136
kimi alırız, ne kadar para harcarız, kimler gider bilmiyorum ama bildiğim tek şey bu sezonun (2025-26) aslında biz galatasaraylılara çok şey gösterdiği, tabi görmek isteyenlere.
1- liverpool'a yenilerek elendiğimiz tarihten bu yana oynadığımız hiç bir maçı skordan bağımsız olarak hak etmedik. bunun temel sebebi çoğu yıldız ve başarıya doygun oyuncularımızın yerel lige motive olamaması. ayrıca bu oyuncuların yine adam kovalamaması, yeterince mücadele etmemesi, göstermelik savunma yapması. istatistikler şöyle buyuruyor: galatasaray'ın son 2 maçta kalesine gelen 10 isabetli şutun 6'sı gol olmuş. kaldı ki galatasaray'ın daha önceki 31 maçta yediği gol sayısı sadece 23'tü. son 8 maçta 13 gol yemişiz türkiye'de. şampiyonlar ligi'nde de benzer bir gidişat oldu. her ne kadar ilk maçta almanya'da çok şanssız gollerle 5 defa topu ağlarımızdan çıkarsak da daha sonra maçlarda savunma anlamında iyi işler çıkarıp kalan 7 maçta sadece 6 gole izin vermiştik. ancak eleme turlarında, özellikle deplasmanlarda juve ve l'pool'dan toplam 7 gol yedik. tabi tabelaya yansıyan 7 idi, psikolojik olarak 16-17 tane yedik.
takımın maç seçtiğiyle ilgili şöyle çarpıcı bir istatistik de var : galatasaray son 12 maçta sadece 4 maçta gol yememiş ; beşiktaş, liverpool (ev), başakşehir ve fenerbahçe. buna karşılık türkiye kupasında rakibimiz olan normalde kalemizde şut atmaması gereken takımlar fethiyespor, istanbulspor, gençlerbirliği bile bize gol atmış.
ezcümle, ben osimhen'in bile ilk geldiğindeki presini çoğu zaman artık göremiyorum. barış alper'i niye çok sevdik? golleri ve asistleri için değil, rakibi kovaladığı, rakiple güreştiği için sevdik. yunus'u presi başlatandı, o da yapamaz oldu artık. sahipsiz topları alamaz olduk. lemina torreira'ya, torreira sara'ya "al" diyor. öyle olunca topu antalyaspor'dan bile alamıyorsunuz ve gol atmaya niyeti olmayan antalyaspor bile 2 gol atıyor bize. kısacası defans yapmayı bıraktık takım olarak. herkes general maalesef. asker yok.
2- rotasyonumuz 15-16 kişiyle sınırlı. bu tek kulvar için bile yetersiz bir sayı. dün (10 mayıs 2026 west ham arsenal)
arsenal'li ben white sakatlandı ilk yarıda. arteta hemen mosquera ve hincapie'yi hazırladı. the gunners'ın 5 tane net, oynamaya hazır deve dişi gibi stoperi var. yahu fenerbahçe'de bile değişmeli oynayan çağlar, oosterwolde, skriniar, yiğit efe ve gerektiğinde brown gibi 4-5 stoper var. bizde ise maalesef gerçek stoper sayısı sadece 2 (iki). (singo mu? o'nun 4-4-2'de stoper olmadığını liverpool deplasmanında acı bir şekilde deneyimledik maalesef) . galatasaray "ben artık avrupa'da daha iyi bir yer alacağım" diyorsa apo ve sanchez'i yedeğe çekecek kadar kaliteli, tartışılmaz stoper ikilisi bulması gerekiyor.
kadro mühendisliğimizin yetersiz ve yanlışlığı ile ilgili çok üzücü bir tespitin daha var: daha 2 gün evvel (9 mayıs 2026 galatasaray antalyaspor) "şampiyonluk maçında" bile planlı, organize bir tane bile hücum edemedik. fethiyespor bile galatasaray'ı artık tanıyor. merkezden hücum yeteneğimiz neredeyse sıfır (0). hep yan paslarla kenarlara veriyoruz. çok kolay önlem alınabilir bir takım olduk. artık barış ve sane'nin canı o gün top oynamak istiyorsa şansımız yaver gidiyor da garibim osimhen 3-4 defans oyuncusu ile boğuşup kafayla gol atmaya çalışıyor. başka da hiç bir planımız yok. gerçi jacobs'un uzun menzilli taç atışlarını da geniş hücum repertuarımıza ekledik bir kaç maçtır. onu es geçmemek lazım pek tabi...merkezde oynama çabukluğu olan, zeki ve az buçuk şut atabilen en az 1 oyuncuyu çok aradık bu sene çok. bu nedenle bruno fernandes isteyenlere "haksızsınız" diyemem. elin oğlu 2-3 tane 10 numara yeteneğinde topçuyla başlıyor maça. marifet bunlara savunma yaptırabilende, hünerliyim diyen hoca hücumcusunu müdafaaya ikna eden hocadır.
