363
"en güçlü savaşçı zaman ve sabırdır" der rus yazar lev nikolayeviç tolstoy... sosyal medya ile beslenen "yeni yetme" galatasaray taraftarının ne zamanı vardı ne de sabrı golcüleri ıcardi'yi yaşadığı sakatlıktan dönmesini beklemeye de "kral" sabırla eleştirilere göğüs gerdi, "zamanı gelecek" dedi ve cuma gecesi eyüpspor karşısında yaptığı üçleme ile "kariyerinin değil hayatının bir parçası" olan galatasaray'da rekorları kırmaya devam etti. istanbulspor kupa maçında hagi'nin rekorunu ele geçirirken, bu kez de burak yılmaz'ın 44 golle rams park'ta en fazla gol atan galatasaraylı oyuncu rekorunu 47 golle tarihe gömüyordu...
rakip eyüpspor, arda turan ile süper lige çıktığı sezonda başarılı bir grafik çizmiş ama arda'nın ayrılması sonrası bir türlü toparlanamamış, başkanlarının da cezaevine girmesi sonrası tmsf'ye geçerken, ligden düşecek takımlar arasına girmişti. buna rağmen son haftalarda çıkışa geçmiş, konyaspor ve beşiktaş'la berabere kalırken, alanyaspor'u deplasmanda yenmişti.
sahaya sürecek yedek topçu bulamamaktan yapılan transferler sonrası "kimi oynatsam" gibi tatlı dertlere gark olan okan buruk, şampiyonlar ligindeki juventus maçı öncesi rotasyonlu bir onbirle oyuncularını sahaya sürmüştü... takımın bankoları sallai, torreira, barış, sara, jakobs kenardayken, boey'in ağızlarda bıraktığı tadı tekrar verip veremeyeceği merak ediliyordu sağ bekte. öte yandan italyanlara karşı cezalı lemina ile yanında başlayan ilkay'ın da juventus maçında kenarda olacağı için sahada 90 dakika kalmaları kimseye sürpriz olmadı. maç kadrosunun en güzel sürprizi de icardi ve osimhen'i yan yana seyretmek oluyordu...
karşılaşma golle başladı, yunus'un ortasında osimhen atacaktı okan buruk'un planında ama tersi oldu, victor ortaladı yunus geçen haftadan sonra ikinci kez kafayla (sırtla da olabilir) fileleri havalandırıverdi. ev sahibi erken öne geçti, taraftarında fark beklentisi oluştu da yunus'un hatalı pasında umut karşı karşıya kalınca yürekler ağıza geldi ama uğurcan başarılıydı. bir çok anadolu takımının, hatta şampiyonluk adaylarının aksine atilla gerin rams park'ta takımına "otüsü çekin" emri vermedi, tam tersi savunmadan paslarla çıkıp, galatasaray'a önde basmak istedi, kısmen de başarılı oldular, özellikle lenny pintor boey'i çok zorladı, bir çok defa da geçti fransız oyuncuyu...
galatasaray'ın maçta ikinci tehlikesi 20 dakikada ıcardi'nin ara pasında osimhen'in kaleciyi geçip plaseledi topun savunmada tarafından kornere atılmasıyla geldi. dört dakika sonra deplasman ekibi onguene ile gole bir kez daha yaklaştı da uğurcan yine başarılıydı. bir onlar bir galatasaray tehlike yaratıyor derken, ıcardi'nin düşerken ceza sahası dışında yolladığı füzeyi jankat kornere atıyor, lang'ın köşe vuruşunda penaltı tartışmaları arasında seken topu bu kez hollandalı topçu kaleye nişanlıyor, jankat'tan seken topu "fox in the box" ıcardi zımbalıyordu ağlara...
fark iki olmuşken, bir de yunus'un bedirhan'ın hatasından yararlanıp gole giderken düşürülmesi ile kader eyüpspor için ağlarını örmüştü: deplasman ekibi 10 kişi kalıyordu... sonrası ise galatasaray'da farkı arttırma, özellikle osimhen'e gol attırma çabaları ile mecbur kapanan eyüp savunması arasında bir mücadeleye dönüşüyordu.
ikinci yarıya yunus ve sanchez'in yerine singo ve asprilla ile başladı okan buruk ki sonraki dakikalarda abdülkerim'i de oyundan alınca juventus karşısına stoperlerini bir nebze dinlenmiş, sakatlıksız çıkarmak istiyordu. galatasaray'ın üçüncü golü de çok olmadan geliverdi, rakibin hatalı pasından yararlanan osimhen jankat'ı geçti, kaleyi denemek yerine boşta bekleyen ıcardi'yi gördü ve maçtaki ikinci asistini yaparken, mauro da ikinci golünü atıyordu... galatasaray taraftarı bir kez daha "aşkın olayım" diye bağırırken, bitiminde de osimhen'e tezahüratlar yükseliyordu rams park tribünlerinde...
