerekiyorsa bedava sezonluk kombine dağıtmış. bazı kişilere yıllar süren kombiler dağıtmış. bir sürü söz vermiş. salonu doldurmak ilk önceliğiymiş. bu minvalde bir şeydi. elbette marc cuban'ın motivasyonu dallas mavericks'e yaptığı yatırımı misliyle geri almaktı. ve bunu gerçekten başardı.
biz de yapabiliriz.
not: bir ara şöyle bir fikrim vardı. erkek basketbol takımının başkanlığı ayrı yapılsın. bu takıma başkanlık yapmayan kulüp başkanlığına aday olamasın. tabii benimki uçta bir öneri. benim derdim, galatasaray'a katkı sağlamak isteyenlerin belli olması. kulüp başkanlığı için galatasaray'a hizmet etmiş kişilerin aday olması. basketbol'da ne yaptın da kulüp başkanlığına aday oluyorsun diyebilmemiz. ya da basketbolda bir şeyler gösterdi, kulüpte de gösterir. erden timur örneği gibi bir şey aslında.
neyse.
umarım önümüzdeki fırsatı iyi değerlendiririz.
bu arada son bir ekleme yapalım. biz atmosfer takımıyız. ali sami yen malum. abdi ipekçi malumdu. eski abdi ipekçi. yenisinde atmosfer oluşturmak neredeyse imkansız. ya da akatlar... sinan erdem de öyle...
genel olarak problem, bu salonların çok yatay olması. tabii işin bencesi bu. dik olunca, sanki tepeden sahaya yağacakmışsınız, tepelerine binecekmişsiniz gibi bir şey oluyor.
umarım yapılacak salonda, atmosferi göz önüne alırlar. ve kesinlikle pota arkaları yekpare olmalı. girinti çıkıntıları çapraza alsak o da mükemmel olur. taraftar arasına boşluk girmesin mümkünse.
çok şey istemiyorum umarım.
edit: mesela nba'de her takımın advance stats, yani gelişmiş istatistikleri olur. böyle departmanları vardır. her takım, kendine özgü verilere bakarak bir algoritma çerçevesinde oyuncularını değerlendirir. nba'in kendi istatistikleri haricinde takıma özeldir bunlar ve genellikle paylaşılmaz. mesela houston rockets'in koçu 2024/25 sezonunda "bizim istatistiklerimizde en önemli oyuncumuz tari eason çıkıyor" demişti. elbette en önemli oyuncumuz o demek değildi bu. ama sizin takım kültürünüzü genellikle yan parçalar belirler. bir takım kültürü oluştumak, takımınızın bir kimliği olmasını istiyorsanız, ona göre bir çerçeve belirlersiniz. bu çerçeveye uygun veriler toplar, o verilerle bir profil çıkarırsınız. en azından rol oyuncularının belli bir seviyede, belli bir profilde olmasını sağlarsınız.
demek istediğim şu. yapılanmadan kastım bu. böyle departmanlar. istatistik, oyuncu geliştirme, oyuncu izleme, antrenör gelişimi, antrenör departmanı vesaire... veri merkezi, veri işleme merkezi, yapay zeka entegrasyonu, spor dalları arası geçişkenlik...
hatta mümkünse galatasaray üniversitesi ile ortak çalışmalar.
aslında bunları tüm kulüp geneline yaymak istersiniz. belki de öyle yapmalısınız. ama diğer branşları öksüz çocuk gibi bırakmamalısınız.
en azından bu takımlara bir kimlik, bir kültür yaratmalısınız.