ayrıca sene sonuna doğru sanırım biraz da yorgunluğun etkisiyle topsuz oyunumuz (top isteme, boşa çıkma, fake koşular, alan boşaltabilme...) sınıfta kaldı. uğurcan, topu apo'ya veriyor. apo, sanchez'e. sanchez çaresizce etrafına bakıyor. bir kaç kez dürtüyor topu. mecburen pas özürlü jacobs'a veriyor. aslında rakip baskısını böyle yönlendiriyor. fethiyespor bile jacobs'un oyun kurulumunda yetersiz ve kötü bir pas istasyonu olduğunu biliyor. gerçi sallai'nin de hat kırıcı bir pasör olduğunu söylenemez. yani sara ve torreira'ya topu geçirmekte zorlandık. maalesef derine gelip top alarak oyununa eşik atlatan, takımını da 3. bölgeye taşıyan ve orta sahada +1 kişi olan yunus akgün nedense yılın 2. yarısında bundan vazgeçti. barış, kenara deplase olup topu ayağına beklemeye başladı. topsuz oyundaki hareketsizliğimiz ve iştahsızlığımız, merkezden oynayamayışımız ofansif gücümüzü de sekteye uğrattı.
3- şu takıma 3 tane forvet alın arkadaş. allah'ın sevgili kuluyduk. alvaro morata'yı ayağımıza kadar getirdi geçen sene. çocuk çalışkandı, uyumluydu ve golcüydü. sonradan oyuna girip iyi katkı verdi, kritik goller attı. ama biz ne yaptık yine o futbolu çok bilmiş tavrımızla? morata gibi iyi bir tamamlayıcının, ispanyol milli takımının golcülerinden biri olan morata'nın kuyruğuna teneke bağlayıp yolladık. bu iş duygusallıkla olmaz. tamam icardi, aşkın olayım, eller kulak arkasına, sarıya boyanmış saç falan iyiydi, hoştu ama bitti gitti. bize forma için savaşacak, aç oyuncular lazım biraz da.
1- liverpool'a yenilerek elendiğimiz tarihten bu yana oynadığımız hiç bir maçı skordan bağımsız olarak hak etmedik. bunun temel sebebi çoğu yıldız ve başarıya doygun oyuncularımızın yerel lige motive olamaması. ayrıca bu oyuncuların yine adam kovalamaması, yeterince mücadele etmemesi, göstermelik savunma yapması. istatistikler şöyle buyuruyor: galatasaray'ın son 2 maçta kalesine gelen 10 isabetli şutun 6'sı gol olmuş. kaldı ki galatasaray'ın daha önceki 31 maçta yediği gol sayısı sadece 23'tü. son 8 maçta 13 gol yemişiz türkiye'de. şampiyonlar ligi'nde de benzer bir gidişat oldu. her ne kadar ilk maçta almanya'da çok şanssız gollerle 5 defa topu ağlarımızdan çıkarsak da daha sonra maçlarda savunma anlamında iyi işler çıkarıp kalan 7 maçta sadece 6 gole izin vermiştik. ancak eleme turlarında, özellikle deplasmanlarda juve ve l'pool'dan toplam 7 gol yedik. tabi tabelaya yansıyan 7 idi, psikolojik olarak 16-17 tane yedik.
takımın maç seçtiğiyle ilgili şöyle çarpıcı bir istatistik de var : galatasaray son 12 maçta sadece 4 maçta gol yememiş ; beşiktaş, liverpool (ev), başakşehir ve fenerbahçe. buna karşılık türkiye kupasında rakibimiz olan normalde kalemizde şut atmaması gereken takımlar fethiyespor, istanbulspor, gençlerbirliği bile bize gol atmış.
ezcümle, ben osimhen'in bile ilk geldiğindeki presini çoğu zaman artık göremiyorum. barış alper'i niye çok sevdik? golleri ve asistleri için değil, rakibi kovaladığı, rakiple güreştiği için sevdik. yunus'u presi başlatandı, o da yapamaz oldu artık. sahipsiz topları alamaz olduk. lemina torreira'ya, torreira sara'ya "al" diyor. öyle olunca topu antalyaspor'dan bile alamıyorsunuz ve gol atmaya niyeti olmayan antalyaspor bile 2 gol atıyor bize. kısacası defans yapmayı bıraktık takım olarak. herkes general maalesef. asker yok.