lang'ın "kırk yıllık galatasaraylı" gibi rahat oyunu taraftarın alkışını alırken, asprilla'nın da her geçen maç üstüne koyması, özgüvenli rakibin üzerine gidip, uzaktan kaleyi denemesi okan buruk'un ligde çok faydalanacağı özellikleri olarak göze çarpıyordu. lang ve asprilla taraftardan geçer notu çoktan almışlardı da, 56. dakikada sahaya ayak basan nhaga hayatında unutamayacağı anlar yaşıyordu. genç topçu topu ne zaman ayağına alsa tüm stad bir anda matadorun arenada boğayı şişlemesi gibi alkış tufanı koparıyordu ki, bir değil iki değil maç sonuna kadar sürdü bu coşku. 18 yaşındaki renato da sevgiyi karşılıksız bırakmadı, sahada ayak basmadık alan kalmadı, düştü kalktı, düşürüldü, kart aldırdı rakibe, kilit paslar attı... kısaca "kumaşını gösterdi", bu çocuktan olacak dedirtti.
62de asprilla parçalı formayla ilk golüne yaklaşıyor, jankat kale arkasındaki foto muhabirlerine poz verircesine çıkarıyor, kornerden bomboş kafayı osimhen auta atarken, dakikalar sonrası lang'ın yerine giren barış'a ilkay'ın attığı uzun pasta barış osimhen'e asist deniyor ama osimhen'in ıskasıyla ıcardi hattrick yapıyordu... kime niyet, kime kısmet...
stat anonsçusu golün anonsunu yaparken, eyüpspor maça başlıyor, rotariu'nun ortasında yaşanan karambolde metehan uğurcan'ın iki maçlık gol yememe serisini üçe çıkarmaya izin vermiyor ve takımın "onur" golünü atıyordu...
kalan dakikalar yine eyüpspor yarı sahasında geçiyor, asprilla kaleyi deniyor, barış plaseliyor direği yalıyor da herkesin kalbinden osimhen'in gol atması yatıyordu. atıyor da golünü nijeryalı topçu asprilla'nın asistinde ama yan hakem bayrağı acımasızca kaldırıyordu... bu gün futbol tanrıları osi'nin yanında değildi, o da gol atamasam asist yaparım diyor, iki dakika sonra "asistin asistini" yaparak singo'yu savunma arkasına kaçırıyor, onun ortasında da ıcardi'den önce onguene topu kendi ağlarına yolluyordu...
yeni oyuncuların forma şansı bulduğu, değişik oyun sistemlerinin denendiği ve asların dinlendiği maçta galatasaray 5 gol atıp, üç puanı hanesine yazdırırken, tüm dikkatini juventus maçına çevirirken, ıcardi'nin fit görünümü ile 3 gollük performansı okan buruk'a tekrar ıcardi-osimhen'li bir kadro denemesi fikrini de aşılıyordu... ne diyordu şarkı "varlığı dert, yokluğu yara", yedek kulübesini genç topçularla doldurmaktan, oynatacak futbolcu bolluğuna dönüşen bir kadroda okan buruk'a kolaylıklar dileyelim...
kaynak ve maçtan fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...aray5-1eyupspor.html
rakip eyüpspor, arda turan ile süper lige çıktığı sezonda başarılı bir grafik çizmiş ama arda'nın ayrılması sonrası bir türlü toparlanamamış, başkanlarının da cezaevine girmesi sonrası tmsf'ye geçerken, ligden düşecek takımlar arasına girmişti. buna rağmen son haftalarda çıkışa geçmiş, konyaspor ve beşiktaş'la berabere kalırken, alanyaspor'u deplasmanda yenmişti.
sahaya sürecek yedek topçu bulamamaktan yapılan transferler sonrası "kimi oynatsam" gibi tatlı dertlere gark olan okan buruk, şampiyonlar ligindeki juventus maçı öncesi rotasyonlu bir onbirle oyuncularını sahaya sürmüştü... takımın bankoları sallai, torreira, barış, sara, jakobs kenardayken, boey'in ağızlarda bıraktığı tadı tekrar verip veremeyeceği merak ediliyordu sağ bekte. öte yandan italyanlara karşı cezalı lemina ile yanında başlayan ilkay'ın da juventus maçında kenarda olacağı için sahada 90 dakika kalmaları kimseye sürpriz olmadı. maç kadrosunun en güzel sürprizi de icardi ve osimhen'i yan yana seyretmek oluyordu...
karşılaşma golle başladı, yunus'un ortasında osimhen atacaktı okan buruk'un planında ama tersi oldu, victor ortaladı yunus geçen haftadan sonra ikinci kez kafayla (sırtla da olabilir) fileleri havalandırıverdi. ev sahibi erken öne geçti, taraftarında fark beklentisi oluştu da yunus'un hatalı pasında umut karşı karşıya kalınca yürekler ağıza geldi ama uğurcan başarılıydı. bir çok anadolu takımının, hatta şampiyonluk adaylarının aksine atilla gerin rams park'ta takımına "otüsü çekin" emri vermedi, tam tersi savunmadan paslarla çıkıp, galatasaray'a önde basmak istedi, kısmen de başarılı oldular, özellikle lenny pintor boey'i çok zorladı, bir çok defa da geçti fransız oyuncuyu...
