4154
(bkz: 4 ocak 2015 beşiktaş-galatasaray maçı)nın devre arasında lig tv ekranlarındaki koşu mesafeleri istatistiğinde emre çolak'ın listede en üstte bulunduğunu hatırlıyorum.
https://gss.gs/93B.jpg
o dönem prandelli'den sonra gelen hamza hamzaoğlu'nun ilk işlerinden biri emre çolak'ı ilk 11'e almak olmuştu. emre’nin üstlendiği rol; selçuk, melo ve sneijder gibi teknik kapasitesi çok yüksek ancak hareketliliği sınırlı olan orta saha kurgusuna o hayati hareketliliği katmaktı. o günlerde, emre çolak’ın sadece bu yüksek koşu kapasitesini merkeze koyarak kariyerini bambaşka bir seviyeye taşıyabileceğine inanıyordum; ancak o, bu yolu tercih etmedi.
gerek o dönemde emre çolak için, gerekse sonraki yıllarda fiziksel dezavantajları olan diğer oyuncular için hep aynı şeyi düşündüm: saf koşu kapasitesini artırmak, bir oyuncunun seviyesini tek başına yukarı çekebilir. bunu en açık şekilde gösteren ise gabriel sara oldu sanırım.
sara, fiziksel olarak limitleri olan bir oyuncu. lemina kadar güçlü, torreira kadar çabuk ya da yunus kadar hızlı değil; muhtemelen hiçbir zaman da olmayacak. bu fiziksel limitleri nedeniyle galatasaray kariyerinde sorgulandığı dönemler de oldu. ancak sara bütün bu fiziksel dezavantajlarını çok kolay bir yöntemle kompanse etti: daha da fazla koşmak. hiçbir yere en önde gitmiyor ama her yerde mutlaka o var.
https://gss.gs/BTk.jpg
bu yöntem ona bugün brezilya milli takımı'nın kapılarını açtı. umarım hayal ettiği daha birçok hedefe de ulaşacaktır.
https://gss.gs/93B.jpg
o dönem prandelli'den sonra gelen hamza hamzaoğlu'nun ilk işlerinden biri emre çolak'ı ilk 11'e almak olmuştu. emre’nin üstlendiği rol; selçuk, melo ve sneijder gibi teknik kapasitesi çok yüksek ancak hareketliliği sınırlı olan orta saha kurgusuna o hayati hareketliliği katmaktı. o günlerde, emre çolak’ın sadece bu yüksek koşu kapasitesini merkeze koyarak kariyerini bambaşka bir seviyeye taşıyabileceğine inanıyordum; ancak o, bu yolu tercih etmedi.
gerek o dönemde emre çolak için, gerekse sonraki yıllarda fiziksel dezavantajları olan diğer oyuncular için hep aynı şeyi düşündüm: saf koşu kapasitesini artırmak, bir oyuncunun seviyesini tek başına yukarı çekebilir. bunu en açık şekilde gösteren ise gabriel sara oldu sanırım.
sara, fiziksel olarak limitleri olan bir oyuncu. lemina kadar güçlü, torreira kadar çabuk ya da yunus kadar hızlı değil; muhtemelen hiçbir zaman da olmayacak. bu fiziksel limitleri nedeniyle galatasaray kariyerinde sorgulandığı dönemler de oldu. ancak sara bütün bu fiziksel dezavantajlarını çok kolay bir yöntemle kompanse etti: daha da fazla koşmak. hiçbir yere en önde gitmiyor ama her yerde mutlaka o var.
https://gss.gs/BTk.jpg
bu yöntem ona bugün brezilya milli takımı'nın kapılarını açtı. umarım hayal ettiği daha birçok hedefe de ulaşacaktır.