2- rotasyonumuz 15-16 kişiyle sınırlı. bu tek kulvar için bile yetersiz bir sayı. dün (10 mayıs 2026 west ham arsenal)
arsenal'li ben white sakatlandı ilk yarıda. arteta hemen mosquera ve hincapie'yi hazırladı. the gunners'ın 5 tane net, oynamaya hazır deve dişi gibi stoperi var. yahu fenerbahçe'de bile değişmeli oynayan çağlar, oosterwolde, skriniar, yiğit efe ve gerektiğinde brown gibi 4-5 stoper var. bizde ise maalesef gerçek stoper sayısı sadece 2 (iki). (singo mu? o'nun 4-4-2'de stoper olmadığını liverpool deplasmanında acı bir şekilde deneyimledik maalesef) . galatasaray "ben artık avrupa'da daha iyi bir yer alacağım" diyorsa apo ve sanchez'i yedeğe çekecek kadar kaliteli, tartışılmaz stoper ikilisi bulması gerekiyor.
kadro mühendisliğimizin yetersiz ve yanlışlığı ile ilgili çok üzücü bir tespitin daha var: daha 2 gün evvel (9 mayıs 2026 galatasaray antalyaspor) "şampiyonluk maçında" bile planlı, organize bir tane bile hücum edemedik. fethiyespor bile galatasaray'ı artık tanıyor. merkezden hücum yeteneğimiz neredeyse sıfır (0). hep yan paslarla kenarlara veriyoruz. çok kolay önlem alınabilir bir takım olduk. artık barış ve sane'nin canı o gün top oynamak istiyorsa şansımız yaver gidiyor da garibim osimhen 3-4 defans oyuncusu ile boğuşup kafayla gol atmaya çalışıyor. başka da hiç bir planımız yok. gerçi jacobs'un uzun menzilli taç atışlarını da geniş hücum repertuarımıza ekledik bir kaç maçtır. onu es geçmemek lazım pek tabi...merkezde oynama çabukluğu olan, zeki ve az buçuk şut atabilen en az 1 oyuncuyu çok aradık bu sene çok. bu nedenle bruno fernandes isteyenlere "haksızsınız" diyemem. elin oğlu 2-3 tane 10 numara yeteneğinde topçuyla başlıyor maça. marifet bunlara savunma yaptırabilende, hünerliyim diyen hoca hücumcusunu müdafaaya ikna eden hocadır.
ayrıca sene sonuna doğru sanırım biraz da yorgunluğun etkisiyle topsuz oyunumuz (top isteme, boşa çıkma, fake koşular, alan boşaltabilme...) sınıfta kaldı. uğurcan, topu apo'ya veriyor. apo, sanchez'e. sanchez çaresizce etrafına bakıyor. bir kaç kez dürtüyor topu. mecburen pas özürlü jacobs'a veriyor. aslında rakip baskısını böyle yönlendiriyor. fethiyespor bile jacobs'un oyun kurulumunda yetersiz ve kötü bir pas istasyonu olduğunu biliyor. gerçi sallai'nin de hat kırıcı bir pasör olduğunu söylenemez. yani sara ve torreira'ya topu geçirmekte zorlandık. maalesef derine gelip top alarak oyununa eşik atlatan, takımını da 3. bölgeye taşıyan ve orta sahada +1 kişi olan yunus akgün nedense yılın 2. yarısında bundan vazgeçti. barış, kenara deplase olup topu ayağına beklemeye başladı. topsuz oyundaki hareketsizliğimiz ve iştahsızlığımız, merkezden oynayamayışımız ofansif gücümüzü de sekteye uğrattı.
3- şu takıma 3 tane forvet alın arkadaş. allah'ın sevgili kuluyduk. alvaro morata'yı ayağımıza kadar getirdi geçen sene. çocuk çalışkandı, uyumluydu ve golcüydü. sonradan oyuna girip iyi katkı verdi, kritik goller attı. ama biz ne yaptık yine o futbolu çok bilmiş tavrımızla? morata gibi iyi bir tamamlayıcının, ispanyol milli takımının golcülerinden biri olan morata'nın kuyruğuna teneke bağlayıp yolladık. bu iş duygusallıkla olmaz. tamam icardi, aşkın olayım, eller kulak arkasına, sarıya boyanmış saç falan iyiydi, hoştu ama bitti gitti. bize forma için savaşacak, aç oyuncular lazım biraz da.

