4587
(bkz: #4403259)
özellikle beşiktaş camiasının bir parçası olduktan sonra yaptıklarıyla nefret ettirse de çok büyük hoca olduğunu düşünüyorum. büyük takımların şampiyonlar ligi'ndeki deplasman performanslarına bakarken kendisinin başardıklarına bir kez daha ciddi hayranlık duydum;
şampiyonlar ligi deplasmanlarında;
galatasaray: 8 galibiyet 11 beraberlik 48 mağlubiyet (0.73 puan ortalaması)
fenerbahçe: 2 galibiyet 4 beraberlik 14 mağlubiyet (0.40 puan ortalaması)
şenol güneş'siz beşiktaş: 2 galibiyet 2 beraberlik 14 mağlubiyet (0.44 puan ortalaması)
bursaspor ve başakşehir'in de performanslarını ekleyerek tüm türk takımlarının (şenol güneş'in çalıştırdığı takımlar hariç) şampiyonlar ligi deplasman performansı;
12 galibiyet 17 beraberlik 82 mağlubiyet (0.65 puan ortalaması)
ve şenol güneş: 5 galibiyet 2 beraberlik 3 mağlubiyet (1.70 puan ortalaması)
şenol güneş'in şampiyonlar ligi'ndeki iç saha karnesi de şu şekilde;
1 galibiyet 8 beraberlik 1 mağlubiyet (1.10 puan ortalaması)
iç saha karnesi çok absürt olsa da deplasman karnesiyle birleşinde 20 maçta almış olduğu 6 galibiyet 10 beraberlik ve sadece 4 mağlubiyet ile harika bir şampiyonlar ligi karnesi olduğu söylenebilir.
üstelik bu karneyi yaptığı takımlar tarihinde ilk ve son kez şampiyonlar ligi'ne katılan ve kadrosu gerçekten kötü olan trabzonspor ve tarih boyunca avrupa özürlüsü olmuş beşiktaş. muazzam bir iş.
not: neden şampiyonlar ligi deplasman performansını baz aldığıma gelince, bu maçlar bir türk takımının oynayabileceği en zor maçlar ve en büyük sınavlar. bir türk takımı buraları da oynayabiliyorsa olabileceği en mükemmel haline gelmiş demektir.
türk futbolunun görmüş olduğu açık ara en büyük takım olan galatasaray da bu eşiği aşarak en büyük takım haline geldi. o takım 1999 ağustos'tan 2000 ağustos'a kadar olan dönemde ön elemeler hariç oynadığı 7 deplasman ve 2 tarafsız saha maçından 4 galibiyet 3 beraberlik ve 2 mağlubiyet çıkarmıştı.
özellikle beşiktaş camiasının bir parçası olduktan sonra yaptıklarıyla nefret ettirse de çok büyük hoca olduğunu düşünüyorum. büyük takımların şampiyonlar ligi'ndeki deplasman performanslarına bakarken kendisinin başardıklarına bir kez daha ciddi hayranlık duydum;
şampiyonlar ligi deplasmanlarında;
galatasaray: 8 galibiyet 11 beraberlik 48 mağlubiyet (0.73 puan ortalaması)
fenerbahçe: 2 galibiyet 4 beraberlik 14 mağlubiyet (0.40 puan ortalaması)
şenol güneş'siz beşiktaş: 2 galibiyet 2 beraberlik 14 mağlubiyet (0.44 puan ortalaması)
bursaspor ve başakşehir'in de performanslarını ekleyerek tüm türk takımlarının (şenol güneş'in çalıştırdığı takımlar hariç) şampiyonlar ligi deplasman performansı;
12 galibiyet 17 beraberlik 82 mağlubiyet (0.65 puan ortalaması)
ve şenol güneş: 5 galibiyet 2 beraberlik 3 mağlubiyet (1.70 puan ortalaması)
şenol güneş'in şampiyonlar ligi'ndeki iç saha karnesi de şu şekilde;
1 galibiyet 8 beraberlik 1 mağlubiyet (1.10 puan ortalaması)
iç saha karnesi çok absürt olsa da deplasman karnesiyle birleşinde 20 maçta almış olduğu 6 galibiyet 10 beraberlik ve sadece 4 mağlubiyet ile harika bir şampiyonlar ligi karnesi olduğu söylenebilir.
üstelik bu karneyi yaptığı takımlar tarihinde ilk ve son kez şampiyonlar ligi'ne katılan ve kadrosu gerçekten kötü olan trabzonspor ve tarih boyunca avrupa özürlüsü olmuş beşiktaş. muazzam bir iş.
not: neden şampiyonlar ligi deplasman performansını baz aldığıma gelince, bu maçlar bir türk takımının oynayabileceği en zor maçlar ve en büyük sınavlar. bir türk takımı buraları da oynayabiliyorsa olabileceği en mükemmel haline gelmiş demektir.
türk futbolunun görmüş olduğu açık ara en büyük takım olan galatasaray da bu eşiği aşarak en büyük takım haline geldi. o takım 1999 ağustos'tan 2000 ağustos'a kadar olan dönemde ön elemeler hariç oynadığı 7 deplasman ve 2 tarafsız saha maçından 4 galibiyet 3 beraberlik ve 2 mağlubiyet çıkarmıştı.