galatasaray'ın maçta ikinci tehlikesi 20 dakikada ıcardi'nin ara pasında osimhen'in kaleciyi geçip plaseledi topun savunmada tarafından kornere atılmasıyla geldi. dört dakika sonra deplasman ekibi onguene ile gole bir kez daha yaklaştı da uğurcan yine başarılıydı. bir onlar bir galatasaray tehlike yaratıyor derken, ıcardi'nin düşerken ceza sahası dışında yolladığı füzeyi jankat kornere atıyor, lang'ın köşe vuruşunda penaltı tartışmaları arasında seken topu bu kez hollandalı topçu kaleye nişanlıyor, jankat'tan seken topu "fox in the box" ıcardi zımbalıyordu ağlara...
fark iki olmuşken, bir de yunus'un bedirhan'ın hatasından yararlanıp gole giderken düşürülmesi ile kader eyüpspor için ağlarını örmüştü: deplasman ekibi 10 kişi kalıyordu... sonrası ise galatasaray'da farkı arttırma, özellikle osimhen'e gol attırma çabaları ile mecbur kapanan eyüp savunması arasında bir mücadeleye dönüşüyordu.
ikinci yarıya yunus ve sanchez'in yerine singo ve asprilla ile başladı okan buruk ki sonraki dakikalarda abdülkerim'i de oyundan alınca juventus karşısına stoperlerini bir nebze dinlenmiş, sakatlıksız çıkarmak istiyordu. galatasaray'ın üçüncü golü de çok olmadan geliverdi, rakibin hatalı pasından yararlanan osimhen jankat'ı geçti, kaleyi denemek yerine boşta bekleyen ıcardi'yi gördü ve maçtaki ikinci asistini yaparken, mauro da ikinci golünü atıyordu... galatasaray taraftarı bir kez daha "aşkın olayım" diye bağırırken, bitiminde de osimhen'e tezahüratlar yükseliyordu rams park tribünlerinde...
lang'ın "kırk yıllık galatasaraylı" gibi rahat oyunu taraftarın alkışını alırken, asprilla'nın da her geçen maç üstüne koyması, özgüvenli rakibin üzerine gidip, uzaktan kaleyi denemesi okan buruk'un ligde çok faydalanacağı özellikleri olarak göze çarpıyordu. lang ve asprilla taraftardan geçer notu çoktan almışlardı da, 56. dakikada sahaya ayak basan nhaga hayatında unutamayacağı anlar yaşıyordu. genç topçu topu ne zaman ayağına alsa tüm stad bir anda matadorun arenada boğayı şişlemesi gibi alkış tufanı koparıyordu ki, bir değil iki değil maç sonuna kadar sürdü bu coşku. 18 yaşındaki renato da sevgiyi karşılıksız bırakmadı, sahada ayak basmadık alan kalmadı, düştü kalktı, düşürüldü, kart aldırdı rakibe, kilit paslar attı... kısaca "kumaşını gösterdi", bu çocuktan olacak dedirtti.
62de asprilla parçalı formayla ilk golüne yaklaşıyor, jankat kale arkasındaki foto muhabirlerine poz verircesine çıkarıyor, kornerden bomboş kafayı osimhen auta atarken, dakikalar sonrası lang'ın yerine giren barış'a ilkay'ın attığı uzun pasta barış osimhen'e asist deniyor ama osimhen'in ıskasıyla ıcardi hattrick yapıyordu... kime niyet, kime kısmet...
stat anonsçusu golün anonsunu yaparken, eyüpspor maça başlıyor, rotariu'nun ortasında yaşanan karambolde metehan uğurcan'ın iki maçlık gol yememe serisini üçe çıkarmaya izin vermiyor ve takımın "onur" golünü atıyordu...
kalan dakikalar yine eyüpspor yarı sahasında geçiyor, asprilla kaleyi deniyor, barış plaseliyor direği yalıyor da herkesin kalbinden osimhen'in gol atması yatıyordu. atıyor da golünü nijeryalı topçu asprilla'nın asistinde ama yan hakem bayrağı acımasızca kaldırıyordu... bu gün futbol tanrıları osi'nin yanında değildi, o da gol atamasam asist yaparım diyor, iki dakika sonra "asistin asistini" yaparak singo'yu savunma arkasına kaçırıyor, onun ortasında da ıcardi'den önce onguene topu kendi ağlarına yolluyordu...
yeni oyuncuların forma şansı bulduğu, değişik oyun sistemlerinin denendiği ve asların dinlendiği maçta galatasaray 5 gol atıp, üç puanı hanesine yazdırırken, tüm dikkatini juventus maçına çevirirken, ıcardi'nin fit görünümü ile 3 gollük performansı okan buruk'a tekrar ıcardi-osimhen'li bir kadro denemesi fikrini de aşılıyordu... ne diyordu şarkı "varlığı dert, yokluğu yara", yedek kulübesini genç topçularla doldurmaktan, oynatacak futbolcu bolluğuna dönüşen bir kadroda okan buruk'a kolaylıklar dileyelim...
kaynak ve maçtan fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...aray5-1eyupspor.html

