20
son 5 yıldır tenis izliyorum. nadal’ı kesik kesik izledim ve oyununu çok beğendim ancak tenisi hiçbir zaman sahaya inip oynamaya değer bir spor olarak görmedim. ta ki kyrgios’u görene kadar.
sporda bana göre göze en hoş gelen şey kıvraklık değil; güç, kararlılık ve baskınlıktır. bu yüzden futbolda messi yerine ronaldo’ya, basketbolda jordan ve lebron yerine shaq’a, hatta otomobillerde yere yakın spor araçlar yerine cüsseli, büyük ve hızlı araçlara ilgi duyarım.
teniste herkes federer, djokovic, alcaraz ve sinner’a hayranken benim ilgimi fazlasıyla kyrgios çekiyor. kafasının dikine giden, biraz argo ve agresif bir tutumu var. ancak sahadaki ani atakları inanılmaz keyifli. servisini kullanır kullanmaz baseline'ı terk edip hücuma geçmesi, rakibini ters ayakta yakaladığında dropshot denemek yerine tüm gücüyle topu adeta bir mermi gibi rakip sahaya göndermesi izlerken büyük bir haz veriyor.
2026 roland-garros'ta djokovic dışında izlemeye değer pek oyuncu kalmadı. kyrgios zaten toprak kortu çok seven bir oyuncu değil. oysa sahip olduğu potansiyeli ve gücü belki de en iyi gösterebileceği zemin aslında toprak kort. çünkü fiziksel üstünlüğü, servis gücü ve agresif oyunu rakipleri üzerinde ciddi bir baskı kurabiliyor. ancak henüz kendisini bu zeminde geliştirecek sabrı ve istikrarı hiçbir zaman göstermedi. bu yüzden kariyeri boyunca toprak kortta olabileceği seviyeye hiç ulaşamadı.
yaşı da yavaş yavaş geçiyor. şu an kariyerinin en verimli olması gereken dönemde. umarım sakatlığını bir an önce atlatır ve kariyerine en azından bir wimbledon şampiyonluğu ekleyebilir. çünkü tenis tarihine baktığımda, yetenek ve doğal güç anlamında grand slam kazanmamış en özel oyunculardan biri olduğunu düşünüyorum.
kendini toparlayabilirse sırf onu izlemek için uçak biletimi alır, hangi ülkede oynuyorsa gider tribünden desteklerim. çünkü bazı sporcular kupalarıyla değil, sahaya çıktıkları anda yarattıkları heyecanla iz bırakırlar. kyrgios da benim için tam olarak öyle biri. maçı kazanıp kazanmaması çoğu zaman ikinci planda kalıyor; önemli olan korta çıktığında ne yapacağını kimsenin tahmin edememesi. teniste uzun yıllardır eksik olan o asi ruhu ve kontrolsüz enerjiyi sahaya taşıyan son oyunculardan biri. bu yüzden kyrgios'un olmadığı bir tenis sezonu bana her zaman biraz eksik geliyor.
sporda bana göre göze en hoş gelen şey kıvraklık değil; güç, kararlılık ve baskınlıktır. bu yüzden futbolda messi yerine ronaldo’ya, basketbolda jordan ve lebron yerine shaq’a, hatta otomobillerde yere yakın spor araçlar yerine cüsseli, büyük ve hızlı araçlara ilgi duyarım.
teniste herkes federer, djokovic, alcaraz ve sinner’a hayranken benim ilgimi fazlasıyla kyrgios çekiyor. kafasının dikine giden, biraz argo ve agresif bir tutumu var. ancak sahadaki ani atakları inanılmaz keyifli. servisini kullanır kullanmaz baseline'ı terk edip hücuma geçmesi, rakibini ters ayakta yakaladığında dropshot denemek yerine tüm gücüyle topu adeta bir mermi gibi rakip sahaya göndermesi izlerken büyük bir haz veriyor.
2026 roland-garros'ta djokovic dışında izlemeye değer pek oyuncu kalmadı. kyrgios zaten toprak kortu çok seven bir oyuncu değil. oysa sahip olduğu potansiyeli ve gücü belki de en iyi gösterebileceği zemin aslında toprak kort. çünkü fiziksel üstünlüğü, servis gücü ve agresif oyunu rakipleri üzerinde ciddi bir baskı kurabiliyor. ancak henüz kendisini bu zeminde geliştirecek sabrı ve istikrarı hiçbir zaman göstermedi. bu yüzden kariyeri boyunca toprak kortta olabileceği seviyeye hiç ulaşamadı.
yaşı da yavaş yavaş geçiyor. şu an kariyerinin en verimli olması gereken dönemde. umarım sakatlığını bir an önce atlatır ve kariyerine en azından bir wimbledon şampiyonluğu ekleyebilir. çünkü tenis tarihine baktığımda, yetenek ve doğal güç anlamında grand slam kazanmamış en özel oyunculardan biri olduğunu düşünüyorum.
kendini toparlayabilirse sırf onu izlemek için uçak biletimi alır, hangi ülkede oynuyorsa gider tribünden desteklerim. çünkü bazı sporcular kupalarıyla değil, sahaya çıktıkları anda yarattıkları heyecanla iz bırakırlar. kyrgios da benim için tam olarak öyle biri. maçı kazanıp kazanmaması çoğu zaman ikinci planda kalıyor; önemli olan korta çıktığında ne yapacağını kimsenin tahmin edememesi. teniste uzun yıllardır eksik olan o asi ruhu ve kontrolsüz enerjiyi sahaya taşıyan son oyunculardan biri. bu yüzden kyrgios'un olmadığı bir tenis sezonu bana her zaman biraz eksik geliyor.

