928
yıllardır ekranlarda "taktik", "sekans", "geçiş oyunu" diyerek hepimize futbolun entelektüel yüzü olduğunu pazarlayan, ancak maskesi ilk fırsatta çatlayan şahıs.
serdar ali çelikler gibi bir figür bile ortamı yumuşatmak için fenerbahçe-trabzonspor rekabeti üzerinden bir köprü kurmaya çalışırken, bizim "akil" adamımız çıkıp fenerbahçe için "ingiliz iğnesi olmadığını anladılar" diyebiliyor.
buradaki kurnazlık şurada; fenerbahçe üzerinden bir "aklama" yaparken, o meşhur "ingiliz iğnesi" yakıştırmasıyla asıl oklarını galatasaray’a fırlatıyor. galatasaray’ın kuruluş mottosundan tutun da, yıllardır rakiplerin sığındığı o "dış mihrak, yabancı cemiyet" alt metinli çirkin imalara selam çakıyor. güya fenerbahçe’nin "yerli ve milli" olduğunu vurgularken, bilinçaltındaki galatasaray nefretini bu sinsi benzetmenin içine yediriyor.
nedir ingiliz iğnesi? sinsiliktir, çaktırmadan yapmaktır. sen bir camiayı bu topraklara ait değilmiş gibi betimleyip, sinsi bir dış aparat imasında bulunamazsın. bunu tane tane konuşarak, ceketinin düğmesini ilikleyerek, o steril "hoca" imajının altına gizlenerek yapınca adı entelektüellik değil, operasyonel yorumculuk oluyor.
türk futbolunun asıl sorunu bağırıp çağıranlar değil, tam olarak budur: derinlikli görünüp sığ sularda kulaç atanlar, nezaket maskesinin altına en ilkel nefret söylemlerini gizleyenler.
yazık. bunca yıllık o "beyefendi futbol adamı" imajını, galatasaray'a laf çarpacağım diye bir cümlede yerle bir etti. meğer o taktik tahtalarının arkasında bildiğimiz bir fanatik yatıyormuş
serdar ali çelikler gibi bir figür bile ortamı yumuşatmak için fenerbahçe-trabzonspor rekabeti üzerinden bir köprü kurmaya çalışırken, bizim "akil" adamımız çıkıp fenerbahçe için "ingiliz iğnesi olmadığını anladılar" diyebiliyor.
buradaki kurnazlık şurada; fenerbahçe üzerinden bir "aklama" yaparken, o meşhur "ingiliz iğnesi" yakıştırmasıyla asıl oklarını galatasaray’a fırlatıyor. galatasaray’ın kuruluş mottosundan tutun da, yıllardır rakiplerin sığındığı o "dış mihrak, yabancı cemiyet" alt metinli çirkin imalara selam çakıyor. güya fenerbahçe’nin "yerli ve milli" olduğunu vurgularken, bilinçaltındaki galatasaray nefretini bu sinsi benzetmenin içine yediriyor.
nedir ingiliz iğnesi? sinsiliktir, çaktırmadan yapmaktır. sen bir camiayı bu topraklara ait değilmiş gibi betimleyip, sinsi bir dış aparat imasında bulunamazsın. bunu tane tane konuşarak, ceketinin düğmesini ilikleyerek, o steril "hoca" imajının altına gizlenerek yapınca adı entelektüellik değil, operasyonel yorumculuk oluyor.
türk futbolunun asıl sorunu bağırıp çağıranlar değil, tam olarak budur: derinlikli görünüp sığ sularda kulaç atanlar, nezaket maskesinin altına en ilkel nefret söylemlerini gizleyenler.
yazık. bunca yıllık o "beyefendi futbol adamı" imajını, galatasaray'a laf çarpacağım diye bir cümlede yerle bir etti. meğer o taktik tahtalarının arkasında bildiğimiz bir fanatik yatıyormuş


